Dostları, aile içi tartışma sonucu hayatını kaybeden, bir dönem sesiyle caz dünyasının sevilen ismi Handan Çivicik’i anıyor

Dostları, aile içi tartışma sonucu hayatını kaybeden, bir dönem sesiyle caz dünyasının sevilen ismi Handan Çivicik’i anıyor

Eskişehir’den birincilikle Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’ne giren, müzik yolculuğu doksanlı yıllarda öne çıkan, Çekirdek Müzik Evi, Amfora Jazz Club, Eylül ve Naima Caz klüplerinde sahne almış bir müzik insanıydı Handan Çivicik. Alman müzisyen Roman Seehon‘un 1997 yılında kurduğu Voyage grubunda solistlik yapmış ve Voyage albümünde bazı parçaların sözlerini yazmıştı.

 

Handan Çivicik ile sosyal medya üzerinden tanışıyorduk. Kısa mesajlar, beğeniler, bıraktığı bazı küçük notlardan ibaretti tanışıklığımız. Ama onun gidişiyle hem ölümünü kabullenememekten, hem de ardından çıkan haberler yüzünden dostları isyan halindeydi. Her şeyin yüzeyselleştirildiği, sırf bir iki satır yazılmış olsun diye geçiştirilen haberlere kızıyorlardı.

 

Gazete haberlerindeki hazin sonu okuyunca yaşananları farklı bakış açılarından ele almak mümkün ancak ne olursa olsun aile içi tartışma sonucu yaşanan bir ölümden sözediyoruz.

 

Sevgili Alper Maral bana Zeynep Nevin Yelce ve Saylan Uran’ın Handan Çivicik ile ilgili mailini ulaştırınca bir şeyler yazmam gerek diye düşünürken Handan Çivicik’in dostlarından gelen yazıların onların içlerinden kopan bir birer parça olduğunu farkettim.

 

Elbette okuyacağınız haberde yazmak isteyip de ulaşamayan birçok başka tanıdıkları olacaktır, eğer olursa haberin altındaki yorumlar kısmına yazabileceklerini belirtmek isterim. Dostlarının kaleminden Handan Çivicik’i okumadan önce şu sonu notu da eklemem gerek. Hemep hepimiz için ortak olan bir şey var ki o da Handan’ın ne kadar hayat dolu, yaratıcı ve iyi kalpli biri olduğu gerçeğidir. Mekânın cennet olsun Handan Çivicik.

 

Leyla Diana

 


 

 

 

Resimde yakın dostu Robert Johnson ile birlikte

 

 

Turgut Alp Bekoğlu

 

 

Bana Handan’ı kaybettiğimiz haberini sevgili Ali Perret telefonla haber verdi, belki tahmin edebilirsiniz, şok oldum, öylece kaldım.

 

Üsküdar Amerikan’dan Handan’ın arkadaşlarının, Handan ile ilgili bir yazıyı kaleme almak istediklerini de belirtti. Böyle bir yazıyı kaleme almak bence anlamlı, sana teşekkür etmek isterim.

 

Nilüfer Verdi ile biraz önce konuştuk, Handan ile olan anılarımızı hatırladık ve onu andık. Hemen o his kaybolmadan aktarmak istedim. Detayları tam hatırlayamasam da Handan ile güzel zamanlar geçirdik. Müzikli, sohbetli güzel anlar, provalar ve sahneler paylaştık. Güldük, eğlendik, seyahat ettik. Handan’ı tanıdığımda, öğrenmeye meraklı, gelişmeye ve paylaşmaya iştahlıydı. Bize harika sofralar hazırlar ve bizi toparlardı, organizasyon gücü harikaydı, düştüğümüzde bizi kaldırırdı. Handan’ı tanıdığım için, Handan’la yaşadıklarım için, bana verdikleri, kattıkları için kendimi şanslı hissediyorum.

 

Handan’ı hatırladığımda bana yaşam sevinci, coşku, cesaret, yaratıcılık, paylaşım, sevgi ve müzik gibi güzel titreşimleri verdiğini hissediyorum. Aradan yıllar geçip Handan’ı gördüğümde ldukça değiştiğini farkettim ve şaşırdım. Tekrardan iletişim kurmaya çalıştım ama artık karşımda başka bir Handan vardı. O eski Handan yoktu. Tedavi edilebilmesini dilerdim.

 

Bu aralar o kadar çok şey hızla oluyor ki, değerli insanları art arda kaybediyoruz. Sanki, izlediğimizde bu ancak filmlerde olur dediğimiz bir filmin parçasıyız, sıkça böyle hissediyorum. Bendeki Handan kendine özgü bir değerdi. Umarım uygarlığımız gelişir ve gelecekte başka Handan’lar ziyan olmaz. Biricik Handan!

