Fender Rhodes`ların tarihi...

Fender Rhodes`ların tarihi...

Fender Rhodes’lar cazın, daha doğrusu müziğin sadece ismiyle anılan enstrümanı olmaktan öte başlı başına özel bir ruhu, duyguyu anlatan, tüm dünya çapında yüzbinlerce fanatiği olan, neredeyse başlı başına bir müzik türü gibi algılanan olağanüstü kült bir enstrümandır. Son derece kendine has orijinal sese sahip olan bu büyüleyici cihazlar içerdeki yazıda da okuyacağınız gibi cazın ve müziğin belli tınılar içinde giden yapısında yeni bir alan açmayı başarmış, müziği enine ve derinlemesine etkilemiş, sıradışı sesler üretmişlerdir. Uzun zamandır bu sıradışı enstrümana sitemizde geniş bir yer vermeyi istiyorken bunu bizim için caz tarihçisi, yazar, eleştirmen ve müzisyen Jared Pauley yaptı, bize de onun 70 yıla dayanan bu önemli tarihi kendi dilinden sizlere aktarmak kaldı.


Burada çalışan bizler, ben de dahil hepimiz aynı zamanda müzisyeniz. Şahsen ben piyano, klavye eğilimli biri olarak içimde tutkulu bir Rhodist (Fender Rhodes seven) barındıyorum. Fender Rhodes’un tuşlarına ilk dokunduğum anı hâlâ dün gibi hatırlarım, o hissi asla unutmadım! "The Earth, Wind & Fire"ın, Marvin Gaye’in akorları olan Gmaj7/A idi, iyi hatırlıyorum. İşte o sesi duyduğum ilk günden sonra pek çok müzisyen gibi bende bir daha geri dönüp başka bir şeye hiç bakamadım desem yeridir.

Fender Rhodes’un uzun bir yolu olmuştur. Bu yolun içinde Miles Davis’in elektrikli dönemi de vardır, büyük müzisyenin bu enstrümana biçtiği rol ona tarihi bir kimlik kazandırmıştır. Grand piyanoyu hariç tutarsak eğer hiç bir klavyeli çalgı Fender Rhodes’tan daha özel bir sese sahip değildir. Rhodes’un mucidi olan ve ona ismini de veren Harold Rhodes 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan savaş gazilerinin yataklarında kullanımı pratik olsun bu cihazı ürettiği zaman eminim ki 20 yıl sonra buluşunun dünya çapında ne anlama geleceğini tahmin bile etmemiş, ne tür bir devrimi başlattığına dair fikri olmamıştır. Cazın içinde elektrikli enstrümanlar her zaman tartışılagelmiştir ama belki de bunu yaparken Rhodes’u tartışmanın dışında tutmak lazım çünkü aynı zamanda elektrikli enstrümanlar arasında Fender Rhodes kadar cazı etkilemiş bir enstrümana rastlamak zordur.

Harold Rhodes 1910 yılında Kaliforniya’da doğdu. Daha 21 yaşındayken kendi imali olan ensrümanla “Harold Rhodes Popüler Piyano Okulları” adı altında yerler açtı. 2. Dünya Savaşı sırasında askerde olan Rhodes kendi adıyla anılan piyanosunun ilk imalini de burada yani askerdeyken yaptı, B17 bombasının kanatlarında kullanılan alüminyum boruları kullanarak icat ettiği bu enstrümanın temel amacı yaralı askerlerin yataklarından kalkmalarına gerek kalmadan, yattıkları yerden çalabilecekleri bir enstrüman olmasıydı. Aslına bakılırsa hükümet tarafından yürütülen bir çeşit tedavi ve rehabilitasyon sürecinin parçasıydı. O dönemde üretim amacına uygun olarak belirgin başarı da sağladı ve binlerce adet üretildi. Birleşik Devletler, Harold Rhodes’a bu buluşu için ’Onur Madalyası’ bile verdi.

İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Rhodes kendi şirketini kurmuştu. İlk üretimi olan 38 tuşlu Rhodes’u 1946 yılında NAMM (National Association of Music Merchants)’a sundu. Bu ilk versiyon askerdeki orijinali gibi akustik versiyonlu olanıydı ama kısa bir süre sonra üretilen yeni model Rhodes tüp amplifikasyonlu, 6 hoparlörlü ve 72 tuşlu elektrikli bir modeldi. 1950’lere gelindiğinde Rudolph Wurlitzer Şirketi adı altında piyano imalatına başlamıştı. Wurlitzer üretimi bu elektrik piyanoyla kayıt yapan ilk müzisyen ise Sun Ra’dır. 1956 yılında kaydettiği “Angels and Demons” türün ilk örneğidir.

Harold Rhodes 1950’li yıllarda Leo Fender ile birleşmeye karar verdi ve birlikte Fender Rhodes Bas Piyano’yu yarattılar. Bu yeni model ilk kez 1959 yılında dünyaya tanıtıldı ama ne ilginçtir ki bu modelin 72 notalı versiyonu 1965 yılında CBS tarafından modelin haklarının 13 milyon dolara satın alınmasından sonra ancak üretilebildi. Bu model bas piyano çoğunlukla Ray Manzarek tarafından The Doors’un soundu için kullanılmasıyla hatırlanır.

