Derya Bigalı, Ahmet Uluğ ve Gözde Sivisoğlu ile Akbank Caz Festivali'nin 30. yılı için hazırlanan "Dün Bugün Yarın" albümünü konuştuk

Derya Bigalı, Ahmet Uluğ ve Gözde Sivisoğlu ile Akbank Caz Festivali'nin 30. yılı için hazırlanan "Dün Bugün Yarın" albümünü konuştuk

Akbank Caz Festivali bu sene 30. yılını kutluyor. Türkiye caz sahnesine otuz yıl boyunca muazzam bir emek veren Akbank 30. yılını üç albümden oluşan, otuz farklı sanatçının çoğu albüm için özel hazırlanmış orijinal besteleri yanında bu müziklerin icrasında seksene yakın Türkiye caz sahnesinin önde gelen müzisyeni kayıtlarda yer almış. Her yanıyla Türkiye'de üretilen caz müziğine dair son otuz yılın ayrıntılı bir fotoğrafını sunan "Dün Bugün Yarın" albümünün yaratıcıları Akbank Sanat Direktörü Derya Bigalı, Akbank Caz Festivali ve Pozitif direktörü Gözde Sivisoğlu ve albümün artistik direktörü Ahmet Uluğ ile albüme dair tüm ayrıntıları konuşurken Türkiye caz sahnesinin otuz yılıno birlikte konuşma imkanı bulduk. Üç değerli isme röportajda verdikleri içten cevaplar için teşekkür ediyorum.

 

Feridun Ertaşkan

 


 

 

Derya Bigalı: Akbank, Türkiye'de caz müziğinin gelişimini otuz yıldır destekliyor

 

Feridun Ertaşkan: Akbank Caz Festivali bu yıl yaşanan salgın nedeniyle gerçekleşemeyen festival yerine Türkiye caz tarihine damga vuran, gelecekte referans niteliğinde önemli bir yere sahip olacak, Türkiye caz sahnesinin son otuz yılının net bir fotoğrafı olma özelliğine sahip kalıcı bir eser diyeceğimiz özel bir albüm yayınladı. Öncelikle bu albümün hazırlanış/ortaya çıkış fikrine dair süreci sizin perspektifinizden öğrenmek istiyorum.

 

Derya Bigalı: Akbank Caz Festivali ile Türkiye’de cazın gelişimini 30 yıldır destekliyoruz. Bu kapsamda caz müziğinin yeni nesillere aktarılması için 30 yılda 773 konser, 1.000 atölye ve 100’ün üzerinde söyleşi gerçekleştirerek 500 binin üzerinde izleyiciye ulaştık. Festivalimizin 30. yılını da Akbank Caz Festivali’nin misyonuna yaraşır özel bir proje ile kutlamak istedik. Covid-19 pandemisiyle birlikte tüm dinamiklerin değiştiği, konserlerin yapılamadığı, etkinliklerin ötelendiği bu dönemde hızımızı kesmeyerek Türk caz sahnesinin bulunduğu noktayı kayıt altına almak için çalışmalara hızlıca başladık. Akbank Caz Festivali’nin 30 yılını içeren bu retrospektif çalışma ile Türk caz dünyasına etkili, anlamlı ve kalıcı bir eser bırakmayı amaçlıyoruz.

 

 

Sadece albüm değil, albüm kayıt süreci ve sanatçı söyleşilerinden oluşan belgesel de hazırlandı

 

 

Feridun Ertaşkan: Albüm kapağında geçen 30 yılı özetlerken geleceğe de gönderme yapan “Dün Bugün Yarın” kavramları öne çıkıyor. Albümde yer alan müzisyenler aynı zamanda festivalin otuz yılı boyunca sahnelerinde izlediğimiz isimler. Mutlaka onlar için de özel önemi olan bir çalışma oldu. Albümde yer alan isimlerin belirlenme süreci nasıl gelişti? Festivalde yer almış olmaları ön kabul müydü? Festivalde yer almayıp da albümde yer alan var mı?

 

Derya Bigalı: Akbank Caz Festivali’nin 30. Yılına özel kayıtlarla; 30 özgün beste ve 80’e yakın sanatçının performansını kapsayan çalışma sadece albüm olarak değil, kayıt süreci ve sanatçı söyleşilerinden oluşacak belgesel görüntüleriyle de hem geçmiş 30 yılın hem de dönemin ruhunu yansıtması bakımından önemli bir değer taşıyor. Bu bağlamda, seçimde belirleyici olan daha çok besteler oldu diyebiliriz. Seçimleri yaparken oluşturduğumuz komitede özellikle bu albümü yapma amacımızla paralel olarak 30 yıl boyunca bizimle birlikte yol alan sanatçı ve grupların özgün besteleri üzerinde durduk. Türk caz dünyasına etkili, anlamlı ve kalıcı bir eser bırakan bu özel projeye beste, ses ve ritimleriyle hayat veren tüm sanatçılarımıza teşekkür ediyorum.

 

 

Albümde seksene yakın sanatçı yer alıyor

 

 

Feridun Ertaşkan: Akbank olarak bu albüme yoğun emek verdiğiniz, etkilerini uzun süre caz dünyasında hissetmek, takip etmek olası bu çalışma için bugünlerde değilse bile albümde yer alan isimleri aynı sahnede buluşturacağınız bir albüm konseri gibi majör bir gösteri planlıyor musunuz?

 

Derya Bigalı: Albümde 80’e yakın sanatçı yer aldı. Bu sanatçılar eski yıllarda festivalimizde sahne alan ve bu yıl davet etmeyi planladığımız sanatçılardı. Albüm konseri olarak tek konser yapmak fiziksel olarak mümkün değil ama tabii ki önümüzdeki yıllarda festivallerimizde yine albümde yer alan sanatçıları davet edeceğiz.

