Altmışlarda devrimlerin peşinde koşulurken kimi müzisyenler ruhsal reformun peşindeydi.

Altmışlarda devrimlerin peşinde koşulurken kimi müzisyenler ruhsal reformun peşindeydi.

Altmışlı yıllarda gelişen spiritual caz kavramı aynı yıllarda gelişen Amerikan sivil haklar mücadelesiyle dünyanın kalanındaki özgürlük hareketlerinin devamı mıydı, yoksa, başta Vietnam savaşı olmak üzere dünyanın içine sürüklendiği (halen süren ve belli ki sürecek olan) iç savaşların, yıkımların yarattığı kaosla sokakta mücadele eden neslin bir kısmının içe kapanması mıydı?

Soru bu!

Cevap belki biri, ya da diğeri, hatta her ikisi de... Sorunun şu ya da bu cevabı yok. O yılları bizzat yaşayan sanatçılara sorsanız verilecek cevapların hepsi kişisel olacak, bir tavrın izahı olmaktan uzak kalacaktır.

* * *

Nesiller çoğaldıkça altmışlı yıllarda yaşananlar ve o kuşağın yarattığı değişimin tartışması hâlâ sürüyor, kolay değil, sürecek de. Başta müzik, sanatın her türünde büyük kırılmanın yaşandığı, kolay kolay geçiştirilecek bir dönem değil altmışlar. Müzikte ayrıca çok büyük değişimlerin yaşandığı yıllar oldu ki hâlâ temelde o miras üzerinde müzik yapıyoruz. Caz perspektifinden bakarsak, özgür caz, caz rock, soul caz, R&B, elektrik caz, ilk elektronik etkileşimler, caz füzyon ve bu yazının konusu spiritual caz (hepsini Türkçe yazıyoruz da `spiritual`a ne demeli? Din desen olmaz, ruhani desen ı-ııhh, tinsel caz? Sizce oldu mu? En iyisi böyle kalsın!) hep bu dönemin getirdiği yeni müzikler.

Kimi eleştirmenlerin bu müziği korkak olmakla suçladığını biliyor muydunuz?

Dönemin güçlü mücadele ve dayanışma ruhu içinde anlaşılmayacak bir suçlama değil ama haklı bir suçlama da değil. Müzisyen, kendi sesini duyurmaya çalışan bir sanatçıdır. Sadece içinde yeraldığı mücadeleyi haklı ve acil görenler eleştirilerini hırsla yöneltti, spiritual müzikleri (ve müzisyenleri) karşı tarafın işini kolaylaştırmakla suçladı ama meditatif müziklerin iddiası sokağın, yaşamın, sistemin olduğu kadar ruhun da reforma ihtiyacı olduğuydu. Çelişki buradan kaynaklanıyordu.

Spiritual Jazz 1 & 7

2009 yılında "Spiritual Jazz - Esoteric, Modal + Deep Jazz from the Underground 1968-77" adıyla bir albüm yayınlandı. Bu albüm, o yıllarda (yani altmışlar) tamamen eleştirel radarın altında olan, müzikseverler ve dönemin eleştirmenlerince görmezden gelinen, en meraklıların bile kafasını pek de çevirip bakmadığı kimi sanatçıların kayıtlarını derledi, işin ilginci, bu albüm de ilgi görmedi, en azından bir süre (belki de hâlâ, emin olamadım :) ). Ben bu kayıtların bir albüm serisi olduğunun farkına varmadan önce bazılarına rastladım ve dinledim ama ben de önemini anlamadım, sonra, serinin son albümü "Spiritual Jazz 7: İslam" çıkınca farkettim ve araştırmaya başladım. Araştırdıkça karşıma bu sonuncusuyla toplam 7 albüm çıktı.

* * *

Serinin ilk albümü yukarda adı geçen çalışma. Yeryüzünün dört köşesinde yapılan çalışmaları içeren bir albüm ve albümdeki isimlerin bir çoğunun adını ilk kez duyuyoruz. Bize araştırmak için mükemmel kaynak sunuyor bu derlemeler. Bu isimlerin çoğunun bir albümü var mı ondan da emin değilim. İlk albümde yeralan Mor Thiam`ın mesela geçen sene yayınlanan albümü var, ismi "Dini Safarrar". Serinin ilk albümünde "All Praises to Allah" isimli parçası olan "The Lightmen Plus One"ın 2009 yılında "Energy Control Center" isimli bir albümü çıkmış. Bir diğer isim Ndikho Xaba onun da 2012`de "An Anthology of Creative Music" adıyla albümü yayınlanmış. Positive Force`un mesela "We Got the Funk" albümü var sene 1979. Basçı Ronnie Boykins`in yine 1978`den, Leon Gardner, Ohio Penitentiary 511 Jazz Ensemble, James Tatum Trio Plus gibi isimlerin işleri bazı derlemelerde yer alıyor.

* * *

Serinin ilk albümü "Spiritual Jazz" bir süre sonra ilgi çekmeye başlayınca 2012`de bu kez 11 parçalık ama sadece Avrupa sathını hedef alan "Vol. 2: Europe" albümünü yayınladılar. Albümde Erich Kleinschuster, Albert Mangelsdorff, Michael Garrick, Raphael, Barney Wilen, Nicolai Gromin, Heikki Sarmanto, Nana Imboro, Dusko Goykovic, Pedro Iturralde, Hans Dulfer (Candy Dulfer`ın babası, 1982`de ilk caz festivalimize gelmişti) gibi kimilerini gayet iyi tanıdığımız müzisyenlerin müziklerine rastlıyoruz. Yine 1960 ile 78 yılları arası müziklere odaklanan albümün kapağı ilginç, müzikler Avrupalıların olmasına rağmen kapakta siyahlar var. Bu görsel bana kölelik ve sömürgecilik göndermelerini hatırlatıyor, bilmem, sizin aklınıza başka bir şey geliyor mu?

