Tunçel Gülsoy Röportajı: Eleni Karaindrou`dan konseri öncesi dar zaman diliminde çok şey öğrendik.

<strong>Tunçel Gülsoy Röportajı:</strong> Eleni Karaindrou`dan konseri öncesi dar zaman diliminde çok şey öğrendik.

Eleni Karaindrou konser bilgisi ulaştığında aklımıza ilk gelen nasıl biraraya gelebiliriz, nasıl konuşabiliriz soruları oldu ve derhal Bersay İletişim ile irtibata geçtik. Sağolsunlar gerçekten çok hızlı geri dönüşlerle kısa zaman içinde röportaj ortamı oluştu. Bu konuda öncelikle Denizbank Deniz Kültür Danışmanı Sayın Perihan Yücel Hanımefendiye, elbette samimiyeti ve alçakgönüllüğü için Eleni Karaindrou`ya ve Bersay İletişim`e çok teşekkür ediyoruz, zira konsere çok az zaman kalmış ve sanatçının burada bulunduğu sürenin önemli bölümü İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile provalarda geçiyordu ama kısa bir süre de olsa hem içten bir diyalog kurabileceğimiz hem Cazkolik okuyucularını meraklandıracak bir dolu bilgiyi bizzat kendisinden öğrenmeyi başardık.


"Ben masumiyeti Türkiye`deki dinleyicilerimin

bakışlarında buldum..."

Tunçel Gülsoy: Bugün size müzik besteleme konusunda neler ilham veriyor?

Eeleni Karaindrou: Hiçbir zaman neden müzik bestelediğimi bilemedim. Benim müzik yazmak için aldığım ilham içimden gelen bir şey. Bunun tahlilini yapmak da mümkün değil. Sanırım ilk ilhamlarımın kaynağı çocukluğumdan geliyor. Çocukluğumda yaşamla ilgili birçok şeyi yaşadım ve öğrendim. Ülkemde iç savaşı yaşadım. Doğduğum köyü terk etmek zorunda kaldım. Mülteci olarak Fransa`da yaşadım. Daha yedi yaşındayken annemi kaybettim. Bir çocuk için yaşanabilinecek çok ağır şeylerdi bunlar. Bu gün olup bitene baktığım zaman dünyanın pek de değişmemiş olduğunu görüyorum. Herşey eskiden olduğu gibi kendisini tekrar ediyor. Kısacası, beste konusundaki ilhamlarımın tamamı çocukluğumda yaşadığım şeylerden geliyor. Angelopolos bildiğiniz gibi çok ünlü bir Yunan yönetmendir, çok derin tarih bilgisi vardır, bana göre o da aslında bir peygamber çünkü yıllar önce yaptığı "Mülteciler" filminin açılış sahnesinde bugünkü mülteci sorununu aynen öngörmüştü. O sahne bir helikopterden çekilmişti ve denizin üzerinde yüzen cesetleri gösteriyordu. Bugün Ege Denizi`nde aynı şeyler yaşanıyor. Ben de o filmin müziklerini bestelemiştim. Tarih boyunca bu mülteci sorunu ne yazık ki hep var oldu ve gelecekte de var olacak. Kosovayı, Afganistanı, Irakı hatırlayın, tarih kendini hep tekrarlıyor. Şimdi de Suriyeli mültecilerin krizini yaşıyoruz, şok içindeyim. Angelopulos`un "Truvalı Kadınlar" filminde de gene konu mültecilik idi. Bu kadınlar 2.500 yıl önce çocuklarından koparılarak Yunanistana gönderilmişlerdi. Bu filmin müziklerini yaparken ben oradaki durumu tasvir etmiyordum, gene kendi çocukluğumdan içimde kalan ilhamla müzik yazıyordum. Bu ilham benim için bir sırdır.


Sanata içtenlikle ve tüm benliğimle inanan bir insanım


Tunçel Gülsoy: Müziğiniz çok geniş insan topluluklarına dil din millet ayırımı olmaksızın hitap edebiliyor, bir büyüsü var, sizce bu büyü nereden geliyor?

Eeleni Karaindrou: Ben sanata içtenlikle ve tüm benliğimle inanan bir insanım. Müziğin hem teknik hem de otantik (özgün) yönleri vardır. Benim için otantik yön daha ağır basıyor. Ben, yüreğimden gelen bir müziği insanlara sunuyorum, kimsenin müziğine benzemeyen özgün bir ses. Ruhumdan yansıyan bir şey. Belki de notaları kullanarak dünyanın gerçeklerini insanlara anlatıyorum.

Tunçel Gülsoy: Gelecekte kendiniz ile ilgili ne istiyorsunuz?

Elen Karaindrou: İki torunum var, ikisi de müzisyen, hem onların hem başka insanların torunlarının gelecekte benim müziklerimin bir parçasını hatırlamalarını istiyorum. Hani benden bir parça havada müzik olarak asılı kalsın ve insanlar onu dinlesin, hissetsin.

Tunçel Gülsoy: Tekrar İstanbuldasınız, ne hissediyorsunuz?

Eleni Karaindrou: Kendimi çok güzel hissediyorum. İlk defa konser vermeye buraya geldiğimde dinleyicilerin ilgisinden ve güzelliğinden çok etkilenmiştim. Konserde sessizce beni dinlediler ve sonra onların ağladığını gördüm. Çok duygulanmıştım. Ben de kaybetiğim annemi, büyük annemi ve köyümü hatırladım, onların bir parçasını bu ülkede bulmuş olduğumu hissettim. Bir masumiyet duygusu idi ve onu buradaki insanların gözlerinde yeniden bulmuştum. Angelopulos`un "Ulysees Gaze" filmi insanlığın kaybetmiş olduğu masumiyeti anlatır. Ben o masumiyeti Türkiyedeki dinleyicilerimin bakışlarında buldum.

Tunçel Gülsoy: Bugün konseriniz var, buradaki dinleyicilerinize neler demek isterdiniz?

Eleni Karaindrou: Ben kelimelerle bir şey söylemem. Söyleyeceğimi ellerimle parmaklarımla çalarak müziğimle söylemeyi tercih ederim. Bugün insanlar söylediklerimi hissedecekler eminim.

Tunçel Gülsoy

Cazkolik.com / 26 Mayıs 2016, Perşembe

(Fotoğraflar: Leyla-Diana Gücük)


 

 

 

 

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • Hayk Durmaz
    2017-05-18 22:47:29

    Böylesine duygu dolu müzikleri yapan bu büyük insanı yakından görmeseydim gözlerim açık giderdi. İlk konserini en yüksek ritm de atan kalp atışları ile ağlayarak izledim. Konser sonrası imza sırasına girip onun mübarek ellerinden öptüm ya daha ne isteyeyim :) Röportajınız için çok teşekkür ederim.

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.