 

Feridun Ertaşkan: Albüm kitabında İmer Demirer’in kritik bir cümlesi dikkat çekiyor. ‘Festival toplum için bir atölye ya da terapi gibi’ demiş İmer, festival hayatınızın önemli bir parçası ve sizin ayrıca işiniz, Akbank Caz Festivalinin sahip olduğu misyonu nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle geride kalan 30 yılın getirdiği sorumluluğun geleceğe taşıdığı bir miras olduğunu gözönünde bulundurursanız?

 

Derya Bigalı: Akbank Caz Festivali, Türkiye’nin en uzun soluklu festivali ve Türkiye’de cazın gelişimine destek olmak gibi önemli bir misyonu var. 30 yıl öncesine dönüp baktığımızda gerek caz sanatçısı gerekse caz izleyicisi oldukça azdı. Hem sanatçıları desteklemek hem de caz izleyicisi oluşturmak birlikte ele alınması gereken bir olgu. Biz festivalimizin programını yaparken buna çok dikkat ediyoruz. Çocuklara, gençlere yönelik programlar ve ayrıca atölye programları yapıyoruz.

 

Sadece İstanbul’da değil Anadolu’nun birçok şehrinde Kampüste Caz konserlerimizle üniversite öğrencilerine de ulaşmaya çalışıyoruz. JAmZZ ise genç cazcıların kendilerini gösterebilmeleri için önemli bir platform. 2013 yılında JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler yarışmasında “En İyi Yorum” ödülüne layık görülen caz vokalisti Deniz Taşar’ın bu albümde yer alması bunun en güzel örneği. Avrupa Caz Network’ü EJN in de üyesi olan Akbank Caz Festivali sadece Türkiye’de değil, dünyada da çok prestijli bir festival.

 

 

"Dün, Bugün, Yarın" projesi önemli bir bellek ve hafıza işi

 

 

Feridun Ertaşkan: Albüm kitabının bir diğer sayfasında yine bir başka sanatçımız Ayşe Tütüncü’nün tespiti önemli; “Geçmiş bugüne aktarılmadığında, şimdiyi bütün zamanların görüntüsü zannedebiliriz, bu yüzden, festivalin arşiv tarafının olması çok kıymetli” diyor sevgili Ayşe. Bu cümle aklıma 20. yıl için hazırladığınız kitabı getirdi. Akbank Caz Festivalinin tarihine yönelik internet sitenizde bir arşiv bölümü olduğunu biliyorum bu arşivi bize anlatır mısınız?

 

Derya Bigalı: Akbank Caz Festivali olarak festivalin 15. yılında tek CD’den ve 20. yılında çift CD’den oluşan albümleri müzikseverler ile paylaştık. Bu albümler de festivalin geçmişine retrospektif bakış sunan çalışmalardı. 25. yılda yaptığımız caz plağı ise aslında Türkiye caz sahnesinin öncül isimlerini arşivlerden bulup çıkarmış, plâk formatında bu kayıtları bir araya getirip, kayıt altına almıştı. "Caz Semai" gibi eski kuşak isimlerin yer aldığı bu plâk geçmişin seslerini bugünün dinleyicisi ile buluşturması bakımından ayrı bir anlam taşıyordu.  Ayrıca Aykut Uslutekin’ın fotoğraflarından oluşan, 20. yılımızda yayınlamış olduğumuz festivalin ve Türkiye’nin caz tarihine ışık tutan fotoğraf kitabı kitap bizim kurum olarak caz alanında bir bellek oluşturmaya ne derece önem verdiğimizin altını çiziyor. "Dün, Bugün, Yarın" projesi de önemli bir bellek ve hafıza işi bir anlamda.  Web sitemiz üzerinde erişilebilen Akbank Caz Blog da uzun yıllardır Türkiye ve dünyanın caz gündemine dair çeşitli haber, yazı ve röportajları sanatseverler ile buluşturuyor.

 

 

"Dün, Bugün, Yarın" albümünde, birbirine kontrast ama her biri kendi içinde bir bütünlük ve uyum teşkil eden kuşaklar arası bir buluşma söz konusu

 

 

Feridun Ertaşkan: 30. yıl özel albüme dair son soru ise albümde yer alan müziklere ilişkin olsun. Tuna Ötenel, Neşet Ruacan gibi eski ustalar da, en yeni genç isimler de var. Üç kuşağın buluştuğu bir Türkiye buluşması var albümde, albüm yer alan müziklerin Türkiye caz sahnesine dair verdiği görünümü nasıl yorumlarsınız?

 

Derya Bigalı: İstanbul’un müzik sahnesine doğduğu günden bu yana cazın farklı türleri için korunaklı bir sesler limanı olan Akbank Caz Festivali'ni belli sözcükler üzerinden tarif edecek olursak ilk bakışta avangart, özgün, yenilikçi, çok sesli ve çok renkli gibi tanım ve sıfatları aklımıza getirebiliriz. Festivalimizin 30. yılı kapsamında gerçekleştirdiğimiz "Dün, Bugün, Yarın" isimli plâk projesini de her şeyden önce festivalimizin genel sanatsal çizgisi ve duruşu üzerinden okuyabiliriz.  İlk bakışta belki de birbirine kontrast olarak algılayabileceğimiz ama her biri kendi içinde bir bütünlük ve uyum teşkil eden kuşaklar arası bir buluşma söz konusu albümde. Cazın en görkemli zamanlarından birini oluşturan Swing dönemine selam gönderen Tuna Ötenel'in aynı zamanda tüm enstrümanları da kendisinin çaldığı “Altı Kardeş” bestesinden Barış Demirel / Barıştık Mı'nın rap vokalleriyle ördüğü “Her Şey Mükemmel” isimli bestesine albümde birbirinden oldukça farklı sesler ve türler söz konusu. Çağdaş müzik ile caz arasındaki sınırların belirsizleştiği Oğuz Büyükberber bestesi ya da makamsal sesler, rock ve progresif bir bakış açısının yansımalarını duyabileceğimiz Cenk Erdoğan ve Mehmet İkiz’in birlikte kaydettikleri parça gibi. Albümde bir tarafta alabildiğine eklektik, yenilikçi, cesur bir duruş söz konusuyken bir tarafta ise blues, funk, swing gibi alt türlerin daha geleneksel bir ses dokusunun oluşturduğu bir yapı söz konusu.  Tüm bunları belki de kısaca özetleyecek olursak Türkiye’de son derece zengin ve farklı duyma biçimleri önerebilen bir caz panoraması olduğundan bahsedebiliriz.

