Fadonun melankolik prensesi Carminho ilk kez geldiği İstanbul konseri için Cenk Erdem`le konuştu.

Fadonun melankolik prensesi Carminho ilk kez geldiği İstanbul konseri için Cenk Erdem`le konuştu.

Dinlediğiniz müzik sanatçının Meu Amor Marinhiero isimli şarkısıdır.


İspanyol Pablo Alboran’ın İspanya’da ve tüm Avrupa’da ünlenen Perdoname şarkısının genç kadın vokali, aynı zamanda Portekiz geleneği fadoyu sesinin melankolisiyle en güzel yorumlayan çağdaş fadistalardan da biri olan Carminho doğduğundan beri fado büyüsü ile çevrelenen Carminho’nun annesi de bir şarkıcı ve doğal olarak fado müzisyenleriyle çevrelenerek büyümüş. Ailesinin fado meyhanesi işlettiği ve henüz çocuk yaşta sahneye çıktığı düşünülürse, Carminho neredeyse tüm ruhuyla da Fado’yu temsil ediyor ve son albümü Ruh (Alma) sayesinde genç şarkıcının caz, pop ve rock öğeleriyle zenginleştirdiği ruhu şarkılarla vücut buluyor. Carminho, Türkiye’de ilk kez `Alma (Ruh)` adlı son albümünün dünya turnesi kapsamında İstanbul`a geliyor ve 22 Şubat’ta İş Sanat’ta sahneye çıkacak.

Eleştirmenlerin “Son on yılın Fado aydınlanması” diye nitelendirdikleri çağdaş fado şarkılarına rağmen, alçak gönüllülükle başarısını güçlü bir Portekiz geleneği olarak Fado’dan aldığını söyleyen Carminho ayrıca prodüktör gitarist Luis Penedo ile kaydettiği ve Carlos Saura’nın meşhur filmi Fados için kullanılan şarkıyla da çok konuşulmuştu. Şarkılarını İngiltere’den, Fransa’ya (Théâtre de la Ville), Mozambik’ten, Hollanda’ya kadar en ünlü sahnelere taşıyan Carminho ile İstanbul konseri öncesinde müzikle dolu çocukluğunu, çok övülen ilk albümünü ve son albümü Alma’yı bizlere nasıl tarif edebileceğini konuştuk.

Cenk Erdem
http://twitter.com/#!/thecenkerdem


Carminho: "Eninde sonunda beni seçen fado oldu..."

Cenk Erdem: Anneniz Teresa da bir şarkıcı ve müzikle dolu bir evde dünyaya gelmişsiniz, sizce annenizin kariyerinizdeki rolü?

Carminho: Annem benim ilk ilham kaynağım. Fado ile bu kadar güçlü bir bağımın olması da yine annemin seçimleriyle ilgili. Birincisi ailem evde fado müzisyenleri ve şarkıcılarıyla toplanırdı, ikincisi bir fado meyhanesi işletiyorlardı ve fado için benim ilk okulum olmuştu. Tüm bunlar bir tarafa doğduğumdan beri fadonun kanımda olduğunu hissediyorum. Eninde sonunda beni seçen fado oldu.

Cenk Erdem: Ailenizin siz küçük bir kızken evde fado müzisyenleri ve şarkıcılarıyla toplandığını söylüyorsunuz; peki bu toplantılar O küçük yaşlarda da hoşunuza gidiyor muydu?

Carminho: Fado evde anadilim gibiydi. Hiçbir zaman garipsemedim, hatta ne zaman fado şarkılarını öğrenmeye başladığımı bile hatırlamıyorum. Nefes almak gibi geliyor.

Cenk Erdem: 12 yaşında sahnede söylemeye başladınız; peki o yaşlarda fado dışında da şarkılar söyler miydiniz?

Carminho: Her zaman fado söyledim çünkü annem bana ve erkek kardeşlerime de hep fadolar söylerdi. Annem uzun yolculuklarda da kavga etmeyelim şarkılar söyleyelim diye bize fadolar öğretiyordu… Fado dışında Portekiz pop şarkılarından, Queen, Frank Sinatra, REM, Edith Piaf, Simon and Garfunkel ve daha birçok isimden ve türden dinlediğim şarkılardan da yollarda dinlerdik ve söylerdik.

Cenk Erdem: Hindistan, Kamboçya ve Peru gibi ülkelerde de yardım amaçlı birçok işin içinde neredeyse dünyayı gezmişsiniz; peki bu seyahatler sizin duygusal hassasiyetlerinizi nasıl etkiledi?

Carminho: Böyle seyahatler, açıklaması, özetlemesi hatta algılaması çok zor deneyimler ama ruhumu, duygularımı ve insanlığımı etkileyen ve beni büyüten deneyimler olduğunu biliyorum. Şarkı söylemek bana verilmiş bir hediye. Hepimiz vermeyi de öğrenmeliyiz ve bu seyahatler aslında bana da yardımcı oluyor.

