Klasik müzik, caz ve rock tınılarını Akdeniz coğrafyasıyla buluşturan süitler besteleyen müzisyen ve besteci Halit Turgay ile Leyla Diana Gücük konuştu

Klasik müzik, caz ve rock tınılarını Akdeniz coğrafyasıyla buluşturan süitler besteleyen müzisyen ve besteci Halit Turgay ile Leyla Diana Gücük konuştu

 

Halit Turgay ve Akdeniz Rapsodisi

 

 

Ülkemizin önde gelen besteci ve flütisti Halit Turgay ile tanışmam yeni olsa da, müziklerini uzun zamandır merak ve keyifle dinliyorum. Kendi deyimiyle, 'özgür ve özgün' besteler yapan Halit Turgay ile geçen Ağustos tanışma fırsatı buldum. Açık Radyo için hazırladığım Dünyanın Cazı programına hazırlık yaparken, o sabah Halit Turgay’ın flüt ve piyano için yazdığı eserin ödüle layık görüldüğünü okumam üzerine hızlı mesajlaşma trafiğiyle programa katılıp katılamayacağını sorup kabul etmesiyle gelişen dostluk bizi bu röportaja kadar getirdi.

 

Turgay’ın klasik müzik eserlerinin yanı sıra caz müziğine katkıları olduğunu da söylemem gerek, ancak bu röportajda Turgay ile Akdeniz Rapsodisi hakkında konuştuk.

 

Akdeniz Rapsodisi flüt ve piyano için yazılmış üç bölümden oluşuyor.

 

Önce esere biraz tanıyalım, daha sonra röportaja geçelim.

 

Akdeniz Rapsodisi flüt ve piyanonun solist olduğu üç bölümden oluşan bir eser. Eserde kullanılan çalgıların elde edilen tınısal zenginliğiyle sanatçı hayranı olduğu Akdeniz’i betimlemiş. Eserin ilk seslendirilişi 2018'de Mersin’de yapılmış, 2022 yılında Bodrum’da 1. Uluslararası Halikarnas Müzik Festivali'nde de seslendirilmiş ve ardından kaydedilmiş.

 

Eserin bölüm isimler şöyle;
- Gilindire Mağarası 
- Toroslarda Bir Kış Geceyarısı (Chet Baker’a ithaf edilmiş) 
- Pentagram (Keith Emerson’a ithaf edilmiş)

 

Orkestranın coşkuyla çaldığı ilk cümlelerin ardından tempo düşer. Sanki, göz kamaştıran kızgın güneşin etkisi geçimiş ve serin sulara kavuşulmuş gibi bir his uyandırır. Tıpkı, Gilindire Mağarası’nın keşfedildiği on yıl önceki sıcak yaz günü gibi. Gilindire Mağarası on yıl önce, bir çoban tarafından tesadüfen fark edilmiş. Keçileriyle dağlarda dolaşan çoban, bir kirpi görerek takip etmeye başlar. Birden bire kayalıkların arasında kaybolan kirpiyi arayan çoban da peşinden gider ve bir insanın zorlukla sığabileceği bir mağaranın girişine ulaşır. Mağaradan içeri merakla girdiğinde, o güne kadar Akdeniz'de kimsenin bilmediği bu olağanüstü mağarayı keşfetmiş olur. İşte, flütist ve besteci Halit Turgay’ın Akdeniz Rapsodisi isimli eserinin ilk bölümü olan Gilindire Mağarası Akdeniz”in yakıcı güneşiyle Gilindire Mağarası’nın karanlık serinliği arasında gidip gelen, bazen tempolu, bazen piyano notalarıyla süslenmiş bir bölümdür.

 

İkinci bölüm, “Toroslarda Bir Kış Geceyarısı” ise, güneş ufuk çizgisinde kaybolmuş, karanlık, büyüleyici güzellikteki Torosların üzerine yavaş yavaş inerken gökyüzü derin bir laciverde dönüşür. Bir günün bitip, yeni bir günün başladığı ilk saatlerdir. Gökte o kadar çok yıldız var ki, sayısını ne hayal bile edebiliriz, ne de aynı yıldızı bir kez daha bulmayı başarabiliriz. İşte, o zaman kendimizi bu uçsuz bucaksız yıldız denizine bırakıp, duygularımızın bizi götürdüğü yere gideriz. ”Toroslarda bir gece yarısı” da tamamen dinleyicinin kendisiyle başbaşa olduğu, huzurlu bir yalnızlığı ve dinginliği çağrıştıran bir bölümdür.

