Şubat ayının en güzel caz albümleri

Şubat ayının en güzel caz albümleri

Bu makalenin orijinali 5 Mart 2026 günü Dave Sumner imzasıyla Bandcamp'te yayınlanmıştır.

 


 

Şubat ayının yeni albümler açısından sakin geçeceği söylentileri yalanmış! Genellikle Mart ayının yoğun albüm çıkış programına doğru yavaş bir hazırlık dönemi olur ama bu sene öyle olmadı! Bu bir şikâyet değil tabii ki. Bu ay, modern cazın tanınmış öncülerinin albümleri piyasaya çıktı veya çıkıyor, ancak benim yazılarım radara yakalanmamış öneriler olmadan tamamlanmış sayılmaz. Hadi gelin başlayalım.

 

 

Tomeka Reid Quartet; "Dance! Skip! Hop!"

 

 

İşte bu albüm, bu müzisyenlerin işlerinde artık çok tanıdık gelen o alışılmadık melodiklik; kaleydoskopik dokuların patlaması, karmaşıklığın sadeleştirilmiş hali, güneşli bir öğle sonrası sonbahar yapraklarının düşmesi kadar keyifli. Albüm, bu özellikleri en iyi yansıtan albüm adını taşıyan parçayla başlıyor. Daha önce birlikte çalışmış olan sanatçılar; çellist Tomeka Reid, gitarist Mary Halvorson, davulcu Tomas Fujiwara ve basçı Jason Roebke özgün vizyonlarını dinleyicinin kolay benimsemesini sağlıyor. Değişen gelgitler üzerinde seksek desenleri gibi ritimler. Özgür ama sıkı odaklanmış, ufuk çizgisindeki bir noktaya yönelmiş bir bakış. Keyifli ve tuhaf.

 

 

Brandon Seabrook; "Hellbent Daydream"

 

 

Hellbent Daydream albümü, Brandon Seabrook’un dinleyicilere son albümünü nasıl dinlemeleri gerektiğini önerdiği bir mesaj niteliğinde. Tıpkı bir rüyanın içine daldığımızda hissettiğimiz o kabullenme hali gibi, tüm kurallar bir şekilde anlaşılır, her bağlam kucaklanır, soru sorulmaz... Seabrook, modern caz, Amerikan folk müziği, oda müziği, deneysel müzik ve avangardın ciddi etkili ruhanî bir hâl aldığı, müzikal etkilerden oluşan ateşli bir hayal dünyası yaratmış. Gitar ve banjoya basçı Henry Fraser, kemancı Erica Dicker ve piyano-synth sanatçısı Elias Stemeseder eşlik etmiş.

 

 

The Three Seas; "Antahkarana"

 

 

Bu müzik özünde folk-caz. Himalaya kökenleri ve Baul mistisizmiyle beslenen bu müzik, hem toprağa hem havaya ait; hem sağlam temelli hem ruhanî nitelik taşıyor. Başlangıçta üçlü olarak kurulan grup zamanla daha geniş bir topluluğa dönüştü. The Three Seas, Avrupa, Güney Asya ve Hindistan kaynaklarından ilham alırken, sesini türlerin ve sınırların ötesine geçen bir noktaya taşıdı. Raju Das Baul (vokal, khamak), Deo Ashis Mothey (vokal, dotora, esraj, gitar), Gaurab “Gaboo” Chatterjee (vokal, davul, dubki, gitar), Brendan Clark (elektrik bas, dotora, vokal) ve Matt Keegan (bariton saksafon, harmonium, vokal) hipnotize ederken ritim tutan, yatıştırırken ilham veren bir müzik yaratıyor.

 

 

Aaron Shaw; "And So It Is"

 

 

Black Nile ikilisinin üyelerinden Aaron Shaw’un ilk albümünün doğuşu bir hastalıkla bağlantılıdır. Shaw, kötü bir hastalık teşhisinin ardından yaşadığı duygusal yıkımı ve bunun ötesine geçme sürecini yansıtmak için bu şarkı dizisini yarattı. Mesleği gereği çok sayıda enstrüman çalan bir müzisyen olan Shaw, sebat etmek ve yeni bir anlam bulmak için müziğe ve yaratıcılığa yaklaşımını değiştirmek zorunda kaldı. Bunun ruhanî bir caz şeklinde olması şaşırtıcı değil; bu yönde önceden bilgi sahibi olmak da onun derin etkisini azaltmıyor.

