Kedilere düşkün münzevi bir mükemmelliyetçi; João Gilberto

Kedilere düşkün münzevi bir mükemmelliyetçi; João Gilberto

Müziğin en rahvan stili Bossa Nova’nın ilk notasından itibaren kendine has dili ve dünyası vardı. Bu dil, yıllar içinde kendi coğrafyasında hayat bulmuşsa da bunu farkeden yetenekli bir avuç öncü ismin başında gelir João Gilberto. Malum, geçenlerde 88 yaşında ardında büyük besteler bırakarak terk-i diyar etti ama müziği emin olun her nesli mutlu edecek bir müzik olacaktır.


Oysa, başta işler o kadar yolunda değildi. Müziğini ve müzisyenliğini kabul ettirmek için gerçekten çok çalıştı. Juazeiro’da, dünyaya geldiği şehirde gitar çalmakla başladı. Gençti. Bir okul grubu kurdu. Salvador şehrinde bir radyo istasyonunda şarkıcı olmayı denedi, Rio`ya taşındı. Bir anda kendini boşlukta, işsiz ve depresyonda buldu. Bir vokal grubuyla şansını denedi ama olmadı. Kendini, ablasının kollarına zor attı ama içindeki dürtü onu uyarıyordu. Ablasının evinde aylarca, ama aylarca pratik yaparak tarzını geliştirdi, mükemmelleşmenin kapısını araladı.


1956 yılında Rio’ya geri döndü. Hedefinde nerdeyse tek bir şey vardı, aklındaki müziği yapabileceği iyi bir Bossa Nova hitine imza atabilmek. O yıllarda dünyanın neresinde olursa olsun kim bir hit için canını vermezdi ki... Hâlâ öyle değil mi... Ama João Gilberto bunu başarabilenler tarafına adını Chega de Saudade ile yazdırmayı başardı. Sene 1956. Sözlerini bir başka büyük isim Vinicius Moraes yazmıştı. Bossa Nova’nın ilk hip şarkısı olarak tarihe adını yazdırdı. Gerisi çorap söküğü gibi geldi.


1959, cazın altın yılında dikkatler diğer büyük albümlere yönelmişti ama Brezilya’da bir başka albüm daha çıkmıştı. Türkiye dahil sayısız neslin beğenisine damga vurmuş bir film ve müziği Orfeu Negro’nun müziği uluslararası ilk büyük başarı oldu. Oscar mı almadı, Altın Palme mi... Bossa Nova’nın önü açılmıştı.


Amerikan cazıyla Cuban ve Latin müziğin ilişkisi 1940’yara kadar geri gider ama Bossa ile kurduğu temas bu dönemdir. Gitarist Charlie Byrd 1961 yılında Brezilya’ya gitmişti. Sergio Mendes gibi önemli isimlerle buluştu, konser verdi, Brezilyalı müzisyenlerle işbirlikleri dönemi açılmıştı. Orada duyduklarından, gördüklerinden fazlasıyla etkilenen Byrd eve döndüğünde Stan Getz ile Jazz Samba albümünü kaydetti. Bakın herşey nasıl birbirinin içine giriyor. Müziğin önü alınamıyor. Bu tarihi albüm tam 70 hafta listelerin tepesinde kaldı.


Amerika’dan Brezlya’ya bakınca görünen en sivri insanlar arasında João Gilberto başı çekiyordu. Bu adamı Amerika’ya davet etmek çanılımzadı. İşte, o tarihi konser kasım 1962 yılında Carnegie Hall’de gerçekleşti. Sahnede Jobim, Mendes, Carlos Lyra gibi Brezilyalılar vardı. İşlem tamamdı. Muazzam bir başarı elde edildi. Dönüm noktası aşıldı. İki yıl sonra da The Girl from Ipanema geldi. Bu iki şarkı da tam birer Brazilian esinlenme zirvesiydi. Adı konuldu. Bossa Nova gelmişti.


Bugün adının cazla anıldığına bakmayın, gerçek bir pop müziğiydi. Tam bu dönem arkada başka birileri başka işler pişiriyordu. Bir Güney amerika klasiği askeri darbe pratiği yeniden işlemeye başladı ve 1964 yılında gerçekleşti. Dönemin hakikati kendini dayatmıştı. Protest ağırlıklı şarkılar rahvan Bossa Nova’nın yerini aldı. Caetano Veloso ve Gilberto Gil gibi önemli isimler hapse atıldı. Sonra birçoğu Amerika’ya gitti. Gilberto ta 1980 yılına kadar sürgünde gönüllü kaldı. Stan Getz ve Herbie Mann ile önemli kayıtlar yaptı. Bossa Nova yeni şehirli gençlerin müziği ve umuduydu. Umut başka bahara kalmıştı.


João Gilberto gezmeye devam etti. Konserlerinde ısrarcı olduğu şeylerin başında salon akustiğinin önemi ve dinleyicilerin sessizliği gelirdi. Nereye gitse bu şartları en başta söyledi. Zamanla büyük bir kahramana dönüştü. Münzevi bir mükemmelliyetçiydi. Brezilyalı müzisyenlerin hakkında en çok hikâye anlatmayı sevdiği isimdi. Tamam, belki hepimiz nevrotiğiz ama o daha fazla denirdi. Kedilere düşkündü. Hatta, hakkında çıkan söylentilerden birinde bir gitar cümlesini o kadar tekrar çalmıştı ki, kedi pencereden atlamış denirdi. Ünlü şarkıcı kızı Bebel Gilberto takıntısını inanamıyorum diye anlatırdı. Mükemmellik arayışı delirticiydi. Hep daha iyi, kimsenin düşünmediği gibi, hep buydu. Astrud Gilberto ile evliliğinden oğlu João Marcelo oldu. Bebel şarkıcı Miúcha ile evliliğinden olan kızıydı. Bir de, gazeteci Claudia Faissol ile beraberliği olmuştu, ondan da kızı Luisa Carolina olmuştu. 20. Yüzyılın bu en önemli müzisyenlerinden João Gilberto hayat perdesini 88 yaşında kapattı.


Cazkolik.com / 09 Temmuz 2019, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.