25. İstanbul Caz Festivali açılış gecesinde Türkiye caz müziğinin 100 yılı oluşturan tüm nesilleri sahnede buluştu.

25. İstanbul Caz Festivali açılış gecesinde Türkiye caz müziğinin 100 yılı oluşturan tüm nesilleri sahnede buluştu.

Dün akşam (26 haziran) 25. İstanbul Caz Festivali`nin heyecanla beklediğimiz "25. Yılda Nesiller Boyu Türkiye Cazı" açılış gecesinde, Zorlu PSM Büyük Tiyatro sahnesinde, Türk caz müziğine gönül verenler benzerine rastlanması kolay olmayan inanılmaz bir gece yaşadı. İnsanlar, hayatları boyunca unutulmayacak çok gece yaşayabilir ama böylesi değil! Dün akşam, Türkiye`de caz müziğin yaklaşık yüz yılının bütün nesilleri ilk kez bu denli geniş bir birliktelikle sahnede buluşmuştu. 93 yaşındaki İlham Gencer ile Balarısı Ahmet de sahnedeydi, 80 yaşındaki Okay Temiz de, ellili, altmışlı yaşlarını aşan usta sanatçılar, kırklı yaşlarına yaklaşan hâlâ genç sanatçılar ve yeni gelen gençler. Enver Muhammedi`ler, Burak Cihangirli`ler ve bir dolu sanatçı. Şüphesiz çok eksik vardı, böyle gecelerin bu sanata emeği geçen herkesi biraraya getirebilmesi mümkün değil. Kısa notlar halinde anlatsam dahi hayli uzun sürecek geceyi gelin hızla toparlayalım.

Fotoğraf: Fatih Küçük

Türkiye cazı sahnedeydi

Gecenin sloganını sahneden bize hediye eden, aynı zamanda Hülya Tunçağ ile sunuculuğunu üstlenen Yekta Kopan tecrübesi, salonla kurduğu iletişim ve sempatisiyle sahne akışını mükemmel yönetti. Türkiye caz tarihini kaleme alan Hülya Tunçağ da aktardığı notlarla caz müziğin bu topraklarda nasıl bir yüzyılın içinden süzülerek dün akşama uzandığını bize özetledi. Gecenin notlarını tutan varsa elindeki bilgilerin kıymetini bilsin.

"25. Yılda Nesiller Boyu Türkiye Cazı" özel gecesi Yekta Kopan ve Hülya Tunçağ`ın sunumlarıyla ayrı güzeldi. (Fotoğraf: Leyla Diana)


25. İstanbul Caz Festivali`nde nöbet değişimi

Kurumsallaşma kültürünü sevmeyen Türkiye`de İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı âdetâ kurumsallaşma dersi veriyor. Dün gecenin açılışında İstanbul Caz Festivali`nin kurucu ilk yöneticisi Görgün Taner`in bayrağı devrettiği Pelin Opçin yaklaşık 20 yıllık son derece başarılı direktörlük görevinin ardından Londra`ya, uluslararası caz dünyasına yolculuğunu başlatırken bu ünvanla son kez sahnedeydi. Haklı olarak duygulu ve gururluydu. İKSV`nin yöneticilerini kurumun içinden yetiştirmesi altı önemle çizilmesi gereken bir konu. Opçin`in son festivali, aynı zamanda, yıllardır beraber çalıştığı yakın çalışma arkadaşı Harun İzer`in de yeni direktör olarak ilk festivali oldu. Bu önemli bayrak değişimini tebrik ediyor, başarılar diliyoruz.