 

Üçüncü bölüm Pentagram Yunan dilinde beş köşeli ters yıldız anlamına gelen bir kelimedir. Dört köşe, dört element; Hava, Su, Toprak ve Ateşi temsil ediyor. En alttaki köşe ise bu dört elementin karışımıyla oluşan ruhu simgeliyor; Aynı zamanda, Venüs gezegeni ve Venüs tanrıçasıyla da ilişkilendiriliyor. Flütist ve besteci Halit Turgay’ın Akdeniz Rapsodisi eserinin son bölümü hayli ilginç ve empresyonist bestecilere göndermeler içerirken senfonik rock izleri de taşıyor. Klasik Batı müziği ana fikri üzerine Türk motifleriyle süslenmiş bir bölüm. Tıpkı Pentagram’daki dört elementin karışımından oluşan ruh hali gibi. Bölümün bir diğer özelliği ise, 1970’lerin efsane progresif rock grubu Emerson, Lake and Palmer’ın ünlü piyanisti Keith Emerson’a ithaf edilmiş olması.

 


 

 

 

Halit Turgay; Akdeniz'in büyülü doğası ve tarihi içinde yaşamaya başladıktan sonra hayal dünyam tetiklendi ve bu esere yöneldim

 

 

Leyla Diana Gücük: Sizin, ülkemizin çeşitli bölgelerinde bulunup, bu coğrafyanın mitolojileri ve insanlarından etkilendiğinizi biliyoruz. Bu bestenin nasıl ortaya çıktığı hakkında ilgili bilgi verebilir misiniz?

 

Halit Turgay: 2014 yılı sonlarında İstanbul'dan Mersin'e taşınmıştım. Mersin'in büyülü doğası, iklimi ve hayatın akışı nedeniyle ilk iş kendime bir motosiklet almam gerektiğini düşündüm ve aldım. Bölgenin zengin doğası, baş döndürücü renkleri ve arkeolojik açıdan sahip olduğu zenginlik beni önce bölgeyle ilgili kitapları okumaya, sonra da oraları görmek için dağ tepe motorla dolaşmaya sürükledi. Kısa süre içinde okuduklarım ve gördüklerim birbirini tamamlamaya başladı. Soluduğum temiz havanın yanı sıra tarihsel süreçte bölgede yaşamış olan Kraliçe Olba, Kleopatra, ilk gökbilimci Aratos, Cesar, Antonius, Klikyali korsanlar, Finikeli denizcileri vb. öğrendikçe bölge daha da ilgimi çekmeye başlamıştı. Doğayı süsleyen limon ağaçları, portakal çiçeklerinin kokusu, muhteşem sesleriyle turuncu gagalı karatavuklar, baharda açan binbir renkli çiçekler, heybetli kauçuk ağaçları, şelaleler, mağaralar beni derinden etkiledi ve bir uyanışa sürükledi. Dürüst olmak gerekirse, bu süreç, hayal dünyamın tetiklenmesine neden oldu. Zihnimde önüne geçilmez bir şekilde hikâyeler yazmaya başladım. Tüm bunlar geçmişe dair özlediklerimle de özdeşleşerek müziğe dönüşmeye başladı ve 2015 Haziran ayında, konservatuar öğrencileriyle akademisyenlerden oluşturduğumuz Mersin Oda Orkestrası ile ilk orkestralı eserimin Mersin Flüt Konçertosu’nun kaydını yaptık ve Uzelli Plâk aracılığıyla dijital müzik marketlerde yayınlandı. Hayal ettiklerimi yazabiliyor hatta bunları başka insanlara da ulaştırabiliyordum. Sanırım bu çalışmanın etkisiyle olsa gerek, bir gün çok, değerli meslektaşım piyanist Misha Dacic çalışma odamı ziyarete geldi. Bana, neden flüt-piyano ve orkestra için bir şey yazmıyorsun, beraber çalarız teklifinde bulununca fazla düşünmeden hemen bu mesajı kalbime ilettim ve o da bana 'evet' deyince çalışmaya başladım. Eseri 2016 yılının hemen başında kâğıt üzerinde karalamaya başladım. Adeta nefes almadan çılgın bir çalışma disipliniyle 2016 yılı sonunda tamamladım. Benim için asla bitmeyen düzeltmelere rağmen Misha, ben ve Mersin Oda Orkestrası ile Şubat 2017'de eserin ilk seslendirilişini gerçekleştirdik. O akşam salon tamamen doluydu ve herkes ayakta alkışlıyordu, nasıl büyük bir enerji ortaya çıktı asla unutamam. Eser üzerindeki çalışmalarım ve bugünkü halini alması Nisan 2022 tarihinde Bodrum'da gerçekleşen 1. Uluslararası Halikarnas Müzik Festivali’ne kadar devam etti. Eserin son hali ve ses kaydı piyanist Cem Babacan ile seslendirdiğimiz işte bu kayıttır. Umuyorum CD kaydı da çok yakında gerçekleşecek. Hem Misha'ya hem Cem'e eserime hayat verdikleri için teşekkür ederim. Ayrıca, bu eserin seslendirilmesinde bana destek olan değerli meslektaşım orkestra şefi ve çello sanatçısı Münif Akalın'a da teşekkürü borç bilirim.

