Irk ayrımcılığının unutturmaya çalıştığı bir sanatçı; Hazel Scott

Irk ayrımcılığının unutturmaya çalıştığı bir sanatçı; Hazel Scott

Dünya çapında nefret uyandıran George Floyd olayı Amerika'da yaşanan ayrımcılığı yeniden gözler önüne serdi. Müzik basını da bu gündem nedeniyle geçmişte kalmış, unutulmuş kimi sanatçıların çektiği acıları yeni nesillere hatırlatmayı tercih ediyor. Günümüzde çoğu müzikseverin adını bilmediği piyanist Hazel Scott bu isimlerden biriydi. Müthiş bir yetenek, özenle inşa edilmiş bir kariyerin nasıl imha edildiğini Classic FM web sitesinde yayınlanan yazıdan ayrıntılı olarak öğreniyoruz.

Cazkolik.com

 


 

Hazel Scott, öncü bir caz piyanisti ve kendi TV şovuna ev sahip ilk siyah Amerikalıydı ancak ırk ayrımcılığına ve klişeleşmeye karşı durduğunda, endüstri adını kara listeye aldı adeta tarih kitaplarından silindi. Oysa, 1940'larda ve ‘50'lerde, Trinidad doğumlu müzisyen ve aktivist Hazel Scott'u görmezden gelmesi zordu.

 

20. yüzyılın ortalarında Hazel Scott, New York caz ve popüler müzik sahnesinin önde gelen isimlerindendi. Televizyonlarda Bach ve Mozart'ın klasiklerini dinleyiciye cazip bir müzik olarak sunan, yetenekli bir piyanist ve doğaçlamacı, Frank Sinatra'dan Duke Ellington'a yüksek profilli hayranlara sahipti.

 

Sonuçta, Scott'ın müzik endüstrisinde göz kamaştıran başarısı, ilk kez bir Afro-Amerikalı'nın başrolde olduğu bir TV şovuna yol açtı. Scott, sanatını zengin ve kapsayıcı hale getirmek için kişisel sempatisini de kullandı, dönemin önemli politikacılarından Adam Clayton Powell ile evlendi.

 

 

Peki, Hazel Scott’ın adı neden müzik tarihinden silindi? İşte onun hikayesi

 

Hazel Scott 1920'de Trinidad'da klasik bir piyanist anne ve akademisyen babanın kızı olarak dünyaya geldi. Annesi Alma Scott müzikte kariyer yapmayı hayal ediyordu ancak dört yaşındaki kızıyla birlikte Harlem'e taşındıktan sonra, kızının piyanoya olan doğal yeteneğini keşfetti ve dikkatini kendi kariyeri yerine kızına yöneltti.

 

Anne Alma kızı sekiz yaşına gelince Juilliard seçmelerine hazırladı. Oysa, okula giriş yaşı minimum 16 iken Alma seçmelere katılmasına izin vermelerinde ısrarcı oldu. Genç piyanist sahneye çıktı ve parmak uçlarından virtüöz bir Rachmaninov Prelude aktı. Jüride yeralanlardan biri bu kız bir deha diye seslendi ve tam bursla okula kabul edildi.

 

Hazel Scott gerçekten müzikal bir dahiydi. Annesi klasik piyanist olarak kariyerine devam etmesini ümid ediyordu ancak giderek büyüyen Hazel'in farklı fikirleri vardı. İlk gençliğinde bir caz grubunda çaldı ve kendi radyo programını yaptı. Gece kulüplerinde çalmaya başladı. Doğaçlama yeteneği ve klasikleri çalma becerileriyle tanındı. Bach, Mozart ve Liszt'i icra ederken iyice hızlandırdı ve senkopladı.

 

 

Roket hızında kariyer

 

Çağdaşı ve yakın arkadaşı Billie Holiday'in tavsiyesiyle Amerika'nın siyah-beyaz ayrımı yapmayan ilk klüplerinden Café Society'de Duke Ellington, Miles Davis, Nat King Cole gibi isimlerle beraber sahne almaya başladı. Ellington ve Frank Sinatra gibi isimlerin hayranlığını kazandı. :u dönem ilk albümü "Swinging the Classics"i yayınladı. Ünü giderek artıyordu, yılda 75 bin dolarn üzerinde kazanıyordu ki bugünün rayiciyle 1 milyon doların üzerinde kabul edilebilir. Londralı bir sigorta şirketi ellerini sigortalamıştı.

 

Hazel Scott ırk ayrımcılığına karşı ilk günden beri siyasi olarak tavır almış bir sanatçı idi. Irk ayrımını zorlayan salonlarda konser vermeyi reddetti. Teksas'ta verdiği bir konser sırası Time dergisine "beni dinlemeye geliyorsunuz ama yanımda oturmayı neden reddediyorsunuz" diye beyanat vermişti.

