26. İstanbul Caz Festivali Bugge Wesseltoft Röportajı: Canlı performans temel görevim

26. İstanbul Caz Festivali Bugge Wesseltoft Röportajı: Canlı performans temel görevim

26. İstanbul Caz Festivali’nde 6 Temmuz Cumartesi günü Beykoz Kundura Fabrikası bahçesinde müzikseverleri 4 konser bekliyor. Gecenin üçüncü konserinde, piyanist Bugge Wesseltoft, basçı Dan Berglund ve davulcu Magnus Öström’ün kurduğu RYMDEN sahneye çıkacak. Grup, 90’lardan 2000’lere kadar İskandinavya’da pek çok müzisyen ve gruba ilham veren iki grup New Conception of Jazz ve e.s.t.’in üyelerinden oluşuyor. İKSV’nin konser duyurusunda yer aldığı gibi “İlk albümleri Reflections and Odysseys’i bu yılın başında yayımlayan RYMDEN, deneysel dünyasını 26. İstanbul Caz Festivali’ne taşıyor.” Biz de RYMDEN’ı oluşturan ödüllü Norveçli piyanist Bugge Wesseltoft ile konseri öncesi görüşme imkanı bulduk. Piyanist Selen Gülün’ün yeniden yapılan İstanbul belediye başkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin tweet’ine “İstanbullu arkadaşlarım için mutluyum” diye yorum yazacak kadar İstanbul’a ve şehrin ritmine olan sevgisini, Lale Plak ve pek çok Türk müzisyenle olan dostluğunu konuştuk. Bir de Erkan Oğur ile üzerinde çalıştıkları yeni projesinin müjdesini verdi sanatçı.


Nazlı Toprak


Kendi kendine öğrenilen bir müzik yolculuğu


Nazlı Toprak: İki yaşından beri piyano çalıyorsunuz. Kendi kendine öğrendiğinizi belirttiğiniz piyanoda derinleşmeye nasıl karar verdiniz?


Bugge Wesseltoft: Müzik her zaman hayatımda derin bir yere sahiptir. Bu ister dinleyerek olsun, ister öğrenerek ya da çalarak olsun... Babam bir caz gitaristi ve ben onun provalarını dinleyerek büyüdüm. Sanırım müziği derinlerde kazımak benim için hep doğal bir biçimdi.


Müzik tarzı


Nazlı Toprak: Modern caz piyanosunu ve elektroniği birleştirmeye nasıl karar verdiniz? Müzik tarzınızı nasıl tanımlarsınız?


Bugge Wesseltoft: 7 ila 22 yaşlarım arasında bir piyanom yoktu. O yıllar boyunca bir Fender Rhodes`u ve DX7 orgum vardı. Nihayet bir piyano alınca, sesine ve hissettirdiklerine yeniden aşık oldum. Bu arada, bir yandan da ilk Atari bilgisayarımı ve Akai sampler’ımı aldım. Sanırım, elektronik aletlerle yapılabilecek olasılıkları ve elektronikle gerçek akustik ses kombinasyonunu hep sevdim.


Nazlı Toprak: “New Conception of Jazz” adlı ilk albümünüzün sizin için yeri nedir?


Bugge Wesseltoft: Tüm ilhamlarımı caz ve doğaçlayarak karıştırmaya yönelik bir çaba idi.


Nazlı Toprak: Akustik piyano sesini, elektronik ses, synthesizer, efektler, örnekler, algoritmalar vb. ile karşılaştırırsanız...


Bugge Wesseltoft: Gerçekten fark hissetmiyorum. Bana göre, elektronik ve dizüstü bilgisayarlar da çalmak ve doğaçlama yapmak için kullanılan enstrümanlar. Herhangi bir fark arayacaksak, piyanoyu melodik ve armonik doğaçlamada, elektroniği de soundscape doğaçlamada kullanmayı tercih ederim.


Nazlı Toprak: Müzikal ilhamlarınız kimlerdi ve halen kimler?



Bugge Wesseltoft: Pek çok ilham kaynağım var ve hâlâ yenilerini keşfediyorum. Çocukken Amerikan caz ve soul müzikle ilgilenmeye başladım, 12 yaşlarımda babamın sayesinde, caz rock, ECM ve klasik müziği keşfettim. 16 yaşımda kısa bir punk rock dönemim oldu ve 20 yaşındayken elektronik müziğe yöneldim. Bunların ardından da çağdaş müzik geldi.


Nazlı Toprak: Farklı kültürlerin geleneksel müziklerinden de ilham aldığınızı biliyoruz.


