Müzik Enstrümanları Müzesi'nin amacı ziyaretçileri enstrümanlara ve geleneklere dair bilgilendirerek mirasın zenginliğini sunmak

Müzik Enstrümanları Müzesi'nin amacı ziyaretçileri enstrümanlara ve geleneklere dair bilgilendirerek mirasın zenginliğini sunmak

 

Bursa‘nın ilk "Müzik Enstrümanları Müzesi MEM" Nilüfer’de açıldı

 

 

Hazırlık geçmişi bir kaç yıl öncesine uzanan ve zorlu süreçler sonrası açılma aşamasına gelen “Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi“ 21 Ağustos 2021 günü Nilüfer Belediyesi’nin katkılarıyla açıldı.

 

Öncelikle, bu özel açılışın daveti için projenin yöneticisi Prof. Dr. Mehmet Ali Sanlıkol ve Nilüfer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdiresi Sayın Nejla Aslan’a Cazkolik olarak çok teşekkür ediyoruz.

 

Hem Mehmet Ali Sanlıkol hem de Nejla Aslan ile yaptığım röportajda müzeye dair bir çok detayı Cazkolik okurları için derlemeye çalıştım. Türkiye’nin kültürel zenginliklerine katılan her yeni halkayı, hayat damarına gereken kanın akması ve nefes almamız için, özellikle de pandeminin ardından nekahat döneminde gerekli tedavi edici bir ilaç gibi görüyorum.

 

 

Bursa Nilüfer Belediye Başkanı Sayın Turgay Erdem, Fethiye Sanlıkol'a plâketini takdim ederken

 

Uzun bir süreçten geçen müzenin böyle bir zamanda ziyaretçilerine kavuşacak olması beki de doğru zamanın yakalandığının işaretiydi. Bazı şeyler bekler fakat doğru zamanda açılan bir pencere, işitmeyi unutanlara ses ve bakabilenlere göz olur.

 

'Müzikal bir yolculuk' olarak adlandırılan bu projenin nasıl hayata geçtiğini, fikrin nereden çıkıp nasıl olgunlaştığını ve kahramanlarının kimler olduğuna bakalım önce.

 

Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol 1944 Girne doğumlu, İ.Ü. Tıp Fakültesi mezunu ve 1975 yılında görevi gereği Bursa’ya yerleşen hekimlerimizden. Ayrıca, küçük yaşta trompet ve akordeon çalmış, karma koro ve bando ile Kıbrıs televizyonlarına katılmış, 1994 yılında Çizakça Çoksesli Korosu’nun kuruculuğunu üstlenmiş tutkulu bir müziksever.

 

Bursa’daki müzik girişimi ise müzik öğretmeni değerli eşi Fethiye Sanlıkol’un 1970’li yılların ortasında piyano dersi verdiği çocuklara resitaller organize etmesiyle başlamış. Fethiye Hn. Bursa Filarmoni Derneği çatısı altında çocuklara yönelik enstrüman kursları başlatmış ve Nilüfer Belediyesi Konak Kültür Merkezi’nde devam ettirmiş. Beş yılda 800 öğrenciye ulaşmanın etkileri bugüne değin gelmekte. 2003 yılından itibaren KKTC Fahri Konsolosu olarak görev yaparken dünyanın dört yanından topladığı enstrümanları bir müzede toplamayı hayal etmiştir.

 

 

Mehmet Ali Sanlıkol ve Leyla Diana

 

 

MEM‘in farklı bir vizyonu var. Hedef, sergileme biçimi ile bütünselliğin ve müzikteki akışkanlığın sağlanması ve klişelerden uzaklaşmak

 

 

Mehmet Ali Sanlıkol babasının merakını şöyle anlatıyor: “Ben 1992’de Berkley’e gidince, babam yurtdışı seyahatlere başladı ve gezdiği ülkelerden enstrümanlar topladı. Bu toplamalar zaman içinde koleksiyonerliğe dönüştü. Aşağı yukarı, 20 sene içinde 280’e yakın parça toplamıştı."

 

Leyla Diana: Evet, 280 parça hiç az değil ama bunları evde saklamak güç olsa gerek.

 

Mehmet Ali Sanlıkol: Evet, bu enstrümanlar için evde bir oda ayrılmıştı ancak burada sergilendiği gibi olmuyordu, çoğu üst üste ve güzellikleri örtülü duruyordu. Arada elime alıp çaldığım enstrümanlar olmuştur ama sonra hemen yerine kaldırılırdı, kolay kolay kimseye de elletmezdi. Kavallardan birini çalarken bu iyiymiş alayım dedim de ‘ne demek bırak onu dedi‘ diyerek o günlere geri dönüp anılar tazelendi.

