Joshua Redman’la tele-röportaj...

Joshua Redman’la tele-röportaj...

Şubat ayının ilk hafta sonu İş Sanat’ta sezonun en önemli konserlerinden biri gerçekleşecek. Aslında çoğumuz Joshua Redman’ın kişiliğinde bu konseri ve kurdukları yeni grubu "James’ Farm"ı algılamaya yakın olsak da içerdeki röportajda da okuyacağınız gibi onlar (yani Redman-Parks-Penman ve Harland) her biri eşit roller üstlenen, dengeli bir gruba sahipler.

6 Şubat Cumartesi günü gerçekleşecek konserden epey önce İş Sanat’a yetkililerine Joshua Redman ile bir röportaj yapma arzumuzu söyledik, amacımız grup buraya gelmeden konser hakkında öncelikle Redman ile konuşmak ve konseri izleyecek olan cazseverlere izleyecekleri hakkında fikir verebilmekti. Çok kısa bir zamanda bu randevuyu gerçekleştirmemizi sağladıkları için İş Sanat yetkililerine ve kurumun basın ilişkilerini düzenleyen arkadaşlarımıza buradan öncelikle özel teşekkürümüzü iletmek istiyoruz.

Bir teşekkür de röportajı gerçekleştiren arkadaşımız sevgili Cenk Akyol’a... Olağanüstü pozitif enerjisini, müzik sevgisini hiç bir kaygı ve beklenti olmaksızın paylaşan ve bunu severek yapan bir müziksever. Bundan böyle de birlikte bir çok güzel röportaja imza atacağımızı belirtelim.

Joshua Redman’la "James’ Farm" yani bu yeni oluşum üzerine konuştuk. Henüz bir albümü olmayan grubun her biri gerçekten çok yoğun konser trafiğinin içinde olan isimler. Bir başka açıdan bakarsanız her birinin zaten sürdürdüğü başka trio’lar, sololar ve oluşumlar, konuklukları var, bunların arasında yine de böyle yeni ve uzun soluklu olacağı düşünülen, belki de gelecek de cazın çok önemli quartetlerinden birine dönüşecek "James’ Farm" hakkında söyledikleri hayli ilginizi çekecek.


Redman: "Her birimiz klasik caz temalarının dışında

kalan cazla çok ilgiliyiz, bu müziği biliyoruz ve ona

karşı açığız."
 



CA / Merhaba, nasılsınız Bay Redman?

JR / Merhaba, iyiyim.

CA / En başta Cazkolik’e katkıda bulunma nezaketinizden dolayı teşekkür ederiz. 

JR / Ben teşekkür ederim.

CA / Sanırım adımızın anlamını farketmişsinizdir, hani alkolik der gibi, benzeşimli anlayacağınız; Cazkolik...

JR / (Gülerek) Evet evet, ne kastettiğinizi anladım.

CA / İstanbul, İş Sanat sahnesine son projeniz olan “James’ Farm” adlı toplulukla geleceksiniz. Adı da oldukça ilginç; ilk duyduğumda 70’lerin rock grubu “James Gang”i hatırlattı bana.

JR / Aslında, sadece öylesine bir ad.

CA / Özel bir anlamı yok mu yani?

JR / Yok, özel olarak kasıtlı, ciddi bir anlamı yok. yani bir anlamı var da, pek önemli değil; sadece bizim nezdimizde diyelim...

CA / Ekipteki diğer müzisyenler de burada iyi tanınıyor. Aaron Parks mesela. Hatta diğer üçü Aaron Parks üçlüsü gibi görünüyor: Matt Penman, Eric Harland birlikte çok çalışıyorlar...

JR / Evet, dördümüz de daha önce çaldık, farklı  farklı... Yani, burada oldukça köklü bir geçmiş var. Dördümüz hep beraber daha önce grup olarak çalmamış olsak da, Aaron bildiğiniz gibi Matt ve Eric’le çok çaldı. Aaron’ın Blue Note’tan çıkan ilk albümünde birlikteler.  Ben de Matt ve Eric her ikisiyle birçok farklı ortamda çok çaldım.

