Devrim Küba`sının yetiştirdiği en değerli `şey`lerden Gonzalo Rubalcaba 6 Nisan akşamı İş Sanat`ta.

Devrim Küba`sının yetiştirdiği en değerli `şey`lerden Gonzalo Rubalcaba 6 Nisan akşamı İş Sanat`ta.

Tedirgin bir girişin ardına saklanan büyük bir ziyafet. Dinlemekte olduğunuz müzikler Gonzalo Rubalcaba`nın 2008 tarihli albümü Avatar`dan seçildi. İlki Looking In Retrospective iken ikinci parça ise This Is It.


Küba`dan gelen sıcak bir

rüzgar: Gonzalo Rubalcaba

Gonzalo Julio Gonzales Fonesca 27 Mayıs 1963 de devrim sonrası Küba`sının Havana şehrinde köklü bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ülkenin zengin sanat ve müzik geleneğini sürdüren insanlardan oluşuyordu. Babası Guillermo bir zamanların tanınmış Eneique Torrin Orkestrası’nda piyano çalarken cha cha müziğini adeta hem yeniden yaratmış hem de daha farklı bir zerafete kavuşturmuştu.

Babası Gonzalo’nun müzik yaşamını daha çok küçük yaşlardan itibaren şekilendirmeye başladı. O günlerin Küba`sının önemli müzik adamları Frank Emilio, Peruchin ve Felipe Dulzaides babasının yakın arkadaşları idi ve sık sık evlerine gelirlerdi. Küçük Gonzalo’nun müzik dünyası önce bu insanların müziklerini ve sohbetlerini dinleyerek gelişti. Bu arkadaş çevresinde o günlerde Havana’da çok az bulunabilen kırkların ve yetmişlerin Amerikan caz plaklarını dinleme şansını buldu. Bu plaklarda duyduğu müzikten çok etkilendi.

Daha çocuk yaşta iken Thelonious Monk, Bud Powell, Errol Garner, Oscar Peterson, Art Tatum ve Bill Evans gibi usta piyanistlerin müziklerini dinlemeye başladı. Charlie Parker, Dizzy Gillespie ve Art Blakey gibi piyano dışı büyük caz müzisyenlerini de tanıdı. Onların çaldığı melodiler kulağında iz etti, stillerini öğrendi. Küçücük bir çocuk olduğu o yıllarda bu büyük ustaların müziğe yaklaşımlarını kendi Afro Hispanik müzik mirası ile birleştirerek kendine özgü bir Latin Jazz sitili geliştirmeyi düşledi. Caz müziğinde aldığı onca yola rağmen babası onu 9 yaşındayken Manuel Saumell Konservatuarı`nda klasik müzik öğrenmesi için yazdırdı. Daha sonra orta okula Amadeo Roldan müzik okulnda devam etti.

Küba hakkında en az bilinen şeylerden biri de oradaki okul sistemidir. Bu ülkedeki müzik öğrencileri müzisyen olmadan önce birer filozof olarak yetiştirilirler. Eğitim her türlü müziğe açıktır ama önce klasik müzik eğitimi ile başlarlar. Sonra sırasi ile diğer müzikler ve caza ulaşılır. Son aşamada ise onlardan birer öğretmen olmaları beklenir, böylece de kendilerinden sonra gelenleri eğitebilirler. Her kes nota çalabilir ama felsefe bilmiyen müziğin ruhuna ulaşamaz. Felsefe öğrenmek Küba’lı bir müzik öğrencisi için işte bu amaçla gereklidir.

Amadeo Roldan bu felsefeyi taşıyan okullardan birisi idi, Gonzalo orada önce hem davul hem de piyano çalmayı öğrendi ama zaman içerisinde gönlündeki enstrümanın piyano olduğunu fark edince ve eğitimine piyano ile devam ederek mezun oldu. Daha sonra 1983 yılında Havana Güzel Sanatlar Enstitüsü`nden kompozisyon dalında derece alarak müzik eğitimini bitirdi. Aslında okul yılları boyunca Havana’daki klüp ve müzikollerde çalmaya devam etmiş ve usta bir müzisyen olarak adından bahsettirmeye başlamıştı. Okulunu bitirdiği zaman ülkesinde oldukça tanınmış bir müzisyen idi.

