Müziğe ve hayata tutkusu röportajında her kelimeye yansıyan kadın; Cecilia Sanchietti

Müziğe ve hayata tutkusu röportajında her kelimeye yansıyan kadın; Cecilia Sanchietti

Cazkolik okurlarını bir İtalyan kadın davulcu ile tanıştırmak istiyorum; Cecilia Sanchietti


Tanıyanlar olduğu gibi, tanımamış olanlar da vardır. Bizi bir araya getirerek röportajın gerçekleşmesine vesile olan Gonca Açıkalın’a teşekkür etmek isterim. Gonca Açıkalın ve Sina Hakman Açık Radyo’da „Sosyal Müzik“ programında Cecilia Sanchietti’den parçalar çaldıklarını paylaşınca iletişim başlamış. Bir röportaj vermek istediğini söyleyince sevgili Gonca beni aradı ve Cazkolik olarak memnuniyetle bu söyleşiyi yapmak istedim. İşte röportajın kısa hikâyesi.


Röportaja geçmeden kısacık Cecilia’dan bahsetmek isterim. İtalya’nın ödüllü ve övgü dolu caz davulcusu 2018 yılında ülkesinin Yeni Caz Yeteneği Yarışması'nda üçüncülük elde etti. 2017’de dünya davulcularının uluslararası yarışması NYC HLGC 2017'yi kazandı. 2009’da Boston Berklee College tarafından Outstanding Musicianship Award ödülüne layık görüldü. İki albümü olan genç sanatçı İtalyan Kültür Enstitüsü’nde 2019 Temmuz’unda İstanbullu seyirciyle buluşmuştu. İstanbul’u çok seven Cecilia Türk müzisyenlerle bir araya gelmeyi hedefliyor.


Şimdi sıra röportajda. Buyrun...




Profesyonel büyüme gerçekten zor ve pek çok kadın müzisyen bu duvarı aşamıyor


Leyla Diana: Öncelikle, müziği seçme nedenin, özellikle de davulu seçmende etken neydi, sobbetimize bu soruyla başlayalım mı?


Cecilia Sanchietti: Öncelikle tüm okuyucularınıza çok özel selamlar ve Leyla bu fırsat için sana ayrıca çok teşekkür ederim.


Leyla Diana: Seni tanıma fırsatını verdiğin için ben çok teşekkür ederim.


Cecilia Sanchietti: Yani... Bu zor bir soru, müziğin hayatınızda neden olduğunu ifade etmek ve gerçekten anlamak her zaman zordur. Bu çok doğal, kendiliğinden ortaya çıkan bir şey. Müzik benim içimden gelen güçlü ve derin bir tutku, ruhumun tutkusu. Yani, çok basit sanırım, müzik beni seçti ve alıp götürdü. Beste olarak, davul olarak, başkalarıyla birlikte çalmak ve etkileşimde bulunmak olarak müzik ve tabii müziği dinleyerek beni tutsak etti.


Çocukken piyano çalmaya başladım sonra biraz daha büyüdüğümde davula başladım hiç bırakmadım. Davulcular beni çok etkiledi, ruhlarıyla, gruptaki büyük rolleri ve bir grubun temelini oluşturmalarıyla. Bu yüzden başlangıçta davul seçtiğimi düşünüyorum. Çünkü bu sevinç, dinamizm ve aynı zamanda bir grubun parçası olmama yetişkin bir yaşta izin verdi. Davul, iletişim kurabileceğiniz müzikalitesi yüksek, ritmik olağanüstü bir enstrüman. Ailemde benden başka kimse profesyonel müzisyen değil ama ailem ve özellikle annem, müziğe güvenmemizi istemişti, biz beş kardeşiz ve hepimiz piyano çalmayı öğrenmiştik.


Gözlerim kapalı çalıyorum


Leyla Diana: Davul çaldığında neler hissediyorsun?


Cecilia Sanchietti: Tamamen enstrümanda ve müzikteyim. İfade etmek gerçekten zor ama müzikle birlikteyim, o anda ne oluyorsa, müzisyenlerimle bir iletişimde oluyorum. Canlı konserim sırasında genellikle gözlerim kapalı çalıyorum, bu rahatlamamı sağlıyor ve  duyguları takip etmeyi başarabiliyorum. Davullarımı tamamen kucaklamak istiyorum ve duruşuma bakarsanız bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz! Mutlu hissediyorum ve neşemi dinleyicilerle paylaşmak istiyorum. Dinleyicilere müziğimle ulaşmak bu çok önemli.


Leyla Diana: Caz hakkında ne düşünüyorsun, bu müzik senin için ne ifade ediyor?