 

 

Duke Ellington ile

 

Hazel Hollywood'a gidiyor

 

22 yaşındaki Hazel Scott ilk başarılı çıkışını New York'ta yaptı, ünü giderek yayıldı ve nihayet Hollywood da sanatçıyı radarına aldı. Hazel'e kadar Hollywood filmlerinde Afro-Karayip kökenli aktrisler neredeyse hep fahişe, köle ve hizmetçi rollerinde olurdu. Ancak Hazel, film sözleşmelerine, aşağılayıcı, itaatkâr roller oynamayacağını yazdı. Aslında, sadece kendini oynayacağını yazmıştı. Hollywood evet dedi.

 

Beş Hollywood filminde yer aldı, özellikle I Dood It (1943), Broadway Rhythm (1944) ve Rhapsody in Blue (1945) ülke çapında en iyi gişe yapan Afro-Amerikalı eğlencelerden biri olmayı başardı.

 

The Heat’ On (1943) setinde iken bir sahnede kocalarını savaşa gönderen siyah kadınların pis önlükler giydiğini fark edince kıyamet kopardı ve filmden ayrılarak kostümler değişene kadar geri gelmedi. Üç gün sonra yönetmen kabul edince Hazel de geri döndü. Önlüklerin yerini çiçekli elbiseler almıştı.

 

Ancak Hazel’in bu tepkisinin bedeli de olacaktı. Stüdyo sahipleri ve sektör yöneticileri sanatçıya yeni teklif götürmede, konser tarihleri ​​iletmede aniden sınırlı davranmaya başladılar. Sanki bir yerde bir düğmeye basılmış gibiydi.

 

 

Hazel Scott’ın Adam Clayton Powell ile evliliği

 

Adam Clayton Powell bir Baptist ve New York'un ilk siyah meclis üyesi ve zaten evli biriydi. İlişkileri gizli başladı. Kısa süre sonra Powell eşini boşadı ve beş gün içinde Hazel ile evlendi.

 

Evlilikleri tartışmalı, şöhretleri astronomikti. Büyüleyici bir çift olarak kabul ediliyor, magazin basını her yerde onları takip ediyordu. 40'ların ve 50'lerin sonlarında, Powell ve Scott Amerika'nın en ünlü siyah çiftlerindendi. “Sadece kara dünyanın değil beyaz dünyanın da yıldızlarıydı. Bu olağanüstü bir şeydi” diye yazdı o sıra gazeteci Mike Wallace.

 

Çiftin tek oğlu Adam Clayton Powell III dünyaya geldi. Kocasının gözünde Scott artık bir anneydi, gece kulüplerinde çalmayı bırakmasını istedi. Washington'da iş için uzaktayken ABD genelinde konserler ​​verdi ama sonra, 1950'de haftada üç kez 15 dakika boyunca kendi TV şovu The Hazel Scott Show'u yayınladı. Her hafta toplam 45 dakika televizyonda piyano çaldı, tam yedi dilde konuşabiliyor, şarkı da söylüyordu, dinleyicileriyle müthiş etkileşime girdi. Bu, bir Afro-Amerikalı tarafından düzenlenen ilk TV şovuydu ve olağanüstü ilgi gördü aldı.

 

Sevenleri Hazel'i sahnede izlemek için adeta yalvarıyordu. Bugün onun anılan en heyecan verici yanlarından biri 'çift piyano' gösterisidir. Scott -alttaki videoda görebileceğiniz şekilde- tek bir taburede oturup her iki enstrümanı aynı anda çalardı.

 

 

Ama sonra kara listeye alındı

 

1950'de ırkçıların takip ettiği Red Channels, Komünist sempatizanlar olduğundan şüphelenilen eğlence endüstrisindeki aktörlerin, müzisyenlerin ve benzerlerinin listesini yayınladı. Listede Leonard Bernstein, Orson Wells ve Hazel Scott da vardı.

 

Soğuk Savaş sonrası McCarthy döneminde (*) sanatçıların, herhangi bir şekilde 'yıkıcı' olduğundan şüpheleniliyorsa kara listeye alınması yaygındı. Halbuki Hazel Komünist değildi ama kara liste sürecini yüksek sesle eleştirdi.

 

Konuşması, komiteye “dürüstçe, tamamen ve bencilce bu ülkeyi mükemmelleştirmeye çalışan Amerikalıları korumaya” yönelik ateşli bir istekle sona erdi: “Aktörler, müzisyenler, sanatçılar, besteciler ve tüm erkek ve kadınlar sanatlar yardım etmek, hizmet etmek için istekli ve endişeli. Ülkemizin bugün bize her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Küçük adamların kısır iftiraları tarafından karalanmamalıyız” dedi.

