Geçen yıl yayınlanmış albümler eşliğinde transglobal müziklerde ilham veren çalışmalar (Albümler yayında)

Geçen yıl yayınlanmış albümler eşliğinde transglobal müziklerde ilham veren çalışmalar (Albümler yayında)

Tarzların ve türlerin müziği sınırlaması giderek geride kalıyor, müzik büyüdükçe dünya küçülüyor. Aşağıda sadece on adet albüme yer verdiğimiz "World Music" inanılmaz büyüklükte bir dünya. Yaratıcı, zengin, ilham veren, coşkulu, içten. Daha önemlisi, önyargılarımızdan utanmamızı sağlayan müzikler bunlar. Seçmeye çalıştığım müzikler dünyanın dört yanından. Geride daha o kadar çok var ki! Yeter ki bu dünyayı tanımaya karar verin, bu dosya belki küçük bir kapı olabilir.


"Chan Chan"ın yeni yolculuğu

Ry Cooder`ın yıllar önce Compay Segundo, Ruben Gonzales, İbrahim Ferrer gibi tümü hayattan ayrılmış, o dönem de yaşı hayli ilerlemiş olan Kübalı müzisyenlerle Wim Wenders`in çektiği belgesel çevresinde toplamasını ve tam bir hit olan "Chan Chan" şarkısında sembolleşen müziği aradan geçen kimbilir kaç yıl sonra bu kez Avustralyalı DJ, klavyeci ve besteci Mista Savona`ya ilham kaynağı olmuş anlaşılan çünkü Savona bu kez yine Kübalı müzisyenleri Güney Afrika Kingston`dan müzisyenlerle buluşturarak renkli bir albüm kaydetmiş. Albümün açılışında "Chan Chan" yine var, belli ki bir göndermi. Parça, artık çok iyi tanıdığımızdan olsa gerek ilk duyduğumuzdaki sarsıcı etkiyi yaratmasa da bence arkasından gelen müzikler Savona`nın yapmak istediğini daha iyi özetliyor.

Doğumunun yüzüncü yılında Violeta Parra

Geçen yıl doğumlarının yüzüncü yılını kutladığımız birçok müzisyen oldu ama unuttuğumuz biri vardı; Violeta Parra. Bu isim belki bazılarımıza çok şey bazılarımıza da hiçbir şey ifade etmeyebilir ama "Gracias A La Vida" dersem ne dersiniz? Başta Joan Baez sayısız ismin seslendirdiği bu inanılmaz şarkı 20. yüzyıla damgasını vuran şarkılardan biri. Ölümsüz olanlarından. Güney Amerika`da başlayan "La Nueva Cancion" yani "Yeni Şarkı" ekolü isimlerinden olan Parra 1967 yılında intihar etmesiyle de arkasında bir dizi yanıtlanmamış soru bırakmıştı. Şarkıcı, söz yazarı ve prodüktör Sofia Rei`nin ölümsüz Parra`nın yüzüncü yaşını kutladığı albümü "El Gavilan" gitarda Marc Ribot eşliğinde yayınlandı. Rei albümünde Parra`nın müziğini karakterize eden bir yaklaşım içinde. Bence Ribot`nun katkısının ayrıca altı çizilmeli. Katkı demişken, bir de albümün son şarkısında Parra`nın torunu Angel Parra`nın büyükannesinin intiharına neden olan aşkına yazdığı "Run Run Se Fue Pa`l Norte"yi seslendirmesi anlamlı olmuş.

Suriye rüyaları

2010 yılından beri dünyanın en mutsuz sanatçıları Suriyeli sanatçılar olmalı. Böyle bir derleme hazırlayıp da Suriyeli sanatçıların işlerine değinmemek ayıp. Bu konuda yayınlanmış en yeni albümlerden biri Suriyeli kanun sanatçısı Maya Youssef`in "Suriye Rüyaları" isimli albümü. Ülkesinin yaşadığı kayıplar, üzüntüler, sonsuz acı ve trajediyi hissetiği albümün açılış parçasının ismi de manidar; "Bombalar Güle Dönüşür".

