İçimi açtım sana, içini açmak için - Birhan Keskin

İçimi açtım sana, içini açmak için - Birhan Keskin

‘’Begonviller ve bir mavi kapı
Ve illa amansız bir avlu getirsem;
İçimi açtım sana,
İçini açmak için...’’

 

Birhan Keskin

 

Kışın gölgesinde kayboluyorsun. Uzun zaman kafeste bir hayvanı beslemek gibi sevdim seni. Oradan çıkarmadım, belki de çıktığında bana zarar vereceğini bildiğim türden bir haldi bu. Hayvan derken onlara hakaret etmek istemiyorum, çoğu zaman ne zaman çekip gideceklerini, ne ile beslenip yaralarını kendi kendilerine nasıl iyileştirebileceklerini insanlardan çok daha iyi biliyorlar. Benim ki öyle olmadı diyebilirim; nerde bırakacağımı bilmediğim bir kafese her gün gidip halleşme seyri var üzerimde. Sağır olma ihtimalin çok yüksek olsa bile, ben sadece kendimi rahatlatıyorum artık belki de... Şimdi ki alışkanlığım ve iletişim tarzım bu, anlaşılmayacağımı bildiğim halde kendimi ve aklımdakileri püskürtmek...

 

Oysa seni ilk gördüğüm gün ne kadar anlatmak istemiştim her şeyi... Sen güldükçe yaşım küçülmüş, yüreğim çözülmüş, aklım hiç şüphe duymamıştı... Şimdi önüm,sağım,solum diyen aklımın düğümleri birbirine kitlenmiş yaşamanın verdiği merhameti sana borçluyum. Merhamet diyorum çünkü insan başka nasıl yapar kendine ve başkasına bunca kötülüğü... Şimdi bilemiyorum telefonda gelen ürkek sesinin belli belirsiz "ben seni ilk gördüğüm günden beri hep inandım" diyişin hangi bana aitti... Telaşlı, temkinli, alacaklı ben mi, yoksa anısı küçükken babasıyla evinin dar sokaklarında mısır satmak olan kızın yağmura yakalanınca ağız dolusu kahkahalarıyla evin yoluna koşar olanıma mı?

 

İnsan sürü psikolojisiyle yaşar aslında. Birilerine benzemek, onların alışkanlıklarına sahip olmaktır onu güvende hissettiren. Ben yaşadığım hiçbir şeyde ait hissetmiyorum bu topraklarda. Kaba sevgiler, içi boş sohbetler, çıkarcı dostluklar, çocuk olan ebeveynler... Öğretmenler öğretmeden, ilham vermeden, el yordamıyla aranılan bilgelikler...

 

Az zaman kaldı biliyorum gitmeme buralardan. Ama şimdilik sadece aklımın derinliklerinin ruhuma sızan vicdan rahatlığıma sığınıyorum. Neyi kaydetmiş olursak olalım anlara, his olarak tortusu aktarılır yarınlara... Ben bana, sana, ona, yarına kocaman bir iç huzuru bırakıyorum kendimden. İçimi açıyorum sana, içini açabilmek için...

 

1950’lerin göz bebeği Cool caz ekolünün Alman temsilcileri günümüzün modern ve eklektik yaklaşımlarıyla postmodernizmi dinleyicilere en sade ve derin tattıran caz müzisyenleridir belki de. Bebop caz her ne kadar 1940’lı yıllarda insanları alev niteliğinde virtüözite kavramını içeren blues ağırlıklı armonik doğaçlamalar ile sallasa da, hızlı tempolar, agresif çalımlar ile  Avrupa müziğinin elit tavrından vazgeçmeden doğaçlamacılar ortaya çıkıp Cool cazı geçmişten günümüze taşımışlardır. Chet Baker, Dave Brubeck, Paul Desmond, Miles Davis gibi isimler Amerika’nın batı yakasında bu sakin tavırlı albüm ve kayıtları sürdürüp insanlara huzur verirken, onları hipnotize eden aranjmanlarla bu müziği başlı başına bir tarz yapmayı başarmışlardır. Onlar için sessizlikler yerli yerinde müzikte durdukça ve huzur kalplerden beyine tırmandıkça bunun hiçbir sakıncası yoktur.

 

Bugün Cool caz ve modern tınıların en iyi Alman caz davulcularından Wolfgang Haffner’ın Silent World albümü belki de onların sessizliği dinleme çabalarının bu alandaki en iyi  meyvelerinden biridir. Tromboncu Albert Mangelsdorff’un keşfettiği Haffner Chaka Khan, Al Jarreau, Pat Metheny, The Brecker Brothers, Ivan Lins, Jan Garbarek, Gregory Porter, Michael Franks, Roy Ayers, Bugge Wesseltoft, The Manhattan Transfer, Nils Petter Molvaer, The JB Horns, Esbjörn Svensson, Bob James, Mezzoforte, Lee Ritenour, Till Brönner, Joe Sample, Larry Carlton, Cassandra Wilson, Clark Terry, Johnny Griffin, Nils Landgren, Mike Stern, Chuck Loeb, Hildegard Knef, Konstantin Wecker, Die Fantastischen Vier, Xavier Naidoo, NDR Big Band, WDR Big Band ile birçok konser, albüm kaydı ve projeler yapmıştır. Elektronik müziği de bestelerinin içine yerli yerinde katarak pek çok başarıya imza atan Haffner, şüphesiz yeni çıkan albümüyle tüm dünyada ses getirmeye devam edecektir. 400’den fazla albümde çalmış, yüzlerce ülke ziyaret ederek caz ile konser ve festivallere katılmıştır.

 

Albüm Mayıs 2022’de Simon Oslender piyano ve keyboardlarda,Thomas Stieger baslarda, Sebastian Studnitzky trompetlerde,Bill Evans soprano saksofonlarda, Till Brönner flugelhornlarda, Nils Landgren  trombonlarda, Dominic Miller gitarlarda, Mitchel Forman lead synthlerde,Eythor Gunnarsson rhodes ve synthlerde, Alma Naidu vokallerde, Rhani Krija perküsyonlarda, Bruno Müller  e-guitarlarda, Nicolas Fiszman baslarda,Norbert Nagel Marc Wyand  tenor saksofonlarda, flüt ve klarinetlerde kaydedilmiştir.

 

Modern insanın zamanının kıskacı, yüzeyselliklerinin sığlığı, hız merakının yaşam sevincini öldürmesi, duyguları bir yiyecek gibi tüketmesine eleştirel bir bakış açısı getiren Wolfgang Haffner, bunlardan kaçtığı alanı daha meditatif bir iç unsur yaratmakla ilgili hikayesini belli ki dinleyicilere caz aracılığıyla sunmuştur. Umudun inançla birleşerek şimdi ve burada’ya nasıl eriştiği; doğaçlamalar, müzikal diyaloglar ve egzotik müzikal yaklaşımlar eşliğinde bunu anlatması duyulur niteliktedir.

 

Hope, Belief, Here and Now, Peace Inside, Life Magic ve Forever and ever onun anlatımını ve bu çabasını destekleyen bestelerdir... Öteki yandan albümün içinden geçen melodilerin hiçbiri ıskalanabilir cinsten değil gerçekten. İçinizi müzikle açtığınız ışıklı kapılara...

 

Şenay Ocak

 

Cazkolik.com / 28 Aralık 2022, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Şenay Ocak

Caz vokalisti ve eğitimci Şenay Ocak müzikoloji üzerine yüksek lisans yapıyor, yurtiçi ve dışında caz üzerine akademik çalışmalarını, proje ve eğitimlerini sürdürüyor.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.