Zorlu PSM MIX FESTIVAL'de konser verecek Danimarkalı genç Türk şarkıcı Hilal Kaya ile konser öncesi konuştuk

Zorlu PSM MIX FESTIVAL'de konser verecek Danimarkalı genç Türk şarkıcı Hilal Kaya ile konser öncesi konuştuk

 

Hilal Kaya: "Bu benim vereceğim en büyük konser olacak"

 

 

Cazkolik: Hilal hn. merhaba, sizi Kalaha grubuyla tanımıştık. Kalaha cazla da anılıyor, Kalaha ile hâlâ devam mı?

 

Hilal Kaya: Evet, uzun zamandır Kalaha ile çalıyordum ama çok fazla iş yaptığımız için, sabit bir üyesi olarak anılsam da aslında hep featuring artist olarak bulundum. Onların müzikal yönelimi başka bir yöne doğru evrilince birlikte yeni müzikler yapmamaya karar verdik. Ben tamamen kendi kariyerime yönelmiş olsam da, onlarla konserlerde sahne almaya devam ediyorum.

 

 

Anadolu büyüsünü sonradan keşfettiğim bir evren benim için

 

 

Cazkolik: Zorlu PSM "Anadolu'nun sesini dünyaya taşıyan" sanatçı olarak tanıtıyor sizi, Hürriyet gazetesi de benzer başlık kullanmış, Danimarka'da dünyaya gelip orada büyüyen biri olarak 'Anadolu' ile ilişkiniz nasıldı? Çocukken gelip gider miydiniz? Aile bağları dışında Türkiye ile ilişkinizi nasıl anlatırsınız?

 

Hilal Kaya: Evet, bu benim için iddialı ama hoşuma giden bir başlık. Aslen Şarkışlalıyım ve küçüklüğümden beri her yaz oraya gideriz. Türkiye'de kısa süreli de olsa bulunmak bana çok iyi geliyor. Anadolu, çocukluğumdan bu yana içinde olduğum ama büyüsünü sonradan keşfettiğim bir evren benim için.

 

 

 

Müzikte geçmişe gittikçe her kültürle bağ kurulabiliyor

 

 

Cazkolik: 1960'ların, 70'lerin elektro pop tınıları sizin kuşağınız da dahil Avrupa'da yaşayan çoğu müzisyenin müziği için çıkış noktası oldu, iki kültür arasında ortak bir dil bulmak gibi bir çabanız var mı?

 

Hilal Kaya: Evet, uzun zamandır bu türde müzik çok revaçta. Ben de Kalaha ile bu tür müzik üzerinde yoğunlaşmıştım. O müziğin eğlenceli ve "show" yönü çok güçlü ama ben bundan ziyade Türk müziğinin daha doğal, daha köklerinden gelen tınılarını dinletmeye çalışıyorum. Müzikte geçmişe gittikçe her kültürle bağlantılar kurulabiliyor.

 

 

Hâlâ caz radyolarında çalınan şarkılarım var

 

 

Cazkolik: Kalaha grubuna tekrar dönmek istiyorum ama farklı bir soruyla, caz müziğiyle aranız nasıl? Tipik bir caz şarkıcısı olmayı istediniz mi?

 

Hilal Kaya: Caz müziğiyle aram aslında çok iyi ve isteseydim klasik caz da söyleyebilirdim ama cazın evrenselliği ve sınırsız dünyasında bana ve müziğime her zaman yer var. Hâlâ caz radyolarında rotasyonda olan şarkılarım var. Türkiye'de bu müzik geleneksel ya da halk müziği olarak tanımlanıyor olsa da, yurt dışında genellikle etnik caz olarak görülüyor.

 

 

 

MIX Festival gibi harika line-up'a sahip bir organizasyonda yer almak şimdiye kadar başıma gelmiş en güzel şey

 

 

Cazkolik: Türkiye'de ilk kez konser vereceksiniz, bu konseri köklere dönüş olarak mı görüyorsunuz? Türkiye'nin, İstanbul'un sizdeki müzikal karşılığını nasıl anlatırsınız?

 

Hilal Kaya: Bu benim vereceğim en büyük konser olacak. Ben İstanbul'da kaldırımda bile konser vermeye razıydım ama böyle büyük bir sahnede ve MIX Festival gibi harika bir line-up'a sahip bir organizasyonda yer almak, başıma şimdiye kadar gelmiş en güzel şeylerden biri olacak. İnsanlara zaten aşinâ oldukları şeyleri biraz farklı varyasyonlarla sunacağız. Onların desteğini alıp Danimarka'ya geri döneceğiz.

 

 

 

"Çok Küstüm" benim için çok önemli bir şarkı

 

 

Cazkolik: "Çok Küstüm" şarkınızı dinlerken şarkının aranjmanındaki etnik caz tınıları karmaşık cazip bir füzyon üretmiş, müziklerinizi ve bestelerenizi kimlerle çalışıyorsunuz?