 

Leyla Diana Gücük: Üç bölümün birbiriyle bağlantısı ya da apayrılığı üzerine demek istersiniz?

 

Halit Turgay: Sanırım eserdeki üç bölümünde ortak noktası, benim eseri yazdığım zamanlarda ruhsal açıdan çok zengin, yaratıcı bir dönemde olmam idi. Bunu şöyle açıklayabilirim;  büyük bir iştahla geliştirdiğim bestecilik yönüm, her gün kendimi daha çok keşfetmeme neden oluyor, bu da, yapabileceklerim konusunda bana daha fazla cesaret kazandırıyordu. Kompozisyon konusunda sürekli artan donanımım, ortaya koyduğum müzikal anlayışı zenginleştirip adeta ona sonsuzluk kazandırmıştı. Klişeleşmiş, yani önceden tahmin edilebilir olmayan müzikal doku, özgün yapının oluşmasına neden olurken müziğimin de gücünü arttırıyordu. Tüm bunların ışığında, aslında üç bölüm de düşünsel ve yapısal olarak birbiriyle ilişkilidir. Klasik müziğin kavramları, caz müziğinin bize kattığı doğaçlama becerisi ve rock müziğin özgür ve özgün anlatımının etkisiyle harmanlanmış bu eser müzik tarihinde bir ilk olarak da gösterilebilir.

 

Leyla Diana Gücük: İkinci ve üçüncü bölümleri müzisyenlere atfetmenizi biraz açar mısınız? Akdeniz Rapsodisi'nin kış bölümünün Chet Baker ile ilişkisini çok merak ediyoruz doğrusu, keza, Pentagram ve Keith Emerson bağlantısını da.

 

Halit Turgay: Mersin'de yaşadığım dört yıl boyunca her Çarşamba akşamı saat 20.00'de bir kafede piyano çalıyordum. Hiç bir ticari yönü olmayan bu süreç benim doğaçlama çalma yeteneğimi geliştirmem açısından büyük bir fırsata dönüşmüştü. Daha keyifli şeyler yaratabilmek ve yapabilmek adına zaman buldukça Bill Evans, Chet Baker, Micheal Brecker, Emerson, Lake and Palmer gibi müzisyenleri ve Prokofiev, Ravel, Debussy gibi bestecilerin de eserlerini dinliyordum. Ama her nedense, o günlerde fena halde Chet Baker yorumuyla My Funny Valentine'a takılıp kalmıştım. Onun sesindeki samimiyet, gizem, özgünlük, sınır tanımaz tavır ve trompet çalışındaki ruhsal anlatım beni çok düşündürmüştü. Bir Çarşamba gecesi eve dönüş yolundayken daha fazla düşünebilmek için yolumu uzatıp motoru Toroslara çevirdim. Yollarda dolaşırken çok üşümüştüm ve o an o melodi, yani ikinci bölümün teması aklıma geldi. Aslında, bu melodi o dinlediğim insanların ışığında çoktan hazırlanmış sadece ortaya çıkmayı bekliyormuş, bu nedenle ikinci bölüm Chet Baker'a ithaf edilmiştir.