 

2010 yılında Amerika’da Arizona Phoenix’te Müzik Müzesi’nde Türkiye sergisi açılması planlanırken, karşılıklı bilgi alış verişi her iki tarafa da yarar sağladığı gibi, Sanlıkol’un bu projesinin de ateşlenmesine vesile olmuş.

 

"O yıllarda ABD’de Phoenix’te Müzik Enstrümanları Müzesi vardı. Orada bir Türkiye sergisi açılacaktı. Ben de doktora yaparken etno müzikoloji ile ilgiliydim. On yıllık kariyerimde Türk ve etnik müzik dönemimde doktora sonrası dersler verirken etno müzikolojiden dolayı beni bulmuşlar. Biz 1,5 sene kadar kapsamlı sergi çalışması konusunda birbirimize yardımcı olduk. Onlara düşüncelerimi aktardım ve onlardan da müzecilik bilgisi edinmiş oldum. Farklı ve değişik müzelerle çalışmalarım olduysa da aklımda böyle bir müze hiç yoktu.

 

Çok enteresandır, sanırım babamın 6 sene önceki vefatından birkaç gün önceydi. Nilüfer Belediyesi ile görüşüp müze konusunda anlaşıyorlar hem de bu mekân için. Babam ani kalp kriziyle hayata veda ettiğinde burada bir anma töreni yapıldı. O zamanın belediye başkanı Mustafa Bozbey o gün bu müzenin açılması için söz vermişti. O zamanki bürokratik durum ile olur mu olmaz mı derken, bugün artık nihayet gerçekleşti“.

 

 

 

Müze içi yolculuğu Türkiye merkezli dünyayı dolaşmak gibi kurguladık

 

 

MEM‘in diğer müzelerden farklı bir vizyonu var. Hedef, sergileme biçimi ile bütünselliğin ve müzikteki akışkanlığın sağlanması ve klişelerden uzaklaşmak.

 

Mehmet Ali Sanlıkol şöyle açıklıyor: “Arizona‘da içine düşülen bir handikap vardı. Enstrümanlar ülke ülke sergileniyordu. Türkiye, Irak gibi. Oysa ortak enstrümanlar var aynı aletler kullanılıyor, bunlar ortak, sadece isimleri farklı. Bu hem kafa karıştırıcı hem de ayrıştırıcı oluyor. Müzik akışkan olmalı. Bu müzede bu yolculuğu, Türkiye merkezli dünyayı dolaşmak gibi kurguladık. Coğrafyalar içinde akmaya karar verdik ancak hangi enstrüman hangi ülkeden alınmışsa o belirtilecekti. Biz hep çoğulcu olmaya çalışıyoruz. Milletler ve müzikler arasında elitist bir ayrıma girmemek gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde milletlerin, müziklerin arasında basmakalıplar olmaya başlıyor. Müzenin giriş yazısında, en büyük hedefimizin vizyon olarak bir şekilde basmakalıp, egzotik klişe imgelerden insanları uzaklaştırmaya çalışmak olduğunu belirttik.

 

 

Onüç ayrı müzikal coğrafya sunuyor müze

 

 

Müzenin girişinde buna dair genişçe bir yazı bulmanız mümkün. Dünyanın farklı kültürlerine ait enstrümanları, kıtalararası bir yolculuğun izinde izleyiciyle buluşturuyor. Ülkelere ve milletlere göre değil dünya üzerindeki dağılımına göre sınıflandırılmış. 13 ayrı müzikal coğrafya sunuyor müze. Ülkemizdeki enstrüman çokluğu açısından müzede Türkiye merkezli bir gezinti yapabilecek izleyiciler. Her ada bir sahne olarak düşünülmüş ve enstrümanlar tanıtılırken klişelerden uzak her bölgenin özgün hazineleri ile anlatılmakta. Müzenin en önemli hedefi ya da kavramsal çerçevesi, ziyaretçileri dünyada var olan müzik enstrümanları ve müzikal geleneklere dair bilgilendirerek tüm insanlığın zengin kültür mirasının bir resmini sunabilmeyi ve müzikle daha derin bir ilişki kurabilmeyi olanaklı kılması.

