Dün akşam Islak Köpek & Serra Yılmaz ve bu akşam KonstruKt ile bir festival daha sona eriyor.

Dün akşam Islak Köpek & Serra Yılmaz ve bu akşam KonstruKt ile bir festival daha sona eriyor.

Dün akşam Islak Köpek & Serra Yılmaz ve bu akşam KonstruKt ile bir festival daha sona eriyor.

Zaman acımasız... Zaman insanların kaygılarına aldırmadan kendi bildiği düzende akıyor... Bir festival daha bitti... Günlüklerimiz de öyle...

Festivalin son konserleri verildi / verilecek. Dün akşam ülkemizde avantgart müziğin öncü ismi Islak Köpek`in oyuncu Serra Yılmaz`ın katılımıyla Akbank Sanat`ta verdiği konser bu öncü tarzın meraklılarınca ilgiyle izlendi. Doğaçlama şiirlerde Serra Yılmaz`ın, gitarlarda Şevket Akıncı ve Giray Gürkal`ın, elektroniklerde Korhan Erel`in, tenor saksofonda Robert Reigle ve Volkan Terzioğlu`nun, çello da ise Gülşah Erol`un yer aldığı grup deneysel müzik tanımının içinde, sık rastlamadığımız ama iç süreci hayli ilginç ve yaratıcı müziklere imza attılar.

Festivalin son konseri ise bu akşam yine Akbank Sanat`ta bir başka avantgart grubun sahnesiyle son bulacak; KonstruKt.

* * *

Böylece günlüklerin de sonuna geldik. Güzel bir festivali sonuna kadar günlüklerden takip ettik. İstiyoruz ki bu günlükler sadece güncel olarak kalmasın. Zaman içinde kendi anı defterini oluştursun, arşiv belgesi olarak gelecek festivallerle buluşsun.

Yeni bir festival ve yeni bir günlükte yeniden buluşmak üzere...

Fotoğraf: Leyla Diana

Cazkolik.com / 21 Ekim 2012, Pazar




İkinci albümlerini Japon sanatçı Syunoven ile Japonya`da yayınlayan Yakaza Ensemble bu akşam Akbank Sanat sahnesinde...

Yukardaki başlığı okuyunca Yakaza Ensemble grubunu hiç tanımayan biri, bir Japon grubunun konseri olduğunu düşünübelir haklı olarak ama durum öyle değil, Yakaza Ensemble bir Türk grubu. İlk albümleri A`Mak-ı Hayal`i 2010 yılında yayınlayan topluluğun müziği bir çeşit yeni dünya müziği. Eray Düzgünsoy (Afgan Rebabı, akustik ve elektrik gitar), Fatih Kademoğlu (Ney, şakuhaçi, bendir, zarb ve kudüm), Ömer Sarıgedik (Perdesiz bas gitar ve elektronikler), Ceren Erendor (viyolonsel) çaldığı grup özellikle bizim de ekseninde olduğumuz doğu müziğine, doğu felsefesine dönük iç seslere sahipler. Yeni albümleri İçbükeydış`ı Japonya`dan sonra AK Müzik tarafından Türkiyede de yayınlayan grup albümde şiirler ve elektroniklerle örülü farklı bir müziğin peşinden gidiyorlar. Burada anlatmaya çalışmaktansa en iyisi bu akşam 19:00`da Akbank Sanat`ta olarak bu deneyimi bizzat yaşamanız. Kesinikle ve hararetle öneririz.

* * *

Fikri takip yaparak Hülya Tunçağ`ın Türk Caz Tarihi`ni anlattığı panelinin son gününden de söz edelim. İlk günlerinden başlayan Tunçağ panelin dün son gününde Türk cazının 1980`lerden bugüne uzanan panoramasını anlattı ve bu dönem içinde yer alan Tuna Ötenel, Kudret Öztoprak, Oğuz Durukan, Fatih Erkoç, Emin Fındıkoğlu, Atilla Özdemiroğlu, Neşet Ruacan, Nükhet Ruacan, Nilüfer Verdi, Sibel Köse, Nükhet Aruca, Ayşe Gencer, Ayşe Tütüncü, Baki Duyarlar, Hayati Kafe, Önder Focan, Kerem Görsev, Selen Gülün ve Aydin Esen gibi usta isimlerden söz etti.

Cazkolik.com / 19 Ekim 2012, Cuma




Caz yazarı, tarihçisi ve radyo programcısı Hülya Tunçağ Türk Caz Tarihi panel serisine devam ediyor...

Dün Hülya Hn.`ın 3 günlük panel maratonundan bahsetmiştik. Dün ikincisi düzenlenen panelde Hülya Tunçağ 1960 ile 1990 yılları arasını dinleyicilere anlattı. Klasik caz olarak tanımladığı alana dair bahsettiği isimler arasında İsmet Sıral, Erol Pekcan, İlham Gencer, Ayten Alpman, Sevinç Tevs, Rüçhan Çamay, Süheyl Denizci, Selçuk Sun, Nejat Cendeli, Turhan Eteke, Erdem Buri, Arif Mardin, Mehmet Ceyhan, Ayhan Yünkuş, Günnur Perin, İlter Yenişen, Maffy varken folk caz olarak tanımladığı alanda ise Okay - Akay Temiz ve Durul Gence`den söz etti. Klasik + folk caz olarak nitelendirebileceğimiz alana ise yine Maffy, Tuna Ötenel, Sevinç Tevs, Erdem Buri, Tülay German ve Özdemir Erdoğan gibi artık kimi hayatta olmayan ilk nesil caz kahramanlarını anlattı.

Festival yönetiminin bu panelleri videoya aldığını biliyoruz, umarız bu filmleri farklı zamanlarda yeniden gösterirler ve Hülya Hn.`ın bu çok değerli bilgileri çok daha fazla sayıda insana ulaşır.

* * *

Maalesef, festival artık sona yaklaşıyor. Bizim de günlük öyle ama biz yine son güne kadar günlüğümüzü tutmaya devam edeceğiz. Bizi takip edin...

Cazkolik.com / 18 Ekim 2012, Perşembe




Son günlerine yaklaştığımız festivalin son zirve gecesi ve aynı zamanda en özel konseri bu akşam yaşanacak; Modern cazın yaşayan son dahilerinden Anthony Braxton 17 yıl aradan sonra yeniden festivalde.

22. Akbank Caz Festivali`nin en özel gecesi bu akşam yaşanacak. Daha önce de elbette çok etkileyici konserler oldu ama Anthony Braxton başka bir isim. İsterseniz gelin lafın burasında sözü Türkiye de caz yazarlığının duayen ismi, sevgili Sevin Okyay`ın bu sayfanın hemen sağında görebileceğiniz yazısında Braxton için yazdıklarına getirelim; "Dört yüzün üzerinde bestesi, 120’nin üstüne albümü olan Braxton, 4 Haziran 1945`te Chicago`da doğdu. Orta öğrenimi sırasında klarnet çalmaya başladı. Orduya katıldı, orada da klarnet ve alto saksofon çaldı. Tahmin edileceği gibi Ahmad Jamal, Ornette Coleman, John Coltrane ve Cecil Taylor gibi müzisyenleri izliyordu, Afro-Amerikan kültür mirasıyla ilgileniyordu. Derken yeni Chicago tarzına ilgi duydu, Leroy Jenkins ve Leo Smith’le ilk grubunu kurdu. 1968’de çıkan albümleri "Three Compositions of New Jazz"de, üçünün yanısıra, iki parçada AACM`nin kurucularından Muhal Richard Abrams çalıyordu (İstanbul’a 7. Akbank Caz Festivali’nde gelmiştir, büyük bir müzisyen, muhterem bir zattır). Braxton da yaratıcı müzisyenlerin ilerlemesi için kurulan bu grubun ilk üyelerindendi. Daha sonraları akımın birden çok enstrüman çalma geleneğine bağlı kalsa da, esas enstrümanı alto oldu. Zaten ilk solo saksofon kaydını da gene 1968’de yaptı: “For Alto”."