Cenk Erdem: Eleştirmenler ilk albümünüz “Fado” için son 10 yılın en iyi fado çıkışı diyorlar, peki geleneğe kattıklarınız açısından siz tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Carminho: Daha çok geleneksel fadolar söylüyorum ve asıl tutkum geleneksel fadolar. Fado çıkışı yaptığımı düşünmüyorum, fado çağdaş müzikler arasında zaten yerini buluyor ve zamana yenilmeyen güçlü bir gelenek. Fado toplumla birlikte ilerliyor ve benim rolüm sevdiklerimi, inandıklarımı ve bildiklerimi söylemek. Farklı bir tarzda ortaya çıkmış olabilirim ama fadoyu değiştirmek gibi bir niyetim yok. Fado büyük bir gelenek ve kendi gelişiyor. Buna rağmen kendimi şarkı söylerken de özgür hissediyorum, ve başka tarzlara yakınlaştığım da oluyor.

Cenk Erdem: Pablo Alboran’ın Perdoname şarkısındaki işbirliğiniz sizin için kariyerinizde uluslararası bir çıkış oldu diyebilir miyiz?

Carminho: Çok iyi bir ekibim var ve müziklerimizi daha çok kişiye ulaştırmak için çok çaba harcıyoruz. Bu süreçte Pablo Alborán’ın bize teklifi oldu ve hemen kabul ettik. Kariyerini takdir ettiğim biriyle böyle bir işbirliği benim için büyük bir ödül oldu.. Şarkının sınırları aşarak çok fazla dinleyiciye ulaşabilen bir şarkı olduğunu düşünüyorum.

Cenk Erdem: Albümleriniz Fado ve Alma Portekiz’de platin satışlarını çoktan geride bıraktığı üzere ticari açıdan da başarılı albümler, peki kendi ülkenizde kendi geleneklerinizle başarılı olmak neler hissettiriyor?

Carminho: Benim ve beraber çalıştığım ekibin seçimleri bu şekilde ödüllendirildiği için çok gurur duyuyorum. Hatta benim geldiğim yeri borçlu olduğum ve beni zenginleştiren fadonun daha çok anlaşılmasına ve kıymetinin bilinmesine küçük bir katkım olduğu için ayrıca gurur duyuyorum. Şu dakikada fado söylüyor olmak benim en büyük başarım ve daha çok kişiye ulaşabilirsem mutluluğum tamam demektir.

Cenk Erdem: Eleştirmenler tarzınızı biraz melankolik buluyorlar; son albümünüzdeki yeni şarkılar için neler dersiniz?

Carminho: “Alma” ilk albümümün devamı gibi hissediyorum, benim gerçek seçimlerim gibi iki albümdür birlikte çalıştığımız yapımcım Diogo Clemente’nin de seçimleri müziklerimde büyük rol oynuyor. Müzikal anlamda yeniliklere daha çok açık bir albüm. Geleneksel fadolar dışında farklı enstrümanlar kullandığımız ve farklı yenilikler denediğimiz şarkılar da var.

Cenk Erdem: Günlük hayatınızda fado dışında en çok neler dinlemekten hoşlanıyorsunuz?

Carminho: Müziği çok seviyorum ve aslında çok farklı türler seviyorum; bol bol popüler Brezilya müzikleri (Chico Buarque, Milton Nascimento, Tom Jobim and Elis Regina) dinliyorum. Frank Sinatra, Nina Simone, Keith Jarrett seviyorum. Klasik müzik ve Paco de Lucia, José Mercé gibi isimlerden İspanyol müzikleri dinliyorum. Ayrıca Antony and the Johnsons, Nicolas Jaar ve Coldplay, U2, Michael Jackson gibi popüler isimleri de seviyorum.

Cenk Erdem: Peki günlük hayatınızdaki kişilik özelliklerinize bakarsak şarkılarınızdaki kadar romantik misiniz?

Carminho: Söylediğim şarkılar gibiyim. Hemen her şarkımın benimle ilişkisi var.

Cenk Erdem: 22 Şubat’ta İstanbul’da sahne alıyorsunuz; peki İstanbul hakkında en çok neler duydunuz?

Carminho: Türkiye’nin kültürel zenginlikleri açısından ve tarihi açıdan çok ünlü bir şehri olduğunu biliyorum. Hiç Türkiye’de ve İstanbul’da bulunmadığım halde duyduklarımdan Sultanahmet Cami ve Kapalıçarşı’yı çok merak ediyorum.

Cenk Erdem: İstanbul’daki ilk performansınızda sahnede şarkılarınızla sizce dinleyenlere nasıl duygular yaşatıyor olacaksınız?

Carminho: Her fado konseri o konsere özel bambaşka bir konser olur. Tüm konser şarkıları söyleyenin, müzisyenlerin ve izleyicinin karşılıklı enerjisiyle şekilleniyor. Harika ülkenizi tanımak ve izleyiciyle ilgili beklentilerim çok yüksek ve umarım harika bir akşam olur.

Cenk Erdem
http://twitter.com/#!/thecenkerdem

Cazkolik.com / 21 Şubat 2013, Perşembe

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.



X