Fransız trompetçi Jean-Loup Longnon sevgili Tunçel Gülsoy'a çok benziyor. Fotoğrafını görünce 'ikizim varmış' demişti. Edebiyat ve müzikle dolu bir ailede 1953 yılında dünyaya gelen piyanist, vokalist, besteci, aranjör ve orkestra şefi ünlü müzisyen gençliğinde Dizzy Gillespie dinleyerek caza hayran olmuş bir sanatçı. Bir diğer hayranlığı da İstanbul olmalı. 1982 yılında Boris Vian, 1991'de Django Reinhardt ve 2010 yılında Django D'Or ödülü alan usta sanatçı özellikle big band müziği konusunda oldukça hassas. Nitekim, bu haberde adı geçen albümü "Istanbounce" da tam bir big band kaydı. Bizim burada az olan çeşidinden, sağolsun Longnon bizim için bir İstanbul albümü yapmış.
Jean-Loup Longnon Big Band’in "Istanbounce" albümü de tam da başlıkda yazdığı gibi bir çalışma
'Bounce' sıçramak türü bir fiil. Sıçrayan, zıplayan, daha zorlarsak eğer kullanımına göre canlı, dinamik, yerinde duramayan gibi anlamlara gelebilir. Besteci, orkesta şefi ve müzisyen Jean Loup Longnon İstanbul üzerine kurguladığı albümüne birleşik bir isim vermiş; Istanbounce. Okay Temiz vari bir isim bulmak istesek eğer 'İstanbul Sıçraması' demek mümkün. Mesele anlaşılmıştır sanırız.
20 Haziran 2025’te Continuo Jazz firmasından çıkan, 16 parça ve 76 dakikayı aşan albüm, Fransız trompetçi, besteci, aranjör ve orkestra şefi Jean-Loup Longnon’un yeniden kurduğu big band’inin ilk büyük kaydı olarak öne çıkıyor.
Albümün merkezinde yer alan üç bölümlü "Istanbounce" bestesi ise doğrudan İstanbul’dan ilham alıyor.
Jean Loup Longnon’un İstanbul hikâyesi yeni değil
Sanatçı bu sene verdiği bir röportajda, o tarihte henüz kaydetmediği "Istanbounce" üzerinde çalıştığını ve bestede caz orkestrası ile klasik müzik anlayışını buluşturduğunu anlatıyordu. Hatta eserin ortasında big band’i bir senfoni orkestrası gibi ele alarak, gerçekte yaylılar bulunmadığı halde yaylıların duyulmasını sağlayan bir orkestrasyon kurduğunu söylüyordu. Yıllar sonra albümde yerini bulan eser, böylece Longnon’un uzun süredir üzerinde çalıştığı senfonik caz yaklaşımın İstanbul üzerinden somutlaşmış hali oluyor.
Albümün üç bölümlü “Istanbounce” süiti; "Lumières", "Byzance" ve "Back to the Future" çalışmanın kalbinde yer alıyor
Fransız caz basınında albüm üzerine yapılan değerlendirmelerde bu bölüm, Doğu ile Batı'yı buluşturan, İstanbul’un farklı yüzlerini hızlı tempolar, karmaşık kontrpuanlar ve sürekli değişen orkestral renklerle anlatan katmanlı bir kompozisyon olarak öne çıkarılıyor.
Özellikle üçüncü bölümün adının "Back to the Future" olması da Longnon’un İstanbul'a yalnızca tarihsel bir şehir olarak değil, geçmiş ile gelecek arasında yaşayan bir kültürel organizma olarak baktığını düşündürüyor bize.