CA / İlk defa Montreal Caz Festivali’nde mi hep birlikte çalmıştınız?

JR / Sanırım Montreal Caz Festivali’nde Brian Blade vardı ama Matt ve Eric’le San Fransisko (SF) Jazz Collective’de 14 yıl çaldım ve yine ikisiyle birden trio düzenlemelerde çaldım, zira bir çok trio işi çalıp duruyordum. Yani, burada yerleşik, derin müziksel ilişkiler, bir çok bağlantı ve birlikte yoğun bir ortak tarih var. Ama Aaron’la ben ilk defa beraber bu sefer çaldık. Bilirsin, bu bir yandan, eski dostlarla olmak gibi; bir yandan da......

CA / Yeni partnerlerle...

JR / Evet...

CA / Bu projeyle hedefinizde nasıl bir müzik var? Yani, klasik değil de, yeni tarz, modern, ilerici bir şeyler mi?

JR / Evet, bir  öyle, klasik caz temalarının dışında kalan müzikle her birimiz çok ilgiliyiz, bu müziği biliyoruz ve ona karşı açığız. 

Elbette, caz müziği ve tarihi üstüne hepimiz gerçekten çalıştık ve geniş bilgi sahibiyiz. Düz anlamda caz çalmayı her birimiz seviyoruz ve bu alanın lügatinıi yetkin bir şekilde kullanabiliyoruz ama bu grup, yani, yazdığımız parçalar ve grubun kullandığı ritim ögeleri açısından bakarsanız klasik cazın dışında kalıyoruz kuşkusuz.

CA / Bir süre önce demolarınızı dinledim. Myspace’te bunların ikinci prova’nın kayıtları olduğunu söylemişsiniz.

JR / Evet, aslında demo bile değil onlar. Bir tane küçük kayıt aleti ayarladık sadece ve bazı provaları kaydettik. Duyduğunuz şeylerden bir çoğu, bizim de ilk defa çaldığımız parçalar. Yani, bunları Myspace’e koymamız biraz gülünç belki de ama sadece ınsanlara müziğimizin nasıl olabileceğine dair bir fikir ve onlara grubumuzun yolculuğunda izleme şansı vermek istedik. Daha biz ne olduğunu gerçekten anlayamadan ya da bilmeden, sizin müziği dinleme şansınız oluyor. Umarım, zamanla şarkılar daha fazla ete kemiğe büründükçe ve onları kendi imzamızla biçimlendirdikçe yeni versiyonları da koyacağız.

CA / James’ Farm sizin için diskografinizide yan bir proje ya da geçici bir şey mi yoksa grupla uzun dönemde de beraber çalmayı istiyor musunuz?

JR / Umarım çalarız. Grup henüz yeni başlıyor ama hepimizi çok heyecanlandırıyor ve burada süreğen bir ortak çalışma açısından büyük bir potansiyelin olduğunu düşünüyorum. Bunun bir ortak çalışma olduğunu gerçekten vurgulamak isterim. Her birimiz sanat, müzik ve kompozisyon açısından eşit katkı sunuyoruz. Bu gerçekten hep beraber üstlendiğimiz bir iş. Benim grubum değil, Aaron’ın, Matt’in grubu değil, ya da Eric’in grubu da değil. Grup adını vurgulamakta gerçekten ısrar etmemizin nedeni bu.

Bu grubun önünde uzun bir gelecek olduğunu düşünüyorum. Yapacağımız tek proje bu olmayacak tabii. Biliyorsunuz, Matt ve Eric tonla şey yapıyor, Aaron’ın kendi üçlüsü var, ben de birçok farklı şey yapıyorum.

