Londra’ya Gece Treni: Güney Afrika cazından yeni kayıtlar I

Londra’ya Gece Treni: Güney Afrika cazından yeni kayıtlar I

Londra’ya gece treni, bu hafta kendisini Güney Afrika cazının her renginden unutulmaya yüz tutmuş albümleri bulup yeniden basmaya adamış olan İngiltere merkezli Matsuli Music’e uğruyor. Matsuli Music bir süredir 1960 ve 1970’lerde yayınlanmış ve Güney Afrika sınırları dışında dinlenememiş klasik caz, soul caz ve caz funk kategorilerinin birine ya da aynı anda birkaçına sığdırabileceğimiz kayıtları yeniden master ederek bugünün dinleyicisine ulaştırıyor. Üstelik Matsuli, ayrıntılı plâk içi yazılarında bu kayıtların içinde şekillendiği toplumsal, siyasal ve kültürel arka plânı anlatmayı da ihmal etmiyor.

 

Güney Afrika, şu yaşlı yerküremizde caz geçmişinin neredeyse Kuzey Amerika’daki kadar eskiye uzandığı tek yer olabilir. Özellikle Johannesburg gibi kent merkezlerinde çeşitli bölgesel müziklerle de etkileşen Güney Afrika cazının, erken 20. yüzyıldan bu yana varlığını sürdürdüğü biliniyor. İkinci Dünya Savaşının hemen ardından ve özellikle 1950’lerle birlikte bugün artık isimlerini caz tarihine silinmez harflerle yazdırmış olan bir altın kuşak oluşuyor. Güney Afrika cazının bu ilk kuşak grup ve müzisyenleri arasında ilk elde akla gelen isimler: Abdullah Ibrahim, The Jazz Epistles, Kippie Moeketsi, Miriam Makeba, Hugh Masekela, Dudu Pukwana, Bheki Mseleku, The Blue Notes, Johnny Dyani ve Londra’da 1960 ve 1970’lerde aktif olan grubu Brotherhood of Breath ile Chris McGregor. Bu müzisyenlerin hemen hepsi 1950’lerin sonlarından itibaren ırk ayrımcı (apartheid) rejiminin yoğunlaşan baskıları yüzünden batı ülkelerine, bilhassa ABD ve Britanya’ya göç etmek  zorunda kaldılar.

 

 

Jazz Epistles grubu ve Hugh Masakela 1956 yılında eline ilk kez aldığı yeni trompetiyle

 

1940’ların sonlarında başlayan ve yaklaşık yarım asır süren apartheid rejimi, beyaz azınlığın hayatın her alanında üstünlüğüne, toplumun ırk ve renge göre sınıflanmasına (yukarıdan aşağıya beyazlar, Asyalılar, renkliler ve siyahi Afrikalılar) ve bu sınıfların eğitimden toplu taşımaya her konuda birbirlerine değmeden var olmalarına dayanıyordu. Siyahîler ekonomik ve sosyal açıdan geri bırakılıyor, örneğin 16 yaşından sonra eğitime devam etmeleri yasaklanıyordu. Irk ayrımcısı Güney Afrika hükümeti, ayrıca “sapkın” olarak nitelendirdiği caz gibi siyahî kimliği vurgulayan müziklerin çalınmasını ve yayınlanmasını da yasaklamıştı. Hatta, radyo yayınları sırasında siyahî müzisyenlerin isimleri bile değiştirildi (1). Nitekim birçok Güney Afrikalı müzisyen, ülkenin resmi yayıncısı SABC’nin sansürlediği müzikleri, yıllarca komşu Mozambik’den yayın yapan LM Radyo’dan dinleyebildiler ve öğrenebildiler.