Festival yönetiminde bayrak değişimi. Bayrağı Görgün Taner`den alıp Harun İzer`e devreden Pelin Opçin direktör olarak son kez sahnedeydi. (Fotoğraf: Fatih Küçük / Kolaj: Cazkolik)


Yaşamboyu Başarı ödülleri üç benzersiz isme

Festivalin yıllardır yaptığı en iyi şeylerden biri Türk caz müziğine dair seçkin bir ödül mekanizması kurmuş olması. Bu ödül, Amerikalıların NEA Jazz Masters ödüllerine benzeyen, bizde niye yok böyle ödüller hayıflanmasını ortadan kaldıran saygın bir ödül. Bu yıl ödülü üç önemli isim aldı. Nezih Yeşilnil, Şevket Uğurluer ve Balarısı Ahmet. Nezih Yeşilnil annesini kaybettiği günlerde böyle bir ödül alması ve ödülü başta annesine, arkadaşlarına ve çevresine ithaf etmesi, o duygu tünelinin içinden geçmesi oldukça hoştu. Şevket Uğurluer de sözüne `alkışlar, ödüller bizi besler` diyerek başladı. Müziğe tam 60 yılını vermiş bir ustadan söz ediyoruz. Hepimizin aklında onun sesi, görüntüsü ve söylediği şarkılar dolanmıyor mu. Beş yıl önce aktif müzik hayatını bıraktığını açıklayan usta sanatçı artık eşiyle seyahatler yaptığını söylüyor. Gecenin ödül alan en kıdemli ismi ise 93 yaşındaki Balarısı Ahmet idi. Günümüzün genç nesilleri belki onu yeterince tanımıyor olabilir ama, müzik ve eğlence sektörünün çok uzun yıllar en baskın sanatçılarından biriydi. Üç yıl önce trafik kazası geçirmiş, kazaya ve yaşına rağmen sahneye bastonuna dayanmadan çıkması ve yaşadığı gurur görülmeye değerdi.

Balarısı Ahmet (solda), Nezih Yeşilnil (ortada) (Fotoğraf: Leyla-Diana), Şevket Uğurluer (sağda) (Fotoğraf: Ilgın Eraslan Yılmaz)


Türk caz müziğin ustaları sahnede buluştu

Festivalin giriş bölümünün ardından performanslar başladı. Sahnede Türk caz müziğin usta sanatçılarını üçlü, dörtlü küçük gruplar halinde izledik.

Tuna Ötenel ve Emin Fındıkoğlu (Fotoğraf: Leyla Diana)

Tuna Ötenel yeniden sahnede

Türk caz müziğin yayınlanmış ilk plağı "Jazz Semai"nin hayattaki tek üyesi, hem caz müzisyenleri hem caz dinleyicileri arasında büyük etkisi olan Tuna Ötenel ile başladı performanslar. Bir parçada trompetiyle, ikincisinde Emin Fındıkoğlu ile piyano başında izledik onu. Özellikle piyanoda sağ eliyle çaldığı enfes bir blues idi. Sahnede Ötenel ve Fındıkoğlu`na basta Volkan Hürsever, davulda Ateş Tezer eşlik etti.

(Fotoğraf: Leyla Diana)

Kerem Görsev eski dostlarıyla buluştu

Gecenin ikinci `small` gurubu Kerem Görsev ve eski dostların buluşmasına sahne oldu. Görsev`in "Existence", "Orange Juice" gibi doksanların sonu, ikibinlerdeki albümlerinde sık birlikte çaldığı Volkan Hürsever ve Ateş Tezer ile bu özel gecede yeniden buluşmaları onlar için de izleyiciler için hoş bir nostalji oldu. Dün gecenin öne çıkan bir yanı da sahne alan isimleri izledikçe aslında her bir sanatçının kendi soundunu damıtarak damla damla nasıl oluşturduklarının fotoğrafıydı. Bu anlara tanık olmak bir cazsever olarak çok özel bir duygu oldu. Türk caz müziğine modern swingi ve melodinin gücünü kendine has özel duygusuyla nota nota enjekte eden Görsev üretkenliğiyle de hep hayranlık uyandıran bir sanatçı oldu.

Ozan Musluoğlu, Yahya Dai, Şenova Ülker, Önder Focan ve Yahya Öztoplu (Fotoğraf: Leyla Diana)

Önder Focan süper beşlisiyle sahnedeydi

Türk caz müziğin bir başka marka ismi Önder Focan da bir `super group` ile sahnedeydi. Trompette Şenova Ülker, saksofonda Yahya Dai, basta Ozan Musluoğlu, davulda Ayhan Öztoplu zımba gibi bir performans izletti bizlere. Zaten, Şenova ve Dai gibi ki nefesli ustasını yanlana izlemek ayrı bir zevk iken Focan`ın harika gitar solosu salonu ayağa kaldırdı.

