Cyrille Aimée İş Sanat`tan bahar yağmuru gibi geldi geçti

Cyrille Aimée İş Sanat`tan bahar yağmuru gibi geldi geçti

Hızlı gündemde son yılların en sevimli seslerinden Cyrille Aimée ilk kez çıktığı İstanbul, İş Sanat sahnesinden bahar yağmuru tazeliğinde geldi geçti


İlk çıkışından bu yana, yani, yaklaşık on yıldır her yeni haberini duydukça kulak kabarttığım Cyrille Aimée, Fransız-Dominik anne babanın çok dilli, çok kültürlü kızı olarak çocukluğunu Fransa`da geçirmiş bir Avrupalı. Aile kökeni sayesinde en az üç dilde konuşup söylüyor, Portekizce de söylüyor, oldu dört. Bu ona müthiş bir avantaj sağlıyor, üstüne doğal bir sempati, güzellik, sıcaklık, sahnede hepsi kendi yaşıtı sağlam bir kadro da eşlik edince konserde değmeyin keyfimize. İzlemeyen kaçırdı...


Aimée`nin geçen sene çıkardığı "Let`s Get Lost" yılın en konuşulan vokal albümlerinden olmuştu. Sahnede bizzat izlemek başka oluyor elbet. Albümdeki müziğin aynısını duymak hoş bir duygu. Birkaç sene önce yine bir Fransız aynı yaşlarda Zaz çıkmıştı hatırlarsınız, çıkışın ardını getiremedi ama Fransızların böyle isimleri oluyor. Bence Aimée, Zaz`ın tek parçalık çıkışından hem daha önce hem daha iyi başlangıç yaptı. Bugüne kadar kaydettiği sekiz albümde adı var ve bu son albüm onu en az iki sezon taşır. Albüm demişken, Aimée`nin Django Reinhardt`ın yaşadığı yöreden olduğunu unutmadan söyliyim. Bu müziğine o kadar derin yansımış ki... Tam bir French swing gitane müziğiydi dinlediğimiz.



İstanbul`da ilk kez izlediğimiz ama arkasında en az on yılı olan iyi bir temposu var. 2007`de Montreux Caz Festivali Vokal Yarışması`nı kazandı, ardından Thelonious Monk Caz Yarışması finalisti oldu ki hiç kolay iş değildir, yetmedi, 2012`de Sarah Vaughan Caz Vokal Yarışması`nı kazandı, bu başarıların üzerine bolca yetenek, kendine özgü scat vokal tarzı ve yanında uyumlu müzisyenler de olunca "Let`s Get Lost" hem albüm hem konser müzikleri olarak kimsenin şikayet etmeyeceği bir sonuç almayı başarıyor.



Amiée sahnede şarkılarını sözlere ve karmaşık vokal tekniklerine, gırtlak oyunlarına boğmadan söylüyor ve bence güzel sonuç veriyor. Sık sık sözsüz söylemeye geçmesi, söylerken konsantrasyonu sevimli. Akustik ve elektrikli iki gitaristi oldukça basit, temiz ve başarılı. Aimée`nin hem gitaristlere hem bas ve davula sık solo imkanı vermesi müziğin kalitesini daha da artırıyor ve tabii müzisyenlerin üst düzey becerisi önemli. Hepsi Fransızca söyleyebilen Madeleine Peyroux, Stacey Kent, Melodie Gardot zincirinin son halkası Aimée ayrıca İş Sanat konserini ilginç bir aksesuvarla süsledi. Elektronik mini bir cihazın başına geçen sanatçı (fotoğraf aşağıda) kaydettiği sesini gecikmeli olarak tekrarlatan bu reverse loop cihazıyla şaşırtıcı sonuç aldığı bir şarkıya yer verdi. Yine aynı şekilde, "One Way Ticket to India" şarkısında Hint menşeili yuvarlak bir aksesuvar da şarkılara sempatik sesler ekliyordu. Gitarların hem tek hem ikili soloları beceri dolu, konser boyu ritm ağırlıklı çalan bas ve davulun hem soloya hem duoya çıkmaları ayrıca dinlemeye değer anlara sahne oldu. Aimée`nin şarkılarla ilgili kısa diyalogları, mini hikayeleri dinleyici iletişimini artıran, müziğe daha yoğun katılmasını sağlayan güzel jestlerdi. Yüzüncü doğum yılı nedeniyle bir Monk bestesi "Well You Needn`t"ı seslendirmesi konserin sonunda güzel bir jest oldu. Eğer yeniden buralara gelirse kaçırmayın diye not almanızda fayda var.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 10 Mayıs 2017, Çarşamba


BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com kurucusu, editör ve yazar.

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X