İbrahim Maalouf son albümü The Wind`de Miles`ın atmosferik etkisini kendi dünyasında görselleştiriyor.

İbrahim Maalouf son albümü The Wind`de Miles`ın atmosferik etkisini kendi dünyasında görselleştiriyor.

Başlık tekniği olarak belki hatalı seçim yaptık, malumunuz İbrahim Maalouf bu akşam ve yarın iki gece Babylon sahnesinde, Çarşamba ise Ankara Cer Modern`de olacak. Yani 5N1K kuralına uymadık belki ama sizi ilgilendiren kısmın bu takvim-etkinlik bilgisi olduğunu sanmıyoruz. Bizce Maalouf ile ilgili bilinmesi gereken başka şeyler var, esas meramımız bunları yazmakta.

İbrahim Maalouf`un ülkemizde çok sadık ve ilgili dinleyicisi var. Bunu daha yeni son Akbank Caz Festivali Garaj Istanbul konserinde gördük. Festivalin kapısında kuyruk olan belki de tek konserdi. O kadar yoğundu ilgi. Sadece bu örnek de değil, başka konserler de var. Kesinlikle Babylon konserleri de aynı olacaktır. Bu fasılla ilgili son not Maalouf`un İstanbul da çalmayı sevdiğini biliyoruz, klüplerde çalmayı sevdiğini ayrıca biliyoruz. Bu açıdan da her şey iki güzel gece için uygun görünüyor.

Maalouf`un son albümü The Wind`i dinlediniz mi?

Babylon konserlerinde dinleyeceğimizi umduğumuz The Wind işte şimdi başlıktaki esbab-ı mucizeyi bizce izah ediyor. Maalouf müziğinde parçaları bir araya getirmeyi biliyor. Nedir bu parçalar? Paris`te yaşamasına rağmen Parisien değil Lübnan`lı olduğu gerçeği, kimi eleştirmenlerin tarifinde şekillenen bu gerçek davulcu Clarence Penn`in dediği gibi `Arabic side of jazz` olarak tanımlanmasına neden oluyor. Bir diğer ayrıntı ise kullandığı trompette babasından miras kalan, çeyrek sesleri daha iyi yakalamak için kullandığı 4 tuş olması (basın özellikle bu detayı kullanmayı çok seviyor) ama bizce en önemli parça Maalouf`un geniş ve derinlemesine mood`larıdır. The Wind`i yaratan en önemli parça ise albümün arkasındaki sebep. Fransız Ulusal Film Kütüphanesi arşivindeki sessiz filmlere yapacağı katalog çalışması için müzisyenlerden film müzikleri seslendirmesini istiyor. Maalouf`da bu isimlerden (diğer isimleri bilmiyoruz). Maalouf`un film seçimi Fransız yönetmen Rene Clair`in 1927 tarihli filmi The Prey Of The Wind. Ve film için en önemli ilham kaynağı ise tahmin edeceğiniz gibi Miles Davis`in yönetmen Louis Malle için yaptığı ünlü film müziği L`Ascenseur Pour L`Echafaud. Üstelik Miles bu soundtracki anlık doğaçlama ile kaydetmiştir. Gelmiş geçmiş en iyi film müziklerinden kabul edilir. Maalouf gibi birinin elinin altında böyle bir malzeme var ve seslendireceği bir de film müziği varsa parçalar yerli yerine oturmuş olur.

Maalouf eline geçen bu film müziği fırsatı için Miles`ın müziğine ilham verici gönderme yaparak `günlerimi ve gecelerimi dinleyerek geçirdiğim, çaldığım bu aleti sevmeme neden olan albüm` der. Etkisi açıktır ama elbette yapacağı şey bu etkinin ilhamı ile kendi müziğidir. İşte bizce bu noktada kendi kimliğini oluşturan elementler yeniden devreye girer. O bir Lübnan`lıdır, müziği böyle beslenmiştir. Atmosferik etkiyi dramatik ifadelerle anlatmayı sevmektedir, müziğini böyle ifade etmiştir.

Bizce gerisini bu akşam ve yarın gece Babylon`da, Çarşamba Ankara da birlikte dinleyelim.

Cazkoik.com / 20 Mayıs 2013, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.