Yeni albümler Mart 2019 dosyası: 9 yeni albüm notları

Yeni albümler Mart 2019 dosyası: 9 yeni albüm notları

Kısa notlardan oluşan yeni albüm yazılarını onar albümlük demetler halinde yayınlamaya devam ediyoruz. Yılın ilk yeni albüm notları yayında.


European Smooth Jazz nasıl olur sorusunun cevabı bu albümde saklı. Malum, Amerikan smooth cazı pırıl pırıl ışıldayan, acı acı inleyen gümüş renkli alto saksofonlarla vızıldayan elektrikli gitarlar çevresinde inşa edilmiş, gece yarılarının erotik lacivertlerini hatırlatan müziklerdir ama Avrupa smooth cazı öyle değil. Klasik müzikle dirsek temasına geçen, orkestral soundu öne çıkaran tavırlar belirleyici olur genellikle. Kendisini pek tanımadığımız tromboncu Adi Becker Köln Grand Central Orchestra ile farklı solistler eşliğinde birçoğunu iyi tanıdığımız caz ve pop parçalarından renkli bir albüm kaydetmiş. Bir trombon albümü olması önemli. “Müziğim hem dinleyiciler hem müzisyenler için yazılmış, ıslık çalarak eşlik edebileceğiniz melodileri düzenlemeyi seviyorum” diyor sanatçı. Orkestranın yanında önemli konukları var albümün. Kaliforniyalı smooth caz altocusu Eric Marienthal iki parçada, tenor saksofoncu Torsten Thomas da iki parçada eşlik etmiş. Albüm listesine bakınca insanın eli ister istemez son sıradaki Purple Rain’e gidiyor ve tıklıyor. Prince’in tüm zamanlara damga vuran bu efsanevi şarkısı gitarda Roland Büttgen’in çabasını saymazsak özellikle vokalde Jemma Endersby hayalkırıklığı. Dinlerken insanın ister istemez aklına Prince’in şarkıyı mikronlarına ayıran vokali geliyor. Aynı ses the Look of Love’da da hayal kırıklığı. Ama iyisiyle kötüsüyle trombon merkezli bir European Smooth Jazz albümü değişik bir örnek olması bakımından dikkat çekici.


Cazkolik.com / 06 Nisan 2019, Cumartesi



Gölge ile ruh arasındaki sır!


Saksofoncu Branford Marsalis dörtlüsü, son otuz yıldır cazın cesur ve ticari kaygılardan uzak yüzünün güçlü modeli oldu. Piyanist Joey Calderazzo ve basçı Eric Revis yirmili yaşlarından beri dörtlünün ayrılmaz parçası; davulcu Justin Faulkner gemiye 2009 yılında bindi. Dörtlünün yeni albümü “The Secret Between the Shadow and the Soul” (Gölge ile Ruh Arasındaki Sır) yeni bir zirve noktası. Albüm, doğaçlama ilhamı ve grup içi iletişim kalitesi yanında bir ruhsal kaleydoskop gibi. Marsalis`in 2016 yılında Kurt Elling ile ödüllü “Upward Spiral”inden bu yana ilk çalışması olmasının yanı sıra 2012 yılındaki “Four MF’nin Playin’ Tunes”dan bu yana da ilk kuartet çalışması olmasını ayrı not etmeli. “Birlikte olmak, maceracı, sofistike müzikler çalmamızı, kulağa hoş gelmemizi sağlıyor. Müzisyenlerin birbirini tanımaması savunmacı (muhafazakâr) bir icraya yol açar, hata yapmamak için çalmayı tercih ederler” diye açıklıyor Marsalis. “Sofistike müzikten hoşlanıyorum ve bu müziği tanımadığım insanlarla yaratamadım” diyerek albüme ve müziklerine dair en net tanımlamaları bizzat kendi yapıyor. Başta Branford Marsalis olmak üzere dördü de kariyerlerinin olgun dönemini yaşayan sanatçılar. Sofistike kompozisyonları besleyen ve dinleyicinin de müziğin içine gönül rızasıyla hapsolmasını sağlayan "Conversations Among the Ruins" gibi parçalarda beliren yoğun duygusal hatları oluşturmadaki başarıları onların bu çalışmalarını dünya üzerinde örnek gösterecek kadar kıymetli caz envanteri haline getiriyor.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 02 Mart 2019, Cumartesi



Bir basçı kimdir?