 

 

Akbank Caz Festivali, bu yıl ki olağanüstü koşullara rağmen varlığını sürdürüyor

 


 
Feridun Ertaşkan: Siz aynı zamanda İstanbul’un önemli kültür merkezlerinden Beyoğlu Akbank Sanat’ın da direktörüsünüz. Salgının hayatımıza etkisine düşünürsek, bütün yılı yoğun etkinliklerle geçiren Akbank Sanat da salgından etkilendi, nasıl bir yıl geçirdiniz? Planladığınız etkinlikleri iptal ederek hızla internet üzerine mi odaklandınız? Nasıl çözüm buldunuz?

 

Derya Bigalı: 2020 Mart ayında başlayan pandemi sürecinde merkezimizi Ekim ayına kadar izleyiciye kapattık. Önceliğimiz her zaman toplum sağlığı oldu ve bu süreç bizi hızlı tedbirler almaya yönlendirdi. Kültür ve sanat etkinlikleri, toplumun yaratıcı gücü, potansiyelinin gelişmesi, estetik düşünce ve bilincin yaygınlaşması için son derece gerekli. Bu alanda bir boşluk oluşmaması için tüm etkinliklerimizi çevrimiçine taşıdık. Geçmişten günümüze gelen zengin etkinlik arşivimizi sosyal medya kanallarımız üzerinden sanatseverlerle paylaştık. “Akbank Sanat Evinizde” çatısı altında sosyal medya kanallarımızdan ağırlıklı olarak canlı, kimi zaman da arşivden çalışmalarımızla tüm etkinliklerimize devam ettik. Akbank Caz Festivali, bu yıl ki olağanüstü koşullara rağmen varlığını sürdürmeye devam ediyor.

 

2020, Akbank Caz Festivali’nin 30. Yılı olması sebebiyle de ayrı bir öneme sahipti. Bu önemli yıldönümü nedeniyle “Yıl Boyu Caz” çatısı altında konser serilerimizi başlattık. Ocak ayında Yinon Muallem Quartet ve Şubat ayında Kari Ikonen Trio konserleri Akbank Sanat’ta;  Emin Fındıkoğlu +12 konseri ise Saint Pulcherie Konser Salonu’nda gerçekleşti. Pandeminin başlamasıyla birlikte, “Yıl Boyu Caz” konserlerimizi “Evin Caz Hali” adı altında çevrimiçi platformlara taşıdık. Sanatçıların evlerinden yaptıkları canlı yayınlarla, Mart – Haziran ayları boyunca her Cuma saat 20.00’da toplam 15 Instagram konseri gerçekleştirdik. Nisan ayında Dünya Caz Günü kapsamında her müzisyenin danstan resime farklı bir disiplinden sanatçıyı konuk ettiği performanslar da “2 Oda 1 Caz” konseptiyle Akbank Sanat Instagram hesabında canlı olarak yayınlandı. Temmuz ayında Avusturya Başkonsolosluğu terasında gerçekleşen ve Akbank Sanat Instagram hesabından canlı olarak yayınladığımız konserde ise, Standards Grubu’na vokalde İpek Dinç ve basta Avusturya Başkonsolosu Gerhard Lutz eşlik etti.

 

74 ülkeden toplam 2.217 kısa filmin başvurduğu 16. Akbank Kısa Film Festivali yarışma sonuçları Ceyda Düvenci’nin sunumuyla Akbank Sanat Instagram hesabında gerçekleşen canlı yayında açıklandı.  Ayrıca Akbank Sanat YouTube hesabı üzerinden oluşturulan Kısa Film Kanalı ile sinemaseverler özel bir seçkiyle birbirinden güzel ödüllü yerli ve yabancı kısa filmlere ulaşabildi.

 

Ayrıca evde vakit geçirdiğimiz pandemi döneminde 4 Mayıs- 4 Haziran 2020 tarihleri arasında çevrimiçi Akbank Evde Kısa Film Yarışması düzenleyerek kısa film çekme heyecanını evlere taşıdık.

 

Çocuk Atölyelerini sanat eğitmeni Barış Karayazgan'ın yürütücülüğünde çocukların evdeki malzemelerle, kendi kendilerine veya ebeveyn desteği alarak gerçekleştirebilecekleri şekilde Akbank Sanat Youtube kanalından yayınlıyoruz.

 

Akbank Sanat Dans Eğitmenleri Çağdaş Dans Tekniği derslerini Akbank Sanat Youtube Kanalı üzerinden evlere taşıdık.

 

Türkiye’de ve dünyada dijital ifade olanaklarının sunduğu imkanlar üzerinden eserler üreten sanatçıların çalışma pratiklerine odaklanan “Dijital Sanatta Şimdi” başlıklı konuşma serisi Akbank Sanat Youtube kanalında izlenebiliyor.

 

Yine Akbank Sanat Youtube kanalı üzerinden “Felsefe ve Fark” başlıklı yeni bir seminer dizisi başlattık. Her ay farklı bir başlık altında gerçekleştirilen ve Emre Şan’ın konuşmacı olarak katıldığı seminer dizisini sanatseverlerle buluşturduk. Ayrıca Hasan Bülent Kahraman’ın konuşmacı olarak katıldığı canlı yayın formatında “Küratörlük Pratikleri: Bir Sökme ve Yeniden-Kurma Alanı” başlıklı yeni bir seminer dizisi de Akbank Sanat Youtube kanalında yayınlandı.