Modern cazın bir çeşit iman etmiş adamı olan Braxton bu müziği icra etmek adına çok daha popüler ve ilgi gören biri olmayı ya da gelecek yıllara ait her konser gününü bugünden rezerve ediyor olmayı tercih etmedi. Ama yaptığı işler ve albümleri caz tarihinin özel sayfalarında yerini aldı. Bu akşam Braxton gibi bir ustayı izlemek gerçek bir modern caz deneyimi olacaktır. Sevgili Okyay`ın yazısının hemen ilk paragrafında daha önceki konser deneyimine dayanarak yazdıklarına lütfen kulak verin (yazının tamamını okumak için bu satıra tıklayın) okuyan bir çok cazsever dostumuz gibi sizin de hak vereceğiniz satırlar olduğunu göreceksiniz.

Sadece bugüne değil, düne dair notlara da değinelim... Hülya Tunçağ Türk caz tarihini 3 gün / 3 panelde anlatmaya başladı.

Daha önce de sözünü etmiştik, festival bu yıl panelleriyle de göz dolduruyor. Söz konusu panellerin en önemlisi caz yazarı, Türk caz tarihini en iyi bilen kalemlerden sevgili ustamız Hülya Tunçağ. Türk caz tarihi konusunda iki yıl önce 20. Akbank Caz Festivali için özel bir kitap da yazmıştı. Bu 3 panelde anlattığı şeylerin önemli bir kısmını bu özel kitapta bulabilirsiniz ama kitabı bulabilir misiniz onu bilmiyoruz.

İlki dün düzenlenen panelde Türk caz tarihinin balangıcı sayabileceğimiz 1920`li yıllardan bugünlere uzanan süreci anlatan Tunçağ bu günkü oturumda 60`lardan Kerem Görsev`e kadar uzanan kısmı katılımcılara anlatacak. Bu çok değerli bilgileri bizzat Tunçağ`ın kendisinden dinlemenin ne kadar önemli bir anı olacağını söylemeye gerek dahi duymuyoruz. Bu sebeple ne yapıp edip orada olup bizzat Hülya Hanım`dan bu süreci dinleyin lütfen.

Yarın yeni notlarda buluşmak üzere.

Alttaki resim dünkü panelde sevgili Leyla Diana tarafından çekilmiştir.

Cazkolik.com / 17 Ekim 2012, Çarşamba




Dün burada uzunca sözünü ettiğimiz JAmZZ yarışmasıyla ilgili sonuçları ve geceyi aktarmayacağımızı düşünmediniz umarız... İşte dün akşamki geceye dair tüm notlar aşağıda.

Bir yıldır üzerinde çalışılan JAmZZ yarışmasının finali dün gece yapıldı ve işin doğrusu her tür beklentinin üzerinde güzellikte bir gece ve final oldu. Katılan gençler doğrusu birbirinden başarılıydı, sahnedeki ustalar olsun, geceyi düzenleyen festival ekibi olsun herkes her şeyin aksamadan gitmesi ve başta katılanlar olmak üzere tüm izleyenlerin sonunda mutlu ayrılacağı bir gece için herkes canla başla uğraştı. Sonuçta tabii ortaya fotoğraflarda da göreceğiniz gibi harika bir gece çıktı. Caz müziği yeni isimler kazanma konusunda iyi bir adım attı, Akbank Caz Festivali gelecek yıllar için moral kazandı. Daha ne olsun!

Sahnede yer alan Aydın Esen, İmer Demirer, Volkan Hürsever ve Cengiz Baysal gibi ustaları görünce genç yarışmacıların hepsi başta iyice heyecanlandılar ama sonra herkes birbirine ısındı. Enstrümanlar dalında katılanların sahne performansları bittikten sonra sıra vokallere geldiğinde Sibel Köse`nin sahneye çıkarak şarkı söyledikten sonra vokal dalında birinciliği kazana Melisa Kıral`ı sahnede davet ederek birlikte söylemeleri doğrusu gecenin en hoş anlarındandı.

JAmZZ yarışması 5 ayrı kategoride düzenlenmişti; Nefesli, Vurmalı, Telli, Tuşlu ve Vokal. 30 yaşını aşmamış genç müzisyenlerin katılabildiği yarışmaya toplamda 54 genç müzisyen katıldı. Gecenin sonunda kazanan isimler ise şöyle açıklandı; Olgun Acar (davul dalında) -en iyi performans-, Gürtuğ Gök (Alto saksofon) -en iyi doğaçlama-, Melisa Kıral (vokal) -en iyi yorum- kategorilerinde birinci oldular. 3 farklı dalda kazanılan birinciliklerin yanısıra jüri gösterdikleri başarı neticesinde Paşa Çelik (elektrikli gitar), Sanat Deliorman (Vokal) ve Fulya Akça`da (Vokal) dallarında mansiyon ödülünü değer bulundu.

22. Akbank Caz Festivali`nde bugünkü etkinlikler için fazla yerimiz kalmadı ama bu akşam Nardis`te çalacak gitar duo Frank Vignolo ve Vinny Rainolo kesinlikle kaçırılmaması gereken müzisyenler. Buradan mutlaka hatırlatmış olalım.

Fotoğraflar: Leyla Diana

Cazkolik.com / 16 Ekim 2012, Salı




22. Akbank Caz Festivali`nin zamana yayılan en geniş soluklu projesi JAmZZ bu akşam yapılacak finalle sahiplerini bulacak.

Bugün festivalin gündemi yine hareketli ama gündemin ana maddesi belli: JAmZZ. Akbank Caz Festivali iki yıldır çok önemli bir projeyi, yapısı itibariyle içinde barındırdığı tüm sorunlara rağmen başarıyla yürütüyor. JAmZZ adı verilen Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması bugün Babylon`da düzenlenecek final gecesiyle sahiplerini bulacak. Aslında sahipleri belli, yani bir anlamda katılan her genç müzisyen bu gururun sahibi ama elbette aralarından bir kaç kişi biraz daha öne çıkacak. JAmZZ projesi festivalin neredeyse bütün seneye yayılan projesi biz daha çok festival günleri konuyla ilgilendiğimiz için festival dahilinde düşünüyoruz ama mesela ta yaz başı ilk haberleri yapmaya başlamışız.

İlki geçen sene düzenlenen JAmZZ`in bu yıl ikincisi gerçekleşti. Müzikal direktörlüğünü İmer Demirer`in üstlendiği projeye çok sayıda genç müzisyen katıldı. Biz aslında katılan genç müzisyen sayısının her yıl daha da artmasını istiyoruz. Cazın yeni yüzlere ve yeteneklere çok ihtiyacı var. Tüm dünyayı her konuda besleyen kaynak elbette gençler, caz bakımından da öyle. Caz adına kurumsallaşan bir eğitim sisteminin dahi olmadığı ülkemizde genç müzisyenler bu müzik adına eğitimi alaylı olarak edinmekten ya da konservatuvarlarda klasik müzik eğitimi alıp oradan caza sıçramaktan başka şansları yok. Böyle olunca JAmZZ gibi yarışmaların doğal genç müzisyen potansiyeli olan okullar tümüyle işlevsiz hale geliyor. Tüm bu arka sorunları bilmelerine rağmen festival yönetiminin iki yıldır bu projeyi gelecek yıllara yayacak istikrarı göstererek sürdürmeyi düşünmeleri bizce önemli bir gösterge. Umarız zamanla sorunun diğer yanlarında da sürpriz gelişmeler olur, biz de memnuniyetle paylaşırız.

Tam da final gecesi öncesi tüm dikkatler konuya odaklanmışken bu yapısal sorunu hatırlatmakta fayda görüyoruz ve JAmZZ gibi projeleri sürdürmekte ve kalıcı olmaktaki ısrarlarından dolayı Akbank Caz Festivali yönetimini buradan tebriklerimizi gönderiyoruz.