Müzik sektöründeki manzaranın neredeyse tümüyle değişmesini sağlamış bir enstrümandır bavul tipli Rhodes’lar. Kendisiyle birlikte çalınan diğer enstrümanları da etkilemiş hatta bazılarının muhtelif değişimler geçirmesine neden olmuştur. 1960 yılında piyasada Fender Jazz Bass görülmeye başlanmışken 1962’de Hohner Pianet’ler çıktı, 64’te de Hohner Clavinet’ler üretilmişti. Müzik üretimi alanı bu enstrümanlarla büyük bir değişim ve genişliğe sahip oldu. 1965 ile 69 arası Rhodes’un bir kaç çeşit ürünü aynı anda binlerce adet sattı. İlk üretilen model olan “Fender Rhodes Celeste” zamanla unutuldu ama “Fender Rhodes Eğitim Modeli” olarak halen müzik okulları ve üniversitelerde kullanılır ve halen de popülerdir.

Altmışların sonlarında Fender Rhodes elektrik piyanoları caz ve cazın geleceği içinde önemli roller üstlenmeye başlamıştı. Yine bu yıllarda analog kayıt teknikleri ve analog kasetin gelişmesinin yanısıra Miles Davis’in müziğinin içinde de yeni roller üstlenmeye başlamıştı.

Fender Rhodes’u diğer tarzların müzisyenleri de müziklerinin içine katmaya başladılar bu yıllarda. Başta Ray Charles, Aretha Franklin ve Beatles olmak üzere Herbie Hancock, Chick Corea, Joe Zawinul, Keith Jarrett ve Jan Hammer gibi müzisyenler, yetmişlerdeki fusion gibi kavramları takip edenler Fender Rhodes ses derinliklerinin içine giren isimler oldular hep.

Ne yazık ki Fender Rhodes’u ilk kullanan büyük müzisyenin kimliğini tespit etmek mümkün değil ama şunu biliyoruz ki Joe Zawinul cazın büyük ismi Cannonball Adderley’nin grubunda çalışırken bu enstrümanı çalıyordu, “Mercy Mercy Mercy”i 20 Ekim 1966 tarihinde kaydetmişti ama bir yandan da Zawinul’un bu enstrümanı Victor Feldman’dan sonra kullandığını da biliyoruz.

Miles Davis’in 1968 tarihli kaydı “Miles in the Sky”daki “Stuff” isimli parçada Herbie Hancock’ın yarattığı hipnotik, funky duyguda çaldığı Fender Rhodes’un büyük etkisi vardır. Bu albüm 17 ile 20 Mayıs 1968 tarihlerinde kaydedildi, o kayıtta stüdyoda Hancock ile davulcu Tony Williams, basçı Ron Carter ve saksafoncu Wayne Shorter’da vardı. Bu kayıtta Hancok Rhodes çalarken Carter elektrik bas kullanmıştı. Miles 21 Eylül 1968’de yeniden stüdyoya girdi, bu kez yanında basçı Dave Holland ve piyanist Chick Corea vardı. Corea bu kayıtta RMI Elektra piyano kullanmıştı.

Bu tarihe kadar Miles Davis Fender Rhodes’u sahip olduğu mekanizması için değil de kendi besteleri için kullanmıştı. Fender Rhodes’un ürettiği seslerle yarattığı doku Miles’ın bestelerindeki etkiyi yaratmada eşsiz bir araçtı. Mesela bu etki “Bitches Brew” ve “Silent Way”de çok belirgindir. “In a Silent Way” 18 Şubat 1969’da New York’da kaydedilmişti. Bu süreçte Chick Corea ve Herbie Hancock elektrik piyanoyu kullanırken Zawinul’un org kullanımı dikkati çeker.

Miles’ın çalıştığı bir diğer büyük müzisyen Bill Evans’ın bu dönemde Rhodes kullandığını görürüz. Evans 70 tarihli albümü “From Left to Right”ta bu enstrümanın sofistike çekiciliğinden etkilenmiş gibidir. Hatta Harold Rhodes bile albümün içindeki yazısında Evans’ın çalışından büyük övgüyle sözeder.

1970’lerin ilk yıllarında Fender’in 73 farklı sahne modeli ve 88 farklı bavul tipi modeli mevcuttu. Bavul tipli modelinin üzerinde kendi amfi sistemi de mevcuttu. Bu modellerin tümü sadece caz müzisyenlerinin değil aynı zamanda soul ve R&B müzisyenlerinin de gözde cihazları haline gelmişlerdi. Örneğin Stevie Wonder 1972 tarihli klasik albümü “Talking Book”ta Fender Rhodes kullanmıştı. Önemli keyboardistlerin çoğu Miles Davis’in albümlerinde Fender Rhodes kullanmışlardır. Whether Report’tan Shorter & Zawinul, Return To Forever’dan Corea, Mahawishnu Orchestra’dan McLaughlin, Mwandishi ve Headhunters’dan Hancock gibi büyük müzisyenler Fender Rhodes’un tüm dünyada tanınır hale gelmesinde önemli roller oynamış, yeni bir kuşağın bu enstrümanla yetişmesine yol açmış, fanatiklerinin oluşmasına neden olmuş büyük müzisyenlerdir.

