"166 Days" ile cazda kültürler arası yolculuk... Işıl Çalışkan Anıl Şallıel ile yeni albümünü konuştu.

"166 Days" ile cazda kültürler arası yolculuk... Işıl Çalışkan Anıl Şallıel ile yeni albümünü konuştu.

Caz ve popüler müzik sahnesinin genç yeteneği Anıl Şallıel, ilk solo albümü "166 Days" ile dinleyiciyle buluştu. Albümde doğu-batı sentezini ustalıkla sunan müzisyen, “Amerika veya başka bir Avrupa ülkesinde değil Türkiye’de doğduk. Kendi müziğinizi nasıl inkâr edebilirsiniz? Artık birilerini taklit etmekten kaçınmalıyız!” diye konuştu.


Saksafon sanatçısı Şallıel, dünyanın çeşitli yerlerinden aldığı ilhamla ilk solo albümü "166 Days"i Lin Records etiketi ile çıkardı. Müzisyen, yedi şarkılık albümüyle dinleyiciyi turnelerinde ağırlıyor. Cazdan, etnik müziğe ve rap’e uzanan albüm, kişisel projeleri ve birlikte çaldığı sanatçıların turneleri ile Şallıel’in yaşadığı ani kültürel geçişlerin müziğine yansıması niteliğinde.


Şallıel, klarnet virtüözü Hüsnü Şenlendirici’nin de eşlik ettiği, ilk solo albümü “166 Days” ile seçkin birçok müzisyeni bir araya getirdi. Vokalde Deniz Taşar’ın rap yaptığı şarkıda piyano ve synthde Tolga Erzurumlu, trompette Hasan Gözetlik, bas gitarda Cahit Kutrafalı, davulda ise Ekin Cengizkan`ın imzası var. Şallıel’in kardeşi aynı zamanda diğer projesi Şallıel Bros’daki partneri Batu Şallıel ise projeye soprano saksafon ile katkıda bulundu.


Albümdeki konukların her çok iyi enstrümanist olduğunu söyleyen Şallıel, “Bestelerime ayrı bir hava kattılar, her biri benim için çok değerli” açıklamasında bulunuyor. Şallıel ile dününü ve bugününü konuştuk. Sözü ustasına bırakalım.


Işıl Çalışkan



Notaya bağlı kalarak müziğe ruh katamazsınız!


Işıl Çalışkan: Serüveninizin başına dönersek... Müzikle ilk olarak müzisyen babanız Mümin Şallıel aracılığıyla tanıştığınızı biliyoruz. Bir çocuk olarak müziğe ve müzisyenliğe bakışınız nasıldı?


Anıl Şallıel: Ailece müzisyen olarak yetiştik biz. Müzik benim için aşktır, en yoğun duygularınızı enstrümanınızla yaşıyorsunuz. Notaya bağlı kalarak müziğe ruh katamazsınız, çalışınız mesafeli ve soğuktur. Yanlış anlaşılmasın, notayla çalmayın demiyorum! Müziği hissederek çalmaya gayret etmek önemli, bunu karşı tarafa yansıtmak gerekiyor. Babam küçükken bize, "Zenci bir şarkıcının şarkı söylerken hissettiği gibi çalın" derdi. Kulağıma küpe olmuştur bu söz.


Sokakta top oynamak yerine enstrüman çalışırdım. Babam her sabah 7`de üç adet kendi yazdığı etüdü bırakırdı, normal yaşayan çocuklar belki o saatte Batman izliyordu (Gülüyor).


Müzisyenlik ciddi iştir, giyiminiz ve yaşam tarzınız müziğinizi yansıtır. Kısacası müzik benim için bu kadar önemli.


On üç, on dört yaşımda Buzuki Orhan Osman çalışırdım


Işıl Çalışkan: Sonrasında sizin için bu hikaye nasıl süregeldi? ‘Hobi’den fazlası noktasına nasıl geldiniz? Mersin ve Adana`da babam Mümin Şallıel tarafından belli bir eğitim sürecinden geçtikten sonra İstanbul`a geldik ve asıl serüven başladı.