 

Müzik aynı zamanda, apartheid politikalarına Güney Afrika’nın içinden ve dışından direnen herkes için tam bir mücadele alanına dönüştü. Ülkelerinden göç etmek zorunda kalan müzisyenler, gittikleri yerlerde şarkılarıyla ve verdikleri röportajlarla ırk ayrımcısı rejimin, toplumlarına yaşattığı tüm baskıları apaçık anlattılar ve kamuoyu oluşturmaya çalıştılar. Bilhassa Miriam Makeba ve Hugh Masekela, Güney Afrika’da siyahî çoğunluğun maruz kaldığı ayrımcı ve baskıcı politikaların bütün dünyada duyulmasını sağladılar. Bunun karşılığı batılı ve Afrikalı birçok ülkede yıllar süren sürgünler, ailelerinin cenazelerine bile katılamamaları, Güney Afrika istihbaratınca her yerde izlenme ve kimileyin konser iptali gibi zorluklar oldu. 1990’larda ise apartheid rejiminin çökmesinin hemen ardından Güney Afrika cazında bir yeniden canlanma ya da rönesans dönemi başladı ve bugüne değin uzanan bu süreçte çok yetenekli birçok genç Güney Afrikalı cazcı, kulaklarımızı ve gönlümüzü şenlendirmekteler. Bu süreçte bir yandan genç kuşak müzisyenlerden örneğin, Nduduzo Makhathini cazın en köklü kayıt firmalarından Blue Note’dan “Modes Of Communication: Letters From The Underworlds” albümünü yayınlarken öte yandan Güney Afrika siyahî müziğinin gölgede kalmış birçok hazinesi yeniden gün ışığına çıkıyor.

 

İşte, bu yazının başlıca konusunu son zamanlarda yeniden basılmış Güney Afrika çıkışlı bazı albümler oluşturuyor. Yukarıda söz ettiğim gibi kuruluşundan itibaren kendisini bir zamanlar Güney Afrika’da basılmış ama artık pek nadir bulunabilen, ortadan tümüyle kaybolmuş ya da uzun zamandır basımı yapılmayan Afro-caz albümlerini yeniden basmaya adamış olan Matsuli Music bu alanda en fazla öne çıkan plâk firması. Bu yazıda söz etmek istediğim iki albüm de Matsuli Music’ten geliyor. Bu iki albümde aynı zamanda bir müzisyenin 1960’lardan 70’lere uzanan serüvenini takip ediyoruz.

 

 

Ibrahim Khalil Shihab ve 1968 tarihli "Spring" albüm kapağı

 

Bu kayıtlardan ilki, bana göre gerçek bir post-bop ve modal caz şaheseri diyebileceğimiz ve 2020 yılının hemen sonunda yayınlanmış olan The Ibrahim Khalil Shihab Quintet’in Spring isimli albümü. Bu kayıtta söz konusu beşliye bir tenor saksafon dehası olarak kabul edilen Winston (Mankunku) Ngozi de eşlik ediyor. Hatta, 1968 yılında kaydedilen bu albüm, arşiv yangınları gibi çeşitli badireler atlattıktan sonra ilk kez Mankunku’nun “Yakhal’ Inkomo” (2) isimli çıkış albümünün 1996’da yayınlanan CD versiyonunda bonus parçalar olarak caz severlerin karşısına çıkıyor. Ama gerçekten dinleyicisine ulaşması, ancak Matsuli Music’in onu güzel bir plâk basımıyla hayatımıza dahil etmesiyle mümkün oluyor.

 

Bu albüm, 22 Kasım 1968 günü Johannesburg’da kaydedildiğinde 20’lerinde olan diğer grup elemanları gibi piyanist ve besteci Ibrahim Khalil Shihab da yalnızca 22 yaşındadır. Shihab’ın (ilk adıyla Chris Schilder) liderliğindeki gruba bu kaydı tamamlamaları için stüdyo tarafından sadece iki saat verilir ve tüm şarkılar tek seferde çalınıp kaydedilir. Shihab’ın lider olduğu ve bir süredir Güney Afrika’nın caz merkezlerinden Cape Town ve çevresinde birlikte çaldığı grubun diğer elemanları: basta Shihab’ın kardeşi Phillip Schilder, gitarda Garry Kriel ve davullarda Gilbert Matthews. Grup, bu kayıtlar öncesinde albüme damgasını vuranlardan biri olan saksafoncu Mankunku ile Güney Afrika’nın dört bir yanında üç ay boyunca birlikte çalmış. Bu albümün, Güney Afrika’da yerel caz kulüplerinde gün boyu süren jam sessionların, sabaha kadar devam eden konserlerin yaşandığı 1960’ların yaratıcı atmosferinin bir ürünü olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayacak. Üstelik müzisyen sürgünlerine ve ırkçı hükümetin baskıcı politikalarına rağmen var edilen bir atmosfer bu.