 

Türkiye’de sanatı geniş kitlelere ulaştırma ve sanat üzerine dijital bir arşiv oluşturma amacıyla  “Akbank Sanat’a Ses Aç” isimli podcast projesini hayata geçirdik. Çağdaş sanattan felsefeye, mimarlıktan sinemaya, farklı disiplinler ve konu başlıkları çerçevesinde şekillenen kayıtlara “Akbank Sanat’a Ses Aç” başlığı ile Spotify ve Apple Podcast platformları üzerinden ulaşılabilir.

 

 

Dünyadan çok önemli isimleri festivalde konuk etmeye hazırlanmıştık

 

 

Feridun Ertaşkan: Yine Akbank Sanat etkinlikleri üzerinden devam edersek iki bölümlü bir soru olsun; Sahnesinde izleyip de salgın nedeniyle gelemeyen, kaçırdığımıza hayıflanacağımız kimler vardı? Ve diğer soru; İnternet üzerinde gerçekleşen etkinliklerin öne çıkanları nelerdi ve beklediğiniz geri dönüşü alabildiniz mi?

 

Derya Bigalı: Bu sene özellikle Festival’in 30. Yılı olması sebebiyle çok kapsamlı bir program çalışmış, dünya ve Türkiye caz sahnesinin çok önemli isimlerini festivalimizde konuk etmeye hazırlanmıştık. Pandemininin ardından önümüzdeki festivallerde bu isimlerden bazılarını konuk etmek planlarımızda yer alıyor. Festivalin sürpriz boyutunu korumak adına bu isimleri gelecekleri zaman paylaşmamız daha anlamlı olacaktır. İnstagramda gerçekleşen “Evin Caz Hali” konserlerimizde öncelik Türk caz sanatçılarındaydı. Pandemi döneminde hem izleyiciyi hem de çok değer verdiğimiz Türk caz sanatçılarını biraraya getirmek ve Türk cazını desteklemek ana motivasyonumuzdu. Bu projeden çok güzel geri dönüşler aldık ve 2021’de de devam edeceğiz.

 

 

2021 programını oluşturmaya başladık

 

 

Feridun Ertaşkan: Önümüzde yeni bir yıl ve ümid ettiğimiz güzel günler var, Akbank Sanat salgın sonrasına nasıl hazırlanıyor? Salgın geçtikten hemen sonra yeniden salonları dolduracak mıyız? Konserlerin planlamalarını bugünden yapma imkanınız var mı yoksa henüz erken mi?

 

Derya Bigalı: Şu anda konserleri planlamak için çok erken ancak çalışmalara ve 2021 yılı programını oluşturmaya başladık. 2021’e “Evin Caz Hali” konserleri ile başlamayı sonrasında da koşullar uygun olduğu zaman fiziksel konserlerimizle devam etmeyi dört gözle bekliyoruz.

 

Feridun Ertaşkan: Son soru aynı zamanda kısa bir yorumla birlikte olsun. Yaşadığımız salgın sadece bu yılı etkileyecek bir durum değil, müzik dünyası en ağır etkilenen sektörlerin başında geliyor, bu süreçte yayınladığınız bu albümün devam etmeye dair verdiği güçlü bir mesaj var. Siz Akbank Sanat olarak müzik ve kültür hayatımıza dair nasıl bir gelecek öngörüsünde bulunursunuz?

 

Derya Bigalı: Salgın beraberinde çevirimiçi etkinliklerin daha yoğun olduğu bir kültür sanat ortamı getirdi. Fiziksel etkinlikler aynı şekilde başladıktan sonra da çevirimiçi tüm bu projelere yeni projeler eklenecek ve sürekli olacaktır. Akbank Sanat olarak çok zengin bir arşivimiz var bu dönemde arşivimizi izleyiciye açtık, online’a özel farklı sanat disiplinlerinde yeni projeler hayata geçirdik. Önümüzdeki yıllarda da hem çevirimiçi hem de fiziksel etkinliklerimizi, festivallerimizi sürdüreceğiz.  Bu zor döneme rağmen tüm etkinliklerimize devam ediyoruz.

 


 

 

Ahmet Uluğ: Otuz sene sonra baktığımda Türk cazını oldukça progresif buluyorum

 

Feridun Ertaşkan: Ahmet bey merhaba, albüm kitabında üç kişinin ismini anıyorsunuz; Hamit Belli, Mehmet Uluğ ve Erol Pekcan. Bize bu isimlerin festivale etkisini ve önemini anlatabilir misiniz? Bu notlar sadece albümü satın alanlarda kalmasın.

 

Ahmet Uluğ: Akbank Caz Festivali'nde üç ismi anmak gerekiyor. Bunların başında Hamit Belli geliyor. 1990 yılında Pozitif ilk caz konserlerini yapmaya başladığında Hamit Belli'nin zaten dikkatini çekmişti. Hamit Bey gerçek anlamda bir caz meraklısıydı. O dönemde Hamit Bey caz klüplerinde Türk cazını takip eden, yurtdışını sık ziyaret eden, entelektüel görüşü zengin ve derin olan, o yıllarda Akbank Genel müdürü olan biriydi. Bizi Hamit Bey'e götüren kişi ise Türk cazının efsane isimlerinden caz davulcusu Erol Pekcan'dır. 1950'lerden beri aktif olan, zamanında Türkiye'ye gelen Dizzy Gillespie gibi tüm Amerikalı cazcıları havaalanında karşılamış, Pozitif olarak konserler yapmaya başladığımızda bizimle tanışan ve destek olmak için elinden geleni yapan biriydi. Yaptığı en önemli şey ise Hamit Belli'yle tanışmamıza aracı olmasıdır. Pozitif olarak Hamit Bey'e caz konserleri için hatta belki bir caz festivaline sponsorluk için gitmiştik. Hamit bey münferit caz konserleriyle ilgilenmek yerine her sene tekrarlanacak bir caz festivali fikrine çok sıcak baktı. Bu sayede Akbank'ın festivale sponsor olmasına onay verdi ve bütçeyi çıkardı. Sadece bunu yapmakla kalmayıp festivalin perspektifinin geniş bir çerçeveye sahip olmasını sağladı. Bildiğimiz klasik cazdan öte o günlerde ve günümüzde icra edilen daha progresif, yenilikçi, avangart ve özgür cazı da festivalin içine almamızı ve Avrupa cazını da kapsamamızı özellikle rica etti. Zaten Pozitif'in çizgisi de buydu, bundan dolayı, festivalin ilk yıllarındaki programlarına bakarsanız eğer 30 senelik festival tarihinin en progresif programların ilk yıllardaki programlar olduğunu görürsünüz. Zaman içinde biraz daha yumuşattık çünkü sadece avangart ve cesur, dinlenmesi zor müziklerden oluşan bir festival yerine insanlara cazı sevdirmek için başka noktalardan da bakmak gerekiyordu. Erol Pekcan dediğim gibi Türk cazının Erol abisiydi. Tüm caz müzisyenleriyle arkadaş ve iyi bir caz aktivistiydi. Bu sayede Akbank Caz Festivali'ne katkıları yadsınamaz.