 


 

 

 

 

Nilüfer Verdi

 

 

Handan'ın bundan 10-15 yıl öncesinde çok iyi işler yaptığını biliyorum. Çok güzel sesi vardı. Çok yaratıcıydı ve güzel projelerde yer aldı. 2005 yılında Voyage isminde bir albüm çıkarmış ve bana vermişti. Don’t Give Up parçasını özellikle çok sevmiştim, 7/8 lik bir parça, bence hepsinde çok başarılıydı. Keşke bu hastalığa yenik düşmeseydi. Yaklaşık 3 ay önce haberleşmiştik, arıyordu ama söylediği hiç bir şey tutarlı değildi, çok hazin bir final oldu, ne diyeceğimi bilemedim, hepimiz şok olduk. Tedavi edilemedi, ettirmedi, etmediler, olmadı. Demek ki, kader diye bir şey var, babaya, anneye sabır dilerim, onlar da evlatları için çırpınıyorlardı, biliyorum bunu. Erkek kardeşi ile de konuşmuştum, elimizden bir şey gelmiyor demişti. Ülkemizde sosyal güvenlik sistemi büyük zaafiyet gösterebiliyor. Bu gibi vakalarda sosyal güvenliğin devreye girerek hastayı tedavi ettirmesi gerekirdi.

 

Çok üzgünüm, çok hazin bir son. Herkese sabır dilerim, Allah rahmet eylesin.

 


 

 

Kenan Vural

 

 

Elli bir yaşındaki kadın...

 

Handan ile tanışmamız seksenli yılların sonlarına denk geliyor. Onu ilk kez Çekirdek Sanat Evi’nde izlemiş ve hayran kalmıştım. Sonraki bir kaç yıl içinde ben Saint Benoit Lisesi okul gurubunda, o da Üsküdar Amerikan Lisesi’nin solisti iken yollarımız yeniden kesişmiş ve kurduğumuz bağ uzun yıllar devam etmişti, her geçen gün yakınlaşarak ve yerine kimseyi koyamayacağımız dostlukla.

 

Uzun zamana yayılan arkadaşlığımız süresince iyi günlerimiz olduğu kadar zor günlerimizi de paylaştık. Cihangir’de aynı mahallede komşu olduk. Piyanoda Serkan Özyılmaz, bas gitarda Uluğ Aydeniz ve davulda aramızdan çok erken ayrılan Sahir Ünal ile birlikte doksanlı yıllarda bir grup kurduk, bir kış boyunca Arnavutköy’deki Eylül Bar’da çaldık, söyledik. Handan’ın sesi ve yorumculuğu kadar sahnedeki ışığı ve enerjisi beni büyülerdi. Yaptıklarımızla hiçbir zaman yetinmez, hep daha iyisini arardı. Otuz yılı aşkın sahne hayatımın en pırıltılı günleriydi belki de.

 

İkibinli yıllara geldiğimizde Ajda Pekkan’a birlikte vokal yaptık. Orada bulunmam Handan sayesinde olmuştu. Orada benim için temel konu yine onunla yan yana şarkı söylemekti.  Sahnede birlikte olmak bana güven verirdi. Birlikte yaptığımız ev provalarında bana şarkıları öğretmiş, vokal seslerini paylaştırmıştı. Öyle doğru bir şarkıcıydı ki, Pekkan stüdyoda kendi kayıtlarını yapmadan önce tüm şarkıları Handan’ın söylemesini istemiş ve kayıtlarını onun sesini duyarak yapmıştı.

 

Kariyeri boyunca gelen pop albümü tekliflerini geri çevirmiş, “ben kafamdaki müzikle var olmak istiyorum” demişti bir seferinde ama ne yazık ki kafasındaki müzik Türkiye müzik endüstrisinde kendine yer açamayacak kadar vasıflı, yapımcıların, akıbetini hayal edemeyecekleri bir müzikti. Kanımca onu yavaş yavaş kabuğuna hapseden, yalnızlaştıran da bu oldu.

 

Son karşılaşmalarımızdan birinde bana aldığı vokal mikrofonunu ve kayıt aletini göstermişti. O dönem Charlie Parker ve yanlış hatırlamıyorsam John Coltrane’in sololarını deşifre ediyor ve onları kendi sesi ile kaydediyordu.

 

Bir süre izini kaybettirdi, sonra bir gün aradı. Çeşme, Karaburun’a yerleştiğini söyledi. Sokak hayvanları ile ilgileniyor ve çöplerini konteyner yerine kaldırımlara bırakan konu komşu ile savaşıyormuş. “Herkes bana deli diyor” deyip kahkahayı patlatmıştı. Sanırım bu Handan ile son konuşmamızdı.

 

Handan Çivicik, ülkenin en iyi ve zor öğretim kurumlarından biri olan Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’ni bitirdi. İletişim Fakültesi’ni kazandı ama bitirmedi çünkü müzik insanından başka bir şey olmak istemiyordu. Voyage adlı bir albüm kaydetti, bir dönem Mehmet Can Erdoğan ile Cold House adlı bir proje yaptı. Hayatımda tanıdığım en zeki, en hızlı düşünen, en parlak insanlardan biriydi. Zor gününde hiç tereddüt etmeden arayabileceğin, elinde avucunda ne varsa düşünmeksizin paylaşan, pragmatik, iyi kalpli, yerine kimseyi koyamayacağın bir İNSAN.