Seçici kuruldan ve içerden yansıyan haberlere göre bu sene gerçekten şaşırtıcı genç yeteneklerle karşı karşıyayız. Tüm genç müzisyen dostlarımızı şimdiden kutluyor ve caz müziği bakımından çok daha hareketli, canlı, dinamik, kıpır kıpır, çalışan, çalan, festivalden festivale, ülkeden ülkeye koşan bir neslin üyeleri olmalarını diliyoruz.

Cazkolik.com / 15 Ekim 2012, Pazartesi




Festivalin ikinci Pazar`ında modern cazın yeni `alto sax hero`su Rudresh Mahanthappa ile ülkemiz caz müziğinin en çalışkan ve yaratıcı isimlerinden Baki Duyarlar`ın projeleri var.

Zaman su gibi akıp gidiyor. Geçen Pazarın konserleri için nasıl heyecanlı koşturmaca içindeydik. Yazılar yazıldı, fotoğraflar çekildi, tartışmalar yapıldı, şikayetler edildi, övgüler sıralandı... Olması gereken her şey oldu. Bugün de iki önemli konser var. Cazı yakından takip eden bir çok cazsever için bu akşam Babylon`da konseri olan Hint kökenli altoist Rudresh Mahanthappa 22. Akbank Caz Festivali`nin en önemli isimlerinden biri. Gerçekten de öyle... Peki niye öyle gelin biraz bu sorunun cevabına bakalım.

Hintli bir ailenin çocuğu olmasına rağmen İtalya`da dünyaya gelen ama Colorado`da büyüyen Rudresh anavatanı ve öz kültürüyle doğal oramında değil, sonradan tanışmış. Hatta bu tanışmada büyük ihtimalle Berklee`de okurken Hintli saksofonist Kadri Gopalnath ile tanışınca olmuş ama Rudresh ile ilgili hangi kaynağa bakarsanız bakın size söyleyeceği şey Hint müziğiyle modern cazı buluşturduğu olacaktır. Elhak doğru! Peki bu yeni bir şey mi? Son elli yıla dönüp bakın bunu yapmaya çalışan onlarca müzisyen görürsünüz. Neredeyse yüz yaşına yaklaşan Ravi Shankar hala canlı tarih olarak hayatta, yaşıyor. Rudresh`in ne yaptığının sırrı aslında 2010 tarihli albümü Apex`te kendi ağzından yazılı. Modern cazın yeni `alto hero`su kendinden bir nesil önceki usta isim, yine bir altoist olan Bunky Green ile kaydettiği albüm için `farklı kuşaklar ve farklı coğrafyalardan gelerek buluşan insanların birbirleriyle kurdukları iletişimden ileriye dönük yeni şeyler çıkarmalarını seviyorum` diyordu. İki alto saksofon bir arada Chicago Festivali`nde verdikleri konserin kaydıdır bu ve Rudresh bunu başka müzisyenlerle de sık sık yapar. Örneğin, yine aynı yıl yayınlanan bir başka konser albümü Dual Identitiy`de de bir başka altoist Steve Lehman ile çalar. Bu kez Braga Caz Festivali`nde verdikleri konserde aynı enstrümanı çalan ikili limitleri zorlamış, ortaya nefes kesen bir kayıt çıkmıştır. Tüm eleştirmenler söz birliği etmişcesine Rudresh`in müziği için `ailevi kültürel kodlarındaki dramatik modülleri tonundaki emsalsiz ve giderek yükselen arpejleriyle güçlü haykırışlara çeviren bir müziktir` tazında açıklamalar yapacaktır. Başta Britt Robson gibi bir çok yazar Rudresh`in altosunu caz tarihinin Charlie Parker, Jackie McLean, Anthony Braxton gibi kimi isimleriyle aynı hizada yazmaktan çekinmez. Rudresh`in müziğinin bol övgü alan bir diğer yanı da yapısal dokusunu işlemedeki derviş sabrıdır.

Tabii, bütün bu yazdığımız cümlelere rağmen bu akşam Babylon sahnesinde nasıl bir sanatçı izleyeceğimizi öngörmemiz zor. Yukarda saydıklarımız karşılıklı `challenge`ın yarattığı sinerjiyle ortaya çıkan müzikler oldu, o yüzden albüm haline geldiler, bu akşam ise farklı bir dörtlüyle sahne alacak. Ama şunu söylemek doğru olacaktır ki çok sık rastladığımız `Hint ezgilerini caz müziğine dönüştürmek` değil efendim adamın yaptığı. Böyle anlamak Rudresh`in müziğini yanlış anlamanın yollarından biri olur sadece.

* * *

Ülkemizde üretilen caz müziğine çok büyük emeği ve katkısı olan isimlerden Baki Duyarlar gerçekten hem çok yaratıcı projeler üretiyor hem de çok çalışkan bir müzisyen. Daha yeni albümü Kemenjazz ile adından henüz sözettirmeye başlamışken bu yılın farklı isimlerden oluşan başka projesiyle festival gündeminde hemen üst sıralara tırmandı. Time Of Spring isimli projede saksofonda Justin Vasquiz, bas gitarda Janek Gwizdala ve davulda Louie Palmer gibi isimler var. Nasıl bir müzik olacağını büyük bir merakla beklediğimiz Time of Spring eminiz daha farklı tarihlerde farklı sahnelerde de sık sık izleyeceğimiz bir proje olacaktır.

Cazkolik.com / 14 Ekim 2012, Pazar




22. Akbank Caz Festivali`nde bu yıl festivalin kendi salonu Akbank Sanat konser salonu ve konserleriyle ayrıca öne çıktı...

Bu konuya, yani Akbank Sanat salonunun 22. Akbank Caz Festivali`ndeki özel konumuna değinmek istiyorduk, kısmet bu yazıya imiş. Biliyorsunuz, festivalin değişmez mekanlarından Cemal Reşit Rey (umarız bu güzel salon en başta akustik nedenlerle gelecek senelerde de cazın merkezi olmaya devam eder) bu yıl festivalin etkinlik mekanları arasında yok. Bildiğimiz kadarıyla bu durumun sebebi tek değil. Biliyorsunuz, salon geçen bahar çatısında bir yangın yaşamıştı, bu nedenle sezonu ancak Kasım ayında açıyor. Bildiğimiz en önemli neden bu ama umarız gelecek senelerde Cemal Reşit Rey salonu festivalin merkez salonu olmaya devam eder zira Lütfi Kırdar deneyimlerinden sonra Cemal Reşit Rey`in akustik anlamda önemini daha da iyi anladık. Sayın yetkililer, aman ne olur oraya bir şey olmasın...

Biraz da yukarda saydığımız nedenle bu yıl festivalde Akbank Sanat salonu işlevsel olarak kendini daha da öne çıkardı. Geçen senelerde çoğunlukla panellerin ve kimi konserlerin olduğu salona bu sene epey iş düştü. Aşağıdaki günlüklere göz gezdirin kaç konserde Akbank Sanat salonundan söz ettiğimizi görebilirsiniz. İşte, mesela dün geceki Coltrane konseri... Müthiş bir geceydi, merak ettiğimizin ötesinde bir tatminle ayrıldık. Rembrandt Frerichs Trio müthiş bir ekip! Coltrane müziklerine dair piyano çözümlemeleri dinlemelere değerdi.

