Piyanonun ritmi, saksofonun duyguyu, davulun basıncı üstlendiği üçlü

Piyanonun ritmi, saksofonun duyguyu, davulun basıncı üstlendiği üçlü

Hayırlısıyla sezonu İKSV Salon`da albümlerine bayıldığım ama ilk kez izleme fırsatı bulduğum Mammal Hands konseriyle açtım. Konserde, Mammal Hands`in müziğiyle günümüz modern cazına dair bir dolu düşünce aklımda dolanıp durdu. Sopranino ve tenor saksofon çalan Jordan ve kardeşi piyanist Nick Smart ile davul ve perküsyon çalan Jesse Barrett enstrümanlarına müthiş yoğunlaşan, izleyiciyi de aynı yoğunluğa dürüstçe davet eden bir üçlü.


Konserde, Mammal Hands`in müziğini bilen, tanıyan bir izleyici vardı, salon doluydu, müzisyenler dahil izleyicilerin çoğu gençti, bu, bana harika bir duygu ve güven verdi. Grupta bas olmaması dikkat çekici. Mammal Hands klasik bir piyano triosu değil. Tersine, az rastlanır anlamda piyanonun ritmik sürekliliği, saksofonun duyguyu, davulunsa basıncı üstlendiği bir üçlü. Hele, klasik swing triolarıyla arasında fersah mesafe vardı, Bizler, Keith Jarrett, daha yenisinden Brad Mehldau trio müziklerine iyice alışmışken bu yapısal farklılık başlı başına bir yazı konusu olabilir. Üçgenin ayaklarını değiştiren bir form ama gördüğüm kadarıyla müthiş iş yapan, izleyicinin kabullendiği ve sevdiği bir form olmuş. Konserden grup da memnun kaldı, bunu sözleriyle belli ettiler, dinleyiciden sağlam alkış ve bağırış-çığırış bunun ispatı.



Avrupa geleneği Amerikan cazına göre farklı, böyle konserlerde bunu daha net görebiliyoruz. Son yıllarda İngiltere eksenli grupların açtığı farklı bir kulvar daha var. Mammal Hands kuzey Avrupa cazına yakın olmakla beraber benzer renkleri sound paletine folktan etniğe etki ucu açık ama sindirilmiş tonlarla eklemeyi tercih ediyor. Belki, bunda ne var, çoğu bunu yapıyor diyebilirsiniz, haklısınız, Mammal Hands`in farkı rafine olmaları. Melodi kullanımı yok denecek kadar az, klasik caz dinleyicisinin aşina olduğu swing zaten yok, 5-8 dakika aralıklı, ucu açık doğaçlamalı parçaları dinleyiciyi saniye düşürmeden nasıl çalacaksınız? Burada devreye ritmin kreşendolu trans etkisi giriyor, yani piyano. Saksofonun duygusal sürüklenmelerine dikkat kesilir, davul basıncını saniye saniye artırırken alttan odunu ateşe atma işini hınzırca yapan aslında piyano oluyor.


21. yüzyılın caz müzisyenleri sahnede işçi arılar gibi çalışıyor, izleyici hayranlığını, sahnede olmanın tadını yaşayabildiklerini pek söyleyemeyiz. Çünkü her bir müzisyenin önündeki enstrüman ekipmanı her konser daha çoğalıyor. Caz tarihi elinde tenor saksofonuyla ortalığı estiren `jazz hero`ların tarihidir ama o tarz geçmişte kaldı, artık bir saksofon sanatçısı nerdeyse çaldığı süre kadar yerde pedaller ve diğer eklentilerin sound koordinasyonuyla uğraşıyor. Dün akşam Mammal Hands`in müziğinde de elektronik ekipmansız elektronik dokular vardı ve bu dokular hep saksofonun efekt pedal boardundan geliyordu. Sesi geciktirici, yankılandırıcı, döndürücü... Anlamlı kullanıldığında müziği boyutlandıran sesler kendi başına farklı bir ustalık alanı oluşturmaya başlamış.



Son bir not, son dönem terördü, kaostu diyerek gelmemek için bin dereden su getirenlerin yanında Avrupalı genç müzisyenlerin dolaysızlığı, içtenliği için olsun. Öyle çalma istekleri var ki, bırakın İstanbul`u, çağırsanız korkusuzca Bağdat`a, Şam`a, Kabil`e gitmekten çekinmezler.


Mammal Hands ve İKSV Salon`la sezona iyi ki caz var dedirten bir konserle başladık, gerisini hep beraber getirelim, salonlar boş kalmasın, müzik susmasın, caz hep çalsın.


Fotoğraflar: Sedal Antay


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 05 Ekim 2017, Perşembe


BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.