* * *

Serinin üçüncü albümü yine Avrupa ekseninde kalmış. Özel bir sebebi var mı bilmiyorum, yüklü malzeme çıkmış olması ihtimal. Albümde Jef Gilson, Hermann Gehlen, Palle Mikkelborg, Michel Roques, Babs Robert ... gibi listenin uzadığı ama yine bazı isimleri iyi bildiğimiz bir liste var. Kapak görseli aynı sadece renklendirilmiş!

* * *

Serinin albümleri antolojik çalışma bakımından önemli müzikler barındırıyor. Benzetmek ne kadar doğru emin değilim ama Putumayo serisinin yakaladığı başarıyı ticari ve popüler anlamda yakalayamasa da yaptıkları iş onların yaptığından (bence) daha kıymetli. Genel bakışla bu müzikler dünyanın dört yanında birbirlerinden ilgisiz, kendi dünyalarında çalınıp durmasına karşın onları aynı duygusal çerçevenin içine sokmaları, benzeş noktalarını bulmaları, farklı iklim, kültürel ve dini motivasyonları tek bir kelime `spiritual` tabiri içinde hapsetmeleri makul görünmese de ortaya çıkan sonuç çarpıcı. Dönemin ve tüm zamanların gelmiş geçmiş en önemli figürü John Coltrane`in önünü açtığı, ruhun özgürleşmesi, ruhun reformuyla ilgili temaların merkezinde olduğu müzikler ana akım dışında bir anlamda underground ekol olarak kabul edildi. Zamanla anlaşıldı ki, yüzeysel bakışla değil, biraz daha derine inildiğinde kendini ele veren kişisel yolculuk, içinde ruhsal temaların olduğu dini göndermeli müzikler, İslamiyette tam karşılığı sufizm olan insan ve allah arasındaki ilişkinin müzikle ifade edilme şekilleri coğrafyalar ve toplumlar değiştikçe değişen melodilere dönüşüyor. Bu müziklerin geldiği yerler ve yapan insanlar da çok çeşitli. İçlerinde hapishanelerde yatanlar da, lise gruplarında çalanlar da, Mısır`ın büyük kültürü içinde müzik yapanlar da, bildiğimiz caz efsaneleri de, Avrupa kökenli müzikleri dini temelli, kilise temelli yorumlayanlar da, Take Five`ı bambaşka yorumlayan Oladepo Ogomodede gibi isimler de var.

* * *

Serinin dördüncü albümünün içeriğine erişemedim ama Avrupadaki Amerikalılardan oluşan bir liste olduğunu biliyorum. Serinin beşinci albümü hayli geniş, dünya yüzeyini kapsayan The World temelli bir liste. Albüm sayısı arttıkça sarihliği artmayabilir ama her halûkârda dikkat çekici müzikler var. Az önce adı geçen Take Five bu albümde, bizim Caz Semai albümünden "Köy Yolu" bu albümde, Ahmadu Jarr`ın Kathung Gbeng`i bu albümde ... liste böyle uzuyor.

* * *

2015`de yayınlanan serinin beşinci albümü vokalleri derlemiş. Listede Max Roach`ın o yıllardan bilinen parçası "Tears for Johannesburg"u var. Güney Afrika`da yaşananları anlatan şarkıyı Charles Mingus`un "Moves"u, Clifford Jordan`ın "John Coltrane" bestesi, Pharaoh Sanders`ın "Prince of Peace"i takip ediyor.

* * *

Ben bu seriyi yazmaya son albümü görünce karar verdim. Yazının altına albümlerden seçtiğim birer parçayla mini playlist ekledim. Meraklısı albümlerin tamamını nasılsa bulur. Yaklaşık iki ay önce "Jazz ve Din" diye bir yazı yayına girmiştik (bu linkten okuyabilirsiniz). Yazı, bu konuda belki daha önce bu kapsamda ele alınmamış caz ve din olgusunu yayınlanan yeni bir kitabın yazarı Dr. Jason Bivins`e yöneltilen sorularla işliyordu. Yazar da bu konuya hangi saiklerle ilgi duyduğunu ve araştırdıkça karşısına çıkanlara şaşırdığını ekliyordu. Bu albümü görünce o kitabı hatırladım. Emmauel Abdul-Rahim, Idrees Suleiman, Yusef Lateef, Ahmed Abdoul-Malik, Dawan Muhammad gibi isimlerin müziklerinin olduğu albüm bu yıl yayınlandı. Bu konu burada bitecek gibi değil, içine girdikçe insanın eşeleyesi geliyor ama bakın seri burda, albümler burda, ben de yeni detaylar buldukça eklemeler yaparım. Bugünün müzik ortamına bakınca bu müziklerin sahip olduğu derinliği önemli buluyorum. Yaşadığımız dönem her türlü radikalliğin kendini aştığı bir dönem. O yıllarda dini kavramlar üzerinden bu müziklerin yapılmasını önemsiyorum, hatta, bugünden bakınca daha da önemsiyorum. Bence siz de önemseyin ve kulak verin.

Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 21 Nisan 2017, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.