Cazın milli takım kaptanı Aycan Teztel.

Cazın milli takım kaptanı Aycan Teztel.

Türk cazının en önemli isimlerinden, Türkiye’nin gerçek Big Band’i olan İstanbul Superband’ın kurucularından ve yöneticisi, caz trombonunun güçlü ismi değerli Aycan Teztel ile özel bir söyleşi yaptık.


Cazkolik.com: Aycan Bey, öncelikle Türk cazının yeni platformu cazkolik.com ile, bizimle beraber olduğunuz için çok teşekkür ederiz.  Doğrudan merak ettiğimiz bir soruyla başlayalım, neden trombon? Çünkü horn olarak saksafon ve trompete göre solist karakteri daha geride bir enstrüman olarak bilinir, bu sebeple sormayı istiyouz!

Aycan Teztel: 1968 senesinde Dormen Tiyatrosu’nda Oliver Twist müzikalinde başrolde oynadığım dönemde Rana Erksan’dan piyano dersleri alıyordum. Aynı yıl piyano ile verdiğim ilk resitalden sonra Rana Hanım, çok yetenekli olduğumu, konservatuvar sınavlarına girmemi önerdi. Konservatuvar sınavını tam puan ile kazanınca, yatılı kısma kabul edildim. O dönemde tam zamanlı öğrenciler piyanoyu sadece yardımcı enstrüman olarak çalabiliyorlardı, başka bir seçenek yoktu. Konsevatuvarda keman ve trombona yöneldim. 2-3 sene sonra kemanı bırakıp trombon ve (yardımcı enstrüman olarak) piyano çalarak eğitimime devam ettim.

Sanırım trombonun insan sesine olan  yakınlığı ve yumuşak tonu beni her zaman çok etkiledi, saksofon ve trompet kadar solistik bir saz olmasa da, tınısı ile caz müziğinde vazgeçilmez bir yeri olduğuna inanıyorum.

Cazkolik.com: Evet, haklısınız, aslına bakarsanız dediğiniz gibi solistlik bakımından diğer iki enstrümandan biraz geride kalsa da caz tarihinde trombonun çok özel bir yeri ve yetiştirdiği bir çok büyük müzisyeni vardır. Peki, bir çok caz müzisyeni gibi çocukluktan itibaren müzigin içinde oldunuz, sizi caza yönlendiren süreci nasıl anlatırsınız?

Aycan Teztel: Bilindiği gibi Türkiye’de konservatuvarlarda klasik batı müziği eğitimi verilmektedir. Bu müziği okulda öğrenme şansı yoktur. Küçükken babamın evde Nat King Cole, Bill Evans, Frank Sinatra’nın long playlerini dinlemesi beni bu müziğe yakınlaştırmıştır. Babam benden plakta duyduklarını piyano ile çalmamı isterdi. Ben de notasının olmadığını söylediğimde, “dinle sen de aynısını çalarsın” derdi ve “Her müzisyenin gölünde caz müziği yatar” diye eklerdi.

70 li yıllarda tüm müzisyenler gibi ben de Blood, Sweat and Tears ve Chicago gruplarının LP lerini bulup, oradaki trompet, trombon ve saksofon partilerini  yazıp, ezberlerdim. Daha sonra Jay Jay Johnson, Urbie Green, Jimmy Cleveland, Frank Rosolino, Bill Watrous gibi trombon virtüözlerini dinlemeye başladım. Be Bop dönemi müziklerine hayranlığım başladı. 1979 yılında Hollanda’daki Rotterdam Konservatuvarı sınavını kazanınca klasik müziğin yanında, caz gruplarında, sextet, oktet ve big band’lerde çalmaya başladım. Hollanda’daki beş yılım ve daha sonraları Boston Üniversitesi’ndeki master eğitimim sırasında caz müziği hayatımın bir parçası haline geldi.?

Cazkolik.com: Henüz küçük bir çocukken müziği seven bir ailenizin olması ne kadar önemli olduğu gerçeği sizin kendi çocukluğunuzdan da gayet net anlaşılıyor. Okurlarımız adına şunu merak ediyoruz; trombon ve elbette caz dünyasını yakından takip ediyorsunuz, sizin için özel olan isimleri okurlarımız öğrenmek ister, gerek trombonist olarak gerekse de farklı enstrumanlardan...

Aycan Teztel: Bill Evans, Herbie Hancock, Keith Jarret, Gonzalo Rubalcaba, Toots Thielemans, John Coltrane, Michael Brecker, Ernie Watts, Clifford Brown, Freddie Hubbard, Jaco Pastorius,  Frank Rosolino, Bill Watrous, Andy Martin gibi müzisyenler, ayrıca Brecker Brothers, Big Phat Band ve Yellow Jackets gibi gruplar dinlemekten vazgeçemediklerimin başında geliyor

Cazkolik.com: İstanbul Superband’den de bahsedelim biraz, müziğin milli takımı olarak tanımlanıyor, tabii siz de milli takım kaptanı... İstanbul Superband nasıl kuruldu?