 

Üçüncü bölüm, yani Pentagram'ın oluşumu ise çocukluğuma uzanır; Dün gibi hatırlıyorum yedi yaşındaydım, ağabeyim eve bir kaç kaset getirmişti. Kasetlerden birinin başındaki müziği çok beğenmiş ve durmaksızın dinler olmuştum. Kasetin üzerinde eserle ilgili hiç bilgi yoktu ama ben sürekli başa sarıp defalarca dinliyordum. Hatta, o kadar abartmıştım ki, geceleri ses olmasın diye teybi yastığın altına koyup gizli gizli dinliyordum. Bu olaylardan yaklaşık 14 yıl sonra rock müzik aşığı bir dostumun evinde müzik dinliyorduk. Arkadaşım, sana bir plâk çalacağım, bakalım biliyor musun? diye sordu ve plâk dönmeye başladı. O an eseri hemen tanıdım, kalbim yerinden çıkacak gibi çarpmaya başladı, aslında ne ilginçtir sesleri, müziği tanıyordum ama müzik kimin hâlâ bilmiyordum. Plâğın kapağını okuduğum o gün öğrendim ki, o müzik Emerson'ın piyano konçertosuymuş. Kim olduğunu bilmediğim bu adamın müziğini hayatımda ilk kez yedi yaşında duymuş ve nedendir bilinmez yüzlerce kez dinlemiştim. Bu eseri yazdığım dönem (2016) kendimi geliştirebilmek ve fikir almak için tekrar Emerson'ın piyano konçertosunu dinlemeye başlamıştım. Hatta bununla kalmayıp YouTube üzerinden tüm videolarını da izliyordum. Ancak Keith Emerson tam bu dönemde (11 Mart 2016) Los Angels'de intihar etti. Üzüntümü anlatamam, ben de bu bölümü kendisine ithaf ettim.

 

Leyla Diana Gücük: Son olarak şunu sormak istiyorum, bundan sonraki projelerinizde neler olacak, yurt içi ve dışı için neler bekliyor bizi?

 

Halit Turgay: Öncelikle, 5 Şubatta tanıtımını yapacağım ve Ürün Yayınlarından çıkacak dört yeni eserim ve bir kitabımdan bahsetmek isterim.

 

- Apollo ve Marsyas solo flüt için,
- Akdeniz flüt, çello ve piyano için trio
- Halikarnas flüt, çello ve piyano için trio
- Frig Başlığı flüt, keman, çello ve piyano için quartet

 

ve "Orkestranın Büyülü Sesi Flüt" adlı kitabım ve tabii ki bu hafta Cem Babacan ve ben 13 Nisan 2023'de Bursa Bölge Senfoni Orkestrası ile Akdeniz Rapsodisi adlı eserimi seslendireceğiz.

 

Bundan sonra kendi müziğimi yazan ve çalan bir müzisyen olarak yoluma devam etmek istiyorum. Bu nedenle yeni rotalar belirlendi ve hızlı bir şekilde harekete geçildi. Sizlere bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Umarım hayal ettiklerimizi yaşayabilecek güç hep bizimle olur.

 

Leyla Diana Gücük: Akdeniz Rapsodisi üzerine yaptığımız bu güzel ve içten yanıtlarınız için çok teşekkür ediyor ve Akdeniz’in rüzgârı tüm dünyayı sevgiyle sarsın.

 

Halit Turgay: Ben de bu güzel sorular için çok teşekkür ederim, zira anlatacak çok şeyim vardı. Cazkolik okurlarına sevgiler.

 


 

 

 

Flütist ve besteci Hakan Halit Turgay

 

 

Flütist ve besteci olarak ulusal ve uluslararası alanda kazandığı ödüllerle büyük bir geleneğin temsilcisi olan Halit Turgay müzik eğitimine 1977 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda başladı. 1990 yılında Londra Kraliyet Müzik Akademisi’ne sınavsız kabul edilen sanatçı eğitimine İngiliz Kültür Heyeti’nin verdiği bursla William Bennett’in öğrencisi olarak İngiltere’de devam etti. Müzik türü gözetmeksizin yorumladığı ve bestelediği Ege Fısıltıları, Halikarnas Trio, Troia, Mersin ve Muğla Flüt Konçertoları, Akdeniz Rapsodisi’nin de içinde bulunduğu pek çok eseriyle Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkelerde farkındalık yaratan Turgay çalışmalarına yurtiçi ve dışında devam etmektedir.

 

Leyla Diana Gücük

 

Cazkolik.com / 12 Nisan 2023, Çarşamba

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Leyla Diana Gücük

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.