İzleyen herkesin yılın en güzel konserlerinden biri olduğu konusunda hemfikir oldukları

İzleyen herkesin yılın en güzel konserlerinden biri olduğu konusunda hemfikir oldukları

İstanbul Caz Festivali’nde unutulmaz dünya prömiyeri...

"Sen de orada mıydın?"

Biz cazseverlerin referans konserlerinin en önemlilerinden biri Miles Davis’in 1989 yılında o zamanki adıyla Açıkhava Tiyatrosu`nda verdiği konserdir. O konserde hazır bulunma keyfini yaşayabilenler diğer cazseverlere “ben oradaydım, sen de orada mıydın?” diye sorarlar. “Evet ben de oradaydım” diyebiliyorsanız soruyu soran kişinin gözünde başka bir yerde olursunuz. Kısacası, cazseverler bizim mahallede ikiye ayrılır, Miles’ın o konserini görebilenler ve diğerleri. Kim ister ki diğerlerinden birisi olmak, madem cazcıyız cazca yaşarız ve Miles’ı bu ölümlü dünyada bir kere de olsa canlı olarak kendi ülkemizde görmüşüzdür.

7 Temmuz Perşembe akşamı Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde o unutulmaz konseri göremiyenler için bir kurtarma yazılısı yapıldı, cazın efsane isimleri Marcus Miller, Herbie Hancock ve Wayne Shorter, Miles Davis`in ölümünün 20. yılı için özel olarak hazırladıkları "Tribute to Miles" başlıklı projenin dünya prömiyerini İstanbulda gerçekleştirdi.

Bana göre bu konser de ileride “sen de orada mıydın?” diye birbirimize soracağımız konserlerden birisi olacak.

Miles aramızdan ayrılalı 20 yıl olmuş, ama dün akşam Marcus Miller hepimizin duygularını ifade eden şu sözleri söyledi: “Farkında bile olmadık, olmadık çünkü Miles müziği ile ruhu ile aramızdan hiç ayrılmadı ki” Yüce Atamızın dediği gibi bedeni toprak oldu ama caz müziğine kattığı herşey taptaze bizi aydınlatmaya devam ediyor."

Aradan geçen zaman boyunca bir şeyler değişmedi değil, Açıkhava Tiyatrosu`nun adı Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi oldu. Yukarıdan geçen yol artık trafiğe kapalı, konserler sırasında üst sıralarda oturanların kulaklarını okşayan mısırcıların. köftecilerin sesi artık yok, minibüslerin sesi duyulmuyor. Hala bir kaç kendini bilmez densiz içsede sigara artık “out”. Ama Miles hala “in”, öylesine “in” ki biz konserden bir saat önce kapıya vardığımızda İKSV yoğun istek üzerine artık merdivenlerde oturmak üzere biletler satmaya başlamıştı. Açıkhava hınca hınç dolu olduğuna göre dondurma ve su satanlar hariç 5 bin kişi dün gece caz hacısı oldu sayılır. Kim bilir bugünün dondurmacılarının arasından belki de yarının cazseverleri de çıkacaktır.

Marcus Miller, Herbie Hancock ve Wayne Shorter, günümüzün üç efsane ismi, her biri Miles’ın eskilerin tabiriyle rahle-i tedrisatından geçmiş isimler, kendi tabirleriyle "muhteşem İstanbul seyiricisi"ne, Miles Davis`in parçalarını kendi tarzlarıyla yorumladıkları eşsiz bir performans sundu. Marcus durumu şöyle özetledi: “Miles’ın parçalarını yeniden yorumlamadık, onları kendi anlayışımızla yepyeni bir kolajla sanki Miles’ın yaşamını anlatan bir filmin müzikleri gibi yeniden yorumladık. Miles’a da bu yakışırdı çünkü o tüm müzik yaşamı boyunca asla arkasına bakmadı, biz de bakmıyoruz, onun müziğini ileriye taşımaya devam ediyoruz.”

Saat 21.00’de başlayan konserde, piyanodaki Herbie Hancock, saksafondaki Wayne Shorter, bas gitar, doublebass ve bas klarnetteki Marcus Miller’a trompette Sean Jones ve davulda Sean Rickman eşlik etti. Konserde Miles Davis’in “Tutu”, “Time After Time”, “So What” gibi şarkıları seslendirildi. Ben önce büyük bir kolaj gibi çalınan müzikleri teker teker ayırmaya çalıştım ama sonra bunun da Miles’ın ruhuna aykırı olacağını düşündüm, bıraktım kendimi müziklerle akıp gittim. 22 yıl öncesine gittim, ilk defa Miles’ı gördüğümde hissettiğim şaşkınlığı hatırladım, sahnede son derece içine kapanık duran bir utangaç adam vardı, inanılması güçtü ama efsane işte o ufak tefek adamdı. Hepimiz nefesimizi tutmuş onu dinlemiştik. Dün gece de böyle oldu, bir yerlere gittik ve geldik. Olağanüstü büyülü bir gece oldu. Bugün telefonla konuştuğum bir çok arkadaşım dün gece orada olduklarını söylediler. Kimse artık bir fars haline dönmüş olan meclisteki yemin krizinden, şike festivalindeki tutuklamalardan, dış ticaret açığından bahsetmedi. Miles bir gece için bile olsa bizi dertlerin hiç var olmadığı bir aleme götürmüştü.

Bir önemli şeye daha değinmem gerekiyor...

Dünya prömiyerini İstanbul Caz Festivali kapsamında yapan “Tribute To Miles” projesi, Temmuz ayı boyunca Avrupa’da aralarında Umbria, North Sea, Montreux, Jazz a Vienne gibi önemli festivallerin de bulunduğu sekiz konserle izleyicilerle buluşacakmış. Ekip, prömiyer öncesinde 4 gün boyunca yaptığı provalarla bu özel turneye İstanbul’da benim okulum Robert College’de hazırlanmış.

Peki kurtarma yazılısında kimler notunu yükseltti, kimler çaktı?

Sigara içenler, evinde tek bir Miles Davis albümü çıkmayanlar, konserin ortalarında tüyenler, laf olsun torba dolsun diye gelenler çaktı.

İKSV A+ alarak cazseverlerden tam not aldı. Konseri içtenlikle dinleyenler, ruhlarında bir şey titreyenler, konserden çıkar çıkmaz evdeki Miles Davis albümlerini kucaklayanlar, gece boyunca herşeyin iyi gitmesi için çırpınan İKSV ekibi, ekibin gençleri, yarının caz severleri olup da bu tutkuyla dün gece tanışan su satıcıları da geçer not aldılar.

Yıl 2021, iki cazsever konuşuyor, “Ben oradaydım, sen de orada mıydın?” Diğeri soruyor, “Hangisi, birincisi mi ikincisi mi?” ve Miles cevap veriyor:

“Her ikisi de olur dostum, yeter ki benim sizlere bıraktığım mirasın anlamını unutmayın, cazı her zaman ileriye götürün”

Teşekkürler Zorlu Grubu, Garanti Bankası, ellerinize sağlık İKSV`li dostlar, ellerinize sağlık....

Tunçel Gülsoy
tuncelgulsoy@cazkolik.com
09 Temmuz 2011, Cumartesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN


Tunçel Gülsoy

  • Instagram
  • Email

YORUMLAR

  • Yavuz Oğuz
    2011-07-09 18:39:41

    Evet , bende oradaydım... :)89 yılında olduysa 22 yıl olmuş. Çok güzel bir yazı, eline sağlık.

Yorum Yazın

Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.