Bayram sonrası yeni programını yayına giren Tunçel Gülsoy popüler gündemden notlarını da ekliyor...

Bayram sonrası yeni programını yayına giren Tunçel Gülsoy popüler gündemden notlarını da ekliyor...

Tunçel Gülsoy`un bu hafta yayında olan programını dinlemek için bu satıra tıklayabilirsiniz.


Sevgili müzik dostlarım,

Bayramı da geride bıraktık. Önümüzde yeni yıl var. Gazeteleri okumak artık geniş bir yürek getiriyor. Zaten okuyorsunuz bu yüzden ben bildiğiniz şeyleri tekrarlamayacağım. Ama bu ortamda Hürriyet Gazetesi`nin 4 yazarının Ertuğrul Özkök liderliğinde ortaya koydukları maskaralıklara da kayıtsız kalamadım. Dünya batsa umurlarında değil.

Türk insanı yavaş yavaş ısıtılarak kaynayan kurbağalar gibi varlığının temeli olan değer yargılarını, ideolojisini, düşünce sistematiğini ve insani duyarlılığını kaybediyor.

Bu arada Avrupa Birliği bizi içine alamadan kül olacak gibi, cayır cayır yanıyor, İtalya ve Yunanistan başbakanları gitti, sıra Fransa’da deniliyor, Alman başbakanı batan geminin mallarını kurtarmaya çalışıyor. Bu açıdan bakınca Türkiye her şeye rağmen şimdilik gemiyi yüzdürüyor. İstiklal Caddesinde gezerken dünyanın yedi düvelinden gelmiş bir insan mahşeri ile karşılaşıyorsunuz. Türkiye yeni İsviçre olma rolüne soyunuyor ama komşularla sıfır sorun politikası şu sıralar sıfır barış gibi gelişiyor.

Bir de Atatürk ile ilgili olan tartışmalar var. Onu içinde yaşadığı tarih ve ortamdan kopartarak bugünün değerleri ile yargılayarak tartışmak akıldan ve bilimden uzak ve arkasına bıraktığı düşünce mirasına aykırı. İsterseniz bir asparagas da ben türeteyim:

“Atatürk yaşasaydı 120 yaşında olacaktı. Muhtemelen milli takımın başına Fatih Terimi getirirdi.”

Toplum bunun benzeri saçma sapan düşünceleri tartışırken ülkenin geleceğini belirleyecek meseleler çok dar bir çevre dışında tartışılmıyor.

Bayram’da okumaya başladığım bir kitabı sizlere tavsiye edeyim. Sir Ken Robinson’un “The Element” adlı kitabını mutlaka okuyun. İnsanın yetenekleri ve tutkularının kesiştiği noktayı bulabilmesinin nasıl mümkün olduğunu hatırlatıyor. Bu açıdan Türkiye’nin kendi gerçeklerini doğru bir perspektiften irdelemesi gerekiyor. Biz kimiz, ne istiyoruz, ülke olarak büyük bir heyecanla neleri yapabiliyoruz. Milli takımın başına kimin geleceğinden daha önemli bir soru dizisinden bahsediyoruz ve cevapların ucu da oldukça açık.

Bu hafta Evde Çalamadıklarım’ın konuğu değerli müzik adamı Osman İşmen. Onun değişik albümlerinden seçtiğimiz bir dizi parçayı sizlerle paylaşacağız.

Osman İşmen / Jazz Eastern / Buselik Fantasy
Osman İşmen
/Jazz Eastern 2 / 9/8
Osman İşmen
/ Sahara / Agean
Osman İşmen
/ Homegrown İstanbul Vol 2 / Hi Jazz
Osman İşmen
/ Diskomatik Katibim / Üsküdar’a Gider iken
Osman İşmen
/ Jazz’n Word 1 / Twillight Dream
Osman İşmen
/ Budha Bar 3 / Kale

Son söz:
İyimser olmak, kötümser olmak, Türkiye’ye bakınca ikisi de mümkün, peki siz hangisini seçmek istersiniz?
Ben iyimser olmayı seçiyorum çünkü kötümser olarak içimizdeki güzel enerjiyi kullanma şansımız yok.

Sevgiyle kalın,
Tunçel GÜLSOY

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Tunçel Gülsoy

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • Özran BAŞARAN
    12 Ocak 2012 Perşembe 01:21

    Merhaba Tunçel bey, Sınıf arkadaşımın sitenizdeki bir söyleşisini dinlerken sizi gördüm burada:) Selam vermek, sağlık ve başarı dilemek istedim, Saygı ve sevgilerimle, Özran Başaran

  • özer ATAYOLU
    18 Nisan 2012 Cuma 04:08

    Maskaralığın ta kendisi. Ama haklı...böyle ortama ve okuyucu kütlesine (aman dikkat Özer..galiba ben de tiksinerek okumuştum !!!)uygun yazılar.

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.