Nilüfer Verdi, Christian Lindt ve Burak Cihangirli (Fotoğraf: Leyla Diana)

Türk caz müziğin ilk kadın piyanisti Nilüfer Verdi

Taa İstanbul Festivali yılları. Güzel bir genç kız Türkiye`nin ilk müzik festivali için broşür dağıtmaya gönüllü olur. Bu dün akşam bizzat Nilüfer Verdi`nin anlattığı anıdır. İşte, o genç kız aynı zamanda Türkiye`nin ilk kadın caz piyanisti ünvanını da alan Nilüfer Verdi idi. Onu akşam sahnede basçı Christian Lindt ve başarılı genç davulcu Burak Cihangirli ile beraber izledik. Berkeley mezunu, aileden müzisyen Verdi`nin sahnede olması dün akşam Türk caz mozaiğinin ne kadar değerli olduğunu gösterdi bize. Tıpkı, ardından sahneyi alan Ayşe Tütüncü gibi.

Tamer Temel (sağda), Ayşe Tütüncü (ortada), Enver Muhammedi (sağda) (Fotoğraf: Leyla Diana)

Türk caz müziğin vicdanı; Ayşe Tütüncü

Sevgili Tütüncü`nün müziğini dinlerken bu cümle geldi aklıma. Müziğine kattığı bu topraklara ait kökenler ve unsurlar öylesine sağlam ve yalın ki. Dün gecenin en net resmi sahneye çıkan her sanatçının bu mozaiğin hangi parçasına sahip olduğunu göstermesiydi. Nilüfer Verdi mesela bop ekollü bir icraya sahip iken Tütüncü daha etnik, daha yerel dokulara, Türkiye topraklarında yaşayan sosyal dokunun kendi iç hüznüne sahip bir sanatçı. Onun "Çeşitlemeler" albümü müzikal haritamız, hafızamız gibidir mesela, mutlaka dinlemenizi öneririm.

Ayşegül Yeşilnil, Nezih Yeşilnil, Neşet Ruacan ve Deniz Dündar (Fotoğraf: Leyla Diana)

Yaşamboyu başarı ödüllü Nezih Yeşilnil sahnede

25. İstanbul Caz Festivali`nin "25. Yılda Nesiller Boyu Türkiye Cazı" gecesi Türk caz müziğin ustalarını sahnede birbiri ardına izlerken sırada gecenin ödüllü sanatçısı Nezih Yeşilnil vardı. Caz şarkıcısı ve ressam karısı Ayşegül Yeşilnil ile gitarda bir büyük usta Neşet Ruacan, davulda bir diğer usta Deniz Dündar geceyi "Softly as in a Morning sunrise" ile harikulade süslediler. Ayşegül Yeşilnil`in scatleri, Dündar`ın davulu, Ruacan`ın solosu oldukça hoş anlardı.

Barış Ertürk, Okay Temiz ve Yahya Dai (Fotoğraf: Leyla diana)

ve Okay Temiz…

Usta sanatçıların buluşmasına sahne olan gecenin ilk bölümünün son konuğuydu büyük usta, geçen bahar sahnede hâlâ unutamadığımız konserle 80. yaşını kutlayan Okay Temiz. Yanında saksofonda Barış Ertürk ve EWI ile Yahya Dai ile Okay ağabey gerek müziğiyle, gerek kendine has giyimi, özellikle de havalı güney gözlükleriyle her yaşın gençlerini kıskançlıktan çatlattı. Ben çatladım mesela. O güneş gözlüklerinin hastası oldum. Temiz`in tüm enstrüman skalasını özetleyen yeni nesil mavi ışıklı piramidi 80. yaş günü gecesinde olduğu gibi dün gecenin de başrolündeydi.


