Böyle şeyler hep Dünya Caz Günü`nde oluyor

Böyle şeyler hep Dünya Caz Günü`nde oluyor

2011 yılından beri 30 Nisan Dünya Caz Günü`nün dünya çapında kutlanması sadece caz çevrelerinde değil, müzik dünyasının genelinde de hareketlilik yaratıyor. Baharın gelmesi, güneşin yüzünü göstermesiyle Dünya Caz Günü`nün yarattığı çekim alanı aynı dönem. Bu yıl da öyle oldu. Nisan ortasından itibaren neler yapılacağı, hangi konserlerin olacağı, yurtdışından kimlerin geleceği konuşuldu ve nihayet dün tüm konserler gerçekleşti.


Etkinlikleri yakından takip eden, bizzat katılan biri olarak hareketli ve güzel bir gün geçirdim, üstelik, etkinlikler pazartesi değil cumartesi başladı. Haftasonu Kadıköy Yeldeğirmeni semtindeki kafeler sevgili Selin Çelik imzası ve The Badau öncülüğünde cazı sokaklara taşıyan güneşli bir güne imza attı. Semtin tarihi dokusu ve her yıl artan hareketliliğiyle bir nevi Montmartre gibi dersem abartmış olmam. 29 nisan pazar öğle saatleri Murat Beşer`le Mu Cafe`de caz sohbeti yaptık, No:39`dan çıkıp gelen Yahya Dai`de katıldı sohbete, laf lafı açtı, karşı kafe Kamarad Coffee Roastery`de Tunçel Gülsoy kahve tadımlı caz yaparken, yan tarafta Bittro`da Bora Çeliker çalıyordu. Ertesi akşam The Badau ise Petros Klampanis`i ağırlayarak Yeldeğirmeni semti iki günlük caz günü temposunu tamamlamıştı.



Osman Nuri Boyacı`nın TRT Radyo-1 "Maziden Sesler" programında dünya ve Türkiye caz tarihinden konuştuk (Solda). Murat Beşer`le beraber Yahya`nın tabiriyle `galiba ciddi bir durum var`. (Sağda)


Dünya Caz Günü kutlamalarının öne çıkan markası Garanti Caz Yeşili oldu


Garanti Caz Yeşili Türkiye`de caza önemli katkıları olan bir marka. Son yıllarda Dünya Caz Günü etkinliklerinin çoğunun sponsoru olarak Yeldeğirmeni Caz Baharı`nı desteklemişti ama desteklediği beş konser vardı ki Dünya Caz Günü kutlamalarına damga vurmuştu. Zorlu PSM`de Donny McCaslin, Babylon`da The Nels Cline 4, The Badau`da Petros Klampanis, Salon`da Girls in Airport ve Nardis`de Susanna Alexandra & Matt Hall dörtlüsü Garanti Caz Yeşili desteğiyle konserlerini gerçekleştirdi.



The Nels Cline 4 projesi Babylon`daydı (Foto: Sedat Antay)


Cazkolik olarak tüm konserlere dağıldık


Babylon`da The Nels Cline 4 projesini Sedat Antay ve Burak Sülünbaz izlerken Zorlu PSM`de Nazlı Toprak Donny McCaslin`i izlemeye gitmişti. Böyle konserlerde son sıra gözlediğimiz izleyici azlığı bu kez de dikkatimizi çekti maalesef. Halbuki bu konserlerde izleyicilerin kapılardan taşması gerekiyordu. Sebep ne bilmiyorum, genel yorgunluk konser milletinde kronik hale geldi anlaşılan. Sevgili Nazlı McCaslin konserinde Sarp Maden, Ferit Odman, Ozan Musluoğlu gibi caz müzisyenlerinin olduğunu söylüyordu, biz de tam dün CRR konserinde Cenk Erdoğan`la caz müzisyenlerini konserlerde niye görmüyoruz diye hayıflanırken bu haber iyi geldi, Nazlı`nın gözlemine göre plaza insanlarının konseri erken terketmesiyle ortalık daha `bizbize` bir konsere dönüşmesi iyi olmuş.



Son yılların heyecan verici ismi Donny McCaslin Zorlu PSM Studio`daydı (Foto: Nazlı Toprak)


Cemal Reşit Rey`de ise Cazkolik`ten Tunçel Gülsoy, Feridun Ertaşkan ve Leyla Diana belki yılın en güzel konserlerinden birine tanık olduk; Dünya Caz Günü`nün kazancı Norveçli Skruk korosu oldu bizim için. Şimdiye kadar niye dinlememişiz bu 40 kişilik bu harika koroyu, ama onları ve konseri daha aşağıda anlatıyorum, sırayla…


Önce TRT Radyo 1`de canlı yayın, ardından parkta caz konseri


Tunçel Gülsoy`la beraber TRT Radyo-1`de eski dost Osman Nuri Boyacı`nın canlı yayınlanan "Maziden Sesler" programına konuk olduk. Boyacı, programın tamamını Dünya Caz Günü`ne ayırmıştı, bir saat boyunca caz tarihinden, Erol Pekcan`dan, Sevinç Tevs`den, TRT arşivinden konuştuk, hatta, Osman Nuri Boyacı arşivlerden Erol Pekcan`ın Tevs ile radyo programını bulmuş, oradan birkaç dakika dinledik, Tevs`in söylediği şarkı mükemmeldi.