Bu soruyu günümüzün önde gelen basçılarından Larry Grenadier kendine soruyor. Yeni albümü “The Gleaners”ı yayınlayan sanatçı albümün adını Agnes Varda’nın “The Gleaners and I” isimli filminden esinlenmiş. Sanatçı, solo kontrbas albümü yapmak için yola koyulduğunda kendine bir basçı olarak kim olduğunu sormuş. Bu sorunun ardından başta erken dönem ikonu Oscar Pettiford olmak üzere Gershwin, Coltrane, Paul Motian, Rebecca Martin gibi isimlerin kompozisyonlarına eğilmiş. Bu kendi içine yönelik bakış dönemini takiben kaydettiği albümü için ‘bu bir ses ve tını arayışıydı’ diyor. Müzikal kimliğinin temelini oluşturan armoni ritm konularına yönelik arayış. Solo albüm zordur. Bas üzerine solo albüm daha da zordur. Grenadier’nin bu zorluğun içinden geçerken kendi kimliğine yönelik felsefi sorularla yüzleşmesi, bir sanatçı ve profesyonel olarak bunu yapması hem bas repertuvarı için seçkin bir kayıt hem üst düzey bir sanat yapıtı demek oluyor.


Cazkolik.com / 23 Şubat 2019, Cumartesi



İlk parça sonunda yorgun düşebilirsiniz


Yeni albümlerde çok az blues albümü tavsiye ettiğimizin farkındayız, bizim için eksiklik, halbuki Türkiye’de iyi blues dinleyicisi var. Bir albüm olsun açığımızı giderelim, hem de yeni bir çalışma olsun. 68 yaşındaki Amerikan blues titanı Walter Trout yeni albümü “Survivor Blues”u yayınladı. New Jersey’li sanatçı John Lee Hooker, Big Mama Thornton, John Mayall gibi ustaların arkasında yıllarca nota çürüttükten sonra seksenlerin başında kendi adını duyurmaya başladı. Denir ki, John Mayall’ın kötü konserlerinin kurtarıcısı olarak nam salmış o vakitler. Danimarkalı bir konser organizatörü onun solo turne finansmanını üstlenmeyi kabul edince Trout da bugüne uzanan şöhretler merdiveninin yukarılarına tırmanma imkanı bulmuş.


Sanatçının 7 dakikalık dinleyeni terden sırılsıklam edecek “Me, My Gitar and the Blues” ile başlayan albümü “Survivor Blues” Trout’un sıradan bir blues albümü yapmamak için yola çıktığı projesi. Trout, arabaya bindiğimde dinlediğim bir blues radyo istasyonum var diyor, onları dinlerken kendine demiş ki burada dinlediğim ve herkesin yıllardır dinlediği bu şarkıların yeni versiyonlarını yapmama gerçekten ihtiyaç var mı? Böyle sormuş. Bu yüzden herkesin seveceği hitleri çalmak yerine zor, eski ve karanlıklar içinde kalmış şarkılara yönelmeyi tercih ettim diyor. Survivor Blues olayı böyle başlamış. Gerisi aşağıda albümün içinde saklı ama ilk parçanın sonunda yorgun düşebilirsiniz ona göre.


Cazkolik.com / 21 Şubat 2019, Perşembe



Hadi kanka gel bi albüm yapalım!


Diyeceksiniz ki, bu albümün yeni albümler arasında ne işi var. Haklısınız. Bu albümün yayınlanmasının üzerinden tam 62 yıl geçti ama bu albümlerin her yeni baskısı onları ne kadar sevdiğimizi yeniden hatırlamamıza neden oluyor.


“A Blowin’ Session” hardtop tarihinin kaydedilmiş en sert, en tempolu albümlerinden biridir, üstelik, içinde John Coltrane var. Karmaşık bir hikayesi yok albümün. Bu iki lider ismi tanıyanlar aslında tarzlarının pek de birbirlerine uygun olmadığını bilir. Griffin ve Coltrane teknik olarak ters sayılır. Albümün kaydını dinlediğinizde Griffin tarzının öne çıktığını, Coltrane’in mükemmel uyum sağlayıp atılan pasları voleden doksana çaktığını görürsünüz. Bir de şu var, müzisyenlerin henüz profesyonel dünyanın, kontrat maddelerinin altında ezilmediği, hâlâ arkadaş olduğu, yemeğe çıkacaklarsa bile menajerlerine sormaya gerek duymadıkları zamanlar bunlar. Griffin ve arkadaşları, kim onlar... trompette Lee Morgan, piyanoda Wynton Kelly, basta Paul Chambers ve davulda Art Blakey, onlara misafir olarak eşlik eden tenorcu Hank Mobley ve elbette Griffin ile Coltrane.