 

Dördü Shihab’ın bestesi olan beş parçadan oluşan bu plâk, tam bir epik olarak tanımlayabileceğimiz, albüme ismini veren ve Coltrane ruhaniliğini Güney Afrika esintileriyle buluşturan onbir buçuk dakikalık Spring parçasıyla açılıyor. İlk duyuşta albümün bu en güçlü parçasına saksafonda Mankunku’nun sakin ama kendinden emin üfleyişleri, insanı kolayca saran melodik ilk cümleleri ve soloları damgasını vuruyor. Erroll Garner ve Ahmad Jamal gibi piyanistlerden etkilenen Shihab, piyano soloları ve besteciliğiyle ışıldıyor. Dingin bir coşku içinde müzisyenler baharın bize getirdiği güzellikleri, tazeliği ve diriliği kutluyorlar.

 

İkinci sıradaki yüksek tempolu “Before the Rain and After” isimli şarkıda Garry Kriel’in gitarını ilk kez duyuyoruz. Khalil Shihab’ın bluesy ve su gibi akıcı piyanosu gitardan sözü alıyor ve Mankunku’nun artık alıştığımız sıcak ve hatta bu parçada neşeli tavrına dinleyiciyi emanet ediyor. Bir sonraki parça, döneminin hardbop sounduna yaslanıyor. Ritim seksiyonu (davul ve bas) bilhassa bu şarkıda arı gibi işliyor ve grup elemanları arasındaki uyum (hele de bu parçaların tek seferde canlı kaydedildikleri düşünülürse) derhal kulağa çarpıyor.

 

Plâğın ikinci yüzü, bana bazı Mulatu Astatke (Etyo-caz) parçalarındaki başlangıcı hatırlatarak başlıyor. Melankolik ve bluesy havasıyla The Birds, bu kayıttan sadece birkaç ay önce hayatını kaybeden John Coltrane’e adanmış. Albüm, çok bilinen caz standartlarından “You Don’t Know What Love Is”in bir yorumuyla kapanıyor. Umarım, yaklaşık 50 yıl sonra gelen bu yeniden basım, bu plâğın caz tarihinde hak ettiği yeri almasını sağlar.

 

 

Pacific Express'in 1976 tarihli "Black Fire" albüm kapağı

 

Gece trenimizin Londra’dan ulaştırdığı bir diğer plâksa bir soul caz grubu olarak tanımlayabileceğimiz Pacific Express’in ilk kez 1976 yılında yayınlanan Black Fire albümü. 2017’de Matsuli Music tarafından yeniden basılan bu plâkta tüm besteler ve düzenlemeler tanıdık bir isme, Ibrahim Khalil Shihab’a ait.  Bu albümde ayrıca Fender rhodes ve elektrikli piyanoda dinlediğimiz Shihab’a vokallerde ve perküsyonda Zayn Adam, trompet, alto saksafon ve vokallerde Robbie Jansen, tenor saksafon ve flütte Basil Manenberg Coetzee, gitar ve vokalde Issy Ariefdien, bas gitarda Paul Abrahams ve davulda Jack Momple eşlik ediyorlar. Cape Town’un caz dans kulüplerinden çıkan Pacific Express’i 1970’lerin başında Abrahams ve Arifdien birlikte kurmuşlar. Shihab’ın 1975’te katılımıyla Pacific Express, pop füzyon ve cover grubu olmaktan konserleri herkesi heyecanlandıran bir soul caz ve funk caz grubu olmaya evriliyor. Aslında o yıllarda artık Chicago, Blood, Sweat and Tears ve Santana gibi grup ve müzisyenleri dinlemeye başlayan Shihab, albüm notlarında grubun müziğini caz rock olarak tanımlıyor.