 

 

 

Uzun bir çalışma süreci sonrası

 

 

Dört yıl emekleme evresinde ilk önce tasnif ve künye oluşturmuş ve hangi adacıkta neyin olacağını tek tek elle çizmiş Mehmet Ali Sanlıkol. Künye numarası, envanterden sonra devreye iç mimar Reyhan Öztaş ve tasarımlarıyla Aysegül Özmen girmiş ve tabi bunlar hep eskizler üzerinden olmuş. Bekleme aşamasından sonra da Nilüfer Belediye Başkanı Sn. Turgay Erdem ve Nejla Aslan ile birlikte proje şahlandı diyor Sanlıkol.

 

 

Mehterle caz arasında göbek bağı var

 

 

"Mehteri ideolojisinden arındığınızda Zilciyan mehterle iç içe tarihçeye sahip ve sonunda da Gene Krupa’da birleşiliyor. Orkestrasyon anlamında ve big band oluşumunda temeli oluşturuyor. Big bande eklenen tek şey rhtyhm section, o da vodvilden geliyor. Basmakalıplardan kurtulmanın yollarını bulmaya çalıştım. Hint ile Bolywood ve bunun gibi incelikleri var. Kafa açıcı olmalı ve insanları düşünmeye sevk edici şeyler olsun istedim.“

 

Her eserin altına karekodlar gelecek. Her birine Youtube'dan ulaşabilecekleri bilgilerle desteklenecek bilgiler yüklenmeye hazır.

 

Leyla Diana: Peki bir kitap var mı diye sormadan edemiyorum.

 

Mehmet Ali Sanlıkol: "Şimdilik küçük bir broşürle yetineceğiz" ama kitap üzerinde de çalışmalar sürüyormuş.

 

 

 

Müze için en önemli şey çoğulcu olması

 

 

Leyla Diana: Müzeye bağış olabiliecek mi, ya da ellerinde bulunan enstrümanları bir müzeye bağışlamak istiyoruz dediklerinde siz bunları kabul edecek misiniz?

 

Mehlet Ali Sanlıkol: Mutlaka edilir de sergileme durumunda her aldığımız şeyi sergileyemeyebiliriz. Ne alıyoruz, bizde belki daha iyisi olabilir tekrara girmek olmamalı. Koleksiyona ciddi katkıda bulunmayabilir ama belki bazı enstrümanlar arşivde durabilir. Hepsinin sergilenmesi mümkün değil tabii. Sürekli Türkiye’den bir şey gelse Türkiye dolup taşacak, bu benim vizyonuma aykırı. Müze için en önemli şey, buranın çoğulcu olması. Önemli olan etrafındaklilerle zenginleşebilmek. Filtreden geçilecek tabii bu anlamda. Benim idealim, bizim bundan sonra kendi alımlarımızı müzayedeye yönlendirmek. Şu anda bu anlamda bir iki enstrümanımız var, biri Arşak Köseyan'ın udu, bir tane cümbüş ilk yapılanlardan ve ukulele banjo var. Tarihi enstrümanlara yönelik geçici sergiler de olabilir.“

 

Leyla Diana: Altı yıldır hazırlıkları olan MEM’in ziyaretçi akınına uğramasını diliyoruz. Müzede başka neler olabilecek?

 

Mehmet Ali Sanlıkol: Müzede resital alanı var, burda etkinlik yapmak mümkün. Tam kapasite ile 150 kişiye ulaşabiliyor. İzahatli resitaller, film gösterimleri ve  atölyelerin yapılması hedefler arasında. Müzeye ilk bir kaç ay nasıl olması gerektiği ile ilgili bakılacak. Enstrümanlar açıkta, dokunacaklar mı ne olacak ona bakmak gerek. 2022’de programlara start verilir.

 


 

 

 

Nilüfer Belediyesi Sosyal İşler Müdiresi Nejla Aslan ile Leyla Diana

 

 

Nejla Aslan: Müzeciliğe sadece yerleştirmek ve muhafaza etmek olarak bakmıyoruz. Sürekli yaşayan ve değişen bir yapıya sahip olmasını istiyoruz

 

Nilüfer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Nejla Aslan ile de kısaca konuşma fırsatı bulduk. Nejla Hanım’ın müze ile ilgili duygu ve düşünceleri ise şöyle;

 