"Istanbounce" yalnızca başlık parçasından ibaret değil
Longnon’un repertuvar seçimleri albümün dünyasını genişletiyor: Gilbert Bécaud’nun “L’Important c’est la rose”u, Sammy Nestico’nun “Fun-Time”ı, Boris Vian/Jimmy Walter’ın “On est pas là pour se faire engueuler”ı, Gershwin’in “Our Love Is Here to Stay”i, Miles Davis’in “Four”u ve Billy Strayhorn’un “Lush Life”ı aynı orkestral çatı altında buluşuyor. Bunun yanında, Longnon’un Monastiraki, La Rue de la Liberté, Encore du Bop ve üç bölümlü L’Heure d’Été gibi kendi besteleri de yer alıyor. Dolayısıyla bu albüm, klasik big band repertuvarının yeniden yorumlanmasıyla yeni bestelerin yan yana geldiği geniş bir panoramaya dönüşmüş durumda.
Longnon’un müzikal kişiliğini de vurgulamak gerekiyor
Kariyerinin merkezinde bebop ve big band geleneği bulunan sanatçı, zaman içinde caz ile senfonik müzik arasındaki ilişkiyi daha yoğun merak etmiş bir besteci. TSF Jazz’ın 2025'teki programında da Longnon’un en büyük heyecanının big band’in gücü olduğu ve yeni orkestrasını yeniden kurduğu belirtiliyordu. "Istanbounce" tam da bu tutkunun sonucu: kalabalık bir orkestranın yalnızca ses yüksekliğiyle değil, katmanları, kontrpuanları, renkleri ve ritmik hareketliliğiyle neler yapabileceğini gösteren bir albüm.
Albümün dikkat çekici bir başka tarafı ise Longnon’un İstanbul'a yaklaşımında ortaya çıkıyor
"Istanbounce", İstanbul'u egzotik bir dekor olarak kullanmaktan ziyade, farklı müzikal dillerin yan yana gelebildiği bir şehir fikrinden hareket ediyor. Zaten Longnon’un daha önceki çalışmalarında da Akdeniz coğrafyası ve klasik müziğe yönelik ilgisi görülüyor; Cyclades projesinde caz orkestrası ile senfoni orkestrasını aynı yapıda buluşturmuştu. "Istanbounce" ise bu arayışın başka bir coğrafyada, İstanbul'un çok katmanlı tarih ve kültür atmosferi içinde yeniden kurulması gibi okunabilir.
Üstelik albüm yalnızca eleştirmenlerin ilgisini çeken bir big band çalışması olarak kalmadı. Académie du Jazz'ın 2025 Jazz Héritage Ödülü'nü "Istanbounce" kazandı. Ödül, 2026 Mart ayında açıklanan sonuçlarda duyuruldu; Longnon Big Band böylece klasik caz mirasını yaşatan yılın öne çıkan kayıtlarından biri olarak değerlendirildi. Albüm daha önce aynı kategoride finalistler arasında da yer almıştı.
Cazda büyük orkestraları bugün hâlâ yeni hikâyeler anlatabilir mi?
"Istanbounce" bu soruya güçlü bir biçimde “evet” diyor. Çünkü Longnon burada geçmişin big band dilini korurken onu İstanbul gibi tarih, dinamizm, mücadele ve değişim/dönüşüm üzerine kurulu bir şehrin fikriyle buluşturuyor. Sonuçta ortaya yalnızca Jean-Loup Longnon’un yeni albümü değil, bir Fransız caz bestecisinin İstanbul’a bakarak yazdığı 76 dakikalık büyük bir şehir portresi çıkıyor. İsmi gibi, müziği de iki şeyi aynı anda taşıyor: İstanbul ve bounce.
Albüm: ISTANBOUNCE
Sanatçı: Jean-Loup Longnon Big Band
Firma: Continuo Jazz
Çıkış Tarihi: 20 Haziran 2025
Süre: 76:15
Ödül: 2025 Académie du Jazz – Jazz Héritage
Cazkolik.com / 18 Eylül 2026, Cuma
Siz de yorum yazarak programcımıza fikirlerini bildirin. Yorumlar yönetici onayından sonra sitede yayınlanmaktadır. *.