50. yılında "Sketches of Spain"in müzikal kökenlerine farklı bir bakış açısı

50. yılında "Sketches of Spain"in müzikal kökenlerine farklı bir bakış açısı

2009 kimi büyük caz albümlerinin 50. yıllarını kutlama yılları aynı zamanda. Dave Brubeck`in "Time Out", yine Miles`ın "Kind of Blue", Coltrane`in "Giant Steps", Mingus`un, Coleman`ın albümleri olsun üzerlerine tanıtıcı, kutlayıcı yazıları yıl içinde gündeme getireceğiz, ilki Mart ayında ile yapmıştık, arşivden erişebilirsiniz. Bu anlamda "Time Out""Sketches of Spain" üzerine yeni neler söyleyebiliriz diye düşünürken elimize ulaşan bu yazı dikkatimizi çekti, Miles`ın ünlü albümünü müzikal kökenlerini farklı coğrafyaların müzikal derinliği içerisinde arıyordu yazar ve ilginç sonuçlara ulaşıyordu. Aşağıda bize ilginç gelen bu yazıyı albümün 50. yılı nedeniyle sizinle paylaşmayı istedik.

 


 

Miles Davis hakkında yazdığı biyografisiyle tanınan yazar Ian Carr, Miles’ın ünlü “Kind of Blue” (Columbia, 1959) albümünü cazın en uzun ömürlü ve en yaratıcı albümlerinden biri olarak tanımlar. Gerçekten de öyledir, modal cazın içine doğru öncü bir sıçrama gerçekleştirmiştir bu albüm ve Carr’ın yorumları da Miles’ın hayranlarının neredeyse tümünün onayladığı bir değerlendirme olarak kabul edilir. Miles bu albüm için caz tarihinin en önemli müzisyenlerini bir araya getirmişti; tenor saksafonda John Coltrane, alto saksafonda Julian Cannonball Adderley, piyanist Bill Evans (ki bir parçada yerini Wynton Kell’ye bırakır), basçı Paul Chambers ve davulcu Jimmy Cobb’dan oluşan muhteşem bir kadro. Albümün açılışı cazın artık benzersiz klasiklerinden biri olan “So What” ile yapılırken, kapanışı ise belki o zaman biraz daha az dikkat çekmiş ama bugün bu yazının konusunun ilhamını oluşturan “Flamenco Sketches” ile yapılmıştır.



Miles Davis’in “Kind of Blue”dan bir sonraki projesi olan konsept albümü “Sketches of Spain” üzerine kurduğu tempo ve melodik yapılar ile geleneksel İspanyol müziğinin akorlarının “Kind of Blue”da ki straight caz ile belirgin bir köprü kurma çabasına dikkatle baktığınızda “Sketches of Spain”in anlamı daha da belirginleşmektedir. Miles’ın geleneksel İspanyol müziğine yoğun ilgi duymasının altında yatan nedenin ise Joaquin Rodrigo’nun “Concierto de Aranjuez” olduğu biliniyor. Rodrigo 1939’da yazdığı eserin müziğini, o toprakların derin ve ağır müzikal geçmişinden ilham alarak yazmıştı. Bu geçmiş, İspanyolların tarihindeki güçlü Arap kökenlerin flamenco gitar müziğine olan etkileriyle beslenmiştir.



Bir çok geleneksel İspanyol klasiği bu sebeple tarihlerindeki derin Arap izlerine saygı dolu bestelerle doludur. “Lamento Andaluz”un bestecisi bilinmiyor ama şarkı kesinlikle Endülüs’ün zaferlerle dolu şanlı geçmişine yakılan bir ağıttır. Francisco Tarrega’nın 1880 yılında bestelediği “Capricio Arabe”si İspanyol müziğinin üzerindeki derin mağrip etkisinin bir çeşit onaylanması gibidir. Bu müzik, senkop ritmlerle oldukça zengindir ve İspanya’nın güneyinde yaklaşık 700 yıl boyunca hakim olan Müslüman Endülüs’ün yarattığı kültürün içinde gelişen müzik dilinin devamıdır.



Geçmişle olan bu bağlantı Rodrigo’nun “Concierto de Aranjuez”inde ifadesini bulur. Ünlü bestecinin bu çok tanınmış çalışmasının esin kaynağı Kral Philip 2’nin 16. yüzyılda bahar sayfiyesi olarak yaptırdığı ‘Palacio Real de Aranjuez’ sarayının bahçeleridir. Rodrigo bestesinde, Aranjuez bahçelerindeki manolya kokularını, kuşların şarkı söyleyişini, fıskiyelerden akan suların şırıltısını müzikle resmetmeyi istemişti. Rodrigo ve Tarrega’nın müzikal fikirleri İslam dünyasının kültürel mirasının İspanya’nın Avrupa ile kurmuş olduğu köprünün önemli iletim hatlarından biridir. Geleneksel Endülüs ile İspanyol müziğindeki benzerlikler bu tarihi süreci anımsatan kültürel mübadelenin muaazzam değerini göstermektedir.



Arap müziği mâkamları geniş kullanmayı sever. Bir kaç melodik pasajın içerisine bu melodik pasajları ayıran uzun duraklamalar ekler. Bu mâkam tekniği Miles’ın sevdiği bir tekniktir, kendisinin de kullanmayı tercih ettiği uzun duraklamalarla doludur bu teknik.



Arap müziğinin pek çok fikri (senkop edilen ritmler) İslamiyetten önceki tarihlere kadar dayanmaktadır. Bu erken dönem Arap müziği hizmetçi kadınların çalışırken söyledikleri şarkıların vokallerine odaklanır, buna da “Qaynah” adını verirlerdi. Gerçi bu müzikal düşünceler her ne kadar İran, Mısır ve Etiyopya gibi ülkelerin müzik üçgeninde oluşan bir etkilenme altında üretilmişse de bu konuda günümüze kalmış olan herhangi bir kayıt yoktur. İslamiyet öncesi gelenekler ve alışkanlıklar İslamiyet sonrası Arap müziğinde de belirginliğini muhafaza etmişti.



Hem Arap hem de Endülüs müziğinin melankoli duygusu Miles Davis’in ‘cool jazz’ının ruhuna çok uygun düşmüştür. İster Arap olsun, ister İspanyol cazla harmanlanan bu karışımın zengin müzikal sonuçlar çıkması hiç de şaşırtıcı değildir. Bu anlamda kültürel bağlantıları okuyabiliyor olmak önemlidir. Bu bağlar müzikte bir araya geldiği zaman dönüp geçmişe bakmanız gerekir; Pepe Romero’nun “Tarrega: Recuerdos De La Alhambra and Albeniz” (Phillips, 1990), Habib Hassan “The Music of the Arabs” (Amadeus Press, 2003) gibi çalışmalar bu anlamda önemli kaynaklardır.



Dr. John Murnane
Worcester Academy

Cazkolik.com / 7 Temmuz 2009, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X