Bugge Wesseltoft: ilk kez Eritre’de dinlediğim geleneksel müzikle başladı bu büyük ilgim. Dünyadaki en sevdiğim müzik mağazası olan Lale Plak’ta

arkadaşım Hakan ile farklı kültür müziklerini keşfetmeye devam ediyorum.


Nazlı Toprak: Peki, Avrupa Cazı’nın etkileri neler?


Bugge Wesseltoft: Genel olarak cazın evrensel bir şey olduğunu düşünüyorum. Caz, değişimler, farklı karışımlar ile sürekli esinlenerek gelişmesini sürdürür. Caz tarihi, Afrika müziği, kilise müziği, yerli Amerikan müziği, İrlanda müziği karışımı olarak başladı ve çoğunlukla siyahi Amerikalılar tarafından icra edildi. 1. Dünya Savaşı’nın ardından, Amerikan cazı ve Fransız çingene cazının karışımından sonra ise cazda büyük bir değişiklik oldu. Bugüne kadarki en ünlü caz albümü olarak kabul edilen “Kind of Blue”, Fransa`da 2 yıl boyunca kalan Miles Davis’in Avrupa izlenimci müziğinden esinlenmesinin izlerini taşır.


Nazlı Toprak: Sizce iyi bir canlı performans nelerden oluşur ve sahne performanslarına yaklaşımınız nedir?


Bugge Wesseltoft: Canlı performansın hayattaki temel görevim olduğu sonucuna vardım. Müzik yaparken dinleyicilerle bağlantı kurma imkanı benim için çok ilginç ve de zorlu.

RYMDEN


Nazlı Toprak: New Conception of Jazz oluşumunuzu, e.s.t’nin hayatta kalan iki üyesiyle birleştirdiniz. RYMDEN’in müziği dinleyicilere ne sunuyor?


Bugge Wesseltoft: RYMDEN, hiç gerçekleştiremediğim bir piyano trio’sunda çalma hayalimin nihayet sonucudur. Dan ve Magnus`un benimle çalışmayı kabul etmeleri beni çok mutlu etti! Amacım harika piyano trio formatını kullanmak, ancak bunu yaparken rock elementleriyle birleştirip karıştırmaya çalışmak ve İskandinav köklerimizden bazılarını müziğimizde kullanmak.


Türkiye / İstanbul - şehir kültürü ve müzik sahnesi


Nazlı Toprak: Türkiye’deki caz müziği sahnesini ve sanatçılarını nasıl buluyorsunuz?


Bugge Wesseltoft: Ahh, pek çok Türk müziğinin büyük hayranıyım! Bunları da 1999`daki ilk ziyaretimde Lale Plak`ta keşfetmeye başladım.


Nazlı Toprak: Dinlemekten veya birlikte çalmaktan hoşlandığınız müzisyenler kimler?


Bugge Wesseltoft: Türk müzik sahnesini son derece müzikal buluyorum. Çok fazla kaynak ve kültüre sahipliğiyle ve eski bir müzik geçmişiyle Türk müziğini inanılmaz buluyorum. Favorilerim, köklerini doğaçlama müzikle birleştiren müzisyenler, Taksim trio gibi. Aynı zamanda deneysel 60-70ler sesleriyle Mogollar ve Okay Temiz. Babazula ve Gevende`nin büyük hayranıyım. Şu anda tüm zamanların en sevdiğim sanatçılardan biri olan Erkan Oğur ile bir proje üzerinde çalışıyorum! İlhan Erşahin de çok sevgili bir arkadaşım ve harika bir müzisyen!


Nazlı Toprak: Selen Gülün’ün yeniden yapılan İstanbul belediye başkanlığı seçim sonuçlarına ilişkin tweet’ine “İstanbullu arkadaşlarım için mutluyum” diye yorum yazdınız. İstanbul`un en çok neyini seviyorsunuz?


Bugge Wesseltoft: 1999`da İstanbul Caz Festivali`ne ilk ziyaretimi capcanlı bir şekilde hatırlıyorum! Sesler, yemek, hareket ve inanılmaz bir tarih duygusu. İstanbul, binlerce yıldır dünyanın merkezi ve en kozmopolit şehri! Ve bunu şehri ziyaret ettiğinizde gerçekten hissedebilirsiniz. Umarım İstanbul’da müzikseverlerle yine birlikte iyi vakit geçiririz.


Nazlı Toprak


Cazkolik.com / 06 Temmuz 2019, Cumartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Nazlı Toprak

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.