40. yılını kutlayan "The Manhattan Transfer" 5 yıl sonra yeni çalışması "The Chick Corea Songbook"u yayınladı...

40. yılını kutlayan "The Manhattan Transfer" 5 yıl sonra yeni çalışması "The Chick Corea Songbook"u yayınladı...

Manhattan Transfer grubu caz tarihinin vokal caz yapan gelmiş geçmiş en başarılı, en üretken, en etkili gruplarından, hatta önde geleni. Türkiyeye de birden fazla kez gelen grup vokal cazın varacağı sınırları belirleyen yaratıcı özgünlüğe sahip bir ekip.

Grup olmalarından bu yana tam 40 yıl geçmiş! Dile kolay, tam 40 yıl. Açıkçası rakamla yazınca insanın ancak önemini anladığı bir rakam. Bunca yıl yaşanan binlerce olumlu-olumsuz şeylere rağmen bir arada kalmaya başarmaları olağanüstü bir başarı.

The Manhattan Transfer 5 yıl sonra kimbilir belki de 40. yıl kutlaması anlamında yeni bir albüm yayınladı; "The Chick Corea Songbook". Bu yeni albümü Cazkolik olarak klasik bir albüm haberi olarak ele almayıp The New York Times'tan Bob Tourtellotte'nin grupla yaptığı röportaj-haberi çevirip yayınlayarak hem aradan geçen kırk yılın değerlendirmesine şahit olmak, hem yeni albümün güncel ayrıntılarını yakalamak açısından önemli buluyoruz.

Cazkolik.com



"40 YILLIK ŞARKI: THE MANHATTAN TRANSFER"


Bundan tam 40 yıl önce, Tim Hauser belki de çok da uzun vadeli bir şeyler düşünmeden bir kaç hit parça yapabilmek, listelere girebilmek umuduyla bir grup kurmayı hayal ediyordu. Kurdukları grup Manhattan Transfer’di ve ilk kaydettikleri parçalar Avrupa caz listelerinin üst sıralarına oturmuştu, ardından Amerikan müzik piyasalarını sallamaya başladılar, pop ve caz kategorilerinde Grammy’ler kazandılar, Michael Jackson’ın “Thriller” albümü ile  aynı sayıda ödüle aday oldular. İşte o grup, The Manhattan Transfer tam kırk yıldır halen şarkılarını söylüyor.

Tim Hauser ve arkadaşları Alan Paul, Janis Siegel ve Cheryl Bentyne başarılarından ötürü hala tüm dünyayı sersemletmeye devam ediyor. Hauser, Reuters’e verdiği röportajda "işin en başında amacım bir kaç şarkı yapıp listelere girmekti ve bunu da Amerika da yapmak istedim". Reuters muhabiri ise kırk yıl meselesini sorduğu Hauser böyle bir şeyin aklının köşesinden bile geçmediğini söyler ve devam eder; “İnsan gençken önünde duran şeylerin hangisinin kendisi için doğru olduğunu pek düşünmez, o yaşlarda önemli olan seks, alkol ve rock’n roll’dur. Kariyer, aile filan bunlar akla gelmez...”



Ekibin iki kadın üyesinden Chreyl Bentyne  grubu bir aile olarak tanımlıyor; “Biz bir aileyiz, benim kızım ve Janis’in oğlu turne sırasında bizimle birlikte olurlardı, daha bebektiler, şimdi ise Tim’in ailesiyle Los Angeles’ta yaşıyor.”

Bir çok ailede olduğu gibi Manhattan Transfer’de de her bir üyenin kendi sesi ve demokratik açıdan kendi oy hakkı var. Hangi şarkılar söylenecek, hangileri albümlere girecek, turnenin güzergahı naıl olacak, hangi şehirlere gidilecek... veya şarkı sözlerini ve düzenlemeleri kim yapacak, tüm bunlar için herkesin söz hakkı var. Evet, var ama aynen ailelerde olduğu gibi grupta herkes ayrı ayrı fikirlere sahip, çoğu zaman aralarında ciddi farklar oluyor.

"BİZ HERHANGİ BİR ŞEYİ KABUL EDEMEYİZ!"

“Yaratıcı farklılıklar mı? Yaratıcı farklılıklarda da önemli bir gelişme gösterdiğimize inanıyorum.” diyerek gülen Hauser “Biz herhangi bir şeyi kabul edemeyiz, olması gereken bizi sonsuza dek kabul eder ama kişisel duyguları aşmak zorunda olduğumuz kesin noktalar vardır aramızda.” diyerek tamamlar sözünü.