“Bizim Nilüfer Belediyesi olarak kültürel mirası koruma ve sahip çıkma, kentin tamamına yayma ve tanıtmayla ilgili sorumluluğumuz var ve bu yönde çalışıyoruz. Bu çaba, Sanlıkol‘un kendi kişisel yolculuğu ile kesişmiş oldu, bu açılıştan dolayı biz de çok heyecanlıyız. Bizim kültürel mirasla yaptığımız çalışmalar çok eski değil. 1987 yılında kurulmuş bir ilçe ama mirasa önem veriyor, kent hayatına yeni bir kulvar açtığımıza inanıyoruz. Beldemiz Misi, Gölyazı gibi hem tarihi hem de doğal güzellikleri olan iki önemli bölgeye sahip. Misi’de yaptığı restorasyon çalışmalarıyla tescillenmiş eserlerin her birine yeni bir işlev yüklendi.

 

Ayrıca iki müzemiz daha var, Edebiyat ve Fotoğraf Müzeleri. Kent merkezinde ilk defa bir müze açtığımız için çok daha farklı bir sorumluluğumuz var. Müzik ve enstrüman girince başka bir 'aura' yaratıyor. Müzeciliğe sadece yerleştirmek ve muhafaza etmek olarak bakmıyoruz. Sürekli yaşayan ve değişen bir yapıya sahip olmasını istiyoruz. Bu yüzden, hem bağışlarla hem de yeni alımlarla koleksiyonu zenginleştimye devam edip, diğer taraftan da söyleşi, sempozyum ve atölyeler yaparak müziğin farklı tinılarını disiplinlerle buluşturmayı hedefliyoruz. Dört ay daha insanlara tanıtma, izleyiciyi geliştirmek üzerine çalıştıktan sonra, 2022’de güçlü bir programla izleyicilerin karşısına çıkmayı düşünüyoruz. Gençlere ve çocuklara önem veriyor ve onlara yönelik çalışmalar da düşünmekteyiz. Belki de her yıl bilimsel bir söyleşi olabilirse bunu da müzemize katmak istiyoruz. Uluslararası boyutlarda sempozyum konferanslar ile müzemizin akademik tarafı da olsun istiyoruz. Üniversiteden, konservatuvardan hocalarımızın kurduğu etno müzikoloji derneği ile de bu anlamda yakın çalışma içerisindeyiz. Hem Mehmet Ali Sanlikol hem de Nilüfer Belediyesi olarak biz etno müzikolojinin de içinde olduğu bir kurulla müzeyi programlamak ve geliştirmek hedeflerimiz arasinda.”

 

Bursa’da bu müzenin kurulması son derece önemli. İnsanların belli yerlerden kalkıp gelmelerini sağlamak gerek. Bursa’ya büyük katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

 

"Algıları açık herkese açık olmasını hedefleyen bir müze yapısını oluşturmaya çalışıyoruz. Genç bir ekiple çalışıyoruz. Bir arkeolog ve müzikolog ile çalışıyor ve gençlere emanet ediyoruz. Nilüfer’de bir müzik habitatı geliştirmeyi çalışıyorlar. Gençlere yönelik kayıt stüdyosu projesi de var. Kariyer plânlarını müzik profesyonelleri ile buluşabilecekleri bir yer yapma gayreti içindeyiz“.

 

21 Ağustos 2021 tarihinde geniş kapsamlı bir açılış töreni gercekleşti. Açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, CHP Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Erkan Aydın, KKTC İstanbul Başkonsolos Vekili Mehmet Tuncan, merhum Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol'un eşi Fethiye Sanlıkol, kızı Saadet Leman Sanlıkol ve keman virtüözü Cihat Aşkın katıldı.

 

Açılış sonrası müzede bir dinleti sunan Mehmet Ali Sanlıkol daha sonra triosu ile BAOB Oditoryum’da Temmuz 2021’de çıkarttığı "An Elegant Ritual" albümünden parçalarını seslendirerek geceyi daha da değerli kıldı. Uzun zamandır konsere hasret kaldığımız bir dönemin ardından böyle üst düzey bir müzikle buluşmak pastanın üstündeki krema gibiydi. Piyano ney ve vokalde Mehmet Ali Sanlıkol, başta Kağan Yıldız ve davulda George Lernis'in yer aldığı konseri büyük keyifle dinledik. Pandemi sonrasında ilaç gibi gelen bu etkinlik için tekrar emeği geçen herkese teşekkürlerimizi ederiz.

 

Leyla Diana Gücük

 

Cazkolik.com / 15 Eylül 2021, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Leyla Diana Gücük

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X