Hi-Fi`cılar hangi albümleri öneriyor?

Hi-Fi`cılar hangi albümleri öneriyor?

Art Pepper`cılara müjdem var!

Art Pepper`cılar buraya...

Bu dünyada Art Pepper`cılar diye bir şey varsa ben onlardan biriyim. Benim gibi çok kişinin olduğunu sanıyorum. Art Pepper`cılar yani. Art Pepper’la ilgili şöyle bir derdimiz var, adamın -bize, yani Pepper’cılara göre- yeterli kaydı yok, doyamadık yani. Sebebi malum, zor bir hayatı olmuş, üşenmeyip hesaplamıştım, aktif kayıtlar yapması toplam 15 yılı bulmuyor bile. Yani müzik hayatı çok kısa. Ellili yaşların başında öldü, bir defa uzun hapse girdi, bir defa uyuşturucu tedavisine yattı, çocukluk şu-bu çıkarın geriye ne kalıyor? Pek bir şey kalmıyor, oysa altosunun tadı mukayese ötesidir, o yüzden, yeni çıkan eski kayıtları çok değerli oluyor. Bu albümlerin biri 30 haziranda çıkmış Lee Konitz’le yaptığı işler. Diğeri serinin 4 numarası Bill Watrous’la olan kaydı. Bu 1979, önceki ise 77 yılından. Pepper’cılara müjdem olsun.


Hi-Fi`cılar hangi albümleri öneriyor?

Stereophile dergisine göre ayın en iyi albümü bu...

Hi-Fi`cıların müziğe bakışı çok farklı, hiç öyle olamadım, birkaç kere deniyim istedim ama beceremedim ben de peşini bıraktım ama hi-fi dergilerine elim erdikçe ne öneriyorlar diye bakarım, birkaçını buraya aldım. Stereophile dergisi temmuz sayısında Chris Potter’ın ECM’den “The Dreamer is the Dream” albümüne 5* yıldız vermiş. Kayıtlara bayılmışlar belli ki. Gerald Clayton’ın yeni albümü “Tributary Tales”i önermişler ama 3* yıldız vermişler. Chicago London Underground’un “A Night Walking Through Mirrors” albümüne de iyi puan vermişler ama ayın albümü olarak önerdikleri Taj Mahal’in Keb Mo ile yaptığı “TajMo” olmuş. Jason Rigby’nin Detroit-Cleveland Trio’su “One”da iyi puan alanlardan. Gitarist Ralph Towner’ın yeni albümü “My Foolish Heart”da öyle. Demek ECM firması hi-fi’cıların gözdesi, zaten onlar da cazı sever.


Şu fotoğraf size ne hatırlatıyor?

Mini bir haftasonu yaz festivali olmaz mı?

Geçen pazar (9 Temmuz) günü çekilen yandaki fotoğraf size ne hatırlatır bilmiyorum ama bana Newport Caz Festivalini hatırlatıyor. Newport’tan bize ne, orası öyle de, değineceğim konu başka, aslında bir öngörü. Diyorum ki, festivalden dostlara da hatırlatıyım, belli ki Fenerbahçe Parkı’yla Parklarda Caz etkinliği birbiriyle mükemmel örtüştü, hem coğrafi hem sosyal doku adeta bizi buluştur diye bağırıyor sanki, birbirlerini arayan siyam ikizleri gibiler, üstelik bu benim için yeni bir gözlem değil, ilk sene de dikkatimi çekmişti ve şimdi iyice yerine oturdu. Yaz ayları, şöyle iyice çimenlere yayılmacalı bir mini festival, biraz Coachella havasında, belki bir hafta sonu, cumartesiden pazar gecesine kadar, vokal projeler, daha smooth, iki gün ardı ardına konserler, ne dersiniz? Fikir yönetime havale :)


Caz müzisyenleri için en iyi kitaplar?

Caz müzisyenleri için yeni kitaplar çıktı.

