Dizzy Gillespie All Stars CRR`de!

Dizzy Gillespie All Stars CRR`de!

Dizzy Gillespie’nin trompeti, caz tarihindeki gelmiş geçmiş en parlak, en berrak, en muzaffer ve aynı zamanda en yumuşak trompet olmuştur. Çaldığı her cümle mükemmeldi... Caz tarihinin en ünlü eleştirmenlerinden ve yazar Leonard Feather’a göre Gillespie kendini ve yarattığı müziği, hiç bir zaman onu incelemek, tartışmak ve taklit etmek için onca zaman harcayan sayısız hayranı ve müzisyen kadar ciddiye almadı. Bu yanını da onun hiç bir zaman kompleksi olmamasına, marazi ya da asabi olmamasına bağlar ünlü yazar. Her zaman kendi müziğinin bilinçli şekilde komedyenliğini yaptı der, hep be bop’un içinde kalan biri olarak "Be bop’un palyaçoluğunu" yaptı diye tanımlar ama buradaki tarifi başka türlü hiç bir zamana satılamayacak şeyleri satmaya çalışmasında veya kontrollü üstünlüğünü elinde tutmasında ya da büyük orkestrasını düzenli olarak bir arada tutmak istemesinde bulur sebebini.

Dizzy Gillespie All Stars 7 Kasım 2009, Cumartesi günü Cemal Reşit Rey’de konser verecek. Bu konserinde kendisinin ölümünün üzerinden on yıllar geçmiş olmasına rağmen halen yaşayan gurubunun içinde o zamanlar da olan James Moody, John Lee, Slide Hampton, Jimmy Heath gibi büyük müzisyenlerde var. Gerçi buraya gelen sadece o yıllardan kalan büyük James Moody, ama en kalıcıları ve belki de en eskileri!

Bir önceki haberde burada çalacak olan grubun içindeki müzisyenleri biraz olsun tanıttığımız için bugün büyük Gillespie’den sözetmemiz gerek. Caza yeni yeni ilgi duyanların veya genç nesillerin biraz daha yakından tanımasına yardım olabilirsek ne mutlu.

Güney Carolina’da 21 Ekim 1917 yılında doğan Gillespie hayatı boyunca hep olduğundan beş-on yaş genç göstermiştir der ünlü caz tarihçisi Joachim Berendt kitabında. Bir siyah olarak ve kuşağının pek çok üyesine göre mutlu bir çocukluk geçirdi Gillespie. Mutlu ve düzenli bir aile ortamları vardı. Babası amatör bir müzisyendi. Oğluna ilk enstrümanları o öğretti. Ondördüne geldiğinde ilk çalgısı trombondu, bir yıl sonra trompeti ekledi. Hani başından ne olacağı belli olan çocuklar vardır ya, öyle bir çocuktu Gillespie. Armoni ve müzik teorisi okudu. Okul hayatı boyunca geçimini babası sağladı. Bunun nasıl bir şans olduğunu anlatmak için pek çok yaşıtının daha 7-8 yaşlarında evlerinden ayrılarak kendi hayatlarını kazanmaya başlamak zorunda kaldıkları bir nesli düşünün daha iyi canlandırabilirsiniz.

Gillespie’nin neşeli kişiliğini 1937 yılında grubunda çalıştığı Teddy Hill şöyle anlatır; "Müzisyenlerimden bazıları bu zıpırı da götürecek olursam grubu terk etmekle tehdit etti beni ancak genç Dizzy’nin bütün egzantrikliğine ve esprilerine rağmen grubun en mazbut üyesi olduğu ortaya çıktı. O kadar sıkı para biriktiriyordu ki diğerlerini kendisinden borç almaları konusunda yüreklendirdi, böylece ilerde dara düşerse aklına para isteyebileceği birileri gelecekti."Gillispie çalmaya başladığı andan itibaren başarıyı da yakalamış biridir. İlk olarak Paris’te başkalarından farklı çaldığı dikkati çekti. Fransız bir davulcu o zamanlar şöyle yazdı; "Teddy Hill’in orkestrasında büyük gelecek vaadeden genç bir trompetçi var, kayıt yapması için kendisine şans tanınmaması yazık olur." İşte o isim Dizzy Gillespie idi.

Gillespie kendi ağzından şöyle anlatır; "Büyürken çalmak istediğim tek şey swing idi. Roy Eldridge idealimdi, hep onun gibi çalmayı denedim ama hiç bir zaman başaramadım, başaramadığım için de çıldırıyordum, sonra başka bir şey denedim ve böylece ’bop’ denilen şey ortaya çıktı."

Dizzy Gillespie kendini hep büyük orkestra müzisyeni olarak görmüştür ve oralarda çalışmıştır. Öyle trio, quartet adamı olmamıştır pek!

Billy Eckstine şöyle anlatır; "Dizzy tilki gibi bir adamdır. Tanıdığım en akıllı adamlardan biridir. Müzikal açıdan her zaman ne yaptığının bilincinde olmuştur hep. Ardından Leonard Feather anlatır; "Dizzy’nin 52. Cadde’de kendisine adeta tapan yığınla genç hayranı vardı. Giyinişini, yürüyüşünü, sakalını görünüyünde ne varsa taklit ederlerdi. Dizzy o zamanlar bebop modası olarak denen şeyi yarattı. Magazin dergileri "bebop kravatları" vermeye başlamışlardı."

Kırklı yılların ortalarında Küba ve Afrika ritimleriyle ilgilenmeye başladı. 1947 yılında Kübalı perküsyonist Chano Pozo’yu orkestrasına aldı ve modern caza Batı Afrikanın en eski davul figürlerini ve ritmlerini soktu. Cazın nereye doğru gittiğini soran birine şöyle diyordu; "Herhalde başladığı noktaya, yani bir insanın davula vurmaya başladığı yere doğru..."

Caz tarihinin en ünlü ekolü bebop’un dilini Dizzy Gillespie kadar gelecek stillere ve icra tarzlarına taşıyan bir başka müzisyen daha yoktur. Cool cazı, hard bop’u, free cazı, rock’ı her şeyi etkiledi... Bugün caz dinleyen geniş kitlelere sorduğunuzda size sayacağı bir kaç ismin arasında mutlala Dizzy Gillespie’de olacaktır. Louis Armstrong kadar sevilmesinin nedeni de budur.

Cazkolik.com / 2 Kasım 2009, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X