Aycan Teztel: Hollanda ve Amerika’da bulunduğum yıllarda çeşitli Big Band’lerde yer aldım, inanılmaz keyifliydi. Özellikle de önümüzde Randy Brecker gibi bir dünya devi çalarken aldığım hazzı kelimelerle anlatamam. O dönemlerden beri aklımda hep bir Big Band kurma fikri vardı. Türkiye’de sayıları az da olsa, birbirinden değerli, dünya çapında caz müzisyenleri var ; onların yanı sıra, yetişmekte olan genç yetenekler de var. Tam bunları nasıl bir araya getirebilirim diye düşünürken, dönemin Efes Pilsen İletişim Müdürü Pınar Tamar, 2002 Mayis ayında pazara sunulacak Beck’s birasının lansmanı için bir grup kurmayı önerdi ve birlikte Beck’s Big Band’i kurduk. Firma ile sponsorluk anlaşmamız bittiğinde ise İstanbul Superband ismini aldık. Big Band’in oluşumuna solist trompetçimiz Şenova Ülker ve solist saksofoncumuz Levent Altındağ’ın her aşamada büyük katkıları oldu. Zaten üçümüz uzun seneler "ŞAL / kemik üç" olarak, ayrıca çok iyi dost olarak birlikteydik, yüzlerce albümün kayıtlarında ve konserlerde birlikte sahne paylaştık. Biz bu üçlüyü 20 kişilik big band haline getirdik.

Cazkolik.com: Çok geniş bir repertuvarı var grubun ayrıca toplanması zor bir ekip, hepsi sazının en iyileri, Istanbul Superband nasıl çalışmalar yapıyor?

Aycan Teztel: Türkiye’de çok iyi bir caz dinleyicisiyle beraber aslında cazı sevebilecek, ama "caz müziği" tanımlamasının ürküttüğü geniş bir kitle de var. Biz bu dünya müziğini sadece sanatsal bir yaklaşımla değil, her iki dinleyici grubunu da kucaklayacak bir tarzda sunmaya özen gösteriyoruz. Bu doğrultuda repertuvarı sanatsal değeri yüksek ama aynı zamanda dinlemesi kolay, keyifli eserlerden oluşturuyoruz. Repertuarımızda 200 e yakın nota var.

İstanbul Superband’in kadrosu  30 kişiye yakın,  ancak sahnede genelde 18 kişilik standart big band kadrosu ile müzik yapıyoruz. Konserin atmosferine göre zaman zaman üflemeliler kadrosu değiştirebiliyoruz. Örneğin saksofon grubunda, Levent Altındağ, Yahya Dai, Serdar Barçın, Meriç Demirkol, Volkan Şanda, Engin Recepoğulları, Barış Ertürk, Çağdaş Oruç, Serhan Erkol, Anıl Şallıel, Barış Ertürk gibi 11 saksoncumuz var, oysa bunların sadece beşine sahnede yer verebiliriyoruz. Özellikle alt yapıda yer alan Serkan Özyılmaz, Ercüment Ateş, Eylem Pelit ve Volkan Öktem son derece yoğun isimler. Müzisyen arkadaşlarımın anlayışı, büyük fedakarlığı, özverisi ile 7 yıldır çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hepsi birbirinden yetenekli özel insanlar, onları provada bir araya getirebilmek için bile saatlerim, günlerim geçiyor. Ama o hoş tınıları duyduğumda yorgunluğum gidiyor. Bugüne kadar 50 ye yakın konser yaptık. Bu konserlerde Fatih Erkoç, Sibel Köse, Sibel Gürsoy, Neşet Ruacan, İmer Demirer, Aşkın Arsunan, Önder Focan gibi yerli solistlerin yanında, Rat Pack  trio, John Scofield, Dianne Reeves, Natalie Cole ve son olarak da Dee Dee Bridgewater gibi dünya starlarına etme şansına sahip olduk.

Cazkolik.com: Son olarak yaşadığımız günlere dönüp bakalım istedik, ekonomik kriz dünyaya ve bize zor günler yaşatıyor, bu durum sizi nasıl etkiledi, konserlerinizi de etkiliyor mu?

Aycan Teztel: Her zaman olumlu düşünen, pozitif düşüncelere sahip bir insan olmama rağmen, sanırım ekonomik krizin sadece bizi değil, tüm müzik endüstrisini yok etmek üzere olduğunu gözlemlemekteyim. Umarim en kısa zamanda tüm dünya ve öncelikle ülkemiz bu zor durumdan kurtulur.

Cazkolik.com: Aycan Bey, olumlu ve iyimser kişiliğiniz, açık yaklaşımınız ve samimiyetinizden ötürü size gerçekten çok teşekkür ederiz.

Cazkolik.com / 8 Nisan 2009, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.