Bazı müzisyenleri sahnede dinlemek, onlarla aynı zaman dilimi içinde aynı mekânda bulunmak önemli bir deneyimdir. Zira onlar dinleyiciyle ve grubun diğer üyeleriyle girdikleri etkileşim içinde o sahnede kaydedilmiş müziğin sınırlarını aşarlar, konseri yaşar ve yaşatırlar. Müziğin kısa süreliğine sustuğu o konuşma anları bile bu deneyimin enerjisini düşürmez yükseltir.
Hiç şüphesiz, kendisini ilk kez Erik Truffaz’la birlikte ODTÜ’de dinlediğim, sonraları bir çok kez konserlerinde bulunduğum İlhan Erşahin bu tür müzisyenlerden. Onun konserine gitmek için son olarak ne çıkarmış, iyi mi kötü mü diye düşünmezsiniz. Zira son albüm ne olursa olsun o sahnede başka bir şey yaşanacaktır. Hele de yanında İstanbul Sessions grubunda olduğu gibi müthiş müzisyenler varsa. İstanbul Caz Festivali kapsamında Saint Joseph Lisesi’nin Moda’daki tenis kulübünde verdiği bir konser hâlâ aklımda: parçalar uzadıkça uzuyor, ritim hiç düşmeden, neredeyse transa yakın bir hâl bütün mekânı sarıyordu.
1990’larda Wax Poetic ile başlayan ve İstanbul Sessions, Love Trio ya da Nublu Orchestra gibi oluşumlarla devam eden süreçte belki birlikte çalışılan müzisyenler değişiyor, fikirler ve amaçlar farklılaşıyor. Ancak Erşahin’in üretiminde belirleyici olan bir unsur yerini hiç yitirmiyor: çoğu zaman önceden tasarlanmış bir yapıdan ziyade, birlikte geçirilen zamanın içinden çıkan fikirler ve o ana özgü kararlar müziği inşa ediyor. Belli ki Erşahin, cazda sınırları katı şekilde çizilmiş tavırlara da inanmıyor. Poptan hip hopa ve geleneksel Osmanlı musikisine kadar bir çok farklı müzikle alışverişe giriyor. Belki benim gibi size de her yaptığı müzik hitap etmez. Ama çıkan her yeni albümü merak edersiniz, bir konseri varsa gitmeye çalışırsınız.
New York ve İstanbul arasında kurduğu hat boyunca geliştirdiği müzikal dil, cazdan kulüp müziğine, dub’dan groove’a uzanan geniş bir alanı kapsıyor ama bunların hiçbirine tam olarak yerleşmiyor. Daha çok bir akış, bir hâl, birlikte çalmanın yarattığı ortak bir enerji. Bu yaklaşımın son halkası olan Mahalle, İstanbul Sessions’ın bugünkü hâlini yakalamaya çalışan bir kayıt. Albüm, büyük ölçüde hazırlıksız girilen bir stüdyoda, müzisyenlerin birbirini dinleyerek ve anlık tepkilerle kurduğu bir yapı üzerine şekilleniyor.
24 Nisan Cuma akşamı müzik severlerin yeni gözde mekânı Komunite’de vereceği konser öncesinde kendisiyle yaptığım söyleşide Erşahin, bu üretim biçimini, şehirler arasında gidip gelmenin müziğine nasıl yansıdığını, birlikte çaldığı müzisyenlerle kurduğu uzun soluklu ilişkiyi ve yeni projelerini kendi kelimeleriyle anlatıyor.
Alper Kaliber

Alper Kaliber: Benim gibi birçok dinleyici müziğinizle ilk kez Wax Poetic aracılığıyla tanıştı. Caz, groove, elektronik ve spoken word’ün iç içe geçtiği bir projeydi bu. Bugün geriye baktığınızda, o dönemde müzikal olarak ne yapmaya çalışıyordunuz? Sadece cazın ya da kulüp müziğinin tek başına size veremediği neydi?
İlhan Erşahin: Açıkçası hiç bilmiyorum. Ben her zaman anın içinde olmaya çalışırım. “Trend” olan ya da hit olacak şeyleri yapmaya çalışmam. O anda ne iyi hissettiriyorsa onu geliştirmeye devam ederim. Ama evet, tarzları keşfetmek, karıştırmak ve onu kendine ait kılmak zaten sanatın özü.
Alper Kaliber: Wax Poetic, Love Trio, Nublu Orchestra ve Istanbul Sessions gibi türlü oluşumlar içinde müziğiniz çoğu zaman türlerden çok atmosfere, ritme ve kolektif enerjiye odaklanıyor gibi. Müzikal yaklaşımınızı bir stil meselesi olarak mı görüyorsunuz, yoksa kendiniz, grup ve dinleyici için belirli bir ruh hâli yaratmak olarak mı?
İlhan Erşahin: Kayıt sırasında bana, birlikte çaldığım müzisyenlere ve hatta kayıt mühendisine iyi hissettirmesi önemli. Her şey yerine oturuyorsa o müzik uzun süre yaşar.
Alper Kaliber: Bandcamp’te yakın zamanda yapılan bir yorumda müziğiniz “ustaca bir eklektizmle sınırları aşan” olarak tanımlanıyor. Bu tanım doğru ama biraz dışarıdan bir bakış gibi de duruyor. Siz bu eklektizmi içeriden nasıl görüyorsunuz?
İlhan Erşahin: Aslında bu benim doğam. İnsanlarla ilişkilerimde de böyleyim.

