İmer Demirer: "Miles Davis cazın everestidir..."

İmer Demirer: "Miles Davis cazın everestidir..."

Cazkolik: Sevgili İmer, doğrudan uzun zamandır aklımda merak ettiğim soruyla başlıyayım istedim, şüphesiz Türkiyenin en iyi, soundu en ayırd edilebilir trompetçilerinin önde gelen ismisin, yabancı caz dergilerinde sıkça rastlanan bir tartışma var, kırklı-ellii yıllardaki kişisel tarzlar artık kalmadı deniyor, hatta bilirsin, dergilerin yaptıklari blind testlerde bir çok tanınmış müzisyen ismini bilmeden dinledikleri müzisyeni bırak tanımayı tahminde bile bulunamaz, bunun nedeni sence gerçekten tarzların erimesi veya çok fazla müzisyen olması mıdır, nedir?

İmer Demirer: Öncelikle benim için düşündüklerine teşekkür ederim... Madem tarz dedin, ben de söze doğrudan Miles Davis’le başlamak istiyorum... Benim için daha çok genç olan caz tarihi için özellikle 1965-69 “Miles Davis Quintet" cazın everest tepesidir, zaten bundan sonra çıkan grupların tarzlarının içinde ya Miles Davis vardır ya da bu tarzları zaten Miles Davis icra etmiştir. Aslına bakarsan şu anda benim için en yaratıcı tarza sahip en yenilikçi müzisyen Wayne Shorter’ın müziğidir hatta Miles Davis’den daha paylaşımcı ancak o tansiyonda değildir diyebilirim. Belki daha çok müzisyen olması her bakımdan iyi olabilir ama burada önemli olan tavır ve sounddur, bunlara imkan verecek plak şirketleri veya festival düzenleyen ya da klüp sahibi kişilerdir ancak maalesef işte tam bu noktada görülüyor ki bu kurumlar hem sponsorlara sahipken hem de para kazanmak istiyorlar, örnek vermek gerekirse, ülkemizdeki son 10 yılın "İstanbul Caz Festivali" programlarına bakın bu yöndeki değişikliği kolayca görürsünüz.

Bir yandan da, evet, aslına bakarsan ülkemizde adı "çok" duyulmuş 1- 2 tane "caz müzisyeni" var ancak dünya standartlarının üstünde olan Aydın Esen’i son 7-8 yıldır burada festivallerde dinleme imkanı niyeyse yok gibi, evet, belki caz kitlesi her zaman azdır ama elit olması gerekmez, bu yönde aşk olması gerekir. Bu kitle ülkemizde orantısız büyüyor çünkü içinde biraz iş ilişkisi ve medyatik olmak var, zaten bana göre bu yönde niteliklere sahip olandan ne cazcı olur ne yaratıcı...

Ayrıca bir şey diyeyim mi, galiba eskiden imkansızlık çok önemliymiş, birer birer plakları kaydettiğimiz için onlara her şeyde olduğu gibi değer veriyorduk, bizim için hepsi çok önemliydi, benim 25 senede zar zor bulduğum müzikleri bugün nerdeyse 24 saatte temin edebilirsiniz, elbette bu büyük bir zenginlik ama bir yandan da değersizleştiriyor gibi sanki.

Cazkolik: Peki, geleceğe bakarsak eğer, okurlarımız için son günlerde neler yaptığınızdan ve yapacağınızdan, albümler, kayıtlar, konserler söz edebilir misiniz?

İmer Demirer: Önümüzdeki 3-4 ay boyunca sürekli kayıt yapacağım ve Eylül ayı itibariyle albümüm çıkacak inşallah, aynı zamanda Ekim ayındaki Akbank Caz Festivali’nde İmer Demirer Quartet olarak çalacağım... İnşallah arkadaşım Essiet Essiet’de bu konsere gelecek ve Pozitif’te bu konseri kaydedip yayınlamayı düşünüyor ayrıca.

Cazkolik: Yakın gelecekten haberler güzel, özellikle albüm kısmını bilmiyordum, buradan duyurmuş olalım, peki, trompetle ilişkin nasıl başlayıp, gelişti biraz anlatır mısın ve buna bağlı olarak kişisel beğeni dünyanızdaki trompetçilerden hangi isimleri söyleyebilirsin?

İmer Demirer: Bu soruyu şöyle toparlayabilirim, 1976 senesinde konservatuvarı kazanarak trompet bölümüne girdim, açıkçası daha önceden tanımıyordum trompeti, 10 sene klasik eğitim aldım, 1989’dan beri de İstanbul Radyosu Caz Orkestrası’nda çalıyorum 7 kez E.B.U (Avrupa Yayın Birliği) orkestralarına katıldım yurtdışında, bunların yanısıra Bilgi Üniversitesi’nde 1997-2004 öğretim görevlisi olarak çalıştım, sorunun öbür kısmına gelirsem, bu konuda geniş bir beğeni listem var ama öncelikle Miles Davis ve tabii Clifford Brown, Lee Morgan, Wody Shaw, Tom Harrell, Freddie Hubbard, Wallace Roney gibi önde gelen isimleri sayarım. Bu saydığım isimlerin hepsi caz trompetinde gerçekten büyük isimler.

Cazkolik: Peki, merak ediyorum, müzisyen olarak nasıl bir dinleyicisin, bu biz cazseverlerin merak ettiği bir şeydir hep, hatta ciddi merak konusudur, bu anlamda kendini iyi bir dinleyici olarak tanımlar mısın? Bir de son sıralarda kimleri dinlediğinin ipucunu verebilir misin?

İmer Demirer: Doğrusu, nasıl trompet çalışmam gerekiyorsa o şekilde de müzik dinlerim, yani sorduğun anlamda kesinlikle iyi bir dinleyiciyim... Miles Davis (benim için bir takıntı oldu galiba), Herbie Hancock, Weather Report, Keith Jarret, Duke Ellington, Mel Lewis Big Band gibi isimler açıkçası benim için kesintisiz ve sürekli dinlediğim müzisyenlerdir.

Cazkolik: Son soru; kendi caz ortamımızı değerlendirirsek, bizim caz dünyamız nasıl? Ufak bir dünya mı, içine kapalı bir dünya mı? Çok yerel bir dünya mı? Müziğini ve müzisyenlerini yeterince değerlendiremeyen bir dünya mı? Bu konuda bir bilinmezlik değil de bir değerlendirme eksikliği mi var sanki, yoksa bana mı öyle geliyor, siz ne dersin?

İmer Demirer: Açık söylemek gerekirse, Türkiye de caz diye düşünürsen zaten işte görüyorsun, bu kadar biliniyor, bu kadar bir çapımız var yani... Bence her zaman global düşünmek gerek, Emin (Fındıkoğlu) Hoca’nın söylediği çok sevdiğim bir sözü var, "ülkemizde ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz..." durum aynen bu şekilde maalesef.

Cazkolik: Sevgili İmer Demirer, zaman ayırdığın ve içtenlikle cevapladığın için teşekkür ederim.

Feridun Ertaşkan
Cazkolik.com
/ 20 Nisan 2009, Pazartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Cazkolik.com

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.