 

Hazel’in konuşması manşet oldu. Bir hafta sonra, talk show iptal edildi, konser rezervasyonları bozuldu, Powell ile evliliği dağıldı ve 1951'de ağır bir sinir krizi geçirdi.

 

 

Eşi ve çocuğuyla

 

Sonraki yılları

 

Değişim zamanı gelmişti. 1957'de Hazel, oğluyla birlikte Paris'e taşındı, kocası boşanarak sekreteriyle evlendi. Avrupa'da Hazel’in müziği hâlâ popülerdi. Yeni albümler kaydetti, ikinci bir başarı dalgası yaşadı. Fransız filmi Le désordre et la nuit'te (1958) yer aldı. 1963'te ırkçı adaletsizliği protesto etmek ve Martin Luther King Jr’ın Washington'daki yürüyüşünü (‘Bir Hayalim Var’ konuşmasını gerçekleştirdiği) desteklemek için James Baldwin de dahil olmak üzere diğer Afro-Amerikalı göçmenlerle birlikte yürüdü.

 

1967'de eve dönmeye karar verdi. Sivil Haklar Hareketi kadar ırk ayrımcılığına son veren, siyah vatandaşları koruyan yeni yasaların çıkarılmasını sağladı. Scott yeniden New York gece kulüplerinde çalmaya başladı ama artık devir değişmiş, rock'n roll cazın yerini almıştı.

 

Hazel Scott, 1981'de 61 yaşında kanserden öldü. Trompetçiler Louis Armstrong ve Dizzy Gillespie dahil olmak üzere diğer caz büyüklerinin yakınında, Queens New York'ta gömüldü.

 

 

Hazel Scott’ın mirası

 

Hazel Scott’un adının caz kataloğundan silinmesi trajik ve siyah sanatçılara 1950'lerin Amerikasında nasıl davranıldığına dair çok güçlü bir gerçektir. Dönemin Billie Holiday ve Ella Fitzgerald gibi harika kadınlarını düşünürseniz o vakit hiçbiri Scott'tan daha tanınmış değildi.

 

Son yıllarda, Hazel’in adı nihayet tekrar duyulmaya başlanıyor. 2020'de BBC World Service programının "Hazel Scott: Caz Yıldızı ve Sınırları Aşanlar" programının konusu oldu. 1943 yılından gelen ‘Takin’ A Chance’ videosu Facebook'ta iki yılda dokuz milyon görüntüleme aldı ve #BlackGirlMagic hashtagiyle sosyal medyada paylaşıldı.

 

Hazel Scott, siyah kadın sanatçıların yolunu açtı. Hollywood'daki siyah aktrislere saygın roller verilmesini sağlayan biriydi. Irk ayrımcılığına karşı mücadelede cesur ve önemli bir semboldü. Televizyonda siyah Amerikalıların çok az olduğu dönemde, Scott'ın kısa ömürlü şovu Afro-Amerikalı izleyiciler için umut ışığı oldu.

 

Bu yazının orijinali 18 Haziranda Classic FM web sitesinde yayınlanmıştır.

 

(*) [Cazkolik notu] McCarthy dönemi diye bilinen dönem ABD tarihinin en karanlık yıllarıdır. Komünist avı olarak tarihe geçen dönem sayısız sanatçının hayatını mahveden soruşturmalara, haksız suçlamalara yol açmıştır. Bugün hâlâ etkisi süren döneme dair sayısız film çekilmiş, sahne oyunu kaleme alınmıştır. Merak edenin bu dönemi mutlaka incelemesini öneririz.

 

Cazkolik.com / 19 Haziran 2020, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • Emin Fındıkoğlu
    19 Haziran 2020 Cuma 07:14

    1959 (belki de 1960)da Cüneyt Sermet'in Türk-Amerikan Üniversiteliler Derneği'ndeki Plaklarla Caz Tarihi programlarından birine Hazel Scott yanında genç bir yerel yakışıklıyla geldi. Acayip güzel ve alımlıydı, Kervansaray (Hilton girişinin solunda) Rustik Bar'da her gece piyano çalıp şarkı söylüyordu. Max Roach ve Charlie Mingus ile yapmış olduğu plaktan bir veya iki parça dinletildikten sonra en ön sırada oturan Hazel ayağa kalkıp misafirleri selamladı. Unutulmaz bir öğleden sonraydı, hâla daha unutmadım. E.F.

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.