Festival bugün proje sayısı bakımından oldukça yoğun ama öne çıkan bir proje var ki ona değinmeden geçmeyelim; Talking Cows. Yukarda niye Akbank Sanat salon ve konserlerinden söz ettiğimizi bir kez daha teyid edelim zira bu konserde aynı salonda. Bu ilginç isimli grup bir caz ismi ve görünümünden ziyade bir alternatif müzik grubuna benziyor ama ekip şu anda Hollanda`nın en önde gelen topluluklarından. (Bir de bu yılki festival de Hollanda ağırlığına dikkatinizi çekelim, bu özel işbirliği sayesinde Hollanda cazına dair epey bilgimiz oldu, bunlardan bir yazı çıkar artık) Talking Cows müzikal ilhamını 50-60`lı yılların canlı performanslarından alıyor. Sahnelerinin de oldukça iyi olduğunu duyduk. Bakalım, bu gece yeni bir keşif var demektir.

* * *

Festivalin bugün öne çıkan etkinliklerinden biri de Önder Focan & Meltem Ege Group konseri. Yeni albümleri Songbook`tan çalacaklar. Aslında bu zaten ekibin sık sık yaptığı bir şey, şimdi de festival kapsamında çalacaklar.

Yarın yeni notlarda tekrar görüşmek üzere...

Fotoğraf: Leyla Diana

Cazkolik.com / 13 Ekim 2012, Cumartesi




Dün akşam sesi Babylon`un duvarlarında yankılanan Gregory Porter`ı izlerken bir yandan bu gece sahne alacak The Coltrane Project konserini merak ediyorduk.

Günün notlarına geçmeden Porter`dan bir kaç not aktarmakta fayda var. Dün gündüz vakti aramızda konuşurken laf döndü dolaştı Porter`ın şapkasına geldi takıldı. Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi, Amerikan cazının gözde sesi resimde gördüğünüz şapkayı kafasından hiç çıkarmıyor. Şöyle bir eski resimleri taradık hep şapkalı. Adamda `şapkasız çıkmam abi` durumu var. Sesine, şarkılarına, cazına, müziğine diyecek lafımız yok, Nat King Cole ile Johnny Hartman arasında bir ton ve en az onlar kadar kaliteli bir ses ile yorum tekniği. Buraya kadar tamam ama ya o şapka! Şapkada bir iş var ama çözemedik.

Bu akşam sahne alacak etkinliklerin arasında bir proje var ki ilan edildiğinden beri merakla bekliyoruz; Rembrandt Frerichs Trio The Coltrane Project. İsmine bakınca insan ilk başta Rembrandt ile Coltrane arasında nasıl bir ilişki kurmuşlar acaba diye merak ediyor, en azından bu enayi yanılgıya biz düştük, tabii ki Hollandalı piyanistin adı ünlü ressamla aynı, başka bir benzerlik yok!!! Projenin en ilginç yanı Coltrane parçalarını saksofon olmadan, sadece piyano üstünden yorumlayacak olmaları. Coltrane ile ilgili değil ama başka isimlere dair böyle projeler çok duyduk, rastladık. Bu da öyle bir çalışma mı yoksa daha şaşırtıcı şeylerle mi karşılaşacağız merakla bekliyoruz. Siz de orada olursanız hep beraber tanıklık ederiz.

* * *

Festivalde bu gecenin ilginç projelerinden biri ise Babylon`da izleyeceğimiz Firewater. Müzikleri içinde cazın da olduğu punk`tan rock`a, ska`ya uzanan renkte bir ekip. Sahnesi gayet iyi... Elif Çağlar bu akşam Bahçeşehir Üniversitesi`nin Beşiktaş kampüsünde olacak. Behzat Üvez ve arkadaşları ise Gaziantep`teler.

Yarın yeni notlarda buluşmak üzere...

Fotoğraflar: Leyla Diana

Cazkolik.com / 12 Ekim 2012, Cuma




Akbank Caz Festivali bu akşam Avrupa ve Amerikan cazını İstanbul`un iki ayrı yakasında temsil ediyor...

Daha festival başlamadan bir vesileyle kondüsyonunuz nasıl, iyi mi diye sormuştuk, son üç gündür festivalin hızına yetişmek için insanda atlet formu olması lazım ama iyi cazın keyfi elbette bu koşturmacanın içinde güzel çıkıyor. Başlıkta alegorik olarak İstanbul`un iki yakasının birini Amerikan cazına, diğerini Avrupa cazına ayıran konserler şeklinde takdim ettik. Bizim bu benzetmemizle festivalin elbette bir ilgisi yok, bizimki sadece benzetme ama gerçeklik payı var. Yani öyle bakmak isterseniz diyelim... Nasıl mı? Bu akşam Babylon`da caz vokalin Amerikan sahnesinde son yıllarda çıkmış en önemli seslerinden Gregory Porter varken, Kadıköy-Bağdat Caddesinde ise Avrupa caz piyanosunun güçlü ismi Ketil Björnstadt var.

Porter üstelik ilk kez İstanbul`a geliyor. Bu akşam onu izlemek önemli. Son iki yıldır Amerikan caz basınının en çok yer verdiği isimlerden yani gerçekten çok güncel bir ses. Ketil hep popüler elbette. Onun performansı ise solo olacak.

"Güçlü ve sıcak sesiyle günümüz erkek caz sesinin en önemli isimlerinden" başlığıyla Eylül de festivalin ilk yazısı ve Porter ile ilgili de ülkemizdeki ilk yazıyı yayınladık. Halen okunan yazıda (yazıyı okumak için buraya tıklayın) zaten henüz genç bir isim olan Porter`ın çocukluk ve yetişkinlik sürecinde cazın hayatına nasıl şekillendiğini anlattık. Annesinin hayatındaki rolünü, onu şu anda kıtanın en güçlü seslerinden biri yapan süreci. İşte nihayet bu akşam cazın geleceğine çok güçlü bir miras bırakacağına inandığımız Gregory Porter`ı sahnede ilk kez izleyeceğiz. İzlenimlerimiz artık yarın notlarında yerini alır. Bakalım bizi neler bekliyor olacak...

* * *

Festivalin atölye çalışmaları devam ederken Kampüste Caz`da Barana grubu bugün Adana`da olacak. Elif Çağlar ise İTÜ Maçka binasında üniversite öğrencileriyle buluşacak.

Yarın yeniden notlarda buluşmak üzere...

Cazkolik.com / 11 Ekim 2012, Perşembe




Festival izleyicisi bugün konserler arasında yolunu nasıl bulacak?

Günün konserlerine dair notlara girmeden önce dünden bahsedelim; Ibrahim Maalouf konserinden örneğin... Paris & Beirut Connection... Akşam GarajIstanbul`un her projeye elverişli underground mekanında Maalouf`u izlerken gözümüzün önünden Fatih Akın filmlerinden fırlamış bir karakter geçti sanki, hatta daha gerilere gidersek, örneğin 1985 yılına, Luc Besson`u ünlü yapan film Subway`den bir karakter mesela... Maalouf`u izlerken bir yandan bu filmlerden kareler yakalamaya çalışıyorduk hafızamızda, sahneye odaklandığımızda ise kendi küçük kızı için yazdığı ninninin sevimli melodisini izleyiciye tekrarlatmaya çalışıyordu, işte o ninni oradan usul usul çıktı gümbür gümbür bir müziğe dönüştü. Maalouf`un müziği sadece caz dinleyicisine değil, rock ve alternatif müzik meraklısını da mutlu edecek müzik. Zaten hepimiz mutluyduk... O sahnede kıpır kıpır ve mutluydu, biz de sahne önünde onu izler ve eşlik ederken mutluyduk. Zaten ihtiyacımız olan şey de bu anlık-konserlik mutluluklar değil mi?

Gelelim günün konserlerine... Festival izleyicisi bugün hangi konsere gideceğini şaşırırsa haksız sayılmaz...

The Kilimanjaro Darkjazz Ensemble Babylon`da!

