Belki de Türkiye`de ilk kez bir pop klübü caz sahnesine dönüşüyor!

Belki de Türkiye`de ilk kez bir pop klübü caz sahnesine dönüşüyor!

Dört senedir pop müziğe hizmet eden Emirgan Group mekânı La Boucherie artık müzisyen Özer Atik direktörlüğü ve ‘Bouch Jazz’ adı altında caz gecelerine ev sahipliği yapıyor. Caz müziğin doğal bir elek olduğunu söyleyen Atik, “Başka bir müzikte bu eleği otomatikman sağlayamazdık. Şu an kulübün kapıları herkese açık ama biz biliyoruz ki caz dinlemeye gelen insan zaten bizim burada ağırlamaktan mutluluk duyacağımız insandır” diyor.


İstanbul yeni bir caz sahnesi kazandı; Bouch Jazz


Umut Evirgen’in başında olduğu Emirgan Group dört sezondur pop müziğe hizmet veren mekânını Bouch Jazz adı altında caz sahnesine dönüştürerek Özer Atik`ün direkörlüğü ve Ozan Musluoğlu’nun müzikal danışmanlığında şehrin caz hayatına yeni bir soluk getirdi. Atik bu radikal geçişi şöyle özetliyor: “Aynı müşteri kitlesi, aynı insanlar... Belli bir yerden sonra o denizin bizim için bittiğine karar verdik ve “Kendimize yeni bir deniz bulalım” dedik.”

*

Mekânın dinamiği, yapısı ve dekorasyonu itibariyle diğer caz mekânlarından ayrıştığını belirten Atik; “Diğer mekânların bu kadar yaşayan bir yer olduğunu zannetmiyorum. Burası zaten eski ve ruhu olan bir yerdi” diyor. Atik ile Bouch Jazz’a dair tüm ayrıntıları konuştuk.


Işıl Çalışkan



Caz bizim için yeni bir deniz


Işıl Çalışkan: En başa dönelim... ‘Bouch Jazz’ fikri nasıl gelişti?


Özer Atik: Burası yaklaşık 4 sezondur canlı müzik yapılan bir yerdi. Ağırlıklı olarak Türkçe pop olmak üzere haftanın 4 günü canlı müzik yapıyorduk. Burası o manada gece hayatına lokomotif olacak mekânlardan biriydi. Birgün Umut Evirgen ile otururken bu işi yapmaktan çok sıkıldığımıza karar verdik. Ağzına kadar dolup taşıyordu. Fakat şunu fark ettik ki 100 tane şarkı var, değişik çok kıymetli müzisyen arkadaşlarımız gelip burada o parçaları çalıyorlar. Aynı müşteri kitlesi, aynı insanlar... Belli bir yerden sonra biz o denizin bizim için bittiğine karar verdik ve “Kendimize yeni bir deniz bulalım” dedik. Emirgan Group olarak o portföyün içinde bize yakışacak şekilde hem kendi müşteri kitlemize hitap edecek hem de kazandığımız yeni müşterilerin de bizde kimyasının oluşabileceği bir çözüm nasıl olur diye düşündük ve bunu yapmaya karar verdik.


Para kazanmaktan daha önemli bir şey bu


Işıl Çalışkan: Mekanın ağzına kadar dolduğunu söylediniz. Bir ticari işletme için riskli bir geçiş olmuş aslında. Nasıl bir karardı bu?


Özer Atik: Bizi başta uyardılar zaten. “Abi bakın bu iş zordur” dediler ama bizimki gerçekten ticari bir kaygı değil. Zaten sadece para kazanmak için yapılacak bir iş değil bu. Her gece bununla mücadele etmek çok zor. Gece hayatı çok fazla dinamikleri olan bir mevzu. Dolayısıyla ticari değil kaygımız. Onu vazgeçilebilecek bir şey olarak gördük. Tüm Emirgan Group olarak konuya yaklaşımımız budur. Para kazanmaktan daha önemli bir şey bizim için.


Işıl Çalışkan: Peki neden cazı tercih ettiniz?


Özer Atik: Caz, doğal bir elek. Bir mekânın sahibi ya da işletmecisiyseniz buraya giren çıkan insanı denetlemek zorundasınız. Bu konuda biz hep çok seçici olduk. Yıllarca rezervasyon bile kabul etmedik. Hep eşimiz dostumuz geldi. Zaten insanlar burada kendi evinin salonunda gibi rahatça hareket edebildikleri için buraya geldiler. Başka bir müzikte bu eleği otomatikman sağlayamazdık. Şu an dükkanın kapıları herkese açık ama biz biliyoruz ki caz dinlemeye gelen zaten bizim burada ağırlamaktan mutluluk duyacağımız insandır.



Özer Atik


Dinleyicimiz az ama öz


Işıl Çalışkan: Caz dinleyicisi size göre nasıl bir profile sahip? Cazın doğal bir elek olduğunu söylediniz. Bu eleği biraz somutlaştırabilir misiniz?