Müzisyen değilim ama müzisyenlerin müzik kitapları konusunda çok sıkıntı çektiğini bilirim, hatta, üniversitede bir arkadaşım -ki seksenlerin başı oluyor- günlerce deli gibi Eagles şarkılarının notalarını aramıştı da bulamamıştı. Neyse, diyeceğim başka, tamam, Türkçe kaynak hep sıkıntılı ama hiç değilse ingilizcesi var, o bile bir şey. Elime birkaç yeni kitap bilgisi geçti, belki birilerinin işine yarar. Frank Catalano “Modern Saxophone Techniques” diye bir kitap yayınlamış, ki iyi müzisyendir. Jostein Gulbrandsen “Modern Jazz & Fusion Guitar” adıyla bir başka kitap yazmış. Larry Dunlap “Jazz Session Trainer” ve “The II-V Progression”, Whit Brown ve Bruce Gertz’in “Berklee Jazz Bass” kitaplarını da unutmıyım. Brent Vaartstra’nın bütün enstrümanlar için “500 Jazz Licks” kitabı da son olsun.


Müzik dinlemede modern metodlar

İnternet bilgisayarları devreden çıkarıyor

Teknolojide buna yeni bir nesil mi, yenilik mi, yeni bir bakış açısı mı ya da gelişme mi denir bilmiyorum ama bizzat bilgisayar teknolojisi müzik dinleme işlevini kendine yük görmeye başladı anlaşılan. Yük lafı tabi işin şakası, okurlarım arasında bu işleri yakından takip edenler kuşkusuz biliyordur, ben bilmeyenlere söyliyim, müzik dinlemede modern metod internetle erişilen müzik kaynağının doğrudan fotoğrafta örneğini gördüğünüz cihazlar sayesinde yüksek kaliteli müzik olarak hoparlörlerinize ulaşmasını sağlıyor. Hani eskiden bilgisayarlarda CD sürücüler internetle ortada kalkmaya başladı ya, şimdi bilgisayar da ortadan kalkıyor, gerek kalmıyor. Bir hi-fi dergisinde gördüğüm ilan Tidal gibi kayıpsız müzik dinlettiğini söyleyen kaynaklara bağlanarak müzikte kalite sorununu çözüyor. En azından iddia ediyor, denemedim, bari öyle diyeyim.


Caz albüm kapaklarında değişim...

Clean Feed gibi firmaların kapak tasarımları önemli

Pop ve rock müziğe göre caz albüm kapakları bana oldum olası cılız gelmiştir. Hadi diyelim ellilerden önce zaten böyle bir sektör yoktu ama ellilerden sonra hızla gelişti. Önce Andy Warhol gibi adamlar bu işe el attı, altmışlarda başta Blue Note gibi birkaç firmanın kurumsal yaklaşımını saymazsak hepsi içindeki müziğin ışıltısını göstermekten uzaktır. Pop ve rock müzikte sonraki yıllar çok büyük ilerlemeler oldu, özellikle yetmişler muazzam kapak tasarımları dönemidir. Frank Zappa’yı hatırlayın. Aslında caz da hâlâ tasarım işi cılızdır, 3-4 adam yanyana durup poz verir, bunu pek aşamadılar, bu yüzden Clean Feed gibi özellikli firmaların işlerini önemsiyorum. Yana ilginç bir örnek aldım ama bence internet sitesine girip kendiniz baksanız daha iyi epey değişik tasarımlar göreceksiniz.


Yeni bir `eloğlu ne işlerle uğraşıyor` haberi daha

Temir enerji, temiz çevre

Deniz Duvarı diye bir şey duymuş muydunuz? Ben duymamıştım. Hollandalı Waterstudio şirketi bir deniz duvarı tasarlamış, ismini de Yunan mitolojisinden Athena’ya ithafen Yunan tapınağı Parthenon’dan almış. Deniz duvarları yeni bir buluş değilmiş ama Parthenon eşsiz bir tasarım. Katı bir deniz duvarından ziyade su içinde her iki yöne yavaşça dönen üç ayaklı sütunlardan oluşuyor. Bunun birkaç avantajı var. Birincisi, katı bir duvara göre daha dayanıklı çünkü sütunlar, limanı koruma konusundaki etkinliği azaltmadan bir dereceye kadar esneklik sağlıyor. Ek olarak, sütunlar suyla dolu ve bütün platform deniz tabanına demirli olduğu için üst kısmı bir bulvar, liman uzantısı veya kentsel yeşil alan gibi kullanıma açık. İkincisi, Parthenon dalgaların gücünü elektrik enerjisine çevirip platformdaki bir kutuda saklıyormuş. Temiz enerji için önemli bir haber.


Feridun Ertaşkan

Cazkolik.com / 10 Temmuz 2017, Pazartesi

Kaydet

Kaydet

 

Kaydet

Kaydet

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.