Bu dönemin gelişmesine Moog Synthesizer ve ARP 2500 & 2600 modelleri de dahil edilerek pek çok müzisyen için ses derinliğinin genişlemesine fırsat verdi. Yetmişlerin temel müzikal ruhu fusion da baskın hale gelmişken Fender’ler bu duygunun ayrılmaz birer parçası oldular. Örneğin “Return To Forever” kayıtlarının kalbiydiler, aynı şekilde Hancock için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Caz rock yapan müzisyenlerden örneğin Steely Dan de müziklerinde kullanmayı sevdiği enstrümanlardan oldu o dönem Fender’ler. Aynı şekilde Eagles, Frank Zappa, George Duke gibi isimlerin de vazgeçilmezleri arasında yer aldı uzunca bir süre. Hatta piyanist Ahmad Jamal, Cedar Walton, Tommy Flanagan, Hank Jones gibi daha akustik/klasik caz geleneğinden gelen isimler dahi o dönem albümlerinde Fender’i kullanmaktan kaçınmadılar.

1974 yılında şirket gelecek on yılın stratejisini belirlemek ve yeni model yapıları üzerinde çalışma kararı aldı. 1976 yılında plastik tuşlu modelleri takdim ettiler, 1980’de 54 notalı sürümünü tanıtımını yaptılar. Bu model daha çok turne halinde olan, gezgin müzisyenler için tasarlanmış bir modeldi. 1983 dönüm yılı oldu çünkü şirket CBS’in başkanı Bill Schultz tarafından satın alındı ve hemen ardından Mark V isimli yeni versiyonun tanıtımı yapıldı. Bu keyboardun üç farklı kapasiteli MIDI modelleri üretildi, Chick Corea ‘ne şanslıyım ki bu üç modelin de sahibiyim’ diyordu. 1987 yılında Rhodes isim hakkı Bill Schultz’dan geri alındı, aradan geçen iki yıllık bir bekleme sürecinin ardından şirket yine Rhodes adını kullanmaya başladı ve bu kez Rhodes MK-80 isimli yeni modelini tanıttı.

Artık 90’lı yıllara gelinmişti. Şirket kendisini vareden bavul tipi modellerin popülaritesine geri dönme kararı verdi. Jamiroquai, Radiohead gibi ünlü İngiliz grupları müziklerinde bu modelleri kullanmaya başlamışken bir çok Amerikan müzisyeni de kendini yeniden Fender’lere adapte etmeye başladılar. D’Angelo, Maxwell, Erykah Badu, Roots gibi new soul tarzı müzisyenler müzikal yapılarının neredeyse inşasını Fender’er üzerinden kuruyorlardı. Bugünde elbette halen caz dünyası özellikle de Robert Glasper gibi isimler Fender’leri kullanmaktadır.

Maalesef Harold Rhodes 17 Aralık 2000 yılında 89 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Kendisinden sonra üretilen yeni modelleri görme şansı olsaydı eminim ki çok mutlu olurdu. 2007 yıılında tanıtımı yapılan NAMM modelinin tanıtım toplantısında piyanist George Duke ve pek çok müzisyen içlerinde Herbie Hancock’ın “Cantaloupe Island” gibi parçalar da olmak üzere bir çok parçayı seslendirdiler.

Şu anda yeni modeller artık doğrudan Rhodes Corporation için yapılıyor. Bugün 3 farklı seri revaçta; 5 Serisi, A Serisi ve PM serileri... Tüm modellerde beyaz, kırmızı ve siyah renkler hakim ve itiraf etmeliyim ki hepsi de mükemmel görünüyorlar. Daha yakından tanımak istiyorsanız www.rhodespiano.com’a girerseniz bu eni modellerin daha yakından ineleyebilirsiniz.

Fender Rhodes’lar 2. Dünya Savaşı günlerinden beri dünyada elektrikli gitar gibi caz ve popüler müzik üzerinde en çok etki yaratmış enstrümanlardandır. Benim şahsen bu cihazı bu kadar sevmemin nedeni yapılmış bir müzik cihazının bu kadar geniy ve derin bir etkiye yol açması, yapılan bir yeniliğin peşisıra zincirleme yenilikleri takip etmesi, müziği taze ve yeni bakış açılarının girmesini neden olmasıdır. Ben halen kendi bavul tipli 73 model Fender’imin başına oturup çalmayı çok seviyorum.

Jared Paule
Yazar, müzisyen, eleştirmen ve tarihçi

Çeviri: Cazkolik

Cazkolik.com / 09 Ağustos 2009, Pazar

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.