Özer Atik: Benim bu işe başlamadan önce kafamda canlandırdığımla şu an gördüğüm arasında aslında çok büyük bir fark yok. Doğru düşünmüşüz. Kasım ayından bu yana gelen misafirlerden anladığım ağırlıklı olarak kadın dinleyiciler, üniversite mezunu, beyaz yakalı, yabancı dil bilen, şarap tüketen ve rafine zevkleri olan insanlar. Az ama özler. Dolayısıyla, biz gelen kitleden son derece memnunuz.


Işıl Çalışkan: Siz de müzisyensiniz. Sizin cazla bir bağlantınız var mı?


Özer Atik: Asla icracısı olmadım. Zaten onun için başka bir tedrisattan geçmek gerekiyor. Sadece tedrisat da yetmiyor, sahnede, çalarak öğrenilecek bir müzik. Dolayısıyla, benim kendi müzikal geçmişimde böyle bir çalışmam hiçbir zaman olmadı. Herkes kadar caz dinliyordum. Hatta meraklı bir caz dinleyicisi olduğumu da söyleyemem. Bugün çok gelişti repertuvarım tabii her gün ayrı konser dinleye dinleye (Gülüyor). Hatta, ülkemizdeki caz müzisyenlerine neredeyse hâkim oldum diyebilirim. Şimdi hem bu konuyla ilgili vizyonum hem de olaya bakış açım çok değişti.


Işıl Çalışkan: Ne yönde değişti bakış açınız? Türkiyeli müzisyenlerin yaptığı müziği nerede görüyorsunuz?


Özer Atik: Çok kıymetli müzisyenler. Ben iyi bir müzik dinleyicisi olarak niteleyebilirim kendimi. Yaptıkları şeyi algılayabilmek için gerçekten kulağınızın belli şeylere açık olması lazım. Bu da zamanla olacak bir şey. Ve dinledikçe farklı farklı quartetler, triolar, quintetler... Aynı eserleri çaldıklarında diyorsun ki “Haa burada bu piyanistin bu esere yaklaşımı şu şekilde oldu”. Benim burada gördüklerim son derece işlerinde mahir, kıymetli müzisyenler. Dolayısıyla, bu müzisyenler, bu müziği yapmayı seçtikleri için hem Türkiyeli caz müzisyenlerini hem de Türkiyeli caz severleri şanslı addedebilirim.



Özer Atik ve Işıl Çalışkan


Müziği bir zümreye ait gibi göstermek yanlış


Işıl Çalışkan: Cazın Türkiye’de papyonlu ve takım elbiseli insanların yaptığı müzik algısı var. Hâlâ tam olarak o algıyı aşmış bir ülke sayılmayız. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?


Özer Atik: Şık giyinmek güzel tabii. Ben sürekli sahneye papyonla çıktığım için (Gülüyor) ... Müziği bir zümreye aitmiş gibi göstermek ya da öyle algılamak doğru bir şey değil. Bu tamamen zevk meselesidir. Ama tabii ben size buradaki misafir kitlesini anlatırken de belli çerçevelere oturtmuş olabilirim ama şuna, buna aittir diyemeyiz. Aslında, bu da insanın biraz da kendisiyle âlâkalı bir şey. Bir çocuğun kulağı hep Anadolu ezgileriyle dolmuştur. 15 yaşında, bizden bir halk türküsüyle kendinden geçebiliyorken bambaşka bir müzikal çevrede büyümüş bir insan bu müzikle aynı hisleri taşıyabilir. Dolayısıyla, yetiştiğimiz müzikal çevre ve bizi neyin beslediği önemlidir.


Işıl Çalışkan: Ozan Musluoğlu direktörlüğünde gerçekleşiyor konserler. İsimler neye göre belirleniyor? Bu konuyu biraz detaylandırabilir misiniz?


Özer Atik: Ozan bizim için çok önemli bir liman, çok doğru bir pusula aslında. Burada pop müzik atraksiyonu dönüyorken oradaki müzisyen arkadaşlarımla sahneye de çıktım, konservetuvarda da okudum, rakı sofralarında da oturdum. Onları çok iyi tanıyorum. Fakat bu taraftaki müzisyenlerle sahnede bir ortak çalışmamız olmadığı için böyle bir bağım yok. Ozan burada bizim için çok kilit ve kıymetli bir adam, çünkü onun bağı bu müzisyenlerle var. Biz başından beri biliyorduk ki onun adresleyeceği grup ve müzisyenler doğru olacaktır. Bugüne kadar da hiç yanılmadık. Seçimleri Ozan yapıyor, biz hiç karışmıyoruz. Zaten, doğru olan bu. Eğer ona müzik direktörü dediysek bizim bir baskımız, yönlendirmemiz asla olamaz. O konuda kendisine tam olarak teslim olmuş durumdayız ve iyi ki de öyle yapmışız.


Son 2 yıldır caz mekanları arttı


Işıl Çalışkan: Bir süre sonra işin içine ticaret girdiğinde baskılar olabiliyor. Olmaması güzel.