Gençlik yılları boyunca Küba Kültür Bakanlığı`nın sponsorluğunda çeşitli müzik guruplarında müzik yaptı. Sık sık çaldığı bir Havana gece klubü olan Johnny Drink de ünlü Irakere gurubunun lideri Chuco Valdez ve birlikte çaldığı Paquito D’Rivera ile Arturo Sandoval’ın dikkatlerini çekti. Bu beraberlikler onun bir anlamda uluslarası müzik dünyası tarfından bir ön keşfi oldu.

1980 de efsanevi Küba müzik grubu Orkuesta Aragon ile Fransa ve Afrika’yı kapsayan turnelere katıldı. 1985 de kendi kurduğu orkestra olan Grupo Projecto ile North Sea ve Berlin festivallerine katıldı. Havana’daki Egrem Stüdyoları bu yıllarda onun ilk kayıtlarını yaparak albüm olarak yayınladı. İlk albümü olan “Incio” solo piyano kayıtları olarak yapılmıştı. İkinci albümünün adı “Concierto Negro” oldu. Bugün bile bu iki albüm hala satılmaktadır.

Kendi müzikal kariyerinin donemlerini Gonzalo şöyle ifade eder: “1984den 1986 ya kadar iyi piyano çalmak icin çabaladım. 1987 yılından itibaren daha olgun besteler yapmam gerektiğini farkederek bu yöne eğildim. Sonra teknolojiyi müziğime yeni boyutlar katmak için kullanmıya başladım.” 1985 yılında ünlü Amerikalı caz müzisyeni Dizzie Gillespie Havana Jazz Plaza Festivali`nde bir konser vermek için geldiğinde Gonzalo`yu keşfeden ilk Amerikalı caz müzisyeni olmuştur. Hatta birlikte bir albüm de doldururlar ama Gonzalo`nun hayatını değiştiren en önemli yıl 1986 yılı olmuştur.

O yıl latin Amerikan müzikleri üzerine uzmanlaşmış olan Alman markası Messidor`un başkanı Goetz Woerner onu bir Havana konserinde tanıdı ve konserin yayın haklarını albüm yapmak üzere satın aldı. Bu albüm onun ilk Küba dışında yayınlanan albümü oldu, “Gonzalo Rubalcaba; Live in Havana”. Daha sonra da kendi kuarteti ile stüdyoya girerek “Mi Gran Pasion” albümünü yapmıştı. Bu albüm de Gonzalo’nun dört orjinal bestesi yer almaktadır. Daha sonra yaptığı “Giraldilla”da ise ilk defa synthesisera yer verilmiştir.

1986 yılında Küba jazz festivaline gelen Haden Liberation Music Orchestra ile aynı konserde çalmaları hayatını değiştiren bir şans oldu. Bu gurubun kurucusu ve lideri olan ünlü kontrbascı Charlie Haden ile tanıştı. Haden bu tanışmayi daha sonra şöyle anlatmıştır: “Festivaldeki ilk konserimizi vermiştik. Derken Proyecto isimli bir gurup bizden sonra sahne aldı. Grubun lideri olan genç piyanist bir solo yapmaya başlayınca çok dikkatimi çekti ve kim bu çocuk diye sordum.”

Daha sonra o çocuk Haden’in yanına geldi ve kendisini tanıttı. Gonzalo İngilizce bilmediği için bir tercüman vasıtası ile anlaşabiliyorlardı, çocuk Haden’e olan hayranlığını anlattı ve Küba`da olduğu süre içinde bir albüm yapıp yapamıyacaklarini sordu. İki müzisyen hemen stüdyoya girdiler ve düet bir albüm yaptılar.

Charlie Haden efsanevi Bill Evans Trio`sunun basçısı idi. Küba’dan döndükten sonra birlikte albüm yaptığı genç piyanisti unutmadı. Kendisi gibi Bill Evans’la çalmış ve grubun davulcusu olan Paul Motian ile birlikte çalmak için Gonzalo’yu 1989 Montreaux Jazz Festivali`ne davet etti. Burada verdikleri konserler Gonzalo Rubalcaba’nın bir anlamda Batı dünyası tarafından keşfi oldu. Daha sonra bu onun dünya tarafından keşfedilmesine sebep olan bu konserler 1990 yılında bir albüm halinde yayınlanarak ölümsüzleşti. “Keşif” kelimesi de albümün adı olarak seçildi; “Discovery”, ve albüm halen satılmaya devam ediyor.