 

 

Meg Okura; "Isaiah"

 

 

Meg Okura, “Isaiah” albümüyle dinleyiciyi yolculuğa çıkarıyor. Kemancının besteleri, bir hikâye akışını andıran bir üslup benimsiyor; yol boyu azımsanmayacak ölçüde çatışma ve çözümle birlikte, kat edilen mesafe ve zaman hissini aktarıyor. Kemancının Pan Asian Chamber Jazz Ensemble grubu —20 yıldır bir arada olan ve şimdi kendi adı altında beşinci albümünü çıkaran grup— tartışmasız bugüne kadarki en güçlü albümünü yayınladı. Bana göre, bu albüm en canlı ve ifade gücü en yüksek olanı. Hem dram hem tuhaflık var. Kemancı uzun melodiler çiziyor ve bunların akarken nefes almasına izin veriyor. Bazen bir parça, hafif bir sıçrayı ve neşeyle ilerliyor, bazen de yağmur birikintilerinde sıçrayan çocukların ayak sesleriyle. Ve sonra, gök gürültüsü, şimşek çakması gibi davranan anlar da var. Nasıl gelişirse gelişsin her zaman melodinin nabzını tutuyor. Flütçü Anne Drummond, klarnetçi Sam Sadigursky, klavyeci Brian Marsella, gitarist John Lee, basçı Evan Gregor ve davulcu Peter Kronreif ile konuklar soprano saksafoncu Sam Newsome, trompetçi Randy Brecker, alto saksafoncu Remy Le Boeuf ve perküsyoncu Rogério Boccato bu kayıtta Okura'ya eşlik ediyor.

 

 

Petite Lucette; "Incendier nos tristesses"

 

 

Petite Lucette beşlisinin ikinci albümü içindeki müziğin sınırlarını aşan imgeler uyandıran şiirsel bir eser. Beşli, melodiyle dinleyicileri büyüleyerek dikkatlerini üzerine çekerken, ritim de dinleyiciyi adeta sürüklüyor. Hareket genellikle hiperaktivite sınırına yaklaşıyor ancak melodiyi bozmayan bir tempoda devam ediyor. Ritmik diyalogun geri plana çekilirken melodinin tek başına spot ışığında kalmasına izin verdiği bu ara bölümler, albümün en dramatik anlarından bazıları. Saksafoncu Clémentine Ristord, klavyeci Sylvain Fouché, vibrafoncu Manon Saillard, kontrbasçı Pierre-Antoine Despatures ve davulcu Mathieu Imbert bu topluluğu oluşturuyor.

 

 

Ómar Guðjónsson; "210"

 

 

İzlandalı pedal steel gitaristi Ómar Guðjónsson son albümünde İzlanda’nın Garðabær kentinde geçirdiği çocukluk anılarını dile getiriyor, albümün adı ise şehrin posta koduna atıfta bulunuyor. Belki de, şimdiki zamanda anlatılan eski anıların belirsiz doğası, çelişkili “gerçeklerin” doğruluğu –ve bazen duygusal tepkileri de– nasıl bulanıklaştırdığına bir gönderme olarak, Guðjónsson, her biri bir davulcu ve bir klavyeciden (synthesizer ve hazırlanmış piyano) oluşan iki farklı trio kullanıyor; bu triolar, Guðjónsson’un ortada olduğu stüdyonun zıt köşelerinde aynı anda çalıyor. Ses, baş döndürücü bir folk-caz; sıcaklık, içini ısıtan bir seviyede; tempo rahat; ve içe dönük ara bölümlerde bile tipik olarak neşeli.

 

 

Work Money Death; "A Portal To Here"

 

 

Spiritüel caz tınısı, günümüz modern cazında adeta çarpıcı bir yeniden doğuş yaşıyor. Beklenildiği üzere, bu akım da diğer tüm eski usul caz türleri gibi yaratıcı evrimin etkilerine açık ve çoğu zaman geçmişteki biçimleri belli belirsiz bir şekilde anımsatıyor. Bu canlanmanın ilk işaretlerinden bazıları, John, Alice Coltrane ve Pharoah Sanders’ın belirgin etkilerinin görüldüğü Nat Birchall’ın John Coltrane tarzındaki ilk kayıtlarına kadar uzanıyor. Nat Birchall ile bağlantıları olan Work Money Death, daha çok eski tarz bir sese yöneliyor ve bunu ustaca sergiliyor. Uzun, coşkulu ritimler ve ciddi melodilerle iç içe geçerek transandantal araçlar haline geliyor.

 

 

Orchestra Of The Upper Atmosphere; "Theta Seven"

 

 

Bu albüm, Martin Archer’ın “Upper Atmosphere Orkestrası” projesinin yedinci ve son bölümü. Avant-garde, krautrock ve spiritüel unsurlarla bezeli saykodelik bir caz; dinleyiciyi normalliğin yörüngesinden sarsarak çıkarmak gibi bir his uyandırıyor. Sekizli grubun üyeleri genel olarak çok enstrümanlı müzisyenlerin rollerini üstleniyor, hem akustik hem elektronik enstrümanlar çalıyor, ana enstrümanlara klavyeler, elektronik efektler veya karışıma farklı bir şey katabilecek rastgele enstrümanlar ekliyorlar. Müzik, odaklanma ve ritim duygusunu asla kaybetmeden çılgın bir hıza ulaşıyor, ardından yavaşça yere iniyor ve yükselişi yeniden başlatıyor.