“Ama bütün bunların altında yatan bizim birbirimizi gerçekten sevdiğimizdir ve birbirimizi iyi anlarız, birlikteyken yaptığımız kolektif olan şey ayrı ayrı iken yaptıklarımızdan çok daha büyük ve önemlidir.”

Hauser grubun fiili idarecisi durumunda. Grup 5 yıl aradan sonra yeni albümlerini Eylül sonunda yayınladı. Four Quarters Entertainment firması için kaydettikleri albüm “The Chick Corea Songbook” adını taşıyor.

Albümün ilhamı isminden de anlayacağınız gibi Chick Corea’dan. Corea’nın vokal yorumlarla düzenlenen popüler parçalarından oluşan albüm içlerinde “Spain”, “500 Miles High” gibi tanınmış parçaların olduğu bir çalışma.

“Kariyerimizin bu önemli albümünü biz kendimiz yaptık kimse de bizi idare etmedi. Bu işte varolan tüm numaraları biliyoruz, ortada büyü falan yok, bu öyle sanıldığı gibi bir beyin ameliyat kadar zor bir iş değil.”

Manhattan Transfer -ki bu isim yazar/romancı John Dos Passos’un 1925 tarihli kitabının ismidir- bugüne kadar 17 kez Grammy’e aday olan grup bu adaylıkların 10’un da ödülü almış. İlk adaylığı 1981 yılına uzanan ekip o yıl pop dalında “Boy From New York City”, caz dalında ise “Corner Pocket” albümleriyle ödülü kucaklamış.

Aradan dört yıl geçtikten sonra grup caz tarihinin en önemli caz solistinden ve halen 90’lı yaşlarını süren Jon Hendricks için “Vocalese” isimli tribute albümü kaydetti. Bu albüm Michael Jackson’ın ünlü “Thriller” albümüyle aynı yıl tam 12 dalda Grammy’e aday oldu ve ikisini kazandı.

“Ama” der Paul ve ekler; “Bu başarı bizim yeteneğimize ve parıltımıza dikkat çekse de aslında bizim müzik tarzımızı ve grubumuzu yaraladı...”

“Sorun müzik mağazalarındaydı, bizi nereye koyacaklarına karar veremiyorlardı, caz mıyız, pop muyuz, çok kafa karıştırıcıydı, kimi mağazalar her iki kısma da girdiler, kimileri de bu işi böyle yapmaktan hoşlanmadılar.”

“AVRUPA BİZE KAPILARINI KAPATMIŞTI”

“Operator”, “Birdland” ve “Chanson d’Amour” gibi albümlerin yakaladığı başarıdan sonra yaptığımız müziği daha da geliştirmeye karar verdik ama bu durumu caz fanatikleri olumlu karşılamadı. 1978 yılı sonrasında grup “Extensions” isimli albümünü kaydettiği zaman Bentyne geçirdiği kazada yaralandı ve yerini Laurel Masse aldı. Bu albümde zamanın radyolarda en büyük hitlerinden “Twilight Zone/Twilight Tone”da vardı.

“Chreyl bize tekrar katıldığı zaman grup değişti. Avrupa artık bize kapılarını tamamen kapatmıştı." diyen Paul “Bizdeki değişimi hiç sevmediler. Olduğumuz gibi kalmamızı istiyorlardı, nostaljik bir grup olarak kalalım istediler” diyerek tamamlıyor sözünü.

Burada lafı alan Bentyne “Sahneye Jean Paul Gaultier imzalı kostümlerle çıkmaya başladık.” diye ekler. “Avrupalı dinleyicilerimiz yeni halimizi hiç mi hiç benimsemediler, onları tekrar kazanmamız yıllar sürdü, “Vocalese” albümü bize bu kapıların yeniden açılmasını sağladı.”

Manhattan Transfer şimdi yeni albümünü yayınladı. Bu Chick Corea projesini kuşkusuz ki Avrupalı cazseverlerde memnuniyetle karşılayacaktır.

Ama aklıma şöyle bir soru geldi, ya cazda azalan dinleyici sayısı?

Lafı alan Siegel “Avrupalılar cazı bir sanat formu olarak görüyorlar, bu da çok onur verici ve mutlu edici bir şey. Bu maalesef pek çok Amerikalının yapmadığı bir şey ve çok da üzücü!” diyerek özetliyor.

The New York Times'tan Bob Tourtellotte'in haberinden çeviren Cazkolik.com.

Cazkolik.com / 9 Ekim 2009, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X