Eski ağıza yeni taam

Eski ağıza yeni taam

Herşey sıradan bir öğle sonrası Transglobal World Music Chart Ağustos listesinin posta kutusuna düşmesiyle başladı. İlk sırada “Celia” ile Anjelique Kidjo var. Devamında kimi tanıdık, kimi ilk kez duyulan müzisyenler, albümler. Her liste müthiş bir kaynak. Listenin tamamı müziksever özenini haketse de kimini zevkten dört köşe dinlediğim kimini atlayıp geçtiğim albümler bunlar.


Listenin onuncu sırasında Mahsa, Marjan Vahdat ile Kronos Quartet albümü var. Geçen ayların listesinde Baba Zula, Gaye Su Akyol gibi isim ve toplulukların albümlerine rastlamışlığım var ama yeni listede ilk kez gördüğümüz bir isim var; Altın Gün. Buyrun size merak!


Tarzın sevilen firması Glitterbeat’ten çıkan Altın Gün geçen sene yayınladığı “On” isimli çalışmanın ardından “Gece” albümüyle ve daha zengin bir malzemeyle geri dönmüş. Biz burada kendimize dair kültürel meselelerimizi halledemediğimiz gibi son altmış yıldır başta Almanya tüm Avrupa’da yepyeni bir ara/alt kültür üreten “Almancı” çocukların müziklerini anlamaktan/hissetmekten/yorumlamaktan da uzağız. Birbirimize yabancı kaldık, oysa, ortada karşılıklı taşınan büyük bir kültür malzemesi var. Sosyologlar, müzikologlar için devasa bir kaynak. Neyse, bu kısım uzar gider. Altın Gün’e dönelim.


Son yıllarda keşfedilmelere doyulmayan Anadolu Folk/Rock mirası, ilk nesilden itibaren gurbetçilerle yurtdışına taşınan müzikler her nesil kendi ifadelerini bir şekilde üretti, Altın Gün de bunlardan biri. Altı kişilik topluluğun sadece biri Türkiye’de dünyaya gelmiş, diğerleri ‘gurbetçi’ çocukları. Kurucusu da Jasper Verhulst, Hollandalı.

Yaptıkları müzik kısaca saykodelik halk müziği


Verhulst meraklı ve ilgili bir Hollandalı. Kullanılan müzikal ‘malzemenin’ tamamı ‘buralılar’ için gayet tanıdık ve esasen Neşet Ertaş kaynaklı. Verhulst 1960 ve ’70’ler için `zamanın enstrüman kullanımı ve efektleri heyecan vericiydi, kulağa hâlâ taze geliyor’ diyor. Haksız diyemem. ‘O müziği kopyalamaya çalışmıyoruz, onları yeniden kendimizin yapmaya çalışıyoruz’ diye ekliyor. Takdir dinleyicinin.


Elektro sazda Erdinç Ecevit ile Kadıköy kızı Merve Daşdemir’in piyanosu Verhulst’un Facebook daveti üzerinden buluşmalarıyla kurulmuş (Hürriyet’ten Tolga Akyıldız 2018’de köşesinde yazmış) topluluk iki yıldır faaliyette. Çıkış itibariyle Verhulst’un Türk müziğini sevmesinden kaynaklanan grup soundun ortaklaşa işbirliği sayesinde geliştiğini belirtiyor. YouTube’daki videoları 800 binin üzerinde izlendi, bu onları dünya çapında yapmaya yeter mi söylemek için erken ama ısrarlı ve iddialılar, daha iyisi ve fazlası için çalışıyorlar. Transglobal müzikler listesinde yer almaları da bu süreci doğruluyor.


Verhulst müziklerinin en çok Türkiye’den dinlendiğinin farkında ama hikâyeninin tamamı bu değil diyor. Dalgalar Boğaz’ın ötesine yayılmış durumda. Rezonansın çapı genişledi. Altın Gün’ün Avustralya ve Kuzey Amerika konser trafiği bunun ispatı. Bu tarz bir müzik yapan fazla grup yok diyor. Bakalım hikayenin devamı nasıl gelecek.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 01 Ağustos 2019, Perşembe


BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.