Arjantinden Balkanlara

Eğer Radyo Cazkolik`te sevgili Neşet Topaloğlu`nun "Tangonun Büyüsü" radyo programlarını dinliyorsanız Otros Aires size tanıdık gelecektir. Arjantin tangosunu 21. yüzyılla ve elektronik soundlarla buluşturma iddiasındaki Arjantili müzisyen Miguel Di Genova`nın kurduğu Otros Aires anlaşılan yeni çalışmasında epey uzaklara gitmiş. Hadi uzak demeyelim, galiba zamanının çoğunu Barselona`da geçiriyor Genova ama onun yine de Balkanlara gelmesi tangoyla Balkan müziklerinin ilginç karışımı hem az rastlanır cinsten hem zor bir çizgide yürümüş belli ki. Bandoneon veya akordeonun çektiği çizginin Balkan pazarlarında çınlayan klarnetle buluşması her şeyiyle ilginç ve orijinal bir fikir.

Avrupalı müzisyenlerin Osmanlı müziği tutkusu

Bu dosya için albümleri dinlerken benim en ilgimi çeken Seyir Trio oldu. Adını ilk kez duyduğum üçlüyü bir Türk grubu sandım önce, ayrıntıları öğrenince şaşkınlığım daha da arttı. Seyir Trio Osmanlı müziğine karşı duyduğu sevgiyi paylaşan üç müzisyeni buluşturan bir grup. Ud çalan Tristan Driessens, keman çalan Ruben Tenenbaum ve perküsyon çalan Simon Leleux`dan oluşan üçlünün her biri ciddi müzik eğitimi almış insanlar. Seyir Trio önce Lâmekân topluluğunun daha küçük ve enstrümental versiyonu olarak düşünülmüş ancan konserler vermeye başladıkça trio karakteri kendini farklı konumlamayı başarmış. Müziklerinde hem özgürlük hem estetik kaygıları ön planda tutuyorlar. Bunu enstrümanlarına vuruşlarında hissetmek mümkün, özellikle perküsyon Osmanlı-Türk geleneğindeki perküsyona benzemiyor. Daha ritmik, daha melodik ve üçü de virtüöz. Grup, bizim gayet iyi bildiğimiz ama onlara yabancı "Seyir" kelimesinin anlamını da web sayfalarında açıklama ihtiyacı hissetmiş. Bu albümü bu dosyaya sevinçle alıyorum, umarım sizin de ilginizi çeker.

Sahnede beş akordiyon

Diğer albümlerin hepsi yeni, geçen sene çıkmış albümler ama şimdi değineceğim albüm yeni değil, 2011 yılından gelen bir çalışma. Biz iyi çalan birini bulamazken bu albümde tam 5 akordiyon var. Akıllara seza bir fikir, iyi de birbirlerini nasıl bulmuşlar acaba? Fikrin başını sanırım David Munnelly çekiyor. Diğer isimlerse Ricardo Tesi, Markku Lepistö, Simone Bottasso ve Kepa Junkera. Bu gözalıcı, kulak şımartan topluluk geleneksel soundlardan. folk müziklerden, İrlanda müziğinden, cazdan, film müziklerinden herşeyden etkilenmiş ve çalmış. Bu fikir ayrıca sahne içinde müthiş parlak bir fikir. Sahnede 5 akordiyonun izlediğinizi düşünsenize, yılın en akıldan kalan konserlerinden biri olacağı şüphesiz. Buradan ilgililere hatırlatmış olayım ama müzikleri de yayına alayım.

Mali nire Missippi nire?