 

Cape Town çıkışlı bu soul caz albümü, orta tempo Brother ile açılıyor. Parçadaki org solosu ve funky gitar riflerine karışan nefesliler oldukça leziz ve onu sıradan bir soul caz parçası olmaktan öteye taşıyorlar. Albümün öne çıkan şarkılarından biri de A yüzünün üçüncü sırasındaki enstrümental Sky Ride II. Shihab’ın org ve 2010 yılında yitirdiğimiz Jansen’in flüt sololarıyla dikkat çeken bu orta tempo şarkı, albümün karakterini pek güzel tanımlayan, leziz bir caz parçası. Şarkı, güzel perküsyon vuruşlarıyla daha da zenginlik ve derinlik kazanıyor.

 

 

Nduduzo Makhathini'nin "Modes of Communication Letter from the Underworlds" albüm kapağı

 

Plâğın ikinci yüzü, nefeslilerin öne çıktığı ve albüme ismini veren uptempo Black Fire ile açılıyor. Shihab’ın güzel bir org solosunu barındıran bu şarkı, grubun politik mesajları olan az sayıdaki şarkısından biri. Bu yeniden basımın ayrıntılı albüm notlarını hazırlayan Gwen Ansell’e verdiği mülakatta Shihab, siyasi koşulların üzerlerindeki etkisini şöyle tanımlıyor: “Tüm hayatımız apartheid’ın etkisi altındaydı. Hakkında düşünmediğiniz ya da şarkı söylemediğiniz zaman bile o hep oradaydı. Ondan kaçamazdınız”. Nitekim siyahî ve beyaz müzisyenlerin birlikte çaldıkları nadir gruplardan biri olan Pacific Express, bu yüzden polisin uyarılarıyla ve konser engellemeleriyle de karşılaşıyor.

 

Black Fire’ı dinlemeyi sürdürürsek, B yüzünün üçüncü sırasında duyduğumuz “Love Your Baby Right” yüksek tempolu bir dans şarkısı. Albümü kapatan “Wind Song”, ise tam bir enstrümantal balad niteliğinde. Benim gibi caz orgu sevenler için bu parça gerçek bir şölen. Zira albümün belki de en güzel tuşlu solosunu, tabii gene Shihab’dan olmak üzere bu şarkıda dinliyoruz. 2010 yılında yitirdiğimiz Jansen’in bu kapanış şarkısındaki flüt pasajlarını da anmadan geçmeyelim. Pacific Express, Black Fire’ın ardından iki albüm daha kaydediyor ve dağılıyor. Shihab ise müzikten ve beste yapmaktan hiç vazgeçmese de  Afrikalı birçok müzisyen gibi geçimini sağlamanın bambaşka yollarını bulmak zorunda kalıyor.

 

Matsuli Music, Güney Afrika caz tarihinde yeni sayfalar açmaya devam ediyor. Üstelik kayıtlarını yayınladığı müzisyenler arasında çok tanıdık isimler de var. Okay Temiz ve Johnny Dyani’nin Ocak 2019’da basılan Witchdoctor’s Son albümü gibi. Matsuli’den çıkan diğer dikkat çeken kayıtlarsa şunlar: Pek yakında yayınlanan ve hakkında yazmayı umduğum Spirits Rejoice’dan African Spaces, Batsumi’den Batsumi, piyanist ve vokalist Bheki Mseleku’nun 1992’de Mercury ödüllerinde finale kalan iki plaktan Celebration isimli albümü,  Hugh Masekela/Company’den gene iki plaklık Live in Lesotho ve Harari’den Rufaro Happiness isimli plaklar. Matsuli Music’i ve Güney Afrika cazını takip etmeye devam edeceğim.

 

1 Anne Strainchamps, “The Lost Years Of South African Jazz”, Wisconsin Public Radio, 2020, https://www.wpr.org/lost-years-south-african-jazz.

 

2 Bu albüm de önümüzdeki Ekim ayı içinde Britanya merkezli başka bir bağımsız plak şirketi olan Mr Bongo tarafından yeniden basılacak ve ben de bu kaydı ileriki yazılarımdan birinde konu edeceğim.

 

Alper Kaliber

 

Cazkolik.com / 22 Eylül 2021, Çarşamba

 

En üst görsel trompetçi Mongezi Feza 1964 yılındaki konserden

 

Bheki Mseleku'nun "Celebration" isimli albüm kapağı

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Alper Kaliber

  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X