Akbank 6. Uluslararası Caz Festivali: Lurie, İbrahim, Surman ve diğerleri...

Sevin Okyay | 21 11 2017

"Siyah adamların beyaz kanatlı kuşu Afrika`dan havalandı.Oradan da dünyanın dört bir yanına… Caz, şimdi İstanul`da."

Akbank`ın, bu yıl ki caz festivali için hazırladığı ilanlarda böyle hoş bir metin var. Evet, o kuş Afrika`dan hanidir havalandı ve bizim diyarlardan da hayli sık geçmekte. Hem de has örnekleriyle. Ancak, Akbank`ın Pozitif organizasyonuyla altı yıldır gerçekleştirdiği uluslararası caz festivallerinde de, bu kuşun pek keyifli uçuşlar eylediği söylenebilir. Keyif, çarpıcı ve yürekli. Sürekli düzenlenen caz festivallerinin bütün "sahip"lerinin İstaul`daki caz ateşini körüklediği, muhtelif mekanlardaki konserlerin de ayrıca kıvılcımlar çaktırdığı bir gerçek ama, Ekim ayının bu saygın festivali, bizce hepsinin arasında gerçekten de en cesuru. Has seyircisinin sayısı diğerlerine oranla az olabilir ama, hiç değilse çoğunun meramı caz.

Akbank 6. Uluslararası Caz Festivali`nin programı ilk kez duyulduğunda, daha doğrusu sızdığında, ben kendi payıma heyecanla titredim. Çünkü yıllardır beklediğim biri vardı listede: Cazın değişiminde en büyük paya sahip sanatçılardan biri, benzersiz takımından bir virtüöz, ahir zaman guru`su Ornette Coleman. Ama daha sevinçten ölmek nasip olmadan program değişti.

Yeri boş kalmadı ama. Biraz daha farklı iklimden müzisyenlerle dolduruldu. Üstelik bunların bir tanesi sinemaseverlerin, hele bağımsız Amerikan sinemasını sevenlerin yakından tanıdıkları bir müzisyen/aktör. John Lurie, grubu The Lounge Lizards ile ilk kez İstanbul`a geliyor. Jim Jarmusch hayranları onu, "Stranger Than Paradise" ile "Down by Law"ya yaptığı müzikten, Jarmusch filmlerindeki oyunculuğundan hatırlayacak. Özellikle de "Stranger than Paradise`ın kayıtsız, kaygısız genç kahramanıyla. Lurie ayrıca "Last Temptation of Christ", "Wild at Heart" ve "Paris Texas"ta da oynadı.

Saksofoncu ve besteci John Lurie, Lounge Lizards`ı 1980`li yılların başında New York Lower East Side`da kurdu. Grubun müziği blues, caz, artrock, çağdaş klasik müzik ve etnik etkilerin zeki ve mizah yüklü karışımından oluşuyor. Avrupa ve Japonya`ya yaptıkları turnelerle, çaldıkları festivallerle buralarda adlarını duyurdular. Ama kendi ülkelerinde hala kült statüsündeler. Büyük plak şirketleri hala onlarla ilgilenmiyor. Lurie geçen yılki albümü "Voice of Chunk"ın yapımcılığını kendi üstlendi. Albümü de posta siparişi yoluyla tanıttı. Ona biraz pahalıya maloldu ama, hiç değilse alışılmı dağıtım sisteminin dışına çıkmayı başardı böylece. Zaten adlarını da, ticari plak çevrimi dışında yeterince duyurmuş durumdalar. Nefesli çalgılar, elektrik bas, davul ve gitarlarla donanmış Lounge Lizards bazen funk, bazen caz kokan bir müzik sunuyor. Ama Lurie, 1979 yılındaki ilk konserlerinin ardından yaptıkları müziğin ne olduğu sorusunu laf olsun diye "sahte caz" şeklinde cevaplandırdığı için, müziklerinin caz olup olmadığı tartışmaları hep gündeme kaldı.

Modern cazın en etkin sanatçılarından biri olan Abdullah İbrahim de, Akbank 6. Uluslararası Caz Festivali`nde izleme fırsatı elde edeceğimiz cazcılardan biri. Üç yıl önce de şehrimize gelip bir solo konser veren İbrahim, ondört yıl ülkesi Güney Afrika dışında, sürgün olarak yaşadı. Ülkesinin müzik geleneğinin titiz bekçisi İbrahim, bu mekansal uzaklığa rağmen, bestelerinde halkının müziğinden yararlandı. Tıpkı Afrika Amerika popüler müziğinin parçalarını biraraya getirip bir bütün oluşturan ustası Duke Ellington gibi. Asıl adıyla Adolph Johannes Brand, yabancılardan edindiği her dolarla plakçı dükkanlarının yolunu tuttuğu için arkadaşları ona "Dollar Brand" adını takmıştı. İlahiler ve gospellerle büyüyen Brand, dinleyici olarak popüler ve etnik müzikten olduğu gibi, cazdan da uzak değildi. Ellington hayranlığının başlangıcı da bu döneme rastlıyor. Genç müzisyen üstada bir yabancı değil, kendi cemaatinin yaşlı bir bilge adamı gözüyler bakardı. Ülkesinden ayrılıp Zürih`e gittiğinde de, Ellington ona yardımcı oldu. 1960`a, yani 26 yaşındayken Güney Afrika`nın ilk "modern caz" plağını yapan müzisyen, Roach, Coleman, Cherry, Jones ve Coltrane gibi büyük cazcılarla çalıştı. Brand, daha doğrusu, Müslüman olduktan sonraki adıyla Abdullah İbrahim, özgün bir solo yorumu, çağımızın en üretken ve saygın bestecilerinden biri. Cazın yanı sıra klasik besteler ve film müziği yapıyor, bir de operası var. Eylemci yanı da güçlü olan İbrahim, İstanbul`da karşımıza Yarona adını verdiği üçlüsüyle çıkacak.

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Sevin Okyay

  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.