Joe Lovano ve Brandford Marsalis’in yeni albüleri raflarda yerini aldı...

Joe Lovano ve Brandford Marsalis’in yeni albüleri raflarda yerini aldı...

Tenor saksafon cazın ilk dönemlerinde günümüzdeki kadar dominant, solist bir enstrüman değildi, bunu unutmamak lazım, eğer 1930’lu yıllardan başlayarak günümüze kadar modern dönemin tartışmasız en önemli enstrümanlarından biri hatta önde geleni olmuşsa caz tarihi bunu öncelikle Coleman Hawkins’e borçludur. Hawkins öncesi dönemde tenor saksafoncular orkestraların ‘sidemen’ müzisyenleriydiler. Bunu değiştiren Hawkins caz tarihinin en büyük 3 tenor saksafoncusundan biridir, bu sebeple değil tabii sadece, enstrümanı kullanımı ve ona kattığı değer bu sürecin başlangıcını bir anlamda teşkil etmiştir.

Bu girişin ardından sözü şuraya getirmek istiyoruz; baktık ki yeni albümleri sitemizin ana sayfasındaki 2 tanıtım köşesine sığdırmakla yetinemeyeceğiz o halde 2 albümü birden tanıtalım diye düşündük. Bunu bazen biz Cazkolik.com olarak yapacağız bazen de aşağıda okuyacağınız gibi yapmış olan yetkin kalemlerden alıp siz okurlarımıza aktaracağız. İşte böyle bir örneği günümüzün 2 modernist tenor saksafonistinin yeni çıkan albümlerini caz eleştirmeni Josh Jackson tenorun modernistleri ‘zamanımızın tenorları’ başlığı altında değerlendirdi. Bu yazıyı da bu değerlendirmeyi esas alarak kurguladık.

BRANFORD MARSALIS QUARTET / METAMORPHOSEN

Aileden iki Marsalis (Wynton ve Brandford) aynı zamanda yayınladılar albümlerini. Burada bahsedeceğimiz albüm 17 Mart’ta yayınlandı. Wynton’ın yeni CD’ler kısmında duyurusunu yaptığımız albümü ise 7 Nisan’da marketlere verildi. Konumuza dönelim; “Zaman akıp gidiyor” diyor Brandford Marsalis, “Zaman akıp gidiyor ve nereye gittiğini de bilmiyorum, albüm çıkarmadan aradan 2 yıl geçirmişiz, nereye gitti bu 2 yıl! Geçtiğimiz yaz sonu, Avrupa turnesini bitirdiğimiz zaman, gruptaki çocuklara dedim ki, hazırlanın gelecek ay stüdyoya giriyoruz.” Bu albümün dikkat çeken yanlarından biri Marsalis’in alto saksafona dönmüş olması. Aynı zamanda Brandford için son on yılın müzikal yaratıcılık bakımından da, ekibin telepatik uyumu bakımından, caz grupları arasındaki dikkat çekici birliktelik ve müzikal uyum bakımından olsun en dikkat çeken albümlerinden biri aynı zamanda. Metamorphosen albümünde tüm müzisyenlerin besteleri var artı Billy Eckstein’in 1940’larda vokal olarak söylediği “Jitney Man”in “The Return of Jitney Man” isimli bambaşka bir versiyonu var.  Thelonious Monk’un “Rhythm-a-ning”i var, Marsalis’in “Jabberwocky”si var... “Samo” isimli parça örneğin genç yaşta ölen, özellikle graffiti tarzı duvar resimleriyle 80’li yıllarda yıldızı parlamış Jean Michel Basquiat’a adanmış bir parça.

Marsalis diyor ki; “Babam kayıtlar için ‘dökümanlar’ tabirini kullanır, şimdi artık ne dediğini iyi anlıyorum.” Metamorfoz kelimesinin anlamına tam da bu cümleyle gönderme yapıyor Marsalis. “Kayıtlarımız yaşadığımız günlerin belgeleridir, değişimimizin, başkalaşımımızın da aynı şekilde” diyerek. Bu albümün adı işte bu yüzden “Metamorphosen”

JOE LOVANO US FIVE / FOLK ART

Joe Lovano’nun bu son albümü uzun bir süredir üzerinde konuşuluyordu. Fısıltıları geliyordu uzaktan. “Folk Art”, Blue Note için kaydettiği 21. albümü Lovano’nun. “Us Five” kendisi ve bizim için ise yeni bir ‘ensemble’ ve bu tabii hepimiz için heyecan verici bir şey.

“Folk Art” geçen Kasım’da kaydedildi. Yaklaşık bir haftalık bir hazırlık süresinin ardından New York’un ünlü Village Vanguard’ında canlı olarak kaydedildi. Lovano bu albümde kendisinin tenor ve alto saksafonun yanında, alto klarnet, tarogato, aulochrome ve perküsyon çaldığı 9 yeni parçasına yer veriyor, piyanoda ise James Weidman var. Genç kuşağın bası ve sesi kadar kendisi de oldukça güzel ve yetenekli basçısı, henüz 23 yaşındaki parlak yetenek Esperanza Spaulding basta, davul ve cymballerde ise Otis Brown ve Francesco Melo var. Albümde çift ’drummer’ formatı var, çift davulcu ile ‘renkleri, sesleri ve duyguları’ daha organize ifade edebilmeyi istemiş büyük usta, öyle söylüyor. Ritim section olanaklarının geniş tutulmasına özen göstermiş belli ki.

“Her zaman grup içindeki özgürlüğü önemserim” diyor Lovano ve ekliyor “Müzik bizim bireysel kökenlerimizden kaynaklanan bir şeydir ve onları müziğin yardımıyla bir araya getiririz.” Bu bakış açısıyla bakarsanız eğer örneğin Francesco Mela Küba’lı, Otis Brown gerçek bir New York davulcusu, Esperanza latin ve Lovano jazz, blues, gospel ve ‘free’ formların içinden gelen biri. Bu tabii, kişilerin birbirlerine saygı duyarak ve önem vererek müzik yapmalarına neden oluyor. Başta da söylemiştik, bu ‘ensemble’ Lovano için yepyeni bir deneyim. Önceki albümlerinde Paul Motian Trio gibi, Saxophone Summit’te Ravi Coltrane, Dave Liebman gibi farklı isimlerle çalıştı, hatta McCoy Tyner Quartet gibi isimlerle çalıştı ama bu Lovano içinde yepyeni bir deneyim ve cazseverler bu deneyimi sevinçle karşılamaya hazırlar.

Cazkolik.com / 24 Mayıs 2009, Pazar

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • Sevinç Uzgören
    24 Nisan 2009 Pazar 04:41

    Joe Lovano Istanbula geldimi hic? Hatirlamiyoumda! Sanki gelse hatirlardim!!!

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.