Özer Atik: Bu çok uzun soluklu bir şey. Bugünden yarına olacak bir şey olmadığını çok net biliyoruz. İstanbul’da ne mutlu ki özellikle son iki senedir mekânların sayısı fazlalaştı. Ama açıldığı gün Nardis Caz Kulübü’nün kalabalığını elde etmesi mümkün değil. Orada 18-20 yılın tecrübesi ve bilinirliği var. Bu yavaş yavaş zaman içerisinde işletmenin de arkasında durmasıyla, parçaların birbirine oturmasıyla oluşacak bir şey. Biz, bugün yarın para kazanmak derdiyle yapmıyoruz zaten, yapmak istediğimiz ve sevdiğimiz için yapıyoruz. Yavaş yavaş kitlelerin buranın İstanbul’un en seçkin caz kulüplerinden birisi olduğunu öğreneceğini biliyoruz.



Flapper Swing Bouch Jazz sahnesinde


Bu müziğin tüm tarafları bir aile gibi


Işıl Çalışkan: Bouch Jazz`ın son dönemde artan caz sahnelerinden ne farkı var?


Özer Atik: Genelde başka mekânlara pek gitmem ben. Ama Önder abi (Focan) arada gelip burada çalıyor. Sektörde rakibiniz olan yerin beynindeki adam. Bizimle oturup “Ya çocuklar şunu da şöyle yapabilirsiniz” ya da “Böyle yapsanız daha iyi olur” diyebiliyor. Bu konuda tecrübelerini paylaşabilecek kadar açık görüşlü ve açık yürekli davranabiliyor. Demek ki, bu müziğin icracısı da işletmecisi de dinleyicisi de bir aile. Biz de o ailenin parçası olmak niyetindeyiz. Geçmiş yıllardaki tecrübeleri düşünüyorum da, bize benzer bir mekânı açan birine gidip arkadaş bunu şöyle, böyle yap demek hiç bizim yapacağımız bir şey olmazdı. Demek ki doğru adresteyiz.


Sorunuza gelince mekânın dinamiği, yapısı, dekorasyonu itibariyle çok ayrıştığını düşünüyorum. Bir mekân olarak bu kadar yaşayan bir yer olduğunu zannetmiyorum diğer mekânların. Bu zaten çok eski, ruhu olan bir dükkan. Belki farklılık olarak bunu söyleyebiliriz.


Işıl Çalışkan: Ses ve ışık sistemiyle ilgili de biraz bilgi verebilir misiniz?


Özer Atik: Burasının zaten canlı müzik kültürü olan bir yer olması bizim şansımızdı. Çalan müzisyen arkadaşlarımız sahnede çok rahat ettiklerini söylüyorlar. Bu bizim için çok önemli. Standart sistemleri vardı. Bu sene sırf bu işe gireceğiz diye elektrikli kuyruklu bir piyano aldık. Gelen müzisyenler rahat etsin diye. Duyumla ilgili ne seyircilerden ne de sanatçılardan hiçbir şikayet almadık. Bu durum performansı çok etkileyecek bir şey. Dolayısıyla, hem dışarıda dinleyen hem de içeride çalanın rahat ettiği bir sistem var.


Turistlerin beğenmesi de çok önemli


Işıl Çalışkan: Eklemek istediğiniz bir şey var mı?


Özer Atik: Biz çok heyecanlıyız. İnşallah uzun soluklu olur. Emirgan Group olarak arkasında durmaktan mutluluk duyacağımız bir proje. Caz sahneleri İstanbul’da daha fazla olmalı. İstanbul bir yandan da çok ciddi manada turist ağırlayan bir şehir. Gerçi profilimiz biraz daha Orta Doğu’ya kaydı ama bu müziğin daha çok dinlendiği ülkelerden de ciddi sayıda turist geliyor. O gelen insanların da “İstanbul’da da şöyle şöyle caz barlar vardı. Avrupa’daki ile eşdeğer. Ne kadar güzel müzik dinledik” diyebilmeleri hem mekânlar için hem de sanatçılar için çok önemli. Çünkü onların uluslararası networkleri de var. Dolayısıyla, uluslararası misafirlerin buradaki caz müzik kulüplerini de beğenmesi hepimiz için iyi olacaktır.



Ezgi Alaş ve arkadaşları Bouch Jazz sahnesinde


‘Bouch Jazz’ Ocak ayı programı şu şekilde:


15 Ocak: Sarpay Özçağatay Quintet
16 Ocak: Alp Ersönmez Band
17 Ocak: Çağıl Kaya Band
18 Ocak: Flapper Swing
22 Ocak: Şallıel Bros.
23 Ocak: Cem Tuncer Ouintet
24 Ocak: Göksu Sandıkçı Band
25 Ocak: Cansu Nihal Akarsu Band feat. Tolga Bilgin
29 Ocak: Su İdil Band
30 Ocak: Emir Ersoy “Rhytmic Hands”
31 Ocak: Erdem Özkan Band


Işıl Çalışkan


Cazkolik.com / 15 Ocak 2020, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Işıl Çalışkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X