Bu ilginç ekibin müziği herkesin bildiği ama yine de fısıltıyla konuştuğumuz sırlar gibi. Dün akşam Maalouf konserinde dahi insanlar bu konserin kaçırılmaması gerektiğini söylüyordu. Öyle gizemli bir hal anlayacağınız. 1999 yılında sessiz filmlere müzikler yazmak gibi ilginç bir fikrin peşinde koşan iki müzisyenin yaratıcı çizgilerini bozmadan, hatta artırarak giderek daha kalabalık, bu akşam izleyeceğimiz haliyle 6-7 kişilik bir ekibe dönüşmesi ekseninde ilerleyen öyküleri müziklerinde ise eksenin bozulmaması şeklinde gerçekleşmiş. Sessiz filmlere müzik yazma işine soyunursanız doğal olarak disiplinler arası etkileşim içinde olmanız lazım, zaten grubun iki kurucusundan biri olan Jason Köhnen`de aynen böyle söylüyor. Biz lafı daha fazla uzatmayalım ama bu akşam siz mutlaka Babylon`da olun zira bu konserin sadece festivalde değil, yıl içinde izleyeceklerimiz arasında dahi ilginç bir konser olacağı kesin.

Arkadaşımız Sami Kısaoğlu`nun The Kilimanjaro Darkjazz Ensemble ile yaptığı özel söyleşiyi okumak için lütfen bu satıra tıklayın.

* * *

Günün bir diğer önemli konseri ise Bağdat Caddesi`nde olacak. Erkan Oğur`un Anatolian Blues`u daha önce biz duymadık ama muhtemelen ilk kez Cadde`ye geliyor, hem de çok kalabalık bir kadroyla geliyor. Cadde`lilerin gözü aydın!!!

* * *

Çağrı Sertel ile Barana üniversite konserlerine devam ediyor. Barana Kayseri`de, Çağrı ise Kadir Has`ta! Gecenin erken konseri ise Akbank Sanat`ta Elifantree enerjik ve şaşırtıcı performanslarıyla Dublin 12 Points festivalinde hayli ilgi çekmişlerdi, bu akşam aynı enerjiyi İstanbul izleyicisine aşılamak için buradalar... Bir başka yaratıcı projeyse yine GarajIstanbul sahnesinde Martina Topley-Bird ile geçrekleşecek. Trip hop müziğin öncüleri hayalgücünü zorlayan sahneler yaratıyorlar, izleyenlerin iddiası bu, orada olup izlemekte fayda var!

Bugünlük notlar bu kadar, bakalım yarına neler sarkacak, neler olup bitecek...

Cazkolik.com / 10 Ekim 2012, Çarşamba




Bugün, 22. Akbank Caz Festivali`nin en yoğun günlerinden birini yaşayacağız...

Günün ağır top konserlerine girmeden önce festivalin iki özel projesinden biraz sözetmek gerekiyor. Kampüste Caz ve şimdi de yeni başlayan Liselerde Caz. Bunlar öyle önemli projeler ve tüm dünyada caz müziğinin geleceğini kurtaracak nesiller olan öğrenciler üzerinde, cazı daha iyi tanımaları ve sevmeleri yönünde öyle çok çalışmalar yapılıyor ki, burada biz bunların çoğunu inanın duymuyoruz bile. Akbank ve benzeri bir kaç kurum daha olmasa bu konuda nerdeyse hiç bir çalışma yapılmayacak, allaha havale bir durum yani... Kampüste ve Liselerde Caz bu açıdan çok önemli. Şimdi Kampüste Caz konusunda Elif Çağlar İstanbul ve Behzat Üvez`in Barana grubu ile Ceylan Ertem ise Anadolu Üniversiteleri`nde hayli önemli ve takdire şayan konserler dizisi yürütüyorlar. Bu konuda Behzat Üvez ile konserlere ve izlenimlerine dair gözlemlerini kendisiyle konuşup buradan aktaracağız. Eminiz bir çok anıyla dönecektir.

Gelelim günün konserlerine,

Aydın Esen bu yıl en hareketli yıllarından birini geçiriyor...

Ülkemiz caz piyanosunun en saygın isimlerinden Aydın Esen bu yol hayli yaratıcı ve yoğun projeler gerçekleştirdi. Sadece biz Cazkolik olarak kendisiyle iki farklı projesi için konuşup haberlerini yapmıştık. Biri Antalya Caz Festivali, diğeri ise Ramazanda Caz idi, şimdiyse Akbank Caz Festivali`nde çok daha başka bir projey ve Nocturn grubu eşliğinde Babylon`da bu akşam izleyicisinin karşısında olacak.

Avrupalı caz müzisyenlerinden oluşan Belçika grubu Nocturn`de geçekten önemli, tanıdığımız isimler var. Mesela gitar fenomeni Nelson Veras bunlara örnek, belki okurlarımız diğer müzisyenleri çok daha yakından tanıyordur. Klarnet ve saksofon sanatçıs Bo Van Der Verf tarafından kurulan ve her albümünde farklı isimlerle bir araya gelen Nocturn ağırlıklı olarak ekibinde 2 ya da 3 nefesliye yer vermesiyle tanınıyor. Piyanoda Aydın Esen ve Nocturn bu akşam cazın çok farklı tonlarında oldukça farklı bir müziğe imza atacaklar eminiz.

Ibrahim Maalouf GarajIstanbul`da...

Gecenin bir diğer önemli konseri ise festivalin değişik sahnelerinden GarajIstanbul`da olacak. Lübnan asıllı Fransız trompetçinin tüm Avrupa da olduğu gibi ülkemizde de hayranı çok. Babasının özel tasarımı bir trompet kullanmasıyla ünlü Maalouf`u biliyorsunuz eleştirmenler Kuzey Avrupa cazının Kuzey Afrika versiyonu olarak tanımlıyor. Şimdiye değin yoğun övgüler alan üç albüm kaydeden sanatçı aynı zamanda Sting, Vanesa Paradis gibi pop starlarıyla çalışmasıyla da tanınıyor. Maalouf`un trompet tınılarının Beyoğlu`nun özel mekanlarından, çok hoş bir ara sokağa açılan GarajIstanbul`dan sokağa yayılan müziğini dinlemek için bilet kaldıysa müzikseverler orada olmaya baksın.

Çağrı Sertel Sabancı Üniversitesi`nde, 12 Points Donkey Monkey ise Akbank Sanat`ta...

Türk caz piyanosunun genç ve en yetenkeli isimlerinden, yayınladığı ilk albümü Newborn ile harika bir kayda imza atan Çağrı Sertel`in müziği bu kez Sabancı Üniversitesi`nin salonunda yankılanacak. Akbank Sanat salonunda ise 12 Points Donkey Monkey grubunun alışıldık caz soundunun dışındaki tavırlı müzikleri alternatif tınıları arayanlar için önemli bir seçenk olacak.

Cazkolik.com / 09 Ekim 2012, Salı




Caz Pazar`ında Lütfi Kırdar konserlerinden haftayı başlatan notlar...

22. Akbank Caz Festivali`nin dün en önemli günlerinden biri yaşandı. Bu bakımdan düşecek çok not var ama hemen yazının başında iğneyi önce kendimize bir batıralım, lafın devamında çuvaldızı başkasınadır ama bizim batıracak bir çuvaldızımız yok, sadece kendimize iğne var. Dün Cazkolik`in hem takviminde hem de burada tuttuğumuz günlük notlarda ciddi bir hata yaparak akşam konseri olan sevgili Oğuz Büyükberber`in etkinliğinden bahsetmemişiz, yazmamışız, bundan dolayı okurlarımızdan ve sevgili Büyükberber`dan özür dileyelim ve gelelim dün geceye...

Miles & Smiles; "Hepsi birer Alex..."

