"Yoklar"; Cesur, samimi ve öngörülemez bir proje

"Yoklar"; Cesur, samimi ve öngörülemez bir proje

 

Başak Yavuz ve Serdar Yılmaz'ın 'Yoklar' projesi modern kaygılara dair bir çoklu sanat performansı

 

 

Caz konserlerine giderken neyle karşılaşacağımıza dair kısmen bir kanaatimiz vardır. Konser başlayınca düşüncemizi etkileyebilecek detayların başında sanatçıların performansları gelir, bazen sıradışı bir performans geceyi unutulmaz kılabilir.

 

Dün akşam, Borusan Müzikevi'nde izlediğim Başak Yavuz ve Serdar Yılmaz'ın "Yoklar" isimli multimedia projesi içerdiği fikir ve potansiyeli nedeniyle bugüne kadar izlediğim sahne sanatlarının ötesinde bir çalışma oldu benim adıma. Bu yüzden, öngörülemez bir performans idi ve ilk dakikasından bitmek bilmeyen nihai alkışlara kadar heyecan verici bir anlatıya şahit olduk.

 

Shakespeare tarihçisi bir yazarla söyleşideki kritik soruyu unutmadım; 'Aradan yüzyıllar geçtiği halde onu bu kadar özel kılan nedir?' Cevap, 'snob' şüpheleri giderecek tatmine sahipti; 'İnsanlığın varoluşuna ait temel konuları ele aldığı için'. Başak Yavuz ve Serdar Yılmaz da şimdi 'modern' dediğimiz bu uçucu/sahte/yanıltıcı görünüme rağmen aslında binlerce yıldır özünde fazla değişmeyen insanlığa dair bir çoklu sanat gösterisi izletti bize.

 

 

"Yoklar" isimli proje Yavuz ve Yılmaz'ın multi disipliner sanat örgüsüyle anlattıkları, temelde Shakespeare'den, antik Yunan'dan beri sorduğumuz soruları sahneden seslendiriyordu; Varlık ve Yokluk.

 

Felsefeden sanata, modern bilimlerden teolojik anlatılara hepsi bu soruyu içermez mi?

 

Bu amaçla, mimarlık, restorasyon ve müziği birleştiren Başak Yavuz ile resmi ve sinemayı buluşturan Serdar Yılmaz'ın ortak çalışması "Yoklar" adıyla 1 Mart [dün akşam] Borusan Müzikevi'nde prömiyerini gerçekleştirdi ve bu proje muhtemelen tek seferlik bir çalışma olacak. İzleyenler ise, benim de içinde olduğum şanslı bir izleyici grubu idi.

 

Bir bienal çalışması gibi algılanabilecek olmasına rağmen tek seferlik bir gösteri olarak sunulması kıymetli oldu. Birçok bienal çalışmasının kavram kargaşalarından faydalanan modern dekorlardan ibaret olduğunu düşününce bu canlı ve anlık performans cesur, samimi ve ayrıcalıklıydı.

 

 

 

Geceye dair birkaç not;

 

 

Lawrence ‘Butch’ Morris'den beri sahneyi kendine has, önceden kodlanmış hareketlerle idare eden bir şef görmemiştim. Başak Yavuz'un geçişleri yöneten kodları pratikti.

 

Yeşim Pekiner, Ceyda Özbaşarel, Gizem Dal, Dilek Yılmaz ve Başak Yavuz'dan oluşan anti-vokal korosunu burada mutlaka not etmem lazım.

 

Deneysel müzik ile deneysel sinemayı buluşturan Serdar Yılmaz'ın filmleri canlı müzikle birbirini tamamlıyordu.

 

 

Sinema, resim, sahne performansları ve müzik gibi çoklu sanatı kapsayan bir geceye Borusan Müzikevi'nin performansla izleyiciyi içiçeleştirebilen sahnesinin ev sahipliği yapması isabetli olmuş.

 

Alper Maral'ın bas nefeslileri, Şevket Akıncı'nın gitarındaki çizikli sesler, Erdem Göymen'in davulla türlü çeşitli kontrastı sound ve görsel olarak etkileyiciydi.

 

Esra Kayıkçı'nın kontrbası ve vokali iki farklı ses grubu arasında köprü gibiydi.

 

Performansların gerçekleşmesi için sahne gerisinde bir çok emeğin yer aldığını da takdirle hatırlatayım.

 

Fotoğraflar Borusan Müzikevi'ne aittir.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 02 Mart 2024, Cumartesi

 

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com kurucusu, editör ve yazar.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.