 

Akbank Caz Festivali kapsamında andığımız üçüncü isim Mehmet Uluğ ile Cem Yegül ve ben üçümüz Pozitif'i kurduk. O sıralar tek tek konserler yapıyorduk. Mehmet Uluğ bizim abimiz ve liderimizdi. Öngörüsü yüksek biri olduğu için münferit konserlerin zor olduğunu, festivale dönüştürmenin daha akıllı bir yol olacağını farkeden aramızdaki ilk Mehmet Uluğ oldu. Tabii ki hepimiz bir caz festivali yapmayı istiyorduk ama Mehmet daha girişimci olduğu için festival projesini üstlenen de o oldu. İlk yıllardan itiaren festivalin direktörlüğünü Mehmet Uluğ yaptı. Programa her zaman üçümüz beraber karar veriyorduk ama direksiyonda Mehmet Uluğ oturuyordu.

 

 

Bence Türk cazı oldukça canlı ve verimli

 

 

Feridun Ertaşkan: Albümün sizin açınızdan oldukça özel bir önemi olması lazım, bu perspektiften bakınca, albümün artistik danışmanı vasfınızı da gözönünden bulundurursak, Türkiye caz sahnesini geçen 30 yılda yakından takip ettiniz, Türkiye’de caz müziği nasıl bir değişim süreci geçirdi sizce?

 

Ahmet Uluğ: Pozitif 1989 yılında ilk başladığında Türkiye'de caz müziği sadece birkaç klüpte icra edilen bir sanat dalı gibi gözüküyordu, bir de arada sırada TRT ekranlarına çıkıyordu. Caz eğitimi veren okul yoktu Pozitif konserlerinden önce caz konserleri arada sırada İstanbul Müzik Festivali'nde oluyordu. Pozitif'ten önceki en önemli caz etkinliği Emin Fındıkoğlu'nun başlattığı Bilsak Caz Festivali idi. Bence Türkiye'deki gerçek anlamda ilk caz festivali Bilsak Caz Festivali'dir ama ne yazık ki uzun ömürlü olmadı çünkü kişisel çabalarla gerçekleşiyordu Pozitif ise kurumsal yapıya kurulduğu ilk günden itibaren ulaştı ve özellikle İstanbul'da kış aylarındaki etkinlik azlığını, hatta kuraklığı bir anlamda fırsat görerek konserlere başladık. Biz başladığımızda klüplerde daha ziyade klasik caz icra ediliyordu. Bizimle beraber esasında başka bir jenerasyon da ortaya çıktı, bu jenerasyon daha çok yurtdışında eğitim almış ya da faaliyet gösteren Ali Perret, Aydın Esen, Can Kozlu, İLhan Erşahin gibi isimler ki bu isimler klasik cazdan daha farklı boyutta çalışmalar yapan kişilerdi ve bu kişiler bizden de güç alarak diyeyim Türkiye'de kendine sahne bulmaya başladılar. Bir de tabii, Akbank Caz Festivali'nin caz tanımını değiştirmesi, yurtdışından gelen çeşitli akımlara yer vermesi, özellikle de cazı bir sanat müziği olarak ele alması ve dinlenmesi zor müzikleri de korkmadan sahnelemesi Türkiye'deki genç müzisyenlere cesaret verdi. Ama bence Türkiye'de cazın gelişmesindeki en önemli faktör Bilgi Üniversitesi'nde kurulan caz bölümüdür. Bu caz bölümünde hem Can Kozlu, Ali Perret gibi isimler hocalık yaptılar, hem de yurtdışından Butch Morris, Ricky Ford gibi çok önemli cazcılar gelip farklı perspektiflerde eğitim verdiler. Bence bu bölüm sonradan kapatıldı, kaç sene faal eğitim verildi bilmiyorum ama burada eğitim alan müzisyenler bugün hem İstanbul'daki caz sahnesinin bel kemiğini oluşturuyorlar, hatta, sadece caz değil popüler müziklerin farklı dallarında faaliyet gösteren bu bölümden mezun çok değerli müzisyenler var.

 

Bu bir açılım oldu, bu açılımın ardından Babylon'un açılması, takiben başka yeni mekânların da açılması caz müzisyenlerinin sahne bulmasına yol açtı. Bu genç müzisyenler hem Akbank Caz Festivali hem Babylon'da dinledikleri isimlerden ve değişik akımlardan etkilenerek klasik cazdan daha öte, daha orijinal, daha özgün çalışmalara yöneldiler. Bir şeklide caz popüler oldu. Caz popüler oldukça Ankara ve İzmir caz festivalleri oluşmaya başladı ve çok uzun süreli olmasalar dahi devamlı caz klüpleri açılıp kapandı ki Nardis bu klüplerin en önemlisidir çünkü hâlâ ayakta ve hayatta ve sıcak samimi bir müzisyenin başını çektiği önemli bir oluşum. Otuz sene sonra baktığımda Türk cazını oldukça progresif buluyorum. Her yönde çalışmalar yapan genç nesiller var, yeni genç nesiller de geliyor. Yurtdışına çıkan bir sürü cazcımız var. Devlet desteğinin olmaması eksiklik olsa da bence Türk cazı oldukça canlı ve verimli.