Şişli Belediyesi`nin düzenlediği Dünya caz Günü park konserinde TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası konser verdi.


Radyodan çıkınca istikamet hemen yan tarafta Nişantaşı Sanat Parkı`na


Şişli Belediyesi bu yıl çok güzel bir etkinlik yaparak parkta caz konseri organize etmiş. Şef Kamil Özler yönetimindeki TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası ve solist Evrim Özşuca ile çimlere yayılmış İstanbullular mutlu bir saat geçirdi, caz da, orkestra da, solist de çok güzeldi. Bu sırada çevremde konuşanlara kulak kabarttım, saymadığım kadar çok insan bu konserlerin güzel havalarda niye düzenli yapılmadığını sorup duruyordu. Avrupa ülkelerinin 1800`lerden beri uyguladığı düzenli parklarda konser geleneğinin müziğe etkisini, katkısını bilince yerel yönetimlerin bu konuya ağırlık vermesi şart görünüyor, umarım artar. TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası`nın giderek daha çok konser verdiğini her fırsatta yazıyorum, yine hatırlatıyım, Türkiye`nin gözbebeği orkestra sadece İstanbullulara değil, diğer şehirlere de gidiyor, cazın mümkün olduğu kadar çok insana ulaşmasına içten katkıda bulunuyor. Hem orkestrayı, şefi ve müzisyenleri hem değerli yöneticileri kutlamak lazım.


Bau Caz hafta boyunca caz etkinliklerine imza attı


Bahçeşehir Üniversitesi Bau Caz Akademisi de Dünya Caz Günü`nü bütün haftaya yayan harika etkinliklere dönüştürdü. Katılımın serbest olduğu etkinliklerde atölyeler düzenlendi. 30 Nisan günüyse önce Aydın Esen`le worksohp, ardından Randy Esen ile doğaçlama stil çalışması ve akşam ikisinin birlikte verdiği bir konsere sahne oldu.


Dünya Caz Günü coşkusu mükemmel bir konsere dönüştü



Mahsa Vahdat


İstanbul Belediyesi Kültür AŞ Dünya Caz Günü`ne ayrı anlam katan bir konser organize etmişti. Bunca yıldır müzik dinlerim Per Oddvar Hilde`nin yönettiği Skruk korosunu duymamıştım, ne eksiklik... İşte, 30 Nisan Dünya Caz Günü akşamı CRR sahesinde İranlıların mükemmel sesi Mahsa Vahdat (ki zaten daha önce verdiği konserlerden çok iyi biliriz), Norveçli caz piyanisti Tord Gustavsen ile Coşkun Karademir`in başını çektiği Türk müzisyen grubunun konseri bana Dünya Caz Günü fikrinin yaratıcılarından Herbie Hancock`ın "Caz, özgürlüğü teşvik eden bir barış enstrümanıdır" sözünü hatırlattı. Sahnede İran`ın büyük şairi Hafız-ı Şirazi ile Mevlânâ Celaleddin-i Rumî`nin mısraları yanyana söyleniyordu. Vahdat sesiyle sahnede İran`ın Suriye`nin Irak`ın, Türkiye`nin de duygularına tercümen oluyordu adeta. Arkadaki 40 kişilik ortodoks korolarını andıran Skruk korosu ise bize olması gerekenin ne olduğunu gayet güzel gösteriyordu. Vahdat`ın büyüleyici Farsçasıyla şiirler bir bir akarken mısraların Skruk korosunca Norveçce söylenmesi muhtemelen eşine rastlanmamış bir andı. Koronun şefi Hilde`in Hafız`a olan tutkusu da gözle görülüyor, konuşmalarından salona yayılıyordu.



Eller gönülde... (Mahsa Vahdat, yaylı tanbur ustası Özel Özel (ortada), Coşkun Karademir (sağda)


Koronun teknik olarak ulaştığı düzey inanılmazdı doğrusu. Kırk kişiden çıkan ses salonda tüy gibi dalgalanıyordu. Bir ara koronun salona dağılarak acapella söylediği şarkının hafifliği imkansız gibiydi. Tunçel Gülsoy konser bitimi fuayede gördüğü koro üyeleriyle konuşmaya başladığında onların da mutlu olduğunu gördük, hep bir ağızdan yeniden gelmelerine söyledik.


Konser bittimi sevgili Cenk Erdoğan The Nels Cline konserine yetişir miyim hesabını yaparken müziğin hayatımızdaki öneminin yeterince farkında mıyız diye düşünüyordum. Dünya Caz Günü sadece tek bir gün değil, belli ki o gün Hancock`ın söylediği gibi insani duyguların dünya çapında dışavurumuna sebep olan özel bir gün.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 01 Mayıs 2018, Salı


Tunçel Gülsoy`un objektifinden Skruk korosunun güzel kadınları


BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.