 

 

David Chevallier, Sébastien Boisseau and Christophe Lavergne; "ReSet"

 

 

Gitarist David Chevallier, kontrbasçı Sébastien Boisseau ve davulcu Christophe Lavergne’den oluşan üçlünün bu caz-rock füzyon albümüne doyamıyorum. Melodiler, pop şarkılarının akılda kalıcılığını ve alternatif rock’ın yoğunluğunu taşıyor. Ancak üçlü, melodileri karmaşıklık potansiyellerini keşfedecek şekilde yorumluyor; bu yorum, modern caz sesini yansıtan ritmik bir diyalogla vurgulanıyor ve dengeleniyor. Bu albüm, Chris Lightcap’ın 2014 tarihli Epicenter albümüne ve caz ile rock etkilerinin empatik bir nitelik kazanmasına benzer bir etki bırakıyor bende. Modern gitar cazı hayranlarına şiddetle tavsiye ederim. Bu arada: Bu ay Yolk Records’tan, önceki albümüne de aynı derecede hayran kaldığım Dandy Dandie beşlisinin son albümü de çıkıyor.

 

 

Sam Joris ve Wout Gooris; "Kleinood"

 

 

Kışın bu en soğuk günleriyle başa çıkmak için bize sunulan huzur dozu. Trompetçi Sam Joris ve piyanist Wout Gooris bir melodiyi sanki bir alevi besler gibi ele alıyor; anlık sıcaklık parıltısını, daha da parlak bir şekilde yanan bir şeye dönüştürmenin başlangıç noktası olarak görüyorlar. Blüthner marka bir kuyruklu piyanonun kullanımı, sanki bu özel an için oturma odalarına davet edilmişiz gibi, kayıtta samimi bir hava yaratıyor. Bu ay boyunca bu havaya daha fazla ihtiyaç duyarsanız eğer son yıllarda aynı koşullarda benim için bir sığınak olan bir albüme sizi yönlendireyim: Wout Gooris’in 2016 tarihli solo folk-caz-deneysel kaydı voor Jef.

 

 

Karim Saber; "Sundance"

 

 

Sundance’in her parçası, bir meşalenin yakılması gibi melodik bir girişle başlar; gitarist yol gösterirken Karim Saber melodiyi ön planda tutmaya devam eder. Bu müzik, sesleri günümüze ait olsa da eski usul yaklaşıma sırtını dönmemiş bir post-bop türüdür. Melodi her zaman ön plandadır. Parçalar, kış havasını geri püskürtmeye yetecek kadar sıcaklık yayar ancak bazen de sönmeye niyeti olmayan şömine ateşi gibi şiddetle yanar. Bu özeti “RIYL Brian Blade Fellowship” ile bitirmek için her türlü neden var.

 

 

Dikkat çeken diğer albümler:

 

 

Knut Kvifte Nesheim’ın tenor saksafon, vokal/sentezleyici, tuba, elektro gitar ve davul/sentezleyicilerden oluşan beşlisi, Songs for Birds albümünü eski, kendi kendine çalan mekanik enstrümanların kullanımı etrafında şekillendirimiş. Serinetler ve müzik kutularını bazen chamber jazz, bazen caz-rock, bazen de deneysel müzik ortamlarında kullanıyor. Davulcu David Georgelet, kontrbasçı Yoni Zelnik, piyanist François Chesnel ve tromboncu Thierry Lhiver, bu canlı performans kaydında 1964 tarihli Verve kaydı The Individualism of Gil Evans’tan ve Evans’ın diğer parçalarından modern yorumlar dinletiyor. Baharı sabırsızlıkla bekliyorsanız, daha ılıman havaların geri dönüşüne kadar sizi idare etmesi için Fabiano Do Nascimento ve Vittor Santos Orchestra'nın bu sevimli kaydını şiddetle tavsiye ederim. Palle Mikkelborg, gitarist Jakob Bro, arpçı Helen Davies ve Thomas Li'nin ses manzaralarının da yer aldığı etkileyici yeni albümünde, eski parçaları sade bir solo (benzeri) düzenlemede yeniden ele alıyor. Martin Wind'in Anat Cohen, Kenny Barron ve Matt Wilson ile yaptığı bu düz çizgide ilerleyen kayıt, tam bir zevk.

 

Dave Sumner

 

Çeviri Cazkolik.com / 17 Mart 2026, Salı

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.