 

 

Salgın geçtiğinde çok daha yaratıcı ve canlı bir müzik dünyasının bizi beklediğini düşünüyorum

 

 

Feridun Ertaşkan: Peki, bu içten cevaplar için çok teşekkür ederim, son olarak, müziğin geçirdiği yoğun bir değişim süreci var, uluslararası müziği takip eden biri olarak salgının müziğe ve gösteri/festival dünyasına nasıl bir etkisi olacağını öngörüyorsunuz?

 

Ahmet Uluğ: Covid salgınının dünyada müziği ve caza etkisinin ne olacağını kestirmek doğrusu çok zor. Tabii ki müzisyenler zor durumda. Sadece finansal açıdan değil, müzisyenler yaratıcı kişilikler ve bunu paylaşarak ve sergileyerek beslenen ve ilham bulan insanlar, bu kanalları kapandığı zaman bir şekilde tıkanıp körleşiyorlar. Dolayısıyla, bu dönemi umarım üretip çalışarak, yeni besteler yaparak, hayaller kurarak geçiriyorlardır zira Covid sonrası ne olursa olsun oldukça canlı bir kültürel hayat bizi bekliyor olacak. Tabi finansal bakımdan sadece cazcılar değil cazı sergileyen kurumlar, festivaller, barlar, klüpler herkes zor durumda ve ne yazık ki burada bir dökülme, bir ayrışma olacak. Ayakta kalanlar çok daha güçlü şekilde devam edecek. Ayakta kalmakta zorluk çekenler ise ne yazık ki çok zorlanacaklar ama bi şekilde bu dönem bittiğinde çok daha yaratıcı ve canlı bir müzik dünyasının bizi beklediğini düşünüyorum, sonuçta müzik bir ilaçtır ve hepimizin bu ilaca ihtiyacı var. Önemli olan müzisyenlere sahip çıkmamız ve onların zorluklarını anlamamız ve desteklememizdir.

 


 

 

Gözde Sivisoğlu: "Dün Bugün Yarın" albümünün Türkiye caz sahnesine dair önemli bir arşiv ve anı niteliği taşıdığına inanıyorum

 

Feridun Ertaşkan: 30. Yıl nedeniyle hazırlanan bu kapsamlı albüme bakınca aklıma gelen şu soru ile röportaja başlamak istiyorum; Sanırım işler yolunda gitseydi de 30. Yıl nedeniyle festival adına özel bir sene olacaktı, albüm fikri salgından önce mi gelişti yoksa festivalin gerçekleşemeyeceği anlaşılınca mı bu kapsamda bir çalışmaya ağırlık verdiniz?

 

Gözde Sivisoğlu: Akbank Caz Festival’nin 30. yılında hepimizi çok heyecanlandıracak usta müzisyenleri ağırlamak için çalışıyorduk; fakat Covid-19 pandemisiyle beraber tüm planlarımızı değiştirip süreci yeniden ele almamız gerekti. Festivalimizi fiziksel olarak gerçekleştiremesek de; her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk caz sahnesini desteklemek ve sanatçılarımıza teşekkür etmek amacıyla “Dün, Bugün ve Yarın” projemiz için yola çıktık. Festivalimiz yelpazesinde, festivalin dününü, bugününü ve yarınını anlatan bir seçki oluşturduk ve 30. yılımızı geçmişten günümüze uzanan bu yolda, bizimle beraber olan ve bu sene festivalde beraber olmak istediğimiz sanatçılarımızla kutlamak istedik. 30 yılın röntgenini çeken retrospektif bir çalışma oldu diyebiliriz.

 

 

Projeyi çok kısa sürede ortaya çıkardık

 

 

Feridun Ertaşkan: 3 albümde 30 parçadan oluşan bu albüm Türkiye caz sahnesinin son 30 yılına dair net bir fotoğrafın gözönüne serildiği oldukça önemli bir çalışma. 30 parçanın 30 yıl ile sembolik ilişkisi var görünüyor. Bu anlamda, albümün hikâyesini sizden öğrenebilir miyiz?

 

Gözde Sivisoğlu: Projeyi çok kısa sürede ortaya çıkardık. İlk olarak, sanatçılarımızdan festivale, şehre ve bu döneme dair duygu ve düşüncelerinden ilham alarak bestelerini hazırlamalarını istedik. Sonrasında Hayyam Stüdyoları’nda yaklaşık 17 gün süren bir kayıt süreci geçirdik; fakat pandemi dolayısıyla stüdyoda misafir edemediğimiz, bestelerini evde kaydedip ileten sanatçılarımız oldu. Ne mutlu ki 80'e yakın sanatçımızı bu albümde bir araya getirmiş olduk. Sadece albüm olarak değil, kayıt süreci ve sanatçı söyleşilerinden oluşan belgesel boyutuyla da hem geçmiş 30 yılın hem de dönemin ruhunu yansıtması bakımından önemli bir değer taşıyor. Sanatçılarımızın Akbank Caz Festivali’ne dair özel anılarını paylaştığı bölümler de bizleri ayrı bir yolculuğa çıkarıyor. Parçaların hikayelerini dinledikçe de festivalin 30 yıllık serüveninde yerli caz sahnesiyle birlikteliğini tekrar anlamlandırdığımız bir iş oldu diyebilirim.