 

Ve gazetelere düşen haber: “Elli bir yaşında, psikolojik sorunları olan kadın...” Öyle mi? Evet uzunca süredir iyi değildi, günden güne yitip gitti, biz de ulaşamaz olduk kendisine. Haber yalan değil ama bu böyle mi anlatılmalıydı? Onun kim olduğunu, kariyerini, geçmişini hiç mi merak etmedi bu haberi yazanlar? Sevgili Handan’ı neredeyse karalamaya varan talihsiz satırlar okudum ben. Onun kaybına mı yoksa ardından yazılanlara mı daha çok üzülmeli?

 

Handan’ı daima çok iyi bir arkadaş, benzersiz güzellikte bir insan, ve pırıl pırıl bir zeka olarak hatırlayacağım.

 

 


 

 

Robert Johnson

 

 

Öncelikle, Handan'ın kaybına ne kadar derinden üzüldüğümü söylemeliyim. Aslında onu yıllardır görmedim ama e-mail ve Facebook aracılığıyla iletişimimizi sürdürdük. Handan'la 1983'te UAKL'deki basketbol sahasında tanıştım ama onun karizmasını ve sesinin eşsiz kalitesini ancak bazı arkadaşlarımla şarkı söylerken fark ettim. Çok geçmeden gitarımı çalarken kendisinden şarkı söylemesini istedim ve kısa bir süre sonra arkadaşımız Arzu elektronik klavyesiyle katıldı. Handan ve Arzu'yu Bonnie gibi bazı Amerikalı şarkıcılarla tanıştırdım.

 

Raitt ve diğerleri ve bazı şarkıların provalarına başladık ve üc arkadaş olduk. Okuldan sonra ve hafta sonları sık sık prova yaptık ve sonunda okuldaki öğrenciler ve öğretmenler için performanslara başladık. İstanbul'daki diğer okullarda ve festivallerde sahne aldık. Ayrıca, Suadiye'de Fikret Kızılok‘un Çekirdek Sanat Evi başta olmak üzere klüp ve kahvehanelerde performanslara başladım. Zaman geçtikçe Handan'dan Etiler'deki Dilhayat da dahil olmak üzere şehrin her yerindeki konserlerde benimle şarkı söylemesini istedim. İstanbul'da 5 yıl geçirdikten sonra eşimin yaşlanan anne babasına bakmak için ABD'ye geri döndük. Bir şarkıcı olarak kendi yolunu bulmak için Avrupa'ya taşındığında Handan'la bağlantımı kaybettim. Yıllarca ondan pek haber alamadım ama internette tekrar bir araya gelip en sevdiği şarkılarını paylaşmıştı. Türkçeyi az bilmem yazılarını okumama engel oldu ve çeviriler bana tam neyin ne olduğunu anlatamadı. Üzüntüsünü ve depresyonunu göstermedi ama son günlerinde sorun yaşadığını anlayabiliyordum. Keşke yardım almanın bir yolu olsaydı. Umarım Handan’ın ne kadar yetenekli ve onu ne kadar çok sevdiğimizi paylaşanlar olur.

 


 

 

Özge Pınar

 

 

Handan ile ufak bir anımı anlatamak ve sonra ilerleyen dostluğumuzdan bahsetmek isterim.

 

2007'de KaVe de bir gig'deyiz. Ara verince Handan yaklaştı yanıma, ben o zamanlar the Beatles parçalarını caz olarak yorumladığım bir projeyle festivallerde ve klüplerde sahne alıyordum. Beni dinlemiş olacak ki, projeye henüz eklemediğim parçaları kendisi yazıp çizip getirmiş bana. Bir de, yine kendi elleriyle yaptığı hediyeler getirmiş. Ben, Handan’ın methini çok duymuştum önceden, bu kadar dikkatli ve bilgili bir dinleyici olması, böyle bir jest yapması çok etkilemişti beni. Sonra onun da daha önceden öğrenim gördüğü Rotterdam Konservatuarı’nı (Codarts) kazanıp okumaya gittiğimde dostluğumuz e-maillerle devam etti. Hayat, müzik ve her şeyden konuşurduk. Tanıdığım en akıllı, yetenekli, entellektüel, yüreği sevgi dolu insanlardandı. İlk tanışmamızda bana getirdiği notaları da hediyeleri de hâlâ saklıyorum. Benim için her zaman çok kıymetli oldular. Tatlı cadı kızdırma beni derdi burada olsa... şıklar içinde ol hep Handan’cım, iyi ki kesişmiş yollarımız.

 

Leyla Diana Gücük

 

Cazkolik.com / 17 Haziran 2021, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Leyla Diana Gücük

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.