Bu çalışmalar onun uluslararası arenadaki tanınırlığını arttırdı ve Blue Note Records firmasının başkanı Bruce Lundvall’in dikkatini çekti. Bu şekilde başlayan ilişki önce Japon Toshiba / EMI firması ile daha sonra da Amerikadaki Blue Note firması ile 14 albüm kaydına dönüştü. Bu çalışmaları ve onların ardından sürdürüdüğü çalışmalar Gonzalo’ya Latin Grammy ödüllerinde “Supernova” albümü ile yılın en iyi caz albümü ödülünü getirdi. Bir başka Grammy ödülünü de Charlie Haden ile birlikte çaldığı ve ayrıca ortak yapımcısı olduğu “Noctrune” albümü ile aldı. “Noctrune” Verve etiketi ile yayınlandı ve Meksika - Küba Ballad ve Bolero’larının yeniden yorumlandığı güzel bir çalışma olarak ilgi çekti.

Gonzalo Rubalcaba bugüne kadar beşi yılın caz albümü olmak üzere tam 15 kez Grammy ödülüne aday gösterildi. Bu ödüle aday olduğu caz albümleri 1995 de “Rapsodia”, 1999 da “Antiguo” ve “Inner Voyage”, 2002 de “Supernova”, 2008 de “Avatar”dır. “Solo” ve “Supernova” ile iki de Latin Grammy ödülü almıştır. 1991 de Palme d’Or - Altın Palmiye almıştır. Ayrıca “Suite 4y20” ve “Rapsodia” ile 1992 ve 1993 de “Best Performer” ödüllerini almıştır. 2001 yılında “SF Jazz Leaders Circle Laureate” ödülünü aldı, 2002 yılında ise Artist in Residence olarak Montreal Jazz Festivali`nde çaldı. 2008 yılında The Ascap Foundation tarafından caz müziğinde yeni yönlere yaptığı açılımlardan dolayı “Vanguard Award” almıştır.

Gonzalo bu güne kadar bir çok ünlü caz müzisyeniyle birlikte çaldı: Dizzy Gillespie, Ignacio Berroa, Chick Corea, Al DiMeola, Herbie Hancock, Charlie Haden, Katia Labeque, Richard Galliano, Francisco Cepsedes, Tony Martinez, Issac Delgado, Juan Luis Guerra, Dave Holland, Chris Potter, Eric Harland, Dennis Chambers, Brian Bromberg, Ron Carter, Yosvany Terry, Matt Brewer, Mike Rodriguez, Marcus Gilmore, Pat Martino, Giovanni Hidalgo, John Patitucci, Jack DeJohnette, Joao Bosco, Ivan Linz ve aslında liste bu isimlerle de sınırlı değil. Latin kökenli olmasına rağmen Gonzalo’nun müziği çok yönlü bir çizgidedir. Bir çok değişik müzisyeni hem dinlemiş hem de beraber çalışmışlardır. Bu şekilde müzikal olarak çok değişik boyutlara varabilmiştir. Ama bazen aynı grupla çalışmanın getirdiği rahatlık ve alışkanlık duygusunu da aradığı olur. Şu sözler onun felsefesini çok hoş bir şekilde ortaya koymaktadır: “En zor olan şey hem kendi doğduğun ülkenin kültür ve ahlaki değerlerini korumak hem de yerleştiğin ülkenin geleneklerini anlamak ve hazmedebilmektir.”

Müziği de sürekli olarak gelişerek zaman içerisinde klasik caz, bebop, Afro-Küba sınırlarını aşarak başka boyutlara vardı. Günümüzde daha çok geleneksel Meksika ve Küba balladlarını ve bolerolarını, Küba klasik müzik eserlerini seslendiriyor. Kendine özgün sesini ve stilini geliştirerek günümüzdeki müzik sınıflandırmalarına karşı geliyor. Şimdi ise hem akustik hem de elektronik enstrümanları birleştiren müzikler yapıyor. Sanatı hergün hem kendi Afro Amerikan köklerinden hem de tüm dünya müziklerinden ilham alarak sürekli olarak gelişmeye devam ediyor. Öyle gözüküyor ki bu müzik ustası kendisine yaşamında ilham veren tüm müzik temalarını, formlarını ve ritmlerini şekillendirmeye ve şekillendirdiklerini de yeniden şekillendirmeye devam edecek. Hangi müziği çalarsa çalsın onun yarattığı müzikler melodik, ritmik ve heyecan verici olmaya devam edecek. Hayatımızın sıradan işleyişini daha güzel ve anlamlı yapmaya devam edecek.