Mali nire Missisippi nire kardeşim... Haritaya bakarsanız uzayın iki farklı noktası kadar uzak görünür ama müzik işte öyle bir şey ki gelir bu iki uzak noktayı birleştirir ve korktuğunuz kadar ayrı insanlar olmadığımızı bize bir daha ispatlar. 76 yaşındaki büyük müzisyen Boubacar Traore geçen sene yayınladığı "Dounia Tabolo" albümünde ABD`nin güneyinden blues müzisyenlerini davet ettiği albümde Cedric Watson keman, Corey Harris gitar, Leyla McCalla viyolonsel çaldı. Traore`nin amacı şarkıların orijinallerini korurken renklenmesini sağlamaktı, bu yüzden bluesdan folk müziğe geniş bir salınım içinde yaptığı kayıtlarında Mali ile Mississippi`nin arasındaki yaşamsal bağlantının sanıldığı kadar uzak olmadığını ispatladı.

Taos bu coğrafyanın müziği

Albümü tıkladığınızda sizi görkemli bir müzik karşılıyor. Giritli Stelios Petrakis`in kemençe, lut çaldığı, Efren Lopez`in rebabdan kopuza, perdesiz gitardan ortaçağ enstrümanlarına nerdeyse herşeyi çaldığı, Bijan Chemirani`nin de tüm perküsyonlara hakim olduğu nefes kesen bir üçlü. Bu üçlünün geçen sene yayınladığı albümleri de "Taos". Müziğin coğrafyasında pergelin bir ucunu başta Girit olmak üzere adalar ve Yunanistan`a koyun, diğer ucunu taa İran`a koyun, aradaki tüm coğrafya ve aynı zamanda bu coğrafyanın kendi tarihi geçmişini de kapsayacak şekilde akıllara seza bir çalışma sizi karşılıyor. Ellerine sağlık olsun.

Lankum müziği rahatsız edici bir bağımsız film izlemek gibi

Buraya aldığım albümlerin muhtemelen en ilginçlerinden biri Lankum`un "Between the Earth and Sky" isimli çalışması. Müziklerin merkezinde folk olsa da detone edilmiş folk dememiz doğru olur. Folk müzik güncel olana sanki uzak gibi dursa da Richard Dawson ve arkadaşları albümün ilk şarkısında mesela "Paramız Yokken Ne Yapacağız?" gibi sorular soruyor. Alternatif müzikler bir adım mesafesinde bakış açısı sanki. Albümü incelerken benim ilgimi ilk "The Turkish Reveille" çekmişti. Askeri bir terim, "Türk Kalk Borusu" ve 11 dakikalık uzunluğuyla rahatsız edici titreşimlere sahip bir müzik. Şarkıların sözlerinde yoksulluk ve acının etkileri var. Lankum`un müziği rahatsız ve sert bir bağımsız film izlemek gibi. Tedirgin edici, ürkütücü ama dinlemekten kendinizi alamadığınız türde.

Portekiz kaplanları

Listenin son albümü Portekiz`den. Biz her ne kadar burada tanımasak ta "Portekiz Kaplanları" kendi ülkesinde tanınmış ve köklü bir grup. Fotoğraflarına bakınca zaten orta yaşlı adamlar hepsi. Grup, kendi klasiklerinden oluşan son albümünü geçen kasım yayınlamış. Anlatılanlara bakılırsa gençleşmiş ve yenilenmiş bir formasyonla kaydetmişler. Eskisini bilmediğim için öyle ya da böyle demem zor. Jose Mario Branco, Rui Vaz, Jose Manuel David, Pedro Casaes, Pedro Calado, Jose Salgueiro ve Jose Martins`den oluşan topluluk, biraz Galler, biraz orta Avrupa, biraz ortaçağ geleneği gibi farklı elementlere sahip gibi duruyor. Disiplinli toplu vokal söyleyiş, vurmalıların ayakları yere vurduran etkisi, koro duygusu derken tabii bir de neler dediğini anlasak daha da iyi olacak.

Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 02 Şubat 2018, Cuma

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.