Lars Danielsson, Liberetto projesini yeni bir müzikal yörüngeye oturttuğu konseriyle Paribu Art sahnesindeydi

Lars Danielsson, Liberetto projesini yeni bir müzikal yörüngeye oturttuğu konseriyle Paribu Art sahnesindeydi

Fotoğraf: Sedal Antay

 

 

Kadıköy'ün zengin kültürel aromasına lezzetli katkı sağlayan Terminal Kadıköy'deki Paribu Art sahnesinde ikinci konserimi izledim

 

 

İlk konser, Yürüyen Merdiven'in İtalyan şarkıcı Gaia Mattiuzzi ile beraber sahnelediği Nuri Bilge Ceylan'ın "Ahlat Ağacı" filminden görüntülerin eşlik ettiği doğaçlama ağırlıklı, film sahnelerinin dinamizmine eşlik eden müziklerdi. Taşra Üçlemesi Caz Projesi adıyla gerçekleşen projenin iki sene önceki lansman konserini de izlemiştim, o konser de Kadıköy'de olmuştu. Proje iki yıl zarfında çok sayıda şehir ve salonu dolaştı nihayet yeniden Paribu Art'ta izleyene kadar.

 

 

Yürüyen Merdiven ve Gaia Mattiuzzi Paribu Art'ta

 

Taşra Üçlemesi Caz Projesi, Paribu Art'ın küçük salonunda sahnelendi. İşlevsel özelliklere sahip tahmini yüz kişilik salon o gece için iki kişilik, yuvarlak, lambalı ufak masalarla caz klübü olarak dekore edilmişti. Dolu salonun perdesinde akan görüntüler -muhtemelen- çoğu seyircinin ilk kez izlediği projeyi akan görüntülere eşlik eden müzikler sayesinde sinema ve müziğin buluştuğu büyülü bir geceye çevirdi.

 

 

Terminal Kadıköy ve Paribu Art

 

 

Bazı projeler vardır, açıldığı günden itibaren konumlandığı semt ile hızlı uyum sağlar. Terminal Kadıköy'ün böyle bir şansı var. Zaten her gün yüzbinlerce insanın gelip geçtiği merkezî bir arterde özenli bir mimari yaklaşımla yeniden değerlendirilmesi, üzerine Paribu Art gibi Kadıköy'ün şiddetle ihtiyacı olan etkinlik sahnesinin dahil edilmesi, Terminal Kadıköy'ün özelliklerini ve değerini katlayarak artırdı. Taşra Üçlemesi Caz Projesi ve geçen gün izlediğim Lars Danielsson / Liberetto konseri bu gözlemlerimi ayrıca pekiştirdi.

 

 

Lars Danielsson'lu Liberetto projesi yeni albümle birlikte müziğini Güney Avrupa'nın ılık Akdeniz iklimine taşımaya karar vermiş

 

 

Dörtlünün isimleri açıklandığında bu his gelip zihnime yerleşmişti. Kontrbasta Lars Danielsson ile davulda Magnum Öström dörtlünün Kuzey Avrupalı isimleri, gitarda İtalyan John Paricelli ve piyanoda Fransız Grégory Privat Liberetto projesinin 2012 yılından bu yana geçirdiği köklü değişimi dinletti bize.

 

Grubun kuruluşunda yer alan Ermeni piyanist Tigran Hamasyan'lı Liberetto, Arve Henriksen ile bir kişi daha kalabalık bir kadro ve müziği de geçen akşam dinlediğimiz müziğe göre daha anlatımcı ve kaygılı melânkolik ifadelere sahipti. Ama o kadro bize, gruba adını vererek on yılda ölümsüzleşmiş Liberetto isimli parçayı armağan edip gönlümüzde hak ettiği yeri kazanmıştı.

 

 

Paribu Art konserinde Lars Danielsson Liberetto projesini yeni albümle yeni bir yörüngeye oturtmaya çalışıyor

 

 

Ve bu yörüngenin merkezinde Fransız piyanist Grégory Privat'nın lirik kreşendolu arpejleri, dinamik klavye hızı, melodiyi, dinleyiciyi serseme çevirebilen bir döngüye sokabilme becerisi ve Privat'yı tamamlayan Paricelli'nin gitarının arkasında Danielsson ve Öström ikilisi merkezi kontrol eden ritmik geri besleme kontuvarında çoğu zaman piyano-gitar ikilisini takip ediyordu.

 

 

Liberetto yeni albümü "Echomyr"i takdim ediyor

 

 

Paribu Art gecesinin Liberetto sürprizi grubun yeni albümü Echomyr'i duyurması oldu. Echomyr henüz çıkmamış bir albüm, dörtlü yeni albümden, albüme adını veren Echomyr parçasını dinleyiciyle buluşturdu.

 

Liberetto grubu yeni albümde sıcak, duygulu, Fransız izlenimciliği etkili melodik riff'lerin çevresinde dönen, zaman zaman Paricelli'nin gitar paletinin Privat'yı tamamladığı bir albüm kaydettiğini Echomyr parçasını bize dinleterek göstermiş oldu.

 

 

Ama... Grégory Privat'ya özel paragraf açmadan olmaz

 

 

Fransızların Martinik asıllı bu harika sanatçısını Liberetto projesine katılmadan çok önceden tanıyoruz. Geçen yıl "The Getdown" ve "22" isimli iki yeni albüm yayınladı. Liberetto harici kendi müzikal dünyası olan bir sanatçı Privat. Son beş yıl içinde her sene yeni albüm yayınlayan piyanist her albümünde farklı müzisyenlerle çalıştı. Farklı müzisyenler farklı müzikal espaslar getirdi sanatçının bazen elektrikli, bazen elektronik ve genellikle akustik klavyesine. Kırklı yaşların başındaki sanatçıyı ilk albümü, kapağında hayalî bir piyanoyu çalarken resmedildiği "Ki Koté" ile tanımıştık ve yanlış hatırlamıyorsam o albümle İstanbul'da izlemiştik. Sonra bir kaç defa daha geldi. Şimdi ise Liberetto'nun merkezine yerleştirmiş klavyesini.

 

Privat, yer aldığı her projede kendine projenin içinde özel alan açabilen yetenekte bir sanatçı. Paribu Art konserinde buna bir kez daha şahit oldum, sadece ben değil, yaklaşık altı yüz kişi orada Privat'ın sergilediği olağanüstülüklere tanık olduk.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 13 Mart 2026, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com kurucusu, editör ve yazar.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.