 

 

Parçaların çoğu albüme özel bestelendi

 

 

Feridun Ertaşkan: Albümde yer alan besteleri merak ediyorum. Özel sipariş mi besteler mi yoksa sanatçıların kendi diskografilerinden seçtikleri çalışmalar mı?

 

Gözde Sivisoğlu: Parçaların çoğu proje için özel olarak bestelendi. Birkaçı daha önce bestelenmeye başlanmış ama bu proje ile tamamlanmış, birkaçı da daha önce bestelenmiş ama yayınlanmamış ve bu albümün ruhuna uygun bulunduğu için sanatçılarımız tarafından bize verilen ve bizimle kaydedilen, tamamlanan eserler. 2 hafta gibi kısa bir sürede ortaya çıktı çoğu eser ama çok şanslıyız ki bu dönem çok yaratıcı bir süreci de beslemiş. Bestelerin hikayelerini duyunca hem birçok sanatçımıza itici güç olduğumuzu hem de onların bu dönem yarattıklarını değerlendirebildiğimiz bir proje yarattığımızı da gördük.

 

Örneğin; Sevgili Tuna Ötenel’in albümde yer alan bestesi 1982 yılında yapılmış ama ilk kez bir albümde yer alıyor. Mix ve mastering’i bizim albüm kaydımız için yapıldı ve tamamlandı. Neşet Ruacan’ın Meriç Demirkol için yaptığı besteyi, Neşet Ruacan ve Ozan Musluoğlu Quartet birlikte kaydetti. Davulda Nedim Ruacan vardı ve albüm baba-oğulun aynı albümde buluşmasına vesile oldu. Sibel Köse'nin sesi ve sözleri Kağan Yıldız bestesiyle birleşti. Böyle değerli ve anlamlı ve güzel karşılaşmalar da oldu albümde. Bu bağlamda albümün 30. yaşındaki festivalimize, döneme ve Türk caz sahnesine dair bir kayıt ve gelecek içinse önemli bir arşiv ve anı niteliği taşıyacağına inanıyoruz.

 

Feridun Ertaşkan: Bir önceki soruyla bağlantılı olarak albümde yer alması teklif edilen isimlerin nasıl belirlendiği sürecini öğrenmek istiyorum.

 

Gözde Sivisoğlu: Türk cazının bulunduğu noktayı kayıt altına almak için arşiv niteliğinde bir çalışma gerçekleştirmek istedik. Seçimleri yaparken oluşturduğumuz komitede özellikle bu albümü gerçekleştirme amacımızla paralel olarak, 30 yıl boyunca bizimle birlikte yol alan sanatçı ve grupların özgün besteleri üzerinde durduk. Usta müzisyenlerimizi, genç müzisyenlerimizi, yurtdışında yaşayan müzisyenlerimizi ağırladığımız bir seçki oluşturmaya çalıştık. Festivalin ilk yıllarından beri bizlerle beraber olan, festival ile büyüyen, aynı yaşta olan, festival sayesinde caz müzisyeni olup festivalin sonraki yıllarında müzikseverlerle sahnede buluşan birçok sanatçımızı dahil etmeye çalıştık. Pandemi şartları herkesi bir araya getirmemize engel olsa da dönemin yerli caz sahnesine ışık tutan, güzel bir seçki yarattığımıza inanıyoruz.

 

 

Albümü tümüyle yerli caz sahnesine ayırdık

 

 

Feridun Ertaşkan: Albümdeki müzikal panoramaya bakınca yılların getirdiği süreci takip etmesi zevkli. Böyle bir fotoğrafı vermek de önemli. Ama öte yandan, Akbank Caz Festivali dünya caz sahnesinin önde gelen festivallerinden. Albümü sadece Türkiye caz sahnesine ayırdınız, yurtdışından, geçmişte festivalde izlediğimiz kimi isimlere beste sipariş etme fikri var mıydı?

 

Gözde Sivisoğlu: Pandemi döneminin tüm kısıtlarına rağmen caz müzisyenlerimizin yaratım ve üretim süreçlerini desteklemek ve 30. yılımızda onlarla bir arada olmak istedik. Bu kapsamda da albümü yerli caz sahnemize ayırdık. Zorlu süreçte yurtdışında yaşayıp bestelerini bizimle paylaşan, ulaştıran Burak Bedikyan, Oğuz Büyükberber ve İlhan Erşahin gibi değerli sanatçılarımıza da teşekkür ederiz. Umuyorum ilerleyen yıllarda daha geniş kapsamlı çalışmalar da gerçekleştiririz, uluslararası isimlerle çalışmak da heyecanlı olacaktır.

 

 

Otuz yılın bizde yarattığı çok önemli ve değerli bir tecrübe var

 

 

Feridun Ertaşkan: Pozitif olarak Türkiye caz sahnesinde öncü kimliğe sahipsiniz. Aradan geçen 30 yıla rağmen festivalin en ayırdedici özelliği hâlâ bu öncü kimliğini sürdürmesi oldu. Her sene festivali programının oluşum sürecinde müziğe dair nasıl bir izleme ve karar verme süreciniz var?

 

Gözde Sivisoğlu: Pozitif olarak 30 yıldır, Akbank Caz Festivali’nin içerik ve organizasyonunu üstleniyoruz. Bu alandaki etkinliklerin sadece fiziken değil gönülden de destekçisiyiz. Aynı zamanda 30 yılın bizde yaratmış olduğu çok önemli ve değerli bir tecrübe var.

 

Akbank Caz Festivali, her yıl programını genişleten, farklı deneyimler ekleyerek yeni dünyayı takip eden, gençleşen ve hedef kitlesini büyüten bir festival. Biz de festivalin programını bu dengeleri gözeterek oluşturmaya ve müzik yelpazemizi her zaman doğru şekilde genişletmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken yerli ve yabancı sahneden her türlü yeniliği, yeni ismi izliyoruz. Uluslararası festivalleri, isimleri keyifle ve merakla takip ediyoruz. Dünyada ve Türkiye’de seyircilerin isteklerini duymaya çalışıyoruz.

