İzlediğimiz konserleri sadece izlediğimiz/dinlediğimiz müzik üzerinden mi değerlendirmemiz gerekir? Genellikle böyle yaptığımız için kolayımıza geliyor.
Dün akşam, 36. Akbank Caz Festivali kapsamında Komünite sahnesinde ACT Night: Robinson Khoury MŸA "Transara" konserini izlerken bu düşünce bir kez daha aklıma geldi, hem de konserin ilk dakikasından itibaren.
Şimdi size bir ânın fotoğrafını çekmek istiyorum;
Sahnede üç harika genç sanatçı, onlara sonra geleceğim. Akbank Caz Festivali'nin mottosu ne? "Şehrin Caz Hali" değil mi, üzerinde durmuyoruz pek ama bu ne demek? Akbank Caz Festivali bir sonbahar festivali, metropol hayatının yeniden canlandığı, gün içinde yaşadığımız irili ufaklı sorunların ardından akşam izlenen bir konserin sıcaklığının bizi hayata yeniden bağlaması ve yaşadığımızı hissetmemiz demek.
Konser başladı, koltuğa yerleştim, bir anda farkettim ki tam karşımda çepeçevre saran enfes bir görsellik var. Komünite'nin sahnesi oldukça başarılı, hakkını teslim edeyim, salonun sol tarafı boydan boya panoramik cam, dışarıda gece ve ağaçlar... Yavaştan sonbahara giren, sararmış yaprakların bir bir döküldüğü görmüş geçirmiş iki güçlü ağaç ama daha önemlisi, ağaçların arka çaprazında birbiri ardına gidip gelen metro trenlerinin ışıklı görüntüsü, yalıtım iyi, pek ses gelmiyor ama görüntü etkileyici. Bir yandan sahneye odaklanırken bir yandan bu fotografik izlenim hep ilgimi çekti. Bunu not etmek istedim, ola ki bu yazıyı okuyan biri orada konser izlerken, bu fotografik ânı, belki de bir hikâyeyi tamamamlayan görüntüyü o da farketsin.
Caz tarihinin cazibesine takılıp kalmış olanlarımızın kafasını kaldırıp etrafta 'yeni' neler oluyor diye baktığında görecekleri enfes bir genç caz çeşitliliği var. ACT Night: Robinson Khoury MŸA "Transara" konseri kesinlikle bu tanıma uyan bir konserdi.

Soldan sağa: Léo Jassef, Robinson Kpoury, Anissa Nehari
Trombon ve vokalde Robinson Khoury, piyano ve klavyede Léo Jassef, perküsyonda Anissa Nehari bize ufkumuzu açan vizyoner fikirler dinletti
Üç sanatçının hem birbirini iyi tamamlaması, hem kendi başlarına belli ki çok iyi genç birer müzisyen olmaları grubun müziğinin etkisini artırdığı gibi izleyicilerin sahneye odaklanmasını da sağlıyordu.
En önemlisi fikirler
Multi enstrümanist değil, multi yetenekli üç genç sanatçı Robinson Khoury'nin trombon, sequencer ve vokal üzerinden kurguladığı dünyanın müzikal ortaklarıydı. Khoury'nin enstrüman kullanımındaki zekice çeşitliliği trombonu klasik tanımının dışına çıkarıyordu. Bir orkestrada gördüğümüz, görevi sınırlanmış bir enstrüman değildi artık trombon. Sequencerlar üzerinde kullandığı değişken ritmler bir senaryonun can alıcı anına odaklanır gibi dinleyiciyi yönelen müziği başarıyla yönetiyordu.
Peki ya gecenin yıldızı perküsyoncu Anissa Nehari? Son dönem izlediğim en iyi perküsyoncu diyebilirim (önceki akşam Sarathy Korwar Drum Ensemble konserini izlememe rağmen ama tabi farklı teknikler). Hem adını ilk kez duydum, hem ilk kez canlı izledim. Keşfettiğime çok memnunum. Baget kullanımı enfesti, karşımda Marilyn Mazur'un yeniden vücut bulmuş hali vardı adeta, eğer kariyerini sürdürürse Mazur'un vefatıyla boş bıraktığı tahtın varisi olacağına kesin gözüyle bakabilirim ve çok da mütevazı biriydi. Vuruş zamanlaması ile vuruşlar arası hassasiyeti mükemmeldi. Ayrıca, Komünite'nin ses düzenini de beğendimi belirteyim. Nehari'nin her bir vuruşunun anlık yansımasi odyofil kulakları dahi memnun etmiştir.
Klavyeci Léo Jassef de üçgenin önemli parçasıydı, zaten tek bir ayağın aksamasına müsamaha gösterilmeyecek bir kurgudur trio formatı ve aksamadı da. Moog sintiler ve 'prepared' görünümlü piyano üzerinde dağılan sesler Khoury'nin tamamlayıcı unsurlarıydı. Anlık akustik melodiler müziğin duygusal ritmini de canlı tutuyordu.
Şunu da söylemeden tamamlamıyayım; Robinson Khoury MŸA "Transara" konserinde sadece müziğin kurgusal fikirlerini dinlemedik, ayrıca, çok iyi bir duygu yönetimi vardı sahnede, Khoury'nin Filistin/Gazze yakıcı sorununa yönelik müzik üzerinden gönderdiği mesajlar da seyirciden alkış aldı.
Sahnede bir sürpriz, Burak Dursun
Konserin son iki parçasında sahnede bir sürpriz sanatçı dostumuz da vardı, Türkiye'de caz trombonun virtüöz yıldızı Burak Dursun -ki adını sevgili Aycan Teztel'in övgülerinden biliyorum yıllar önceden beri-. On sene önce Nardis Caz Yarışması'nı kazanmasının ardından Finlandiya'ya gittiği sene Khoury ile aynı yarışmada tanışmış. İkisi de tromboncu, ikisi de dost. Birbirlerine sarılmaları içtendi. Dursun ve Khoury'nin çift trombon icraları konserin en güzel anlarına tanıklık etmemizi sağladı.
Yapraklar dükülürken metro vagonları geçmeye devam ediyordu. Konser sona erdi, gün içindeki yorgunluğumuzu unutmuş, sahnedeki genç sanatçılardan yarın için yeni duygusal destek almıştık. Bir konser daha fazla ne yapabilir ki?
Feridun Ertaşkan
Cazkolik.com / 01 Ekim 2026, Perşembe
Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.