Griffin ile Mobley (belki yanlarında başkaları da var) Rudy van Gelder’ın stüdyosuna giderken ordan çıkan John Coltrane’i görüyorlar. Laflamalar derken Griffin hadi gel, bizimle çalar mısın diye soruyor Coltrane’e, tam kankalar, hatta koluna girip hadi hadi filan diyor, ve olaya bakın ki bu tarihi albüm böyle ayaküstü muhabbet sonucu ortaya çıkıyor. Gel de şu güzel tesadüfe bayılma...


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 16 Şubat 2019, Cumartesi



Bildiği dansları karnaval havasında, bir tür spazm gibi yeni albümde işlemeyi sevmiş


Yılın başında geldi davulcu Manu Katché’nin yeni albümü “The scOpe”. Yazılışı tam bu şekilde. Geniş bir çevre onu ısrarla caz müzisyeni kabul etse de o cazseverleri ters köşeye yatırmayı sevdi. Seksenlerden itibaren pop ve rock sektöründe iyi anılar biriktiren sanatçı yakın geçmişte ECM ile yaptığı anlaşma gereği bu firmadan dikkat çeken albümler yayınladı. Albümler straight caza yakın hatta yer yer avangart tınılara sahip olduğu için bu üst üste ECM albümleri dönemi bundan sonrası acaba böyle mi gidecek sorusunu sordurdu. Sanatçının yeni albümü “The scOpe” ile sorunun cevabını almış olduk. Firma değişti, sound da değişti. Manu Katché bildiğimiz pop ve rock sularına geri döndü. Zaten bu tarz sanatçıları ille caz ya da başka türle tarif etmek doğru değil, kendine has bir müziği var mı? Var, o halde işlem tamam!


Biz gelin müziğe bakalım... Bir kere, çarpıcı bir görseli var. Fotoğrafçı Arno Lam tasarlamış. Heykelsi büst görünümün üstüne bindirdiği efektler ve ‘African roots’ imâsı anlamlı görünüyor. Katché çocukken dans etmeyi severmiş, bildiği dansları bir karnaval havasında, bir tür spazm gibi yeni albümde işlemeyi sevmiş. Bu müziklerin sinyalini aslında bir önceki ECM albümünde sanki vermişti, kimi zaman tam bir smooth caz dinlermiş gibi hissediyorduk o albümde. Fildişi sahilindeki atalarını hatırladığını söylüyor. Yarattığı groove’u onların anılarıyla desteklemiş, davulun üzerine inşa etmiş, albümde sesiyle ona yardımcı olan Faada Freddy, Jazzy Bazz, Jonatha Brooke gibi isimler de Katché’nin diskografisinde aykırı bir yere düşmeyecek bu albümü tamamlamasında ona destek vermiş.


Cazkolik.com / 04 Şubat 2019, Pazartesi



Caz müzisyenleri dinleyene en iyi hangi duyguları aksettirir?


Caz müzisyenlerinin dinleyene aksettirmeyi başardığı en yoğun duygular arasında barış, eşitlik, adalet, özveri, huzur, neşe, zerafet gibi kavramlar ön sırada gelir desek herhalde kimse itiraz etmez. Kasım sonu yeni çalışması “Warriors for Peace”i yayınlayan davulcu E.J. Strickland albümüne verdiği isimden neyi kastettiği anlaşılıyor.


Geçen nisan Marsilya’da kaydedilen albüm Strickland’in turne dönemine denk geldi. Kaydı tipik bir balad albümü ya da benzeri tabirlerle sınıflandırmak yanlış olsa da sanatçının genel eğilimi kötülüğe karşı ortak tavır almak üzerine olduğu kendi beyanlarına yansıdığı gibi müziklerdeki sevgi, neşe ve zerafete de yansıyor.


Strickland, albümdeki müzisyenler için birbirimizle çaldığımız ilk albüm bu diyor ve ekliyor; saksofonda Godwin Louis hem harika bir müzisyen, hem harika bir insan. Tenor ve soprano Saksofon çalan Jure Pukl (Cazkolik notu: Bu sanatçıyı geçen sene en az iki çok iyi albümde dinledik, daha da gelecek, takibe alın) NY’dan takip ettiğim güzel bir müzisyen. Haber Gable yeni çalışmaya başladığım hassas ve heyecan verici bir piyanist. Müziğe olan sevgisi çalarken gerçekten hissedebiliyorsunuz. Josh Ginsburg ise inanılmaz bir duygusu ve ruhu olan bir basçıdır.


Bz cazseverler bu albümü dinledikten sonra iki açıdan mutlu oluyoruz, ilki, Strickland’in dediği gibi müzikler, ikincisi birçoğunu yeni tanıdığımız yeni müzisyenler. Bir taşla iki kuş.