 

Hilal Kaya: Evet, "Çok Küstüm" benim için ve müzik geçmişim için çok önemli bir eser. Kalaha'nın geniş vizyonu ve şimdi ekibimde yer alan Orhan Özgür Turan'ın şarkının merkezinde yer alması zamansız bir eser ortaya çıkardı. Şu anda yaptığım demoları ve besteleri tamamen ekipçe birlikte hareket ederek düzenliyoruz.

 

 

 

Danimarka'da zengin bir Türk müziği diyasporası var

 

 

Cazkolik: Danimarka'da müzikal bakımdan bereketli bir Türk mirası var, caz bakımından Sanem Kalfa da önemli çalışmalar yapıyor, Danimarkalı Türk müzisbyenler birbirinizle ortak çalışmalar yapıyor musunuz? (Belki biz burada duymadık)

 

Hilal Kaya: Elbette burada Türkçe müzik yapan başka ekipler ve müzisyenler var. Orhan Özgür zaten Danimarka'ya etnik Türk müziğini aşılayan kişi. Daha birçok harika müzisyen var; bazılarıyla daha önce çalıştım, bazılarıyla ileride çalışmayı planlıyorum. Mesela artık aktif olmayan "Tuhaf" adlı Türkçe rock grubunun gitaristiyle Harabe'yi yapmıştık. İlginç bir bilgi de vereyim: Kalaha'nın davulcusu Emil de Waal'in perküsyon öğretmeni Atilla Engin'dir. 80'lerde Okay Temiz ile birlikte İskandinavya'nın en önemli sahnelerinde konser vermişler.

 

 

 

O ev gerçekten bildiğim bir evdi

 

 

Cazkolik: "Harabe" şarkınız son günlerin hit şarkılarından biri oldu. 'Terk edilmiş bir evi düşünerek yazdım' diyorsunuz. Söz yazarken beslendiğiniz kaynaklar kendi hayatınız mı, yaşadıklarınız mı, daha kurmaca hikayeler mi?

 

Hilal Kaya: Kurmaca değil. Harabe, Sultan ve Perişan tamamen hayatımın parçaları. O ev gerçekten bildiğim bir evdi. Dışı tamamen çökmüş ama içi sanki dün terk edilmiş gibiydi. Harabe'deki hikâye, o evin bana bir anda hissettirdiği terk edilmişlik duygusunu ve yıkımı anlatıyor. Özellikle kendi projemde lirikaliteye elimden geldiğince dikkat ediyorum. Elbette bana destek olan ekip arkadaşlarım da var.

 

Cazkolik: Şarkılarınızı Türkçe söylüyorsunuz, Danimarka'da yaşayan, söyleyen biri olarak sizin için zor bir tercih değil mi?

 

Hilal Kaya: Evet, aslında zor. Onları etkilemek için gerçekten farklı ve gerçek şeyler yapmak zorundasınız. Sadece Türkçe müzik söylemek çok özel bir şey değil, ama bizim eşsiz bir müzik kültürümüz var ve bunu doğru yaptığınızda insanlar sizi anlamasalar da kabul ediyorlar.

 

 

 

Grubumda Danimarkalı ve Türklerden oluşan harika müzisyenler var

 

 

Cazkolik: Grubunuzdaki kıymetli müzisyenler hakkında da sormak istiyorum. Danimarkalı ve Türk müzisyenler aynı gruptasınız, grubu nasıl bir araya getirdiniz?

 

Hilal Kaya: Evet, grubumda bağlama ve udda Orhan Özgür Turan, gitarlarda Søren Bigum, davul ve perküsyonda Søren Poulsen ve bas gitarda Henrik Poulsen var. Orhan'dan zaten bahsetmiştim; gerçek bir bağlama ve ud virtüözü. Søren Bigum ise Danimarka'nın en iyi rock gitaristlerinden biri ve 2010'ların başında Orhan ile "Hudna" adlı, etnik Türkçe müzik yapan bir grupta çaldığı için bu müziğe çok hâkim. Søren Poulsen ve Henrik Poulsen ise ilk kez Türkçe müzik çalmaya başladılar ama ikisi de çok önemli gruplarda yer alıyor. Søren çok esnek ve vokaliste odaklı müzik yapmayı çok iyi biliyor. Henrik ise gerçekten çok iyi bir basçı ve müziğime funk öğelerini karakteristik bir şekilde katıyor. Böyle bir orkestra ile çalmak bu işin ciddiyetiyle ilgili. Mesela bu müziği herhangi bir gitaristle yapsaydım ilerlemem çok uzun zaman alabilirdi. Bu yüzden Orhan Özgür ile birlikte bu ekibi kurduk.

 

Cazkolik.com / 10 Kasım 2025, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.