CA / Cazda bu alışıldık bir şey. Bir çok müzisyenle çalıyorsunuz, cazda buna sık rastlanıyor; , oysa rock veya pop’ta durum böyle değil. Onlar her zaman sanki seçtikleri belirli kişilerle çalıyorlar gibi. Siz dünyanın her tarafından caz müzisyenleriyle çalıyorsunuz; ayrıca birçok cover’da çalıyorsunuz:  Prince, Joni Mitchell...  Cover’ladığınız caz dışı bir çok parça var. Deneyiminizi ve müzik zevkinizi caz dinleyicisiyle paylaşmaktan hoşlanıyorsunuz.

JR / Evet, yani, bunları yaparken kendi adıma belirlediğim bir gündemi takip ediyor, ya da zorunlu olarak bana ait bir özelliği ifade etmeye çalışıyor değilim. Caz müziğinin tarihi boyunca, caz müzisyenleri materyal bulmak için cazın dışını da aradı. Örneğin, caz standartları olarak düşündüğümüz tüm o eski parçalar, Body and Soul, Stella by Starlight, If I Were a Bell (gülüyor, bir parça ismi daha söyleyecekken, I Love‘la başlıyor adı??? Cole Porter’a geçiyor) Tüm o Cole Porter, Gershwin, Jerome Kern’ler. Bunlar kökende caz şarkıları değil, zamanlarının pop şarkılarıydı. Her yere yönelebilmek, caz ruhunun bir özelliği. Dışa yönelmek, açık görüşlülük ve eklektisizm: Tüm bunların bir anlamda caz tarihi ve geleneğinin bir özelliği olduğunu düşünüyorum.

CA / Evet, anlıyorum. Bu arada, internette eski işlerinize bakmıştım. "Umphey’s McGee" ile de çalmışssınız. Bu grubu biliyorum, bir tür jam band değil mi?

JR / Evet; ben onlara caz demezdim ama...

CA / Caz değil de, belki jam; Grateful Dead gibi, belki onun gibi bir şey?

JR / Evet, jam band temasındalar ama daha çok progressive rock tarzındalar. Yaptıkları çoğu zaman gerçekten karmaşık bir müzik.

CA / Şubat’ın ilk haftasında geleceksiniz. Programınızı da gördüm; İstanbul’u gezmek için zamanınız olmayacak. Önceki ziyaretlerinizde bunun için vaktiniz olmuş muydu?

JR / Hayır. Yani, İstanbul’da daha önce bulundum. Bu muhtemelen beşinci gidişim olacak. Orada birçok kez bulundum; ama yakınlarda değil. Sanırım ilk gittiğimde boş bir günüm olmuş olabilir. Bu, uzun bir süre önce, 1992 yılındaydı. Sonrakilerden birinde bir boş günüm vardı ama pasaportumu kaybettim ve tüm günümü yeni bir pasaport çıkartmak için büyükelçiliğe gitmekle harcamak zorunda kalmıştım.

Talihsiz bir durum çünkü, bildiğim kadarıyla ve kendi gördüğüm temelinde: harika bir şehir ve orada çok güçlü bir enerjisi var.

CA / Evet, kıtaların buluşması... Son bir soru sormak isterim. İstanbul’daki konserlerde hiç cover çalacak mısınız, ya da sürpriz bir şeyler? Set list ne olacak?

JR / Biz set list çalmıyoruz. Sahneye çıkacağımız gün karar vereceğiz. Çaldığımız şeylerin çoğu kendi müziğimiz; ama coverlar üstüne de aramızda konuştuk, bakalım, göreceğiz.

CA / Bay Redman, İstanbul’da görüşmek üzere. Çok teşekkür ederiz.

JR / Ben teşekkür ederim. Konserde görüşürüz...

Cazkolik.com / 1 Şubat 2010, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • zeynep başaran
    02 Şubat 2010 Salı 09:37

    Tebrikler ve teşekkürler Cenk Akyol!

  • Cengiz Erdemoglu
    03 Şubat 2010 Çarşamba 12:28

    5 kere mi gelmiş? ben nerelerdeymişim allaşkına? tebrikler cazkolikçiler :)))

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.