Burak Bedikyan, pandeminin ağır ve yıpratıcı bir iç sorgulama sürecine dönüştüğü dönemi solo piyano albümüyle anlatıyor

Burak Bedikyan, pandeminin ağır ve yıpratıcı bir iç sorgulama sürecine dönüştüğü dönemi solo piyano albümüyle anlatıyor

Salgın ve karantina döneminin sanatçı ve birey üzerindeki etkisine dair sonuçlar yeni ortaya çıkıyor. Yayınlanan yeni albümlerde bu etkilerin izlerini takip etmek mümkün. Öte yandan, bu sene Türkiye caz sahnesinde solo kayıtların sayısı önceki yıllara göre daha fazla oldu. Başı ise bas ve piyano albümleri çekti. Solo piyano albümlerinde en taze haber ise hayatını ABD'de sürdüren piyanist ve bestecimiz Burak Bedikyan'dan geldi.

 

 

Bedikyan'ın iç gözlemleri yıpratıcı bir sürece dönüştü

 

 

Yayınladığı solo piyano albümüne "Introspection" yani iç gözlem adını veren Bedikyan duygusal bir yalıtılmışlık içinde gelişen doğaçlama müziklerini bir tür dışavurum olarak kaydetmiş.

 

Tümüyle doğaçlama, önceden herhangi bir tema belirlemeden gelişen müzikler salgın ve karantina yalnızlığının sorgulayıcı iç gözlemleriyle dolu.

 

Sanatçıyı önceden bağlayan herhangi bir alt tema dokusu olmaksızın gelişen yeni müzikler tümüyle bir otoportre çalışması gibidir. Ve her otoportre çaışması gibi, dinleyene, bizzat sanatçı üzerinden kendimizle ilgili yansımalar elde etme imkanı sunar.

 

 

Ama Bedikyan'ın iç gözlem süreci daha zorlu ve yıpratıcı oldu.

 

 

2017 yılında İstanbul'a veda ederek ABD'ye yerleşen sanatçı hayatını düzene sokma fırsatı bulduğu anda kendini ağır bir salgının ortasında buldu ve bu süreç Bedikyan'ı yıpratıcı bir yalıtılmışlığa sürükledi.

 

Bedikyan o günler için 'hayatımda ne yaptığımı, niçin burada olduğumu ve piyanoyu sorguladığım garip bir dönemdi' diyor.

 

 

Sonrası daha da çarpıcı

 

 

'Bu yüzden evdeki her şeyi, müziğimi, enstrümanlarımı, her şeyi sattım çünkü artık kendimi müziğe bağlı hissetmiyordum' diyor, yaşamına dair ağır bir amaç ve kimlik krizi yaşıyordu. Bu süreçte ailesine daha çok zaman ayıran Bedikyan tam 8 ay piyanoya dokunmadı.

 

 

İstanbul'dan gelen telefon

 

 

Tam o günlerde İstanbul'dan gelen telefon Bedikyan'ın yeniden hareketlenmesinin başlangıcı oldu. Geçen yıl 30. yılını "Dün Bugün Yarın" isimli albümle kutlayan festival yönetimi albüm için Bedikyan'dan da beste istemişti.

 

Bedikyan'ın sekiz aydır elini sürmediği piyanoyla yeniden barışması gerekti, yanısıra, elinde hiçbir ekipman kalmamıştı. Dijital klavye, mikrofonlar ve ses kartları ne varsa kiralayarak bestesini kaydetti.

 

"Dün Bugün Yarın" albümü için hazırladığı besteyi teslim etmesinin ardından gelişen yeni başlangıç süreci doğaçlama müzik yapma fikrine evrildi. Kiraladığı ekipmanla iki-üç gün içinde solo piyano kayıtları gerçekleştirdi.

 

'Sabahları kalkar, kahvaltımı edince ensrümanın başına geçip kayıt tuşuna basardım. İki saat kadar hiç durmadan çaldım, kaydettim. Kayıtları çok az editleyerek SteepleChase firmasının prodüktörü Nils'e gönderdim. Müziklerin kulağa profesyonelce geldiğinden emin değildim, zira, daha önce kendi kendimi hiç kaydetmemiştim'.

 

"Introspection" albümü ile sonuçlanan bu derin boşluk ve hesaplaşma süreci Bedikyan'ı müziğin ötesinde varoluşsal anlamda etkiledi.

 

'Hayatımdaki şeylere verdiğim anlamlara dair çok düşündüm ama bir süre sonra bu düşünceler yavaş yavaş dağıllmaya başladı'. Bu süreç, Bedikyan'ın deyişiyle, içgözlemden doğan bir başka aydınlanma olarak kabul edilebilir.

 

Sanatın, müziğin böyle bir gücü var ve bu gücü Burak Bedikyan'ın kişisel ifadelerinden oluşan yeni solo piyano albümü "Introspection"da alabildiğine buluyoruz.

 

Cazkolik.com / 10 Eylül 2021, Cuma

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X