Cazkolik.com / 31 Ocak 2019, Perşembe



Zarif ve incelikli kombinasyonlar


Akustik basın usta ismi Reggie Washington 2012’den bu yana iyi albümler çıkarmayı sürdürüyor. 2012’de “Freedom”, 2015’de “Rainbow Shadow”, 2017’de bu albümün Vol.2ncisini, geçen sene ise “Vintage New Acoustic” ile dörtlemeyi tamamladı. Albümlerinde John Coltrane’den Beethoven’a, Serge Gainsbourg’dan Marcus Miller’a değişken ve farklı sanatçı topluluğunun bestelerinden faydalandığı kadar kendi bestelerini de kaydetti.


Washington müzik için kendi cümleleriyle ‘geleneğe saygı gösterirken geleceğin yolunu açmak için yeni yollar kullanmaktan çekinmeyen sağlıklı bir müzik karışımı` ifadesini kullanıyor. Bu son albümü kastederek `müziğimi canlı ve güçlü tutabilmek için yetenekli ve seçkin müzisyenlerle birarada olduğumu hissediyorum` diye ekliyor.


Kim bu müzisyenler?


Birincisi elbet kendisi. Akustik basıyla enstrümanının üst tonlarını, titreşimlerini, nüanslarını ve muhtemel mizahını keşfetmekten mutlu bir sanatçı. Ayrıca, istisnai üç isim daha var. Gerçekten fantastik bir klavyeci olan Bobby Sparks ki ilk adını yakınlarda ölen Roy Hargrove’un RH Factor grubunda duyurmuştu, şimdi Snarky Puppy ile çalıyor. Belçikalı saksofoncu Fabrice Alleman lirik ve bulaşıcı bir soundu var ve davulcu E.J. Strickland ki o da keskin bir bileşen. Aynı zamanda Ravi Coltrane, genç Christian Sands ve Manuel Valera ile çalan bir usta. Bu albüm için caz, funk ve blues yeni bir ruhla karışmış hali diyebilirsiniz ama esas önemli olanın zarif ve incelikli kombinasyonlar olduğu gerçeğidir ki bunu bold olarak yazmakta fayda var.


Cazkolik.com / 26 Ocak 2019, Cumartesi



Dinleyeni büklüm büklüm eden caz organisti


Caz organisti Pat Bianchi’den üç yıl önceye ait son albümü Higher Standard’dan bu yana ses çıkmıyordu. Sonbaharda, In the Moment adını verdiği yeni çalışması yayınlanan Bianchi dünya üzerinde parmakla gösterilen klasman üstü isimlerden. Bianchi’nin orgundan çıkan ses altmışların saykodelik soundları gibi değil, daha kompleks, hızlandıkça virtüözitesinin coştuğu, dinleyeni kıvrandırarak yumuk yumuk hale sokan büyülü bir ses. Dedim ya, birinci sınıf bir müzisyen. Bu kaliteye klasik piyano eğitiminin etkisi bariz, saykodelik değil de akustik piyano sounduna sahip olmasının nedeni bu olsa gerek.


“In the Moment”da merak uyandıran konuklar var. Bunların başında vibrafoncu Joe Locke geliyor. Caz orgu ve vibrafon rüya ikili. İnsanı nasıl tahrik etmez ki. Hele böyle isimler. Sırf bu yanıyla bile albüm biricik özelliklere sahip. Yani bu iki adam. Yetmez, bir de gitarist Peter Bernstein var. Benim en sevdiğim tarz caz gitarın yaşayan en büyüklerden. Etti üç. Yetmez. Bir parçada da isimdaşı bir başka usta Pat Martino var. Bitti mi. Hayır. Geçen sene erken yaşta hayata veda eden ölümsüz şarkıcılardan Kevin Mahogany de bir şarkıda sesiyle eşlik etmiş. Muhtemelen yaptığı son kayıtlardan olmalı. Hatıra bakımından kıymetli ve elbette sesi önemli. Bu konuklara Paul Bollenback ve   gibi rhythm section adamlarını da ekleyince, hatıra yanıyla, başka albümlerde olmayan özellikleriyle, üst düzey icra kalitesiyle veeee benim çok sevdiğim, harikulade, salına salına çalınan “Blue Gardenia” yorumuyla mutlu saatler geçireceğiniz bir albüm işte, bir caz albümünden ne beklerseniz tamamına yakınını bulabileceğiniz bir kayıt. Beni dinleyin, ben de lafı uzatmıyım, hemen tıklayın.


Feridun Ertaşkan


Cazkolik.com / 18 Ocak 2019, Cuma


BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Feridun Ertaşkan

  • Instagram
  • Email

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.