Dünün notlarında son günlerin popüler lafı `Ama bir Alex değil`i tersine çevirir kullanırsak duygularımızı kestirmeden anlatmış oluruz. Dün, Lütfi Kırdar Kongre Salonu`ndaki ilk konser Miles & Smiles ekibine aitti. Koser öncesi daha salonun kapısında sevgili İmer Demirer`le rastlaştık, ilk cümlesi Wallace Roney oldu, ne kadar sevdiğini biliyorduk ama izleyecek olmanın heyecanıyla olsa gerek bol bol anlattı, iyi de oldu... Zaten konser sonunda ayağa ilk fırlayan da İmer`di. Şu anda yaşayan en iyi üç trompetçiden biri olduğunu söylediği Roney`nin muhteşem fizik üstünlüğüne rağmen ne kadar kırılgan ve naif biri olduğunu da konuştuk, bunu sahnede görmek mümkündü zira çalmadığı anlarda hemen görünmez olmayı tercih eden tedirgin bir hali vardı. Ama adam doğrusu mermer kadar pürüzsüz çalıyor. Tonlamasındaki kalite emsalsiz... Kendini en iyi hissetiği konserlerden biri olmuş mudur emin değiliz ama bizim mutlu olduğumuz gerçek!

Miles & Smiles ekibinde ilan edilenden farklı iki kişi vardı, saksofonda Bill Evans yerine burada daha az tanınan Rick Margitza çaldı. Hatta konserin başlarında lafın içine çok az girişi, daha çok çevreden dolanan, cümleyi tam söylemeyen haliyle biraz tedirginlik yaratsa da o mahvedici soloya kadarmış herşey, belki herkes beğenmemiş olabilir ama bu satırların yazarı tenorunu hayli `low sound` kullanan ufak tefek bu adama bayıldı (hatta bir çok kişi tonundaki düşüklüğü her iki konserde de sürüp giden ses aksaklığına yordu, yetkililere buradan iletmiş olalım, dün her iki konserde de sesçi arkadaşlar çok laf işittiler doğrusu, işin kötüsü sorunlar bitmek bilmedi). İlan edilenin dışında gelenlerden biri de basçı Darryl Jones yerine Victor Bailey idi. Bir kaç yerde `slap bass` ile oynaması dinlemelere değerdi doğrusu. Konseri izleyen herkesin eminiz ortak fikridir davulda Omar Hakim`in sahnedeki ekibin arkasındaki gizli güç olduğu. Zaten ikinci konser öncesi fuayede sevgili Ferit (Odman) ile konuşurken Hakim`in tekniğinden ve gücünden bahsetmesi görülmeye değerdi.

Miles & Smiles ekibinin sahnede işini hem iyi yapan, hem de bir yandan dedikodu kaynatan ikilisi hammond orgcu Joey DeFrancesco ile yanında oturan gitar ustası Larry Coryell`di. Amerikalıların bu rahatlığı doğrusu bazen bize tuhaf görünse de adamların içten bir yanı var, kabul etmek lazım. Bir kere notayla, sehpayla hiç işleri olmuyor, birbirleriyle konuşuyorlar ama müzikten kesinlikle kopmuyorlar, fevkalade rahat ve hakimler... Doğuştan avantajlı adamlar bu kesin... Yukardaki fotoya baksanıza, orada bile belli... Bu ustalık, bu rahatlık, müziğin diline bu kadar hakim, yaratıcı ve enerjik olmalarına insan hayran oluyor. Bu müziğe hepimiz tapıyoruz orası kesin ama bu onların müziği bu çok belli...

The ACT Jubilee konserinden detaylar bir yana genç Alman piyanist Michael Wollny bir yana...

Akbank Sanat`tan sevgili dostumuz Sami (Kısaoğlu) hep bahsedip duruyordu ama insan görmeden demek ki yine de anlayamıyormuş. Yirmili yaş kuşağı Avrupalı caz müzisyenlerinin başında hep Tigran Hamasyan, Yaron Herman gibi Fransız menşeili başarılı isimleri görürdük, şimdi bir de Alman piyanist Michael Wollny var. Bayıldık bayıldık bayıldık ve doyamadık... Sadece ona mı, elbette hayır... Başta ekip lideri Nils Landgren olmak üzere bütün kadro harikaydı. Aynı gece arka arkaya iki konser izleyince ister istemez Amerikan cazı ile Avrupa cazı arasında işlevsel bir mukayese yapmak gerekir diye düşünüyorduk ama doğrusu böyle analitik eğretilemelere girmeye hiç gerek yokmuş, bunu gayet net gördük... Bir plak firmasından yirmi yılda bir dünya devi müzik firması yaratan Siggi Loch`un hala sıradan bir cazsever kadar içtenliğini mi istersiniz, boyundan büyük bariton saksafonu taşımaya çalışan çıtı pıtı Fransız kız Celine Bonacina`nın sevimliliği ve zerafetini mi istersiniz, Nils Landgren`in sahnede herkese ve herşeye hakim ama trombonunda da mükemmel oluşunu mu istersiniz, hangisini bilmeyi istersiniz ama akşam her iki konseri de izlerken en sonlarda farkettiğimiz şu gerçek hiç değişmeyecek, Afrikadaki topraklarından istemeye istemeye sökülüp getirilmiş siyah insanlar New Orleans`da otanktik davullarını çalarken oradan çok da uzak olmayan yerde Fransızlar operalardan aryalar dinliyordu. Bu müzik böyle bir mutasyondan doğdu ve bu mutasyon hiç bitmeden sürüp gidecek. Herkes kendi müziğini çalacak, bu müziğe sonsuza kadar iyi şeyler katacaklar ve işte bu yüzden caz dünyanın en güzel müziği olarak kalmaya devam edecek.

Dün gece bize bunları hissettiren ve düşündüren herkese teşekkürler...

Fotoğraflar: Leyla Diana

Cazkolik.com / 08 Ekim 2012, Pazartesi




Festivalin beşinci gün notları ve dünden kalanlar...

Festivalin tatil yaptırmayan Pazar notlarına geçmeden önce dün akşamdan mutlaka söz etmek lazım. Dün akşam Eleni Karaindrou`nun Theo Angelopoulos`a Saygı özel gecesi vardı. Eleni`nin Theo`nun filmleri için yaptığı besteleri Ender Sakpınar yönetimindeki büyük orkestradan dinledik. Dün akşam dinlediğimiz müziklerin büyük bölümü besteleniş amacıyla her ne kadar Angelopoulos`un peliküllerinde akan görüntüleri anlamlandırmakla yükümlü kılınmış ise de biz akşam konserde 19. yüzyıl romantizminin 20. yüzyılın bireysel modernizmiyle buluşarak Ege güneşinde pişirilmiş halini dinledik. 20. yüzyıl Yunan müziğinin çok güçlü bir besteci kuşağı var. Mikis Theodorakis, Manos Hadjidakis, Dimitris Mitropoulos hatta Vangelis gibi müzisyenler geleneksel Yunan müziğini buzuki ve taverna turistik & ticari açmazından çıkarıp çoksesli evrensel müziklerle buluşturmayı başardı (Peki biz yapabildik mi?) Yunan sanatçıları bunu sadece müzikte değil, sinemada da Costa Gavras, Elia Kazan gibi Rum-Yunan olmakla birlikte `oralı` olmayan ustaları ayrı tutarsak başta Theo Angelopoulos olmak üzere, Mihalis Kakogiannis (Zorba`nın yönetmeni) gibi isimler sinemada da başardılar. Eleni Karaindrou`da bu besteci kuşağının yaşı 70`lere yaklaşmış olsa da en son isimlerinden biri. Eleni Karaindrou`nun romantik modernizmi çok etkileyici müziklere dönüşüyor. Dün akşam Lütfi Kırdar sahnesinde buna bir kez tanık olduk. Bu etkileyici tanıklığın en önemli mimarı bizzat bestecinin kendisi ise de başta şef Ender Sakpınar olmak üzere etnik enstrümanlarda Yunan müzisyenler ve senfonik orkestrada ki Türk müzisyenlerin tamamına buradan teşekkürlerimizi iletmek istiyoruz. siz olmasaydınız bu romantik zerafetin incelikli müziğini böylesine güzel hissedemezdik.

Fotoğraf: Leyla Diana

Dünden kalanları böyle toparlayalım gelelim bugüne...