 

Feridun Ertaşkan: 20-30 yıl öncesine göre festival programlarında yerli caz sahnesinin isimlerini daha yoğun izliyoruz. Bu gelişmeyi/değişimi festival yöneticisi olarak nasıl yorumlarsınız?

 

Gözde Sivisoğlu: Çok önemli, gerekli ve kıymetli buluyorum. Çok mutlu oluyorum ve kendim de bu yoğunluğa dikkat etmeye çalışıyorum. Festival seçkisini yaparken mutlaka programda bir denge oluşturmaya çalışıyorsunuz. Bu dengeleri ve içerikleri de göz önüne alarak mutlaka yerli caz sahnesine daha yoğun ve geniş alanları vermemiz gerektiğini de düşünüyorum.

 

Yerli caz sahnesinden isimlere festivallerimizde, mekânlarımızda yer vermenin, sanatçılarımız için uluslararası alanlarda da daha önemli çalışmalar ve iş birlikleri doğuracağına da inanıyorum. Ayrıca, gençler için ilham vereceğini ve bu ilhamla belki 10 sene sonra, izlediği sanatçı gibi kendisini o festivalde, sahnede bulacağına inanacağını düşünüyorum. Bu inançla ve ilhamla çalışan daha fazla müzisyenin yetişeceğini umuyorum.

 

 

Herkes müziğin durmaması için elinde geleni yapıyor

 

 

Feridun Ertaşkan: İlk soruya dönersem; Festival gerçekleşmedi ama siz festival programını salgından önce büyük oranda tamamlamış olmalısınız, biz cazseverler hangi konserleri, kimleri kaçırdık? Bu bilginin caz okuru nezdinde önemi olduğunu biliyorum, o yüzden soruyorum. Hangi özel projeleri izleyecektik ve devamına şunu da ekliyeyim; Planlanan konserlerin bir sonraki yıla aktarılması gibi bir ihtimal var mı

 

Gözde Sivisoğlu: Festival programında bu sene gerçekten çok önemli isimleri ağırlamayı bekliyorduk. Çok yoğun bir çalışma içerisindeydik ama salgınla beraber tabi ki tüm planlarımız değişti ve süreci daha farklı ele aldık. Bu süreç uluslararası platformlarda da aynı şekilde değişti. Kimi festival kendini hızlıca dijitale adapte etti, kimisi festivalini erteledi, kimisi risk alıp sahnede daha dar kapsamlı programlar ortaya çıkardı... Herkes müziğin durmaması için elinde geleni yapıyor tabii ki.

 

Salgından önce henüz programımızı açıklamadığımız için bu isimlerden mutlaka ilerleyen dönemde festivalimizde konuk edeceğimiz isimler olacak bu nedenle sürprizi bozmayalım. Umuyorum en kısa zamanda sağlıklı günlere kavuşuruz ve sahnede canlı konser izlemenin zevkine tekrar kavuşuruz.

 

Feridun Ertaşkan: Albümde yer almasını arzu edip de bir şekilde gerçekleşmeyen, yer almayan isimler var mı? Mutlaka size biz de albümde yer almak isterdik gibi sorular gelmiş olmalı?

 

Gözde Sivisoğlu: Tabii ki yer almasını istediğimiz ama albüme dahil edemediğimiz çok değerli isimler oldu. Dönemin getirdikleri herkesi bir araya getirmemize engeller koysa da güzel bir seçki yarattığımıza inanıyoruz. Pandemi şartları gereği bir araya gelemediğimiz müzisyenlerimiz oldu, sağlık sorunları nedeniyle stüdyoda ağırlayamadığımız veya kayıt alamadığımız sanatçılarımız oldu.

 

 

Sağlıklı ortamlara kavuştuğumuzda bu projenin farklı konserlerini görmeyi arzu ediyoruz

 

 

Feridun Ertaşkan: Albüme yönelik ilgiyi sormak istiyorum. Nasıl bir tanıtım ve lansman süreci bizi bekliyor. Konserler olacak mı, sanatçıları sahnede birarada izleyeceğimiz performanslar olacak mı?

 

Gözde Sivisoğlu: Projeyi tasarlarken tüm içeriğimizi hem online hem de offline olarak gerçekleştirmek istedik. Albüm tanıtımlarımıza Ekim ayından beri devam ediyoruz. İlk olarak dijital versiyonu; Spotify, Fizy, Apple Music, Deezer ve iTunes’unda aralarında bulunduğu 156 ayrı dijital müzik platformunda 23 Ekim’de yayınlandı, ardından 3 plak ve albüm kayıt sürecini anlatan kitaptan oluşan sınırlı sayıda boxset 15 Kasım itibariyle satışa sunuldu. Tam bir koleksiyon ürünü oldu diyebiliriz. İlgi oldukça fazla, kısa zamanda tükeneceğine inanıyoruz. Aralık ayında ise eserin fiziksel ve dijital olarak yayımlanmasının yanısıra kayıt sürecinin dokümantasyonunu da yine albüme özel hazırlanan belgeselde izleyebileceğiz.

 

Ayrıca Ekim ayından beri dijital platformlarda yayınladığımız sanatçılarımızın bestelerinin yaratım hikayelerinin, festivale dair düşüncelerinin yer aldığı mini videolar da mevcut. Bu kayıtlarla birlikte geleceğe böyle bir dönemi anlatan, arşiv niteliğinde bir proje yarattığımız için çok mutluyuz. Dönem şartları gereği şu an performanslar planlayamıyoruz ve ne yazık ki değerli sanatçılarımız ile sahnede bir arada olmayacağız; fakat 2021’de sağlıklı ortamlara yeniden kavuştuğumuzda mutlaka bu değerli projenin farklı konserlerini ve birlikteliklerini görmeyi arzu ediyoruz.

 

Feridun Ertaşkan

 

Cazkolik.com / 14 Aralık 2020, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.