Bir festival mektubu: Festival İstanbul`un, İstanbullu cazseverin kalbidir

Bir festival mektubu: Festival İstanbul`un, İstanbullu cazseverin kalbidir

İklim değişikliği yüzünden eski yazlar yok, İstanbul yazları çocukluğumda bu kadar bunaltıcı olmazdı, yazın kısa bir bölümü hakikaten bunaltır, Boğaz’da suların içinde çıpraşarak serinlerdik, hatta, ‘ağustosun yarısı yaz yarısı kıştır’ lafı bile uzun zamandır komik geliyor, kime söylesen inanmaz. Kışlar sonbahar oldu, yazlar ise cehennem… Biz cazseverleri serinleten tek şey festival haberleri, hele programların açıklandığı akşamlar iyice ‘serin’ oluyor, tabi mecazen.


İstanbulun meşhur sonbahar ışığı henüz ufukta görünmediyse de ilk habercisi olan Akbank Caz Festivali’nin programı açıklandı. Bu sene 17-27 Ekim arası gerçekleşecek festivalin broşürü mini bir roman kalınlığında.


Bazı notlar


Bu sene 29. yılını kutlayacak Akbank Caz Festivalleri her sene çektiği reklam filmleri ve afiş tasarımlarında yer verdiği ‘sonbahar ve İstanbul’ temasıyla benim gibi sonbahar tutkunu birine daha ortada konserler yokken dahi moral ve ferahlık veriyor. Dünyadaki caz festivalleri arasında imajında şehriyle böyle bir bütünleşme kurgulayan başka bir festival var mı bilmiyorum. Taşı toprağı altın İstanbul’un on gün boyunca taşı toprağı caz olacak, kadim şehrin sokaklarını süsleyecek afişlere bu sene Galata Kulesi yansıyacak. Kule, bir saksofonun pırıl pırıl pirinç gövdesine yansımış, gözlerimiz kamaşmış, üzerine güneş de vurursa her nota sanki altın değerinde tınlayacak. Belki ilerde bir festival afişini de Ara Güler ustanın ölümsüz bir fotoğrafı süslemeli.


Her Akbank Caz Festivali geleneksel olarak şehrin merkez semtlerinde, merkez mekânlarında yapılır. Zamanın ruhu değişse de bunu bilhassa korumakta fayda var, festival de öyle yapıyor, iyi yapıyor… Başta CRR, Akbank Sanat, Babylon olmazsa olmaz. Sonra yeni mekânlar, yeni sahneler ve artık elbette Zorlu PSM, o da şehrin kalbinde kendi yerini buldu.


Festival İstanbul`un, İstanbullu cazseverin kalbidir


Bir şehir festivali olarak Akbank Caz Festivali şehrin önde gelen sembollerinden biridir. Ruhu vardır. Kurucusu ve sahibi Akbank olsa dahi zamanla markadan beslenen olmaktan markayı besleyen bir festivale dönüşmüştür. Kimi zaman festival hasletlerine dair tutucu olmakta, kimi zaman da hep olduğu gibi öncü olmasında fayda vardır. Programlarındaki caz tutkusu bu kesif kurumsallıktan beslenir. İsimlerin yücelttiği festivalden festivalle yücelen isimlere geçiş kuşkusuz böyle olmuştur. Bu mirası özellikle genç sanatçıların kalben anlaması festivalin asıl sahibi olan cazseverler bakımından ayrıca önemlidir.


Sonra, her festival listesinin en tepesinde, en büyük puntolarla ‘büyük ustalar’ın isimleri yazmalıdır. Bir otuz sene sonra o konserde olduğumuz için şükredeceğimiz, hatırası hafızamızı süsleyecek büyük ustalar. Tıpkı geçen otuz sene geriye dönüp baktığımızda tek tek saydığımız tüm o büyük ustalar gibi. Akbank Caz Festivali’nin kalbe giden iki atardamarından biri budur. Büyük ustaların nesilleri bir bir eksilse de yerini alan yeni ustalar sahnede festival afişinin önünde durmalı. Bu sene de böyle olacak. Tıpkı, festivale tam 29 yıl sonra yeniden gelecek Art Ensemble of Chicago gibi. Müziğiyle insanın kalbine kalbine vuran Charles Lloyd gibi. Doksanların ‘Young Blood’ neslinden James Carter gibi, Avrupa’nın caz sesi Louis Sclavis gibi…


Bir tür festival arzuhali olan bu mektup ilk yıldan beri her sene konserleri eksiksiz izleyen bir cazseverin Akbank Caz Festivali’nden ne anladığını gösterir. Benim ve benden sonraki kuşakların anladığıyla sanırım eşdeğerdir. Bir müzik türü olarak cazın zamanla değişen toplumdan bazen daha hızlı değiştiğini ama bazen de hiç değişmediğini gösterir.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 30 Ağustos 2019, Cuma


BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.