Ahh Belinda!

Ahh Belinda!

Günlerce 80’lerin pop ikonlarından biri olan Belinda Carlisle’ın peşinde koşarken, aslında anılarımın peşinde koşuyordum. Birçokları için hem çocukluk, hem gençlik dönemlerine şarkılar armağan etmiş ve neredeyse 30 yılı aşkın bir süredir şarkı söyleyen Belinda’nın nostaljik değeriydi esas olan.


İstanbul Kültür Başkenti şerefine en güzel armağanlardan biriydi benim ve 6 Kasım gecesi Maslak Refresh The Venue’ya gelen tüm seyirciler için. Ancak daha kısa bir süre önce Ağustos ayında Manchester’da binlerce kişinin izlediği Belinda’nın İstanbul konserinde en fazla 500 kişi vardı. Bana göre kıymet bilen 500 kişiydi konsere gelenler. Artık melodiyi kaybeden şarkılara hâlâ direnen ve hâlâ beraberce yüzlerce kişinin anısına eşlik eden şarkılar dinledik hafif sisli bir gecede, Maslak’ta sanki ıssız sokakların arkasındaki bir zaman tünelinde.


Belinda Carlisle yaz başında “Lips Unsealed“ adında bir otobiyografi yazmış ve New York Times Best Seller kitaplarından birine imza atmayı başarmıştı. Biz her ne kadar yeni şarkılarla Belinda’yı pek ortalıkta görmesek de, Belinda özellikle ardı ardına Amerika’da reality şovlarda boy göstermeye devam ediyordu ve nihayet bizim için de sahnedeydi. Daha önce 2 kez gezmeye geldiğini ve çok sevdiğini söylediği Türkiye’ye ilk kez konser için gelmişti.

Dokuzbuçukta başlayacak konseri bayağı bir beklemek ve çile çekmek gerekti ama sahneye 23.15’te çıkan Belinda daha ilk şarkısı “Live Your Life Be Free” ile hepimize enerji vermeye başladı. Her ne kadar sahneye siyah bir kaşmir kazak ve siyah bir pantolonla pek özenmiş gibi çıkmasa da, bu aslında bir rock tavrıydı. 52 yaşında Belinda sahnede rahat, doğal ve sakindi. Ama “La Luna” şarkısıyla seyirciyi iyice kavrarken, Belinda da hareketlendi. Yurdumun insanları 1989 yılının o enfes albümü “Runaway Horses“ şarkıları arasında en çok “La Luna"yı sevseler de, aynı albümden benim beklediğim iki şarkıyı ardı ardına söyleyen Carlisle, “Leave a light on” ve “Summer Rain” de özellikle bir grup hayranını coşturmayı başardı. Aralarında ülkemin en güzel avukatı Bilge Öztürk de vardı. Pasion Turca’dan dolayı tanışıp kaynaştığım Bilge ile bir güzel dans ederek Summer Rain’i avaz avaz söyledik. Şarkının sözlerindeki “kalbimin bir köşesinde, her zaman seninle, yaz yağmurunda dans ediyor olacağım” kısmıyla bence geceye nostalji, bence geceye saf aşk doldu... Belinda sahnede hem yaşına takıldı, hem de neredeyse her konserini takip eden ve gittiği her ülkede Belinda’yı izlemeye gelen baba oğula laf attı. Artık süpermarketlerde çalacak kadar eski dediği şarkısı “Circle in the sand”i söylerken, yaşları aşağı yukarı otuzun üstünde olan herkes bu şarkıyı da çok iyi biliyordu, tıpkı “Heaven is a place on earth“ gibi... Hele "Heaven is a place on earth"ü önce çıplak sesle söyleyip, sonra orkestra coşunca, tüm salon mest oldu. Konsere üniversite ve çocukluk arkadaşlarımla, neredeyse düğün alayı gibi gitmiştik ve hepimiz anılarımıza bir kere daha dokunup, gencecik olduk... Her şarkısını nasıl da ezberlediğimi hatırlıyorum ve onu hatırlayan güzel bir kalabalıkla “We want the same thing”, “Vision of you”, “I get weak”, derken, meğer ne kadar çok şarkısını sevmişiz yeniden hatırlamış olduk. Misal “California” şarkısını bir zamanlar Kiss Fm’de dj arkadaşlarım ve ben ne çok çalar ne çok severdik. Alkış kıyamet bis’ten sonra sahneye tekrar gelen Belinda hem çığlık çığlığa istek şarkımız “Runaway Horses”ı söyledi, hem de Türkiye’de az bilindiği halde bir zamanlar ortalığı yıkan new wave kızlarından biri olarak punk arenasında şarkılar söylediği The Go Gos grubunun ilk hiti Our lips are sealed’ı hatırlattı ve fakat koşarak kaçtı. Neyse ki kuliste tanışıp, yanaklarından öptüğüm Belinda’yla iki çift laf edebildim. Bir gece öncesinde Belinda’nın iki tane şarkısını zor sayacak bir talk şovcunun programına katılmışken, eğer ben hiç tanışamasaydım vakitsiz ölecektim. Üstelik o malum şovda yanındaki konuklar da şahane düşünülmüştü: Dünya listelerini altüst eden Bengü ile, Hande Yener’in cafe’de bulduğu Kadir Doğulu. Bir yanda Manchester Pride ve Ağustos ayında binlerce kişinin izlediği konseri, bir yanda beş yüz kişinin zor geldiği yurdum konseri ama her yerde mis gibi bir nostalji ve hâlâ taş gibi Belinda... Ah Belinda...


Cenk Erdem

Cazkolik.com / 08 Kasım 2010, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cenk Erdem

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X