Anıl Çalışkan: On üç veya on dört yaşında Buzuki Orhan Osman ile çalışmaya başladım. Açıkçası benim için dönüm noktasıdır bu olay. Balkan müziği ile tanıştım, 1 sene sonra Orhan ağabeyin projesinde dünyaca ünlü davul virtüözü Dave Weckl ile Ghetto sahnesinde çalmıştık. Yanımda senelerce beraber çaldığım hocalarım Şenova Ülker trompette, Aycan Teztel trombonda ve ben saksafonda... Benim için büyük bir deneyim, düşünsenize video`larda izlediğim kişi karşımda çalıyor... Bu vesileyele Orhan Osman ağabeyime tekrardan teşekkür ediyorum.


Saksafona klarnet diyen bir toplumdayız


Işıl Çalışkan: Müzisyen olmak özellikle Türkiye için zor bir karar olsa gerek. Müzisyen olarak yaşamak nasıl?

Anıl Şallıel: Saksafona klarnet diyen bir toplumda yaşıyoruz düşünsenize, bu şartlarda tabii ki zor. Taksiye biniyorsunuz, “Keman mı?” diye soruyor ama bir tarafta, "Abi dün akşam seni televizyonda gördüm, bir şey çalıyordun" diyen bir tayfa da var.


Benim için müzisyen, günlük yaşayan insan demek. Vizen hazırsa, pasaportun varsa ertesi gün bir bakmışsın Paris`te Eyfel Kulesi altındasın, ertesi günü İstanbul`da boğaz turunda. "166 Days" de aslında çok dolaşan bir müzisyenin hayatını anlatıyor.



Işıl Çalışkan: Albüme gelmeden, kardeşiniz Batu Şallıel ile aynı yolda yürüyorsunuz. Birçok projede işbirliği içindesiniz. Aranızda hiç rekabet oluyor mu? İlişkinizi nasıl dengeliyorsunuz?


Anıl Şallıel: Güzel bir soru... Her müzisyen kardeş gibi Batuhan ile tatlı sürtüşmelerimiz oluyor. Kardeşim diye söylemiyorum, dünya standartlarında nadir sahne ve stüdyo müzisyenlerinden biridir. Stüdyo müzisyenliği çok zordur, eğer click veya nota kaçırırsanız stüdyoda bütün herkesi dağıtabilirsiniz, biz bu konuda çok dikkatli iki kardeşiz (Gülüyor).


Sevgili Önder Focan ağabeyimiz, Letonya Riga`da düzenlenen Uluslararası Saksafon Yarışması’na Batu`yu götürdü. Avrupa birincisi oldu ve aynı yarışmada üç ayrı ödül aldı. Türkiye`den giden hiç kimse oradan birinci olarak dönmemişti.


Türkiye müzik camiası için çok önemli bir sonuç ancak, Türk medyası başka olaylara daha çok önem veriyor. Bu arada Şallıel Bros II kaydedeceğiz yakın zamanda.


Işıl Çalışkan: Şahane... ‘Şallıel Bros II’ hakkında ipucu var mı? Nasıl bir albüm bekliyor dinleyiciyi?


Anıl Şallıel: İpucu henüz yok ama, ilkinden daha değişik olacağı kesin.


Albümdeki iş birlikleri müziğimi çok başka yerlere götürdü


Işıl Çalışkan: Gelelim yeni albümünüz "166 Days"e. Daha önce 4 albüm çıkardınız. Beşinci ise solo albüm olarak geldi. Albüm sürecinden bahseder misiniz?


Anıl Şallıel: Albüm sürecinde yanımda olan arkadaşlarım Tolga Erzurumlu ve Cahit Kutrafalı, çalmaları dışında aranjmanlarda da yardımcı oldular. Ekin Cengizkan harika bir vibe yakaladı. Müziğimi çok ayrı bir yere götürdüler, bence çok güzel iş oldu. Albümdeki konukların her biri zaten kendi alanlarında oldukça popüler ve çok iyi enstrümanistler. Bestelerime ayrı bir hava kattılar, her biri benim için çok değerli. Hayyam Stüdyoları`nda kaydettik, mix ve mastering`de ise Emre Yazgın harika bir iş çıkardı ortaya.


