Ben yağmura deli buluta deli... Beni ya sevmeli ya öldürmeli... Gülten Akın

Ben yağmura deli buluta deli... Beni ya sevmeli ya öldürmeli... Gülten Akın

"Yağmur yağar akasyalar ıslanır, bulutlar uçuşur geceleyin. Ben yağmura deli buluta deli... Beni ya sevmeli ya öldürmeli..." Gülten Akın

 

Sabah erken kalktım. Yüzümü yıkamak için son bir gayret ve varlığını hissettiğim birine söylenmemiş sözler vardı. Okumaya henüz başlamadığım bir kitabın "Centilmen" bölümünü açtım talihsizce. İnsanın bazen duyguları hangi kitaba hangi şarkıya hangi filme çarpsa akıyor üzerinden bulut gibi... Alışılmadık yağmurlar başladı diyor Sonbahar günleri. "Tis Autumn" albümün en parlak kızıl yapraklarını gösteriyor Joe Pass’in muhteşem tonunda…Güneşi unutturmaya çalışırken son kez yüzünü gösterdi ve gitti diye üzülüyor insan mevsim döngüsüne rağmen. Ah kalp sen her zaman baharları görmeyi bekleyeceksin diye kim bilir kaç yağmur daha dökülecek gözlerimden... Yine de hissettiğini bilmek kadar hatırlanacak güzel bir şey yok. Her sabah erken kalkıp her akşam erken yatmak yerine gecen bazen gününe kavuşsun, bazen bilmediğin sulara gir üşütsen bile. Sonra bir şey beklemeden ayrılmayı bil, umulmadık bir anın kapıyı çaldığı gibi, sen de ona veda et yine tatlı tatlı elini bırakarak. "The Gentle Rain" anlatıyor yağmurun elinden tutuş ve bırakış anlarını insana. Anıları toparlayıp koyuyor melodilerin içine, kaybolmadan kurtarabileyim onları bir şarkının içinde diye.

 

Zaman ve zamansızlık kavramını arar dururken insanlık, bir zamanın ne kadar genişleyebileceğini müzik ve sevdiğimiz anlar nasıl anlatır bize. Bitmesin istediğimiz tüm saniyeler dört nala koşar ve etraftaki her şey, herkes yok oluverir gibi güldürür yüzümüzü. Oysa genişletmek istesen aynı etkiyi yaratmaz sana biçilen zamandan fazlası... Bazen eski bir dostun yüzünü görmek işte o kadar anlamsızdır o yüzden. Onun değiştiğini ,eskidiğini, aynı kişi olmadığını anladığında anılarındakini yok ettin diye kızarsın hayata. Oysa yaşlanmak yerine olgunlaşmak kabul etmekle başlar hayatın gerçeğini ve sürecini... "Sometime Ago ve", "The Sands of Time" öyle güzel yaratır ki kum saatindeki zaman fırtınasını.

 

Joe Pass 1929 yılında Amerika’da doğmuş dahiyane bir müzisyen, besteci ve caz gitaristi... 14 yaşında yeteneği keşfedilmiş ve müzikal hayatı küçük caz gruplarıyla gitar çalarak başlasa da dönemin en ünlü mainstream caz müzisyenleri Oscar Peterson ve Ella Fitzgerald ile pek çok kez iş birliği yaparak devam etmiştir. Benny Carter, Milt Jackson, Herb Ellis, Zoot Sims, Duke Ellington, Dizzy Gillespie beraber çaldığı diğer müzisyenlerden bazılarıdır.

 

Pass, hayatının büyük bir bölümünü bağımlılıklarıyla baş etmeye çalışırken yakalandığı hastalıkları yine müzikle telafi edercesine çalarak geçirmiştir. Çünkü, röportajlarında sık sık söylediği gibi ‘’haz’’ onun hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır ve bunun için büyük riskler alır. Albümün vazgeçilmez parçalarından "I had the craziest dream" onun uçsuz bucaksız arayışına bir cevap gibi çarpıcı ve cana yakındır. Sanıldığı kadar mutluluk dolu bir haz dünyası değildir bu, tıpkı beste gibi melankoli ve acı çekmekten keyif almak vardır içinde. Sıradan olma korkusuna karşı acıyı bir başkaldırış sayar çünkü... Böylece daha kolay akar ritimleri günlerin ve gecelerin.

 

Tüm bu duyguların ve kompozisyonların olduğu "Simplicity" albümü 1967’de piyanoda Julian Lee, vibrafonda Hagood Hardy, basta Bob Whitlock, davulda Corin Bailey ile kaydedilmiştir. Joe Pass’in bu albümü oldukça göz alıcı ve sonbaharı, yağmuru en güzel aranjmanlar ile yumuşak, romantik anlattığı cazın en keyifli eserlerindendir.

 

Joe Pass hayatının son dönemlerinde çıkacağı konserlere, kanserle mücadele ettiği için John Pisano isimli bir gitaristle gitmeye devam eder. 1992’de Los Angeles’ta bir caz klübünde ağırlaşır ve Pisano’ya "bugüne kadar yarattığım bu oyunu artık oynayamayacağım" diyip yerine hem onun geçmesini hem de vedasını kabul etmesini istemiştir. 1994’te hayata gözünü yuman Pass pek çok kişiye idol olmuş öncü bir caz gitaristidir. John Pisano’ya yaşattığı bu büyük hüzünle sevenleri ve dinleyicilerinde de büyük bir kalp ağrısı bırakmıştır.

 

Hayatın doğumu ve ölümü arasında oyun diye adlandırdığı "sadelik, özgünlük ve müzikal derinlik" onun oyununun haz veren parçaları olarak hafızalara kazınmıştır geçmişten günümüze. Her birimizin sadelik, derinlik ile yarattığı sevgi dolu cümleler ile keyifle dinlemeler.

 

Şenay Ocak

 

Cazkolik.com / 12 Kasım 2021, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Şenay Ocak

Caz vokalisti ve eğitimci Şenay Ocak müzikoloji üzerine yüksek lisans yapıyor, yurtiçi ve dışında caz üzerine akademik çalışmalarını, proje ve eğitimlerini sürdürüyor.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X