Jimi Hendrix ile Wes Montgomery arasındaki kayıp halka James "Blood" Ulmer hayata veda etti

Jimi Hendrix ile Wes Montgomery arasındaki kayıp halka James "Blood" Ulmer hayata veda etti

 

James "Blood" Ulmer (1940 - 2026)

 

 

Caz dünyası, Sonny Rollins'in ölümünün ardından bir büyük ustasını daha kaybetti. Avangard caz blues müziğin vizyoner dehası, gitarist ve vokalist James "Blood" Ulmer 86 yaşında hayata gözlerini yumdu. Sanatçıyı tarifsiz, keskin, kalpten gelen cızırtılı gitarı ve onulmaz sesiyle hatırlayacağız. Ulmer, yeraltındaki sesleri avangart funky tonuyla yeryüzüne taşımayı başarmış bir sanatçıydı.

 

On yıl önce, sıcak bir temmuz akşamı İstanbul Caz Festivali yeni bir konsere hazırlanıyordu ama... konser öncesi kadroya dair ilginç bir değişiklik haberi gelmişti, şöyle ki, basçı Charnet Moffett'nin büyük ustalardan oluşan dörtlüsünü izleyecektik. Stanley Jordan gitarda, Cyrus Chestnut piyanoda, Jeff "Tain" Watts davulda.

 

Fakat... bir kaç gün önce kadroda isim değişikliği olduğu duyuruldu, Stanley Jordan yerine James Blood Ulmer gelecekmiş.

 

Sevin abla (Akyol) o konseri "sakın biletlerinizi değiştirmeyin" diye duyurmuştu yazısında. Stanley Jordan'a lafım yok ama gelene bakın hele; James Blood Ulmer, kim değiştirir biletini!

 

O sıcak Temmuz akşamı Sabancı Müzesi bahçesinde yerimizi aldık, konser için restoranın olduğu bölgeyi ayırmışlardı. Sandalyelere oturduk müzisyenleri bekliyoruz.

 

Ağır abiler nihayet seyircinin arasından yürüyerek geldiler. Sanki o an, o yürüyüş ânı dahi bir konser yazısı yazmaya yeterdi.

 

Sadece James Blood Ulmer'ı izliyordum. En havalıları oydu. Uzun boylu, koyu renk elbiseli, başında el işi bir bere, siyah güneş gözlüklerinin arkasına saklanmış, pırıl pırıl lacivert bir gitar.

 

Aradan çok zaman geçti, iyi bir konser miydi emin değilim. Ulmer'ın canı mı sıkkındı, kadro değişikliği nasıl olmuştu, hatır gönül mü gelmişti, hiç bir fikrim yoktu, Ulmer konser boyunca hatırımda kalan özel bir performans sergilemedi, diğer müzisyenler de öyle ama ne olursa olsun hepsi harika müzisyenlerdi.

 

 

2015 konserinden bir anı (Fotoğraf: Sibel Çakan)

 

 

James Blood Ulmer'ı hep İstanbul Caz Festivalleri'nde izledik

 

 

İlkini hatırlıyorum, doksanların sonuydu, açıkhavada değil CRR'de vermişti konseri ve sanıyorum Türkiye'deki konserlerinin en iyisi oydu. Daha önce Parliament Jazz Festival için geldiğini hatırlıyorum ama elimdeki kayıtlardan doğrulatamadım. Bir de 2015 konseri var ve yine İKSV.

 

James Blood Ulmer'ın 86 yaşında öldüğü haberi gelince aklım yine o konsere gitti. O gece belki gitarından fazla nasiplenemedik ama ne farkeder, bulduğum her fırsatta hâlâ dinlerim James 'Blood' Ulmer'ı. Soyadının nasıl okunduğunu da bir türlü bilemedim; Olmar mı, Ulmar mı? Hangisi...

 

 

Şimdi sizi de, kendimi de kırk küsur yıl önceye ışınlıyorum;

 

 

Seksenlerin ilk yarısı. Üniversite talebesiyim. Ulmer'ın "Odyssey" albümü yeni çıkmış. Adını bir veya iki kez duymuşumdur, o sıra öyle festival de yok ki gelsinler, Bilsak henüz başlamamış. Bir yerden elime "Oydssey" kaseti geçti. Caz ile rock-blues arası bir şey, kafamdaki caz sorularının hepsini karman çorman eden bir müzik ama tarzların ötesinde dehşet sevdiğim bir albüm olmuştu, muhtemelen içimdeki müzikal muhalifi keşfetmemi sağlamıştı. Kaset benim değildi, bir kaç gün sonra verdim.

 

 

"Jimi Hendrix ile Wes Montgomery arasındaki kayıp halka"

 

 

James Blood Ulmer'ın "Odyssey"den üç sene önce (12 Eylül darbesinin olduğu yıl) 'Blood' adıyla "Are You Glad to be in America?" parçasının da olduğu daha önemli o albümü çok sonra dinlemiştim. Harika bir kadrosu vardı albümün; Ulmer gitarda, Amin Ali elektrik basta [halbuki "Odyssey"de bas gitar kullanmamıştı], davulda Ronald Shannon Jackson ve Calvin Weston, tenor saksofonda çok sevdiğim David Murray, altoda Oliver Lake, trompette Olu Dara. Bu albüm sanırım bir çok dijital platformda şu an yok ama Youtube'da var, merak eden oradan dinlesin.

 

 

Gitarın böyle de çalınabildiğini bilmezdim

 

 

Gitar, nefesliler, davul... hepsi obsesif, hepsi sinirli, gitar daha da sinirli kısa, kesik, absürd kolektif cümleler. Şarkı söylerken rock/blues solisti, gitar çalarken 'free jazz' gurusu. Dönemin eleştirmenleri Ulmer'ın tarzını 'avangart bataklık blues'u' olarak tarif etmiş, bu tür yorumları çok sonra öğrendim, yine çok sonra okuduğum "Jimi Hendrix ile Wes Montgomery arasındaki kayıp halka" tabiri gibi.

 

 

Yeni şeyler öğrendikçe yeniden keşfettiğim bir müzisyen oldu Ulmer

 

 

Keşfetmeye devam edeceğim. Bilmediğim, duymadığım müziklerini arayacağım, Youtube'u eşeleyip yeni şeyler var mı diye bakacağım. "Are You Glad to be in America?" şarkısını bugün Trump Amerikasıyla nasıl olurdu diye yeniden dinleyeceğim, ve hep dinleyeceğim.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 11 Haziran 2026, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com kurucusu, editör ve yazar.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.