Gençliğimin fon müziği; Adiós Alex Ligertwood

Gençliğimin fon müziği; Adiós Alex Ligertwood

 

Alex Ligertwood (1946 - 2026)

 

 

Gönlümde eşsiz bir yeri olan Alex Ligertwood 79 yaşında hayata elveda dedi. Onun taklit edilemeyecek vokalini yaklaşık kırk beş sene önce sevgili arkadaşım Tarık’ın plâktan kasete çektiği 1979 tarihli Santana albümü "Marathon"da dinlemiştim. Kısa sürede, üç aşağı beş yukarı aynı kadrolarla kaydedilen "Zebop", "Shango" ve "Swing of Delight" albümlerini de edinmiştim. Bu kayıtlar çok uzun  dönem kulaklarımda ve kalbimde taht kurdu; adeta gençliğimin fon müziği oldular ve bu harika müzisyenler bana çocuk yaşlarımda caz-rock, fusion aşısı enjekte ettiler.

 

 

Santana, 1990 yılında, Spirits Dancing in the Flesh turnesi kapsamında ilk defa Türkiye’ye geldiğinde Glasgow doğumlu Alex Ligertwood’u canlı izleme şansı bulmuştuk. İnternet'in ilk zamanlarında faal olan web sitesi aracılığıyla kendisinden bir imzalı fotoğraf rica etmiştim; beni kırmayıp o karizmatik resmini göndermişti. Ne yazık ki taşınmalardan birinde kaybolan o fotoğraf, uzun yıllar odamdaki kütüphanenin en fiyakalı köşesinde asılı durmuştu.

 

 

 

Müzikal bir soyağacı: Glasgow'dan dünya sahnesine

 

 

Glasgow’daki ilk gençliğinde, küçük plâkçılarda dinlediği Amerikan soul ve blues müziğine tutulmasını, ilk skiffle grubu The Meridians’ı Don Hammond’a anlattığı videoyu izlerken; aslında döneminin neredeyse tüm Britanyalı müzisyenleriyle aynı "Amerikan büyüsüne" kapıldığını görüyorsunuz.

 

 

Maggie Bell’in (Stone The Crows) tavsiyesiyle Jeff Beck’e önerilmesini dinlerken aklıma Pete Frame’in Rock Family Trees kitabı geliyor. Gruplar arası müzisyen transferleri, birbirisinden alâkasız gibi görünen birçok grubu bir noktada birbirine bağlıyor. İngiliz Jeff Beck Group, İskoç The Senate, Amerikalı Narada Michael Walden, uluslararası Mahavishnu Orchestra, İskoç Average White Band, Amerikalı Santana, Fransız Troc, Amerikalı David Sancious ve İngiliz Brian Auger… Hepsinde Alex Ligertwood var. Bu bağlantıları kurcalamak, benim en sevdiğim ve en çok vakit harcadığım uğraşım diyebilirim; birçok yeni müzisyene de bu sayede ulaşıyorum.

 

1960’lardaki grubu The Senate ile bir aylığına gittikleri İtalya turunda, beraber turne yaptıkları Fransız/İtalyan gruptaki davulcu Andre Ceccarelli ile samimi olup üç sene İtalya’da kalıyor Alex. Caz-rock grubu Troc böyle doğuyor. Andre Ceccarelli ve (Magma’dan hatırlayacağınız) Janick Top ile yolları burada kesişiyor. Maggie Bell’in tavsiyesiyle kısa süre çalıştığı Jeff Beck Group’tayken bestelediği "Truth" parçasını, Jeff Beck sonradan "Situation" adı ve farklı sözlerle bir başka büyük vokalist olan Bobby Tench’e söyletiyor ve bu kötü kazık onun içinde hep bir acı olacak kalıyor. Orijinal "Truth" ise Hammond cambazı Brian Auger ve The Oblivion Express albümü Second Wind’de kendine yer buluyor. Parça, bugün hâlâ Brian Auger repertuvarının en sağlam eserlerinden biridir.

 

 

 

 

Müzik pasaportu ve sahne vakarı

 

 

Her zaman takip ettiğim Jake Feinberg ile Santa Barbara’daki evinde yaptığı söyleşide Alex, gençliğinde vahşi çetelerin cirit attığı Glasgow’da hayatta kalmasını bir çeşit "müzik pasaportuna" bağlıyordu. Çetelerin müzisyenlere dokunmayarak saygı gösterdiğini, bu sayede bir çeşit geçiş üstünlüğüne sahip olduklarını anlatıyordu. Seneler sonra sahnede Carlos Santana’yı bir saldırgandan mikrofon standı kullanarak korumasını da o yıllardan kalma bir kas hafızasına, bir çeşit gençlik refleksine dayandırıyordu.