Gonzalo 2010 yılında kendi müzik yapım şirketi olan 5Passion PPL’i kurdu. Artık kendi müziklerini kendi markasıyla yayınlıyor. Neden böyle bir şey yaptığını ise şöyle anlatıyor: “Geleceğe doğru yürüdükçe teknolojinin her gün geliştiğini görüyoruz. Bu gelişim eskiden sadece büyük sermaye için mümkün olan şeyleri demokratikleştiriyor, Günümüzde kendi dünya standartlarında stüdyonuzun sahibi olmak, sanal alemde kendi müziğinizi kolayca dağıtmak ve satmak artık mümkün olabiliyor. 5Passion her zaman güzel müziklerin yaratıldığı bir yer olacaktır.”

Kendi yayın şirketi ile yapmış olduğu ilk albüm Fé (Faith) müzikseverlerle buluştu. Yeni triosunda ona basta Matt Brewer ve davulda Marcus Gilmore eşlik ediyorlar. Bill Evans, Miles Davis, Chucho Valdes, Lennie Tristiano, Paul Bley`in müziklerini çalıyorlar. Repertuvarlarında ayrıca triyo üyelerinin kendi besteleri de yer alıyor. Yakında yeni albümlerle müzik yolculuğunu sürdürmeye devam edecek.

Dünya müzik piyasasına çıktığı yıllardan itibaren de dünyanın en nefret edilen rejiminin yani sosyalist Küba devletinin desteği ile çalışmalarını sürdürmüş ve ülkesinin kültür elçisi olmuştur. Önce Dominik Cumhuriyeti’nde yaşamış sonra Küba hükümetinin izni ile Amerika Birleşik Devletleri`ne yerleşmiştir. Amerika Gonzalo`ya yıllarca vize vermemiş ve topraklarına sokmamıştır ama müzik bir gün her türlü siyasi uçurumları aşrarak onu caz müziğnin doğduğu topraklara taşımıştır.

14 Mayıs 1993 günü Dizzy Gillespie’nin dul eşi Lorraine ve Lincoln Jazz Center’in kurucusu Wynton Marsalis’in başını çektiği güçlü bir lobi faaliyetinin neticesinde Amerikan Dış İşleri bakanlığı ona gereken izni verir ve sonra Gonzalo Lincoln Jazz Center Alice Tully konser salonunda ilk konserine çıkar. Tüm biletler günler öncesinden satılmıştır. Bu konser de “Imagine” adlı Blue Note albümü ile ölümsüzleşmiştir.

Amerika”ya daha önce göç etmiş rejim aleyhtarı binlerce Kübalı’nın aksine kendi ülkesini ve düzenini tenkit etmemektedir. Amerika da yaşamak Gonzalo`nun sorumluluklarını arttırmıştır. Hem Küba’ya düşman bir ülkede Küba`nın kültür elçiliğini yapmakta hem de müziğinin pazarlanması konusunda çok daha yakından uğraşmaktadır. Sosyalist bir kültürde herkesin devlet memuru olarak yetiştigi bir ülkeden gelen bir insan için bu çok zor bir adaptosyon süreci gerektirmiştir.

1986 yılı Gonzalo için üçüncü bir sebepten dolayı da önemli bir yıl olmuştı. O yıl evlendi, bu evliliğinden üç çocuğu oldu, 2003 yılında uzun yıllar kendisine vize vermeyen ülkenin vatandaşı oldu. Şimdi üç çocuğu ile Amerika’da yaşıyor. Gonzalo bugün başarılı kariyerini hem klasik müzik hem caz müziği piyanisti hem de orkestra lideri olarak tüm dünyayı dolaşarak sürdürüyor. Klüplerde çalarken de dünyanın değişik yerlerindeki konserlerinde de kendisine eşlik etmek üzere dünyanın en iyi müzisyenleri ile işbirliği yapıyor.

Onu ilk keşfeden Dizzy Gillespie’nin hakkinda söylediği sözler günümüzde bir çok müziksever tarafından paylaşılıyor: “Gonzalo benim uzun zamandan beri dinlediğim en iyi jazz muzisyeni.”

Gonzalo Rubalcaba son yıllarda latin dünyasından çıkmış olan en ilginç sanatçılardan biridir ve önünde onu bekliyen çok uzun bir yol vardır.

Tunçel Gülsoy
[email protected]

Cazkolik.com / 29 Mart 2012, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.