Fotoğraf: Nevzat Yıldıran
Stüdyoya hazırlık yapmadan girdik, melodileri stüdyoda buldum ve her şeyi beraber geliştirdik
Alper Kaliber: Daha önce her projenin kendine özgü bir “rengi” olduğunu söylemiştiniz. Mahalle’nin rengi sizin için ne? Bu albümle İstanbul’a dair, önceki İstanbul Sessions kayıtlarında henüz yakalayamadığınız neyi ifade etmek istediniz?
İlhan Erşahin: Bu albümün gerçekten bugünkü İstanbul Sessions olmasını istedim. Stüdyoya hiçbir hazırlık yapmadan girdik, her şeyi birlikte oluşturduk. Herkesin katkısının hissedildiği bir şey olsun istedik. Eskiden bazen ben ya da Alp bir melodi ya da ritim fikriyle geliyorduk. Bu albümde ise o melodileri stüdyoda buldum, diğerleri de kendi kısımlarını orada geliştirdi.
Alper Kaliber: İstanbul ve New York arasında sürekli gidip geliyorsunuz; iki şehirde de aktif projeleriniz var. Bu hareketlilik sound’unuzu nasıl etkiliyor? Fikirleri bir sahneden diğerine mi taşıyorsunuz, yoksa şehirler müziğinizi her seferinde farklı şekillerde mi dönüştürüyor?

Fotoğraf: Nevzat Yıldıran
São Paulo'daki müzisyenlerle üç yeni albüm kaydettim
İlhan Erşahin: Evet, ama São Paulo da çok önemli. Oradaki müzisyenlerle üç yeni albüm bitirdim. Farklı kültürler tabii ki etkili ama asıl mesele kişilikler ve projenin vizyonu.
Alper Kaliber: İstanbul’la ilişkiniz ilhamın ötesinde, sanki müziğinizin yapısına ve ruhuna işlemiş gibi. Bu şehri ses olarak düşündüğünüzde ne duyuyorsunuz?
İlhan Erşahin: İstanbul’a varmak harika bir duygu. Açıkçası Müslüman bir ülkede olmak bana iyi geliyor. Kültürü, arkadaşlarımı çok seviyorum. Konserlerde, stüdyoda ya da akşam yemeklerinde hep çok iyi vakit geçiriyoruz. Ortaya çıkan müziğin rengini de aslında bu iyi zamanlar belirliyor.
Alper Kaliber: İstanbul Sessions, İzzet Kızıl, Turgut Alp Bekoğlu ve Alp Ersönmez gibi müzisyenlerle kurduğunuz uzun soluklu ilişki sayesinde kendine özgü ve oturmuş bir kimlik kazandı. Sizi onlarla tekrar tekrar bir araya getiren şey ne?

Fotoğraf: Leyla Diana Gücük
Grup bir bağlılık meselesidir
İlhan Erşahin: Bu bir grup; bir bağlılık meselesi. İniş çıkışlarımız oldu ama her seferinde çözdük, tıpkı bir ilişki gibi. Bu yüzden giderek daha da güçlendik. Ayrıca onları hem arkadaş olarak hem de müzisyen ve sanatçı olarak gerçekten çok seviyorum.
Yapılacak daha çok şey var
Alper Kaliber: Bunca proje ve yıllar süren hareketlilikten sonra sizin için hâlâ tamamlanmamış olan bir şeyler var mı? Müzikte hâlâ peşinde olduğunuz şey nedir?
İlhan Erşahin: Yapılacak daha çok şey var. Yakında klavye ve saksafon çaldığım altı trio albümü geliyor. Brezilya’dan iki farklı projeyle üç albüm yolda. Barış K ile bir albüm geliyor. Bir de Oceanvs Orientalis ile üzerinde çalıştığımız bir albüm var. Yani daha çok şey var sırada.
Alper Kaliber
Cazkolik.com / 20 Nisan 2026, Pazartesi
Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.