"25. Yılda Nesiller Boyu Türkiye Cazı" son dönemi kaybedilen isimlerini de unutmadı

Hepsi çok yakın dönemde hayata veda eden ve Türk caz müziğine çok büyük emekleri geçmiş ustalar,Türkiye`nin ilk elektrik gitaristi Cem Bumin, Türk caz müziğin kurucu babalarından Cüneyt Sermet, tromboncu ve piyanist Elvan Aracı da gecede hayırla yâd edildi.


ve TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası sahnede

Türkiye caz müziği deyince TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası olmadan kesinlikle olmaz. Seksenli yılların hemen başında Süheyl Denizci tarafından kurulan orkestra bugün 36 aşında ve ülkenin en nitelikli müzisyenlerinin önemli kısmını bünyesinde barındırıyor. Başta şef Kamil Özler olmak üzere Denizci ile başlayan serüven dolu dizgin ilerliyor. Orkestra artık çok daha fazla salonlarda hatta sokaklarda. Festivallerin ayrılmaz parçası. Bazen tam kadro, bazen daha küçük, entegre ekiplerle caz ihtiyacımızın tek başına çok önemli ihtiyacını karşılıyor bu uluslararası ölçekte harika grup. Dün akşam da gecenin assolisti gibi ikinci bölümde sahnedeydi.

İmer Demirer (Fotoğraf: Leyla Diana)

İmer Demirer`in Kamil Özler bestesi "Mr. Iron Soldier" isimli duygusal parçadaki ustalıklı yorumu mükemmeldi, âdetâ Demirer için yazılmış besteydi. Birinci sınıf trompet sanatçısının zorlu duygusal patikalarda nasıl dolaştığını gösterdi bizlere. 

Ferit Odman davulda, Neşet Ruacan gitarda (Fotoğraf: Leyla Diana)

Orkestralı bölümlerde Cem Tuncer`in ustası Neşet Ruacan`a gitarını saygıyla teslim etmesi caz müziğinde müzisyenlerin kuşaklar arası saygı ilişkisinde özgül ağırlının ne denli güçlü olduğunu görmek bakımından harika bir andı. Neal Hefti`nin "From Red Bank" icrasında döktürdü Neşet ağabey.

Sibel Köse (Fotoğraf: Leyla Diana)

Gershwin bestesi "A Foggy Day"da Sibel Köse de öyle. İnanılmaz sesiyle bir kez daha hayran bıraktı hepimizi usta sanatçı.

Ozan Musluoğlu ve Ayşe Gencer (Fotoğraf: Leyla Diana)

Hemen ardından sahneyi alan Ayşe Gencer de aynı şekilde Jerome Kern bestesi "in Love in Vain"de tüm ustalığını sergiledi.

İlham Gencer (Fotoğraf: Fatih Küçük)

Sahnede bir dev; İlham Gencer

ve sahnede 93 yaşında bir dev; İlham Gencer. Bırakın çocuğu yaşındakileri, torunu yaşındakileri dahi kıskandıran performansıyla İlham ağabey aynı zamanda Türk caz müziğin kurucu isimlerindendir. Bugün cazla ilgili hangi taşı kaldırsanız altından İlham ağabeyin ismi çıkar. Her sanatçıya mutlaka bir şekilde katkısı olmuştur. Sadece caz müziğin değil Türk pop tarihinin de kurucu ismidir. İstanbul için kaleme aldığı "Müzikal Mektup" ve ardından söylediği "Don`t Get Around Much Anymore" ile o yaşına rağmen yşarkı söylerken aynı zamanda dans edebildiğini de gösterdi bize. Coşkusu, enerjisi, müziğe dair iştahı hep yerli yerinde, hep bütün salonu ayağa zıplatacak kadar müthi. "25. Yılda Nesiller Boyu Türkiye Cazı" gibi özel bir gecenin kapınışının onunla olması başlangıcına uzanan bir selam. 100 yıla varan bütün nesilleri buluşturan bu tür özel geceler daha sık yaşanmalı. Başta Amerika olmak üzere yurtdışında gördüğümüz saygılarla örülü anmalar nesilleri birleştiren., tarafları sahnede buluşturan özel anlar. Açılışını böyle bir geceyle 25. İstanbul Caz Festivali`ne de en büyük alkışı göndermek biz cazseverlerin gönül borcu. Emeği geçen herkesin eline sağlık.

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.