"166 Days" çok dolaşan bir müzisyenin hikayesi


Işıl Çalışkan: Turnelerde geçen zamanın müziğin içeriğine nasıl etkileri oldu? 166 günün ardında yatan hikaye nedir?


Anıl Şallıel: “Klarinet ardına İngilizce rap!”, “Saksafon ile ünison tırnak kemençesi!”. Çoğu stüdyo kaydında alaturka enstrümanların üstüne melodi çaldığım oluyor, benim alışık olduğum bir olay, ancak seyirci çok şaşırıyor.


Cenk Erdoğan’ın perdesiz elektro ile çaldığı Arap Kadri formu biraz ilginç, zaten parçaları dinlediğinizde o yolculuğa çıkıyorsunuz. Risk aldım ama benim bile beklemediğim bir sonuç çıktı, insanların tepkisi beni şaşırttı açıkçası. 166 Days başlangıç, daha güzellerini yapmaya çalışacağım.



Işıl Çalışkan: Caz, etnik müzik, rap... albümdeki çeşitliliğin uyumu ile ilgili neler söylersiniz?


Anıl Şallıel: Kulağa ayrı tarzlar olarak geliyor ama yerinde kullanırsanız iç içe geçip bir kendine haslık oluşturuyor.


Kendi müziğinizi nasıl inkâr edebilirsiniz?


Işıl Çalışkan: Albümde doğu-batı sentezi dinleyiciye sunuluyor. Bu sentezin sizin için önemi nedir? Bir röportajınızda “Bu albüm benim müzikal dünyamın yansıması” dediniz. Türk müziğini dünyaya tanıtma sorumluluğu duyuyor musunuz?


Anıl Şallıel: Sonuçta Amerika veya başka bir Avrupa ülkesinde değil Türkiye’de doğduk. Kendi müziğinizi nasıl inkâr edebilirsiniz? Artık birilerini taklit etmekten kaçınmalıyız!


Türk müziğini saksafonla doğru bir biçimde çaldığımı söyleyebilirim ama onu dünyaya tanıtmak gibi bir sorumluluk duymuyorum. Benim tek sorumluluğum, tüm samimiyetimle içimden gelen müziği ortaya koymak. Samimiyet olduğu sürece o müzik yolunu bulur ve sınırlardan muhaftır.


Türk Müziği`ni zaten 20 sene önce ağabeylerimiz çok güzel şekilde tanıtmaya başladılar. Laço Tayfa bizden önceki ve bizim jenerasyon müzisyenleri etkilemiştir.


İlyas gerçek bir müzisyen


Işıl Çalışkan: Aynı zamanda İlyas Yalçıntaş’ın orkestra şefliğini yapıyorsunuz. Bu deneyimi nasıl anlatırsınız?


Anıl Şallıel: Daha önce Göksel ile çalışırken de 1 buçuk sene kadar orkestra şefliği yapmıştım. Orkestra şefliği sorumluluk eşittir stres demek. Sahneye çıktığımda benim için disiplin çok önemlidir, bir hata başka şeyleri doğurabilir. Ankara`dan Afyon`a geçiyorsunuz belli bir mesafe var, sahnenin yetişmesi gerek aynı zamanda enerjik olmak zorundasınız. Herkesi memnun etmek zorundasınız, çünkü uykusuzluk işin içine girince her şey değişiyor...


İlyas gerçek bir müzisyen olduğu için çalışması çok çok keyifli. Gitmediğimiz ülke kalmadı diyebilirim, şimdi albüm çalışmalarına başlayacağız.


Işıl Çalışkan: Onun dışında bundan sonra Anıl Şallıel’i nasıl projelerde göreceğiz?


Anıl Şallıel: 2020`de çok daha güzel projeler yapmaya çalışacağız, sürprizi kaçmasın (Gülüyor).


Şallıel Bros II geliyor ve What Da Funk ile video kayıt planlarımız var.


Funkbook 3’de bu sefer başka bir konsept olabilir, daha elektronik belki...


Işıl Çalışkan


Cazkolik.com / 12 Aralık 2019, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Işıl Çalışkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X Advertisement