 

Mentörlerinden biri olan Ben E. King’e, ortak bir turnede sahneye nasıl bu kadar hâkim olduğunu sorduğunu ve aldığı cevapla aydınlandığını gözleri parlayarak anlatıyor usta sanatçı. Ben E. King; "Sahneye girerken evimin salonuna girdiğimi, seyircilerin de eve gelen misafirler olduğunu düşünürüm" diyordu. Alex de bu cevabı hayatı boyunca kulağına küpe yaptığını söylüyor.

 

 

Brian Auger, Eddie Offord, David Sancious ve sonunda Santana ile herkesin sevgilisi

 

 

Domino taşı gibi bir kariyer. Brian Auger’in kayıtlarında bulunan Eddie Offord (herkes Yes ile tanır) David Sancious’a vokalist olarak Alex Ligertwood’u tavsiye ediyor. Kısa süre içinde Yeni Dünya’ya uçup, David Sancious’un grubunda yer buluyor kendisi küçük hançeresi büyük İskoç. Gerisini Carlos Santana’da dinleyelim otobiyografisi Universal Tone’da; "1978'de Inner Secrets albümü çıkmak üzereyken, Greg Walker, Santana'dan ayrılmaya hazırlanıyordu ve Alex Ligertwood'u kadroya aldık, o da benim rehberimde olan biriydi. Onu ilk kez David Sancious'un Tone adlı grubunda şarkı söylerken duymuştum ve 1975'te Beacon Theatre'da bizim için açılış grubu olarak sahne almışlardı".

 

 

David harika bir adam. Gitar ve klavye çalıyor, Bruce Springsteen'in grubundan geliyordu ve Lenny White'ın taktığı gibi Zorro şapkaları takıyordu. Gerçek bir rock füzyon adamıydı.

 

David'in vokalistinin harika bir R'n'B sesi olduğunu fark ettim, ancak konuştuğunda onu anlamak neredeyse imkansızdı, kalın bir İskoç aksanı vardı.

 

Alex'i aradım ve Greg'in de şarkı söylediği birkaç konserde bizimle çaldı ve iki vokalist fikrini sevdiğimi fark ettim. Birbirlerinin açığını kapatabilirlerdi;

 

 

Biri daha yüksek ve net, diğeri daha alçak ve blues tarzında, daha çok farklı müzik tarzlarını bir araya getiriyordu.

 

Alex şarkı söylerken size Tanrı'yı hissettirebilir; tıpkı 1992'deki Milagro albümünde "Somewhere in Heaven"ı söylerken yaptığı gibi sizi cennette olduğunuza inandırıyor.

 

80’lerin başında Santana’daki sık kadro değişikliklerinden dolayı yine Santana’dan arkadaşı basçı David Margen, Grateful Dead’den Brent Mydland ve Bill Kreutzmann ile beraber kurdukları Go Ahead grubu sayesinde meşhur "Dead Head" seyirci kitlesiyle tanışınca, onların zaten Grateful Dead müzisyenleriyle beraber en başından beri "evin içinde" “sahnede” olduklarını anlıyor. Müzik sayesinde birçok ülkede yaşama şansı bulmasını ve harika insanlarla tanışmasını en büyük şansı olarak görüyor.

 

 

Hayatının son yıllarında ise bir kıtadan diğerine taşınarak; Almanya’daki Santana tribute grubu Magic of Santana, Fransa’da Andre Ceccarelli ile Troc ve Kaliforniya’da Brian Auger ile Oblivion Express projelerini tekrar canlandırıyordu.

 

 

Onun dünya çapında tanınmasını sağlayan Santana yılları, kendisi için büyük bir sınav ve farklı bir deneyimdi. Büyük güvenlik önlemleri, izole yaşam alanları ve hayran izdihamlarıyla geçen o büyülü yılların ardından; mütevazı kulüplerdeki samimi müzik dostlarıyla tekrar buluşmanın "gerçek" müzisyen - dinleyici ilişkisi olduğunu bizlere hatırlatıyor.

 

Discogs.com verilerine baktığınızda, birçok müzik prodüktörünün tarz fark etmeksizin aklına gelen ilk isimlerden birinin o olduğunu göreceksiniz. Bu ihtişamlı kariyeri yansıtacak kapsamlı bir Spotify çalma listesini, yüzlerce albümü tarayarak sizler için hazırladım.

 

Adios Alex...

 

 

Arkadaşımız Cenk Erdem'in 2012 yılında Carlos Santana ile yaptığı Cazkolik röportajını okumak için bu linki kullanabilirsiniz.

 

Arkadaşımız Cenk Akyol'un makale arşivini okumak için bu linki kullanabilirsiniz.

 

Cenk Akyol

 

Cazkolik.com / 19 Mayıs 2026, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cenk Akyol

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.