Bu akşam saat altıdan gece yarısına kadar Lütfi Kırdar sahnesini Akbank Caz Festival`i sayesinde baştan aşağı cazla yıkayacağız. Arka arkaya gerçekleşecek iki konser; Miles Smiles ve The ACT Jubile Concert etkinliklerini iki ayrı konser olarak düşünmek de mümkün, iki ayrı caz tarzının gece boyu hepsi usta isimlerden dinleyeceğimiz mukayeseli olarak dilemek de mümkün. Nasıl isterseniz...

Miles & Smiles konserinde Miles Davis`in ruhu da sahnede olacak...

Konserin isminden de anlaşılacağı gibi proje, sağlığında Miles Davis`le yolu müzikal olarak bir şekilde kesişmiş müzisyenlerin bir araya gelip babanın ruhuna selam göndermeleri anlamına geliyor. Bu da demek oluyor ki sahnedeki isimlerin hepsi 40 hatta 50`nin üstünde usta isimler. Bugün 69 yaşındaki gitar ustası Larry Coryell fusion gitarın altmışlardan bu yana büyük bir ustası. Özellikle yetmişlerdeki jazz, rock fusion dönemi albümleri hala müthiştir. Altmışların sonlarında Coryell, Gary Burton`ın grubu ve Miles Davis`in ekibi birlikte Avrupayı turlarken çok sayıda konserde beraber çaldılar. Bu akşam izleyeceğimiz isimlerin en genci Hammond Orgcu Joey DeFrancesco bile 41 yaşında olmasına rağmen Miles Davis`le çalmış. Wallace Roney, Darryl Jones, Omar Hakim, Bill Evans... Hepsi öyle... Şimdi Miles artık yok ama bu ustalar hala Avrupayı turlamaya devam ediyorlar ve bu akşam da İstanbul izleyicisinin karşısına çıkacaklar.

Lütfi Kırdar gecesinin ikinci konseri The ACT Jubilee Night...

ACT Jubilee konseri hakkında Cazkolik`te bir radyo programı, bir de özel yazı yayınladık, hala okunuyor-dinleniyorlar. Bu açıdan orada detaylı yazılanları bir de burada tekrarlamaya gerek yok ama şunu söyleyelim Miles & Smiles konseri de dahil bu yıl festivalin en önemli konseri bu olacak gibi görünüyor. Avrupa cazının ustaları özel bir gecede aynı grubun içinde. Her biri tek başına bir festival konseri iken hepsi bir arada... Bizim için daha ne olsun... Bir notta ACT firmasının sahibinin de orada olacağını biliyoruz, umarız ACT mucizesi hakkında bir kaç cümle bir şeyler söyler de biz de bizzat sahibinden dinlemiş oluruz.

* * *

Pazar gününe dair son olarak yukardaki iki konserin gölgesinde kalma riski varsa da Michiel Borstlap ve Sibel Köse konserine özel dikkatinizi çekmek istiyoruz. İmkan olsa da diğer iki konserle çakışmasaydı ama bu teknik olarak mümkün değil. Hollandalı dünyaca ünlü caz piyanisti Michiel Borstlap eniştemiz olur :) Bir Türk kızıyla evli olan hatta geçen sene bir de çocuğu dünyaya gelen, ülkemize de sıklıkla gelen 46 yaşındaki caz piyanisti doksanların başından beri hem solo hem de farklı gruplarla çok çalışkan bir görüntü veriyor. Türkiye`nin tartışmasız en iyi caz seslerinin en önde gelen isimlerinden olan Sibel Köse ile Borstlap`ın konseri bizce mükemmel olacak.

Cazkolik.com / 07 Ekim 2012, Pazar




Festivalin dördüncü gün notları...

Festivalin ilk ağır günü bugün... Farklı farklı türlerde tam 6 etkinlik aynı günde. Bu etkinliklerin ikisi atölye çalışması ve öğleden sonra olacak. Festivallerde atölye çalışmaları sanki dostlar alışverişte görsün kapsamında görülür ama Akbank Caz Festivali yöneticileri bu konuda titiz ve yoğun. Bugün Ezo Sunal`ın çocuklarla caz atölyesi yanında bir de cazla özdeşleştirilen tap dansı atölyesi var. Her ikisi de oldukça doyurucu çalışmalar olacak gibi görünüyor.

Festivalin ilk Cumartesi akşamında gerçekten 3 güzel proje müzikseverlerle buluşmayı bekliyor. Bunların biri olan Eleni Karaindrou`nun Theo Angeloupoulos`a özel saygı gecesine en son değineceğiz ama Akbank Sanat`ta akşam 19:00 etkinliği olan Jens Thomas ve Babylon etkinliği Lura sevenleri için biçilmiş kaftan tarzında projeler.

Jens Thomas rock çağının kült grubu AC/DC`nin müziklerini caz formunda çalıyor.

Bu başlık bile bir çok müzikseveri heyecanlandırmaya yetecektir eminiz. Öyle olsa iyi olur... Gerçi Jens Thomas`ı tanımayanlar AC/DC ismini duyunca elektrikli, yüksek volümlü şeyler bekliyorlarsa öyle değil. Thomas çok sevdiği AC/DC müziklerini (ki aslında sadece bu grup değil, ilk ilham kaynağı Sting`li Police grubu) kendi tarzında ve balad tonunda seslendiriyor. Bu vesileyle albümünü alıp başucu çalışması yapmanızda fayda var.

Cabo Verde`nin güzel kızlarından Lura şarkılarını Babylon sahnesini dolduran dinleyicilere içtenlikle sunmaya hazır. Okyanusun ortasındaki küçücük Cabo Verde adasının şu dünyaya yaptığına bakın. Ne bereketli bir ada imiş ki koskoca ülkelerin yaptığından çok daha fazlasını tek başına yapıyor. Dünyaya başarılı şarkıcılar ihraç ediyor adamlar resmen. Adanın yeni nesil temsilcilerinden Lura müziklerinde daha modern tonlar ve yaklaşımlara da yer veren bir kadın. Bu akşam Babylon`a uğrayanları kendisi, sesi ve şarkıları güzel bir kadın bekliyor olacak...

Bu gecenin ağır topu hiç şüphesiz Eleni Karaindrou konseri olacak...

Hazırlıkları günlerdir sürdürülen, festivalin bu yıl özel önem verdiği iki özel projesinden biri olan Eleni Karaindrou`nun Theo Angelopoulos`a Saygı Özel Gecesi her bakımdan eminiz yıllarca hatırlanacak bir gece olacak. Angelopoulos`un unutulmaz filmleri kadar film müzikleri de emsalsiz olmuştur. Hatta İstiklal Caddesini günlerce boydan boya her adımda bu müziklerin karşıladığını çok hatırlarız. Ne acı ki büyük yönetmen geçen sene tam da pisi pisine denecek bir trafik kazasıyla hayata veda etti. belki de kafasında bir çok proje varken. Ünlü sözü bilirsiniz, siz kendi planlarınızı yapıyor olabilirsiniz ama tanrının da kendi planları var. Maalesef öyle... Bu gece hakkında Radyo Cazkolik`te sevgili dostumuz Sami Kısaoğlu`nun da katılımıyla özel bir program kaydettik buraya tıklayarak dinleyebileceğiniz programda büyük bestecinin ünlü filmlerdeki müziklerini konser öncesi ısınma turu olarak dinleyebilirsiniz.

Gecede Karaindrou`nun etnik çalgılar olarak kendi kadrosunun yanısıra şef Ender Sakpınar yönetiminde 31 kişilik bir orkestra da sahnede ünlü müzisyene eşlik edecek. Ayrıca, gecenin bir diğer güzel yanı da bir yandan çalan müziklerin kullanıldığı fimlerden bölümleri de sahneye kurulan perdeden izlemeniz mümkün olacak. Velhasılı, her şeyiyle iyice düşünülmüş bir proje anlaşılan bizleri bekliyor.