Cecilia Sanchietti: Benim için caz bir yaşam tarzı, sadece müzik değil, günlük yaşam tarzı. Etkileşim, doğaçlama, dinlemeye dikkat verme, tek başına ve birlikte yaratımdır. Kendinizi, ruh halinizi, ruhunuzu ifade ediyor. Bu müziği seviyorum çünkü gerçekten kendimi ifade edebildiğim ve kendim olabileceğim tek müzik. Aynı melodiyi defalarca çalabilirim ve her seferinde farklı bir şekilde çalabilirim, bu harika bir şey. Tıpkı yaşam gibi, aynı olabiliriz ve her seferinde farklı olabiliriz, değişebiliriz, değişmeliyiz, değişiyoruz ve müziğimiz ve çalma şeklimiz de aynı şekilde değişiyor.


30 yasındayken cazla profesyonel müziğe adım attım ve o zamandan beri hiç durmadım. Cazı ve müziği kesinlikle hayatım olarak seçtim. Ayrıca, caz ile davullarda ve dışarıda feminenliğimi/kadınlığımı daha fazla keşfettim. Aynı anda melodik ve ritmik çalmanın önemi, fırça baget (süpürge) kullanmak, müdahaleci olmamak, yüksek volümle çalmamak, parçayı bitirmek için değil diğer müzisyenlerle uyum içinde olmak için çalmak.




Cazda cinsiyet dengesi zerinden çalışan bir platformun kurucusu


Leyla Diana: WinJazz - Women In Jazz festivalinin direktörüsünüz. Bu fikir, 'Kadın Caz' festivali fikri nasıl ortaya çıktı?


Cecilia Sanchietti: Evet yıllarca Winjazz'in direktörüydüm, şimdi JazzMine Network'un direktörüyüm. WinJazz ile aynı amacı taşıyan, cazda cinsiyet dengesi üzerinde çalışmak için başka bir ağ/platform. Bu fikir, kişisel yolumdan ve birçok kadın meslektaşlarımın hikayelerinden ortaya çıktı. Onların zorlukları bu erkek arenasında cazda kadının kendini yeterince gösterememesi, reklamını yapamaması konusunda yaşanan güçlüklerden ortaya çıktı. Profesyonel büyüme gerçekten zor ve pek çok kadın müzisyen bu duvarı aşmayı aşaramıyor. Cazda kadınların sayısının erkeklerden daha az olduğu doğru, bu da pedagojik ve kültürel bir gösterge.


Kadınlar kendilerini yeterince gösteremediklerinden genç kızlar da motive olamıyorlar. JazzMine cinsiyet dengesi üzerinde farklı yönlerde çalışmak istiyor: Tanıtım, kültür ve eğitim, lobi gibi. WinJazz ile daha çok cazdaki kadın lidere adanmış uluslararası bir festivalde çalıştım.


Şimdi de albümlere geçelim


Leyla Diana: İki albümünüz var. Birincisi Circle Time” 2015 yılında piyasaya sürüldü ve ikincisi 2018'de “La Terza Via” olarak adlandırıldı "Madalyonun üçüncü yüzü” (Üçüncü Yol). İkinci albüm adı gerçekten çok ilginç ama önce ilk albümünüzü anlatabilir misiniz? Tüm besteler size mi ait? Müzisyenlerle bir araya nasıl geldiniz ve besteleriniz nasıl ortaya çıktı?


Cecilia Sanchietti: İlk albümümü (Circle Time) seviyorum. Uluslararası bir dayanışma üzerinde çalışırken, hayatımın önemli bir bölümünden geliyor. O dönem STK'larda aynı anda hem çalıyor hem alışıyordum. Bu yüzden bu CD önceki hayatım için bir "veda"dır. Aslında, şarkıların çoğu etnik bir ses ve ruh haline sahip. Bir döngüde olmaya, etkileşim ve doğaçlamanın önemine adanmıştır. Yaşam, yaptığımız her şeyin diğerlerinin nedeni ve sonucu olduğu bir döngüdür. 


Tüm besteler benim değil, müziklerin bazıları İtalyan aranjör arkadaşım Federica Zammarchi’nin düzenlemeleriyle birlikte bir araya getirdik. Saksafoncu Rosa, Pixinguinha'nın da bir bestesi var. Ben besteledigimde (biliyorum bir davulcu icin biraz garip!) insanlara/dinleyicilere melodik bir şekilde, kalbe giden, hafızalarda kalan melodilerle ulaşmak istiyorum. 


Yo hiç garip degil bir davulcunun bestelemesi. Zira onlardan çok iyi besteler çıkıyor.


Bir mesaj bırakmak istiyorum. Bu yüzden bestelediğimde dinleyiciye ulaşmak için her zaman kalbimle düşünürüm. Bir fikir aklıma geldiğinde (melodi ya da mesaj) önce piyanoda besteliyor sonra onu geliştiriyorum. İkinci adımda bilgisayarda yazıya döküyorum. 


Müzisyenleri müziğimin sesini düşünerek seçtim, etnik müziğe de duyarlı insanların olması ve müziğin kimyasında birleşebileceğine inandığım müzisyenleri sectim. Onların da müzikte rahat olmalarını istedim ve gerçekten hepsi harika müzisyenlerdi.