Cazkolik.com / 06 Ekim 2012, Cumartesi




Festivalin üçüncü gün notları...

Dün akşam Babylon`daki Nik Bartsch konseri yine izleyen herkesi mahvetti... Bu adamların böyle bir özelliği var; mest ediyorlar. O kadar çok twit ve mesaj aldık ki. Nik`in hayranları her konserde biraz daha artıyor...

Bu, dün akşama ilişkin durumdu peki bugün festivalde neler var?

Festivalde bugün 5 etkinlik görünüyor... Gündüz İstanbul Moda Akademisi`nde `Şapkada Caz Devrimi` atölyesi ile başlayacak Cuma etkinlikleri gecenin geç saatleri Babylon`da Anchorsong`un müzikleriyle coşkulu sonlanacak. Size şöyle bir program önerelim, mesaide olduğunuz için iş çıkışı diye hesap edersek eğer, saat 19:00`da başlayacak `Barıştk mı` konserine yetişmeniz mümkün. Akbank Sanat sahnesindeki konserde geçen Mayıs yayınladıkları single albüm O.Y.D.H.O.G.Y yani açılımıyla `Oğlum Yapma Demiyorum Hobi Olarak Gene Yap` aforizmasından yola çıkan Göstembil Project adı geçen tümcedeki ironiyi belli ki sarakaya alıyor. İyi de yapıyorlar... Onları bu akşam üstü izlemek iyi gelecektir.

Buradan çıkınca tümüyle Beyoğlu çevresinde dönen etkinlik koşturmacasına kısa bir yemek arası verip soluğu Babylon`da Hidden Orchestra`da alabilirsiniz. Çift davullu grup caz, klasik, hip hop, rock formatlarından deneysel tatlarda ama dinlemesi zevkli bir müzik yapıyorlar. Gecenin devamı yine Babylon ve hemen arkasındaki Babylon Lounge`da White Mink`in electro swingiyle Japon sanatçı Masaaki Yoshida nam-ı diğer Anchorsong`un elektronik müzikleriyle yarattığı büyüleyici atmosferi parti ortamında yaşayabilirsiniz.

Cayır cayır caz dinlemek istiyorum diyorsanız eğer hafta sonuna bu gecenin esoterik etkileri sayesinde enerji toplamış olursunuz.

Cazkolik.com / 05 Ekim 2012, Cuma




Festivalin ikinci gün notları...

22. Akbank Caz Festivali konser olarak bugün sadece tek etkinliğe sahne olacak ama ne konser... Böyle ünlemli ifadenin bir anlamı var, o da şu! Kısaca Nik Bartsch`s Ronin diyelim... İsviçreli caz piyanisti Nik Bartsch son yıllarda Avrupa cazının en gözde ve yaratıcı isimlerinden. Geçen yıl bilenler hemen hatırlayacaktır, Borusan Sanat`ta öyle bir konsere imza atmışlardı ki konser sonrası konseri izleyen az sayıda şanslı dostumuz hemen telefonlara ve sosyal medya araçlarına sarılıp öve öve bitirememişlerdi ve izleyemeyenleri de `yahu ne kaçırmışız öyle` diye hayıflanmalarına neden olmuştu. Şimdi arayı kapatmanın zamanı. Nik Bartsch`s Ronin festival kapsamında ve yine aynı müziklerle bu akyam Babylon sahnesinde. Şanslıyız ki Nik Bartsch ile ilgili iki yazarımız sevgili Sevin Okyay ve Fatih Erkan iki harika yazı kaleme aldı grup hakkında. Konseri gidece ya da gidemeyecek iseniz mutlaka bu yazıları fonda grubun müziğiyle okumayı ihmal etmeyin zira zen funk tarzın bu önemli genç ustasının müzinin kodları tümüyle bu iki yazıda gizli saklı durumda...

Sevin Okyay`ın Nik Bartsch`s Ronin yazısını okumak için bu satıra tıklayın!

Fatih Erkan`ın Nik Barstch`s Ronin yazısını okumak için bu satıra tıklayın!

Cazkolik.com / 04 Ekim 2012, Perşembe




Festivalin ilk gün notları...

Yılın en büyük caz şölenlerinden biri, 22. Akbank Caz Festivali bu akşam 2 konserle başlıyor. Her iki konser de farklı tarz ve türde müzisyenlerin bir araya geldiği sahneler olacak. Gelin, ilk konserle başlayalım...

Juan Garcia Herreros, Bilal Karaman, Stoyan Yannkulov, Marcio Tubino, Roberto Quintero festivalin açılış konseri için Akbank Sanat sahnesinde...

35 yaşındaki Kolombiyalı 6 telli kontrabass gitar ustası Juan Garcia Herreros`a İstanbul dinleyicisi yabancı değil, daha önce de özel yapım bas gitarıyla dinleyicimizi oldukça etkilemişti. Şimdi yine benzer hatta daha da çekici bir konser için geliyor. Üstelik bu kez yanında başlıkta ismi geçen başka usta isimler de var. Herreros`un ilk albümü adamın üstüne böyle ayrı topluluk ismi gibi yapıştı; Snow Owl. Şimdi artık öyle anılıyor.

Herreros`un bizim bu tarafla ilişkisi sadece caz müziğiyle de değil. Pop ve farklı müziklerle yaptığı bir çok iş var. Latin şarkıcılarla çok çalıştığı gibi ECM projelerinde de yer alıyor. Bizden Sertab Erener gibi pop starlarla da farklı çalışmalar yapıyor. Etnik müzik projelerinde yer aldığı gibi avantgart müziklerin içinde yer almaktan da hoşlanıyor. Velhasılı çok yönlü bir müzisyen. Bu akşam da Bilal Karaman`ın virtüöz gitarı, merakla izlemeyi beklediğimiz diğer isimlerin müzikleriyle anlaşılan festival zıpkın gibi bir konserle başlayacak.

Bu arada, yarın yine Akbank Sanat`ta saat 14:00`te Herreros`un bir workshop yapacağını da haber vesilesiyle hatırlatmış olalım.

Blues`un 3 ablası bu akşam Babylon`da...

New Orleans tarzı blues, swing dönemin müziklerini sevenler bu akşam soluğu Babylon kapısında alsın. Hepsi esasen gospel kökenli şarkıcılar; Joan Faulkner, Joanne Bell ve Harriet Lewis en ortak yanları Dinah Washington hastası-fanatiği-tutkunu isimler olması. nerden mi biliyoruz? Çünkü daha önce izledik! Ya İş Sanat ya da Cemal Reşit Rey sahnesiydi, tam hatırlamıyoruz şimdi bundan 4 ya da 5 sene önce benzer New Orleans hip tarz kıpkırmızı elbiseleri, sürekli scat doğaçlamayla şaşırtan soloları, bir süre sonra felçliyi bile yerinden zıplatan sempatik ve izleyiciyle interaktif ilişkileri o zaman orada bulunan bizlere müthiş bir gece yaşatmıştı. Arada sık sık da diyalog kurarak müzikleri ve en çok da Dinah Washington hakkında nlattıkları anekdotlar hala aklımızda. Babylon daha da samimi bir ortam yaratacağı için özellikle Dinah şarkılarında ortalığı birbirine katacakları kesin. Blues`un 3 ablası hakkında son not olarak da müthiş bir geri vokal tecrübesi olduklarını, büyük pop starlarıyla da çalıştıklarını eklemiş olalım.

Cazkolik.com / 03 Ekim 2012, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • eren bilir
    2012-10-08 18:54:33

    Konseri kaydeden kameralar vardı, festivalden sonra ne oluyor görüntülere, bir yerden ulaşılıyor mu onlara? Tekrar tekrar dinlemekten sıkılmaz insan. Omar Hakim"in solosu ve sonrası